"Türkiye Türklerindir +40" Bloguna Hoş geldiniz!!!

Ey Türk Milleti!
Birinci vazifen seni İslamcılık ve Türkçülükle benliğinden koparan, Araplaştıran din, devlet, ticarette sana yer vermeyen, seni küçük dereceli askeri görevlere vererek ölüme süren, sana hocalık, başbuğluk eden hainlere giydirdiğin tacı geri almaktır. Bunu yapabilmen için seni uyandıracak her türlü bilgi ve belge mevcuttur. Ya özgürlüğünü kazan ya da öl. Kölelikle atalarının kemiklerini sızlatma. Arap Rumların ırkçı kinci ensest sapık dinlerinden çık. Kurtuluşun başlangıcı burasıdır. Aklen kurtulmadıkça saltanatın da olsa kölesindir unutma. Sen özgür birey olmadıkça kardeşliğin önemi yoktur. Devletin her yüksek kademesine göz dik yerini al. Tırsma. Çabala, savaş ve kazan! Birlikte yaşadığın kavimlerle kardeşlik o zaman daha güzel olacaktır. Alaeddin Yavuz

Tarih boyunca atalarımız günümüzdeki kadar, her türlü bilgiye ulaşabilecek böyle bir çağ yaşamadılar.
Bizler tümünden şanslıyız. Buna dayanarak, blog içerikleri binlerce yıldır doğru bilinenleri sorgulamaktadır.
İster bu bloğda, ister okulda, camide veya başka yerde hiçbir yazılanı, öğretileni “sorgulamadan, araştırmadan” doğru kabul etmeyiniz!
Vatan-Millet davası,hiçbir kurum veya kuruluşa havale edilemez, milletçe sahiplenilmedikçe hiç bir dava milli değildir.
Davasına sahip çıkmayan halk da millet değil sürüdür. Adilyargıç/Keykubat.

Blog yazılarının telif hakları-copyright © “adilyargic; adilyargicc; keykubat.blogspot.com ve keykubat.blogcu.com” rumuzlarıyla yazan Alaeddin Yavuz’a aittir.
Hala okumak istiyorsanız buyurunuz.

Saygılar, sevgiler!

Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul, Kartal, Turkey
KENDİLERİ İÇİN PLAN YAPMAYAN MİLLETLER, BAŞKALARININ KENDİLERİ İÇİN YAPTIKLARI PLANLARA RAZI OLURLAR.Keykubat- ATATÜRK'TEN SONRA ÜLKEMİZDEN TÜRK ve MÜSLÜMAN HALKLAR İÇİN PLAN YAPAN ve EZİLEN HALKLARA ÖNDER OLACAK SİYASET İZLEYEN BİR LİDER ÇIKMAMIŞ, ARDILLARI,ONUN İZLEDİĞİ ANTİ EMPERYALİST SİYASETİ TERK ETMİŞ,DEVLETİ AB-D KUCAĞINA ATMIŞ VE ONLARA BAĞLILIĞI ATATÜRKÇÜLÜK SAYMIŞ,HALKIMIZIN DİNİ VE IRKİ DEĞERLERİNİ AŞAĞILAYARAK TAHRİK ETMİŞ, KADEMELİ OLARAK HALKIMIZI HIRİSTİYANLAŞTIRMAK İÇİN DIŞ GÜÇLERCE GİZLİ-AÇIK DESTEKLENEN SAPIK DİNCİ YAPILANMALARI GÜÇLENDİREREK,İKTİDARA TAŞIMIŞ,IRK,MEZHEP BAĞLAMINDA KARŞILIKLI DÜŞMANLIKLAR YARATMIŞ, ÜLKENİN KAYNAK VE SERMAYESİNİ YABANCILARA PEŞKEŞ ÇEKMİŞ,YUKARIDA SAYILAN AB-D PROJELERİNE GÖRE ASKERİ DARBELERLE KENDİ MİLLETİNİ SİNDİREREK BÖLÜNMENİN YAŞANDIĞI BÖYLE GÜNLERDE BİLE TEPKİSİZ KALMASINI SAĞLAYAN KORKU ORTAMINI HAZIRLAMIŞ,BENZER MUHTELİF İHANETLER İÇİNDE BİR ŞEKİLDE YER ALMIŞLARDIR.İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ GÜNÜN DURUMU BUDUR-Keykubat İNSAN,PRANGA VURULMAKLA,KIRBAÇLANARAK ÇALIŞTIRILMAKLA ESİR OLUR.ESİRLİĞİ YAŞAM BİÇİMİ OLARAK BENİMSERSE KÖLE OLUR. VATANINIZA,DEĞERLERİNİZE,ÖZGÜRLÜĞÜNÜZE SAHİP,HER TÜRLÜ EMPERYALİZME KARŞI ÇIKIN!!! Keykubat

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Translate

Bu Blogda Ara

4 Şubat 2017 Cumartesi

AKP TROLUNUN BANA ATTIĞI İFTİRALARA CEVAPTIR.

AVRUPA BİRLİĞİ DESTEKLİ LGTB SİYASETLERİMİZ.


Bir AKP’li vatandaş olduğunu iddia eden birisi, bloglarımın linklerini alarak hakkımda adli mercilere şikayette bulunmuştur.
Cumhuriyet savcılığı da yayın yaptığım ilgili blog adreslerinden derlediği bilgilerle bana ulaşmış ve AKP’li trol şahsın yazılarım hakkındaki şikayetlerine istinaden ifademi almıştır.

Yazdığım yazılarımda zaten kaynaksız, delilsiz, resimsiz yazım olmadığından sadece bu yazıları yazmaktaki amacım sorulmuş, dini konularda İslam’a karşı yürütülen eşcinsel, pedofili suçlamalarına Diyanetin hiçbir yanıt vermemesi üzerine yazmaya başladığımı örnekleriyle izah ettim.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve başbakan Ahmet Davutoğluna da “Avrupa Birliği dayatmalarıyla üniversitlerde LGTB DERNEKLERİ kurduğunu ve cinsel sapıklığı yaymakla suçladığımı da iddia etmiştir. Oysa bütün yazılarıma bu iddiaların belgeleri, linkleri bulunmaktadır.

Savcılık dönüşü yazılarıma baktığımda yararlandığım bir çok haber sitesinin linklerinin körelmiş olduğunu fark ettim. Binlerce yazım bulunduğundan hepsini sürekli denetlememenin olanaksız olması yanında 2011 yılına kadar engellemeler, tehditler ve blog kapatmaları yüzünden aylarca giremediğim için yazılarımın ne durumda olduğunu da takip edemediğim gibi birkaç yazımda verdiğim adların ve rakamların, olayların akışlarının farklı şekilde değiştirildiğini, kaynak aldığı resmi yabancı internet sitelerine girişin engellendiğini veya kitap alma şartı getirildiğine tanık oldum ve bunları da yazdım.

Ben ne Recep Tayyip Erdoğan ne A.Davutoğlu ne de yerine geçn ve geçecek olanların şahırlarını ve partilerini asla hedef almadım.

Hedef aldığım, ülkemizin dünya siyasetindeki yeri, büyük devletlerin ülkemiz ve bölgemiz hakkında yazdıkları projeleri ile bunları gerçekleştirmek için kimleri nasıl seçtiklerini yazdım. Bunu da siyasi kişi ve kurumların yaptıkları işleri, temsilcilerinin kendi sözleriyle kanıtladım.

Onların sözlerinden yola çıkarak araştırmalar yaptım ve edindiğim bilgilere göre sonuçlarını yazdım.

Bunun tek sebebi de siyasi kurumlar ve kuruluşlardır.

Veriyi onları veriyor, devlet ve milletin kaderlerine hükmediyorlar. Bu durumda halkın da onlar hakkında bilgi edinme, araştırma, sorma, cevap bekleme hakları vardır.

Tamamen, "fikir ve ifade özgürlüğü" çerçevesinde olan yazılarıma yapılan AKP'li maaşlı trol adı verilen şahıslardan olması muhtemel şahısların şikayetlerini 60'a yaklaşan yaşım ve memuriyet hayatım boyunca da ne gördüm ne de duydum.

Şiir okumaktan tutuklandığı için hala bunun mağduriyetini kullanan bir şahsı bu halk en yüksek merciye diploması olmamasına rağmen güvenip getirmiş, o ise halkın yarısını bir yarısına ajan haline getirip, karpuz gibi tokuşturmakta, devletin ve milletin birliğini tehdit etmektedir.

Özellikle belirteyim ki asla kimseye iftira atma huyum yoktur. önce AKP bir Amerikan projesidir ve Recep Tayyip Erdoğan, ABD eski Gnl.Kurmay Bşk. II.Bush hükumetinin Savunma bakanı Colin Powel'dan ülkemizde iktidara geçmek için  yardım dilenen mektup yazmıştır. Siyasi Vatan Partisince yapılan bu iddiaya elan cevap vermemiştir.
Onu iktidara hazırlamak için 28 Şubat olayı da tezgahlanmıştır diyen bir belge daha.


AKP'NİN KURUCULKARI BUNU DA İTİRAF ETTİLER.
"AKP BİR AMERİKAN PROJESİDİR.


LGTB faaliyetlerinde Avrupa birliği ve özellikle Aralık 2002’den itibaren AKP destekleri ile AKP öncesi kılını kıpırdatamayan LGTB derneklerinin gelişimini kendi sitelerindeki yazılardan daha 1993’de A.B. Parlamentosunun LGTB konusunu Türkiye ilişkilerine eklediğini önce okuyalım;





Aşağıdaki yazının yayınlandığı internet sitesinin resminden sonra aynı konuları okuyalım;

“ÖZETLE; LAMBDAİSTANBUL NE YAPTI?


1993’te, Türkiye’de ilk defa, uluslararası bir eşcinsel etkinliği düzenleme girişiminde bulundu. Etkinliklere katılmak üzere Türkiye’den pek çok aydın ve sanatçı ile anlaşıldı. Yurtdışındaki birçok eşcinsel organizasyonun temsilcileri ile yabancı milletvekilleri de etkinlik sebebi ile Türkiye’ye geldi. Türkiye’nin gündeminde ilk defa böyle bir konu geniş biçimde yer aldı. Etkinlikler başlangıç tarihine bir gün kala valilik tarafından yasaklandı. Etkinliklerin yasaklanmasından sonra, uluslararası girişimler sonucu, Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Komisyonu, Türkiye raporuna, eşcinselliği de ekledi. ABD kongresinden Türk hükümetine protesto notaları çekildi….” http://www.lambdaistanbul.org/s/hakkinda/ozetle-lambdaistanbul-ne-yapti/

Kaynaklara devam edelim;

2001’den 2015’e AKP’in LGBTİ Tarihi


“Hakları yasal güvenceye alınmalı”dan anayasaya cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği eklenmesini engellemeye ve “Lut kavmi” ifadeleriyle doğrudan hedef göstermeye… KAOS GL, AKP’nin 2001’den 2015’e LGBTİ tarihine baktı.

İstanbul - BİA Haber Merkezi26 Eylül 2015, Cumartesi 00:00


AKP’nin iktidara gelmeden önce 2001 yılında “eşcinsellerin kendi hak ve özgürlüklerinin yasal güvence altına alınması” gerekiyor bakışından anayasa tartışmalarında “bu yüz yılın meselesi değil” yaklaşımına, oradan da “ahlaksızlık” olarak itham edilmesine kadar süreci KaosGL derledi.

Adalet ve Kalkınma Partisi 14 Ağustos 2001'de sosyal muhafazakâr Türk siyasî partisi olarak kuruldu. İktidara geldikleri ilk dönemde ılımlı bir siyaset çizen AKP hükümeti LGBTİ konusunda da demokratik ve hak temelli olacağını ileri sürdü. Recep Tayyip Erdoğan, Abbas Güçlü ’nün bir programında gelen bir soru üzerine, “Eşcinsellerin kendi hak özgürlükleri çerçevesinde yasal güvence altına alınması şart” cümlesini kullandı.,

* Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Mahir Ünal, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a, “Selahattin Demirtaş’a buradan soruyorum. HDP’li 1. sıra milletvekili bir adayı iktidara geldiğinde ya da iktidar ortağı oldukları takdirde eşcinsel evlilikleri serbest bırakacağız açıklaması hakkında ne düşünüyor?” dedi. (21 Mayıs 2015)

* Burhan Kuzu: “HDP’den bir vaat daha: Eşcinseller Türkiye’de evlilik yapabilecekler. Sandığa gittiğimizde mührümüzü vururken bu vaat de aklımıza gelmeli.” ( 25 Mayıs 2015,)
http://bianet.org/biamag/lgbti/167837-2001-den-2015-e-akp-in-lgbti-tarihi


Kızlı-erkekli ev tartışmasında eşcinsel evlilik örneği

Yasada suç olmayan bir şeyin ‘suç’ olması için yasal düzenleme yapılması gerektiğini söyleyen AK Partili İdris Bal, demokrasilerde yasaların Meclis onayıyla yapıldığını hatırlattı. Birinci sınıf demokrasilerde evrensel standartlar olduğunun altını çizen Bal, “Şu anki dünya konjonktürüne bakıldığında böyle bir düzenlemeye Avrupa Birliği’nin soğuk bakacağını düşünüyorum. Bunu nereye bağlayacaksınız? Zinanın suç olup olmamasıyla alakalı... Yakında ilerleme raporu yayımlanacak. Dünya ne der? Türkiye’ye bakış açısından tartışma getirir. Birinci sınıf demokrasilerde böyle şeyler yoktur” ifadesini kullandı.
Radikalleşme imajı
Türkiye’nin ‘kültürel değerleri’ açısından bakıldığında buna ‘hoş’ diyenin seyrek çıkacağını belirten Bal, “Ailelerin kabul etmemesi ayrı, devletin yasal düzenleme yapması ayrı konu. Ahlaki değerler ile hukuki kurallar farklıdır. Şu anki yasalarda suç olmayan bir fiil ancak ahlaki çerçevede değerlendirilebilir” dedi.

Bir şeyin tartışılması ile adım atılmasının ayrı şeyler olduğunu söyleyen Bal, ‘radikalleşme imajı’ endişesini de dile getirdi: “Gezi olaylarından beri Avrupa’da ‘Türkiye radikalleşiyor mu’ diye bir şüphe var. O çerçevede bunun çok yanlış yere çekilebileceğini düşünüyorum,”

Yasal bir düzenlemenin öğrenciyle sınırlı kalmayacağını söyleyen Bal, sözlerine şöyle devam etti:

“Zaten üniversite öğrencisi 18 yaşından büyüktür. Çocuk muamelesi yapamayız. Toplumda sadece öğrenci evleri değil, bütün nikâhsız birlikteliklerle ilgili tartışma başlatır. Sayın Başbakan’ın 2-3 gün içinde açıklık getireceğini düşünüyorum. Bazen kısa cevaplar verilirken murat edilen söylenmemiş olabilir. ”

ABD Harvard Üniversitesi’nde ziyaretçi hoca olarak görev yaptığı sırada Boston’da eşcinsel evliliklerin yasalaştığını söyleyen İdris Bal, gelişmeleri şöyle aktardı:

“Diğer eyaletler kabul etmedi. Kilise, üniversiteler, medya, siyasetçiler çok tartıştı. Ben tartışmanın bir sıkıntı olmadığını düşünüyorum. Belki Sayın Başbakan tartışılmasını istemiş de olabilir. Onun adına konuşmak istemem. Çok gerekli bir tartışma olduğunu düşünmüyorum. Ama bir şekilde başlamış.”

İdris Bal, “Türkiye’de de eşcinsel evlilikleri tartışılabilir mi?” sorusuna da şu yanıtı verdi:

“Tartışılır tabii. Bunu (kız-erkek karışık evler) tartışan onu da tartışır. Tartışılması ayrı, tasvip edilmesi ayrı, uygulanması ayrıdır. Önemli olan belli bir kanaatin ağır basıp yasal hale gelmesidir. Ahlaki olarak eleştirebilirsiniz, ama suç olmadıktan sonra nasıl engel olacaksınız?”

AKP'li vekil sapkınlığın korunması toplantısında!!!

AK Parti Milletvekili Nursuna Memecan CHP Milletvekili Binnaz Toprak ile birlikte GBTİ (lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel, interseksüel) Dâhil Olmak Üzere Hassas Grupların Korunması” seminerine katıldı.

20 -21 Kasım tarihlerinde Arnavutluk’un başkenti Tiran’da AB Parlamentosu tarafından düzenlenen “Temel Haklar, Ayrımcılık Yasağı ve LGBTİ (lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel, interseksüel) Dâhil Olmak Üzere Hassas Grupların Korunması” seminerine CHP Milletvekili Binnaz Toprak ile katılan AK Parti Milletvekili Nursuna Memecan'a tepkiler yağıyor.

Allah'ın lanetlediği bir eğilim olan sapkın eşcinsel tercihlerin, "hassas grupların korunması" adı altında değerlendirildiği bir toplantıya bu vekili kim gönderdi?
Şimdi Genel Başkanın ve parti ileri gelenlerinin tavrının ne olacağı konuşulmalı değil mi?
AB’ın Tiran’da düzenlediği eşcinsellerin korunması seminerine parti görevlendirmesi dışında kendi isteğiyle katılan Nursuna Memecan, “Eşcinseller de imam olabilir” diyerek saçmaladı.


AK Parti Sivas Milletvekili Nursuna Memecan, AB Parlamentosu tarafından 20-21 Kasım tarihlerinde Arnavutluk’un başkenti Tiran’da düzenlenen “Temel Haklar, Ayrımcılık Yasağı ve LGBTI (lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel, interseksüel) Dâhil Olmak Üzere Hassas Grupların Korunması”seminerine katılmasını eleştirenlere tepki gösterdi.

MEMECAN: KENDİ İSTEĞİMLE KATILDIM
Gazetemizin sorularını cevaplayan AK Parti Sivas Milletvekili Mesude Nursuna Memecan, eşcinsellerin korunması seminerine partisinin görevlendirmesi ile değil kendi rızasıyla katıldığını açıkladı. Toplantının Avrupa Birliği Parlamentosu’nun organizasyonuyla yapıldığını belirten Memecan, “AB Parlamentosuyla yakın ilişkilerimiz var. Bu toplantıya katılmamızdan daha normal bir şey olamaz” ifadelerini kullandı.

EŞCİNSELLER DE İMAM OLABİLİR
“Başörtülüler nasıl hakimlik yapıyorsa eşcinsellerin hakimlik yapmasına da itirazım olmaz” şeklinde konuşan Memecan, sözlerini şok ifadelerle sürdürdü: “İmam olacaklarsa imam olurlar. Eğer iyi bir imamsa, dini iyi anladıysa ve anlatabiliyorsa olsun. İnsanların işine bakalım”
Memecan, “Peki ama İslam dini eşcinselliği bir sapkınlık olarak ifade ediyor. Buna ne dersiniz?” sorumuza ise; “Bakın sadece bizim dinimizde değil diğer dinlerde de eşcinselliği normal olarak kabul etmiyor. Tamam dinde öyle. Olmazsa olmaz o zaman. Yani olamıyorsa olmaz. Eğer bu durum dine aykırılık teşkil ediyorsa olmaz. Ama dinin gereklerini ve gerekçelerini anlatabiliyorsa olur. Bakın sadece eşcinseller değil, kim kendine ayrımcılık yapıldığına inanıyorsa ben onların yanında olmaya devam edeceğim” şeklinde cevap verdi.
TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyelerinden AK Partili Mehmet Metiner ile Ziver Özdemir ve Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi MHP’li Ruhsar Demirel seminere katılmazken, CHP İstanbul Milletvekili Binnaz Toprakve AK Parti Sivas Milletvekili Nursuna Memecan seminere iştirak etmişti.

Özetle; Lambdaistanbul Ne Yaptı?
08/11/2013 02:00
A+ A-

İdris Bal, 'Gezi' çıkışının ardından kızlı-erkekli evler tartışmasında da farklı bir yorum yaptı: Öğrenci evlerini tartışan, eşcinsel evlilikleri de tartışır.
Haber: TARIK IŞIK -tarik.isik@radikal.com.tr / Arşivi
Gezi Parkı olaylarında AK Parti ’nin ‘stratejik hata yaptığını’ söyleyerek parti içinden tepki çeken AK Parti Kütahya Milletvekili İdris Bal, ‘kız-erkek karışık evler’ polemiğiyle ilgili de dikkat çeken açıklamalar yaptı. ABD ’de eşcinsel evliliklerinin bazı eyaletlerde ‘yasal’ olduğunu hatırlatan İdris Bal, Türkiye ’de de bu evliliklerin tartışılabileceğini söyledi. http://www.radikal.com.tr/turkiye/kizli-erkekli-ev-tartismasinda-escinsel-evlilik-ornegi-1159634/

AIDS Savaşım Derneği İstanbul (A.S.D.) için Türkiye’nin ilk ‘Erkekler İçin Güvenli Seks broşürü’ yazıldı, tasarlandı ve baskıya hazır hale getirildi.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) maddî destek verdiği ve A.S.D. ile birlikte yürütülen bir eğitim ve araştırma projesinin sonucu olarak, “AIDS Hakkında Bilmek İstemediğiniz Her şey” kitapçığı hazırlandı ve basıldı. Çeşitli etkinliklerde dağıtıldı, Kaos dergisi ile birlikte verildi ve hâlâ dağıtılmaya devam ediyor.


27 Eylül 1998’de Kaos GL, Sappho’nun Kızları, Bursa Spartaküs ve Almanya Türk Gay’in de katılımıyla Türkiyeli Eşcinsellerin İlk Buluşması; İstanbuluşma gerçekleştirildi. Bu buluşmalar 2004 yılına kadar altı ayda bir Ankara ve İstanbul’da dönüşümlü olarak sürdürüldü. Toplantılar başta olmak üzere, yemek, kokteyl, film, piknik, parti gibi etkinliklerin de düzenlendiği buluşmalar Türkiye’deki eşcinsel hareket bileşenlerinin ve eşcinsel bireylerin bir araya gelerek tanışma, tartışma platformu oldu. 1999 Ocak ayında eşcinsel destek telefon hattı projesi hayata geçirildi.

LGTB faaliyetlerinin Üniversitelere girmesi ve yasal statü kazanması AKP dönemindedir;

1993’de kurulan ilk Gay derneğinin ardından engellemeler ile karşılaşan LGTB’ler özgürlüğü AKP döneminde yakalamışlardır.

AKP DÖNEMİ LGTB FAALİYETLERİ
Alıntıdır;
ÖZETLE; LAMBDAİSTANBUL NE YAPTI?

1993’te, Türkiye’de ilk defa, uluslararası bir eşcinsel etkinliği düzenleme girişiminde bulundu. Etkinliklere katılmak üzere Türkiye’den pek çok aydın ve sanatçı ile anlaşıldı. Yurt dışındaki birçok eşcinsel organizasyonun temsilcileri ile yabancı milletvekilleri de etkinlik sebebi ile Türkiye’ye geldi. Türkiye’nin gündeminde ilk defa böyle bir konu geniş biçimde yer aldı. Etkinlikler başlangıç tarihine bir gün kala valilik tarafından yasaklandı.

Etkinliklerin yasaklanmasından sonra, uluslararası girişimler sonucuAvrupa Parlamentosu İnsan Hakları Komisyonu, Türkiye raporuna, eşcinselliği de ekledi. ABD kongresinden Türk hükümetine protesto notaları çekildi. (Amerika Birleşik Devletleri "ABD" ve Avrupa Parlamentosunun destekleriyle LGTB faaliyetlerine izin verilmesi ve eşcinselliğin yayılmasının belgesi bu ifadedir. Alaeddin Yavuz)

Kurulduğu 1993 yılında ILGA (Uluslararası Lezbiyen ve Gey Derneği) üyesi oldu.

AİDS ve cinsel sağlık konusunda eşcinsel bireyleri bilinçlendirmek adına birçok faaliyette bulundu. Lambdaistanbul grubu adına, AİDS Savaşım Derneği (A.S.D.) vasıtası ve Dünya Sağlık Örgütü’nden gelen para ile Bülent Erkmen’in tasarımını yaptığı bir AİDS posteri hazırlandı. Poster, Fransa’da ödül kazandı ve Taksim Meydanı’nda sergilendi. Yine bu dönemde A.S.D.’nin hazırlatmış olduğu ve pek çok eşcinselin tepkisini çeken bir TV reklâmı ile eşcinsel düşmanı ifadeler içeren bir AİDS broşürü, Lambdaistanbul’un girişimleri sonucu yayından ve dağıtımdan kaldırıldı.


1993 yılında, Club Prive’de, 3 ay boyunca, eşcinsel bireyler arasında fikir alışverişini; yaşananlar üzerinden ortak bir söylem geliştirmeyi hedefleyen toplantılar düzenlendi. Ama polis baskısı yüzünden mekân terk edildi. (Lambdaistanbul bu tarihten sonra, çeşitli mekânlarda haftada en az bir gün toplantı düzenleyerek eşcinsel bireylerin bir araya gelmesine yardımcı oldu)


1995 Eylül’ünde düzenlenmek istenen ikinci Gey ve Lezbiyen Özgürlük etkinlikleri de valilikçe engellendiği için yapılamadı. Bu ikinci antidemokratik engelleme, internet ve Reuters Ajansı aracılığıyla, dünya kamuoyuna duyuruldu. Türk basınının ilgisizliğine rağmen, engelleme, dünya basınında yer aldı ve protestolarla İçişleri ve Kültür Bakanlıkları ile Başbakanlık’ın faksları kilitlendi.

(AKP'nin iktidar olması 03 Kasım 2002'dir.A.Yavuz)
1 Aralık 2002’de Savaşa Hayır Platformunun düzenlediği ve yaklaşık 150 STK’nin katıldığı “Irak’ta Savaşa Hayır” yürüyüşü ve mitingine “.Lambda İstanbul EŞCİNSEL Sivil Toplum Girişimi” pankartıyla katıldı


2003 yazı Lambdaistanbul, Amargi Kadın Akademisi, Dayanışma Sendikası, Gökkuşağı Kadın Derneği ve Ortadoğu Tarih Akademisi’nden katılımcılar, grupların birbirlerini geçici platformlar üzerinden değil, daha yakından tanıması amacıyla oluşturdukları İstanbul Toplumsal Ekoloji Platformu sürecini başlattılar.

“Avrupa Birliği desteği ile yürütülen proje bir yıllık bir süreyi kapsıyordu.”


2003 Mart ayında Lambdaistanbul Kültür Merkezi’nde, eşcinsel temalı edebiyat eserleri başta olmak üzere, insan hakları raporları, eşcinsel politikaları ile ilgili yerli yabancı makaleler, çeşitli STK’ların süreli-süresiz yayınları ve eşcinsel temalı film ve belgesellerden oluşan bir kütüphane oluşturulmaya başlandı. Sayısı bine yaklaşan kitaplarıyla Lambda İstanbul Eşcinsel Kütüphanesi çalışmaları devam ediyor.


16 Mayıs 2003 İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde, akademisyenler, Lambdaistanbul katılımcıları çalışmasıyla “Eşcinsellere Yönelik Ayrımcılık ve Şiddet Sempozyumu” gerçekleştirildi. Sempozyumda eşcinsellere yönelik ayrımcılık; Adli Psikiyatri, Hukuk, Psikoloji, Sosyoloji, Sosyal Hizmet ve benzeri alanlarda genel olarak değerlendirilirken, “Travesti ve Transseksüellerin sorunları” ve “Lezbiyen Görünmezliği” gibi konulara ayrı oturumlarda değinildi.

2003 Haziran ayında, Lambdaistanbul, Eşcinsel Onur Haftası Etkinlikleri’ni 10. yaş kutlamalarıyla birleştirdi. 10. Yıl Lambdaistanbul Eşcinsel Onur Etkinlikleri kapsamında, Türkiye’de ilk defa eşcinseller kendi başlarına İstiklal Caddesi’nde, yaklaşık 50 kişinin katılımıyla bir yürüyüş gerçekleştirdi.


27 Eylül 2003 Lambdaistanbul Avrupa Adlî Bilimler Kongresi kapsamında, 27 Eylül’de gerçekleşen Eşcinsel Cinayetleri Oturumu’na konuşmacı olarak katılmakla beraber, bu konuda Kanada’da ayrıntılı çalışmalar yürüten diğer bir konuşmacı Douglas Janoff, İstanbul’da geçirdiği birkaç gün boyunca, Türkiye’deki durum konusunda bilgilendirdi(Burada yabancı ülkeden bir yetkiliye rapor vermek de var)


1 Aralık 2003 itibarîyle başlayan Dünya İnsan Hakları Haftası sebebiyle NTV’de yayımlanan Ayrımcılık başlıklı televizyon programında, katılımcılarımız Deniz Yıldız ve Öner Ceylan eşcinsellerin karşılaştıkları temel problemleri dile getirdiler.


2003 Aralık ayından başlayarak 80 yıl sonra yenilenen Türk Ceza Kanununa eşcinsel bireylerin haklarını gözeten maddelerin eklenmesini amaçlayan bir kampanya başlattı. Bu kampanya çerçevesinde basın açıklamaları, mektup ve faks yollama kampanyaları düzenlemenin yanın sıra, Kaos GL grubu ile birlikte TCK Türk Ceza Kanununun hazırlanma sürecinde müdahil olarak meclise gidildi. Adalet alt komisyonu üyesi CHP milletvekili Orhan Eraslan’a taleplerini bildirdi. Ayrıca kanunun kadın haklarını gözeten bir yapıya kavuşmasını amaçlayan TCK Kadın Platformunda Lambdaistanbullu kadınlar olarak da yer aldı.


7–8 Mayıs 2004 tarihlerinde İstanbul Bilgi Üniversitesi’yle ortaklaşa “Türkiye’de Cinsel Kimlik ve Yönelimleri Anlamak” başlıklı yeni bir sempozyum gerçekleştirildi.


2004 Mayıs ayında CETAD(cinsel eğitim tedavi ve araştırma derneği) kongresinde Lambdaistanbul masası açıldı. Eşcinsellik konusunda oturumlara katılındı.


2004 Haziran ayında iki ayda bir yayınlanan Lambdaistanbul Bülteninin ilk sayısı çıktı. Bu bülten aracılığıyla Lambdaistanbul gündemini ve politikalarını yazılı olarak aktarmaya yeniden başlamış oldu.


26 Temmuz 2004 tarihinde Eşcinsel Danışma Hattı ilk Alo ile hizmete başladı. Eşcinsellikle ilgili merak edilen her konuda aranılabilecek 0 212 244 57 62 numaralı telefon hizmetine devam ediyor. Şu ana kadar 1000’in üzerinde görüşme gerçekleştirildi.


2004 Temmuz’unda SKY TV’de ‘Rüstem Batum’la Söylenmeyenler’ programına üç katılımcısıyla katıldı. Bu programdan dolayı programa katılan eşcinsel arkadaşlarımız üzerinden eşcinsellere hakaret içeren bir yazıyı kaleme alan Akşam gazetesi yazarı Burhan Ayeri hakkında hakaret davası açıldı. Dava devam ediyor.

2004 Ekim ayında Türkiye’nin ilk gey lezbiyen film festivali Outistanbul’a karşı ülkücü ve köktendincilerin basın açıklaması yapması üzerine bir basın açıklaması yapıldı ve topluca galaya katılındı.


2004 Ekim ayında İstanbul Üniversitesi öğrenci şenliğinde Lambdaistanbul olarak masa açıldı çeşitli sol gruplar tarafından protesto edildi. Bu gelişmelerin ışığında 9 Kasım’da siyasal bilimler fakültesinde ‘toplumsal cinsiyet ve militarizm’ başlıklı panel gerçekleştirildi.


11–12 Ekim 2004 tarihlerinde Ankara’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından düzenlenen “Avrupa Birliği’nde Ayrımcılıkla Mücadele ve Ülkemize Yansımaları” seminerine katılındı.


2004 Kasım ayında Hülya adlı travesti arkadaşımıza işkence uygulayıp cezaevine girmesine neden olan polisler hakkında İHD ile birlikte işkence davası açıldı. Duruşmalara katılıp konu hakkında kamuoyu yaratmak için eylemler düzenlendi.


2005 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yürüyüşüne ilk kez Lambdaistanbullu biseksüel, lezbiyen, travesti ve transseksüel kadınlar olarak pankart ve dövizlerle katılındı.

2005 Mart ve Haziran ayları arasında eşcinsel ve biseksüel bireylerin açılma ve dışlanma deneyimlerini araştıran bir anketi 400 kişiyi kapsayan bir anket uygulandı. (Anket sonuçları kitap olarak Nisan 2006 ‘da yayınlandı.)


2005 Nisan ayında tutuklanarak askeri cezaevinde işkenceye maruz bırakılan eşcinsel aktivist, vicdani/total retçi Mehmet Tarhan’la Dayanışma İnisiyatifi içerisinde çeşitli eylemlere ve basın açıklamalarına katılındı.

Yukarıda sıralananlar dışında, 12 yıllık süreç içerisinde, sayısız basın açıklaması, eylem ve düzenli toplantılar gerçekleştirilmiştir. Kaynak; http://www.lambdaistanbul.org/s/hakkinda/ozetle-lambdaistanbul-ne-yapti/

........

LGTB olarak kayıtlı çalışan, devlet izniyle fuhuş yapan veya toplum dışında yaşamaya gayret edenlerin insan olarak haklarına devlet veya toplum hürmet etmeliyse de bunların yaygınlaşmasının asıl nedeni dinlerdir.

Özellikle, Vatikan ve batılı kiliselerce sapkın ilan edilmiş Ortodoks Yahudi ve Hristiyan mezhepleri ile bu inananların çoğunluğunun İslami tarikatlar altında devlet idaresine geldiğini AKP döneminde gördük ve Fetullah Gülen Cemaat operasyonuyla bu belgelenmiş oldu.

İşte size dini bir insanlık dışı tecavüz olayı.

Bu olay hiç bir insani vicdana sığmadığı gibi, sütten kesilme yaşı olan 1,5 ile 3 yaş Talmud bunu "3" yaş belirtir altında cişnsel ilişki yasaktır.
Ama bu kansızlar 38'günlük çocuğa tecavüz edip öldürmüşlerdir.

Ülkemizdeki LGTB üyelerinin büyük çoğunluğu da incelendiğinde doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Ortodoks Rum Gürcü,Gregoryen kalıntıları taşıyan bazı kripto Karadenizlilerde ağırlıklıdır. Veya bunların geçmiş zamanda ülkemizin herhangi bir yerine yerleşmişlerindendir.
Kısaca her yerde bulunmaktadırlar, tecavüzün de en eski temeli Hint, Fars, Sabi ve Yahudi dinidir. Hristiyanlık ve İslam ise Tevrat'tan çıkma dinlerdir.
Kur'an bunları yasaklamasına rağmen F.GÜlen Cemaati gibi cemaatler bunu peygamber, sahabe(peygamberin yoldaşları veya çağdaşları için de kullanılır), ensar (dine hizmet eden) sünneti gibi uydurma gerekçelerle yaymayı başarmışlardır.
Adliyelere ve basına yansıyan davalardan artık haberi olmayan kalmamıştır sanırım.

Facebook paylaşımından;
Alaeddin Yavuz
Dün, 16:24 ·
DİNLER CİNSEL SAPIKLIKLARIN TEMELİ DERKEN BOŞUNA DEMEDİM.
Pantherra Quovadis

VURULDUK EY HALKIM
BİR DOKTOR ÇIĞLIĞI...!!!!!

AYETLERİYLE,SURELERİYLE VERDİM.
VİCDANLILAR TAKDİR ETTİ, DİNDARIM DİYENLER ADLİYEYE ŞİKAYET ETTİ.
İŞTE BİR DOKTORUN, VERDİĞİ ÖLÜM RAPORU ÜSTÜNE FERYADI.

Insanlık İslam adıyla yok ediliyor, sapık dinler İslam adıyla hortlatılıyor, buna ileri demokrasi diyorlar.

2 aylık 4 kilo erkek BEBEK!..

Bu maalesef biz hekimlerin yaptığı bir makale sunumunun ilk satırları değil...Bugün bir VAHŞETi manşet edenlerin mecbûren seçilmiş talihsiz ilk sözleri...

Evet yurdumda 2 aylık bir bebeğin ölüm raporuna bir hekim tecavüz sonucu exitus(ölüm) yazmak zorunda kaldıysa lütfen bizahmet ayağa kalksın insanlık!!...Tabi hâlâ bir yerlerde insanlığımız kaldıysa...

Her şeyden önce bu bireysel değil TOPLUMSAL BİR SUÇtur!...15 yaşındaki çocuğa anne olma vasfını ahlaksızca yükleyen zihniyet elbette " çocuk annenin çocuğunu tecavüz sonucu öldürülmesine istismar der pedofili der hele bilmem ne der!.."

2 aylık bir bebeği tecavüz ederek öldürmenin adı bir hastalık olamaz!!!..Şayet birileri öyle diyorsa yazıklar olsun Tıp fakültelerinde çürüttüğüm dirseğe, bu camiâda verdiğim emeğe!..

Bu vahşet tek başına işlenmiş bir suç değildir!..

Ülkemizde kadın kalmamış gibi "kadın konferansına "Trans" gönderen AKP'dir.
Bu; kapalı kapılar ardında yapılanların mubah kabul edildiği, duyanların görenlerin susup" aman bize ne" deyip göz yumduğu, kötüyü uyarmadığı, ondan yüz çevirmeyip ırz düşmanlarını normal bir birey olarak görüp toplumda ona da bir yer edindirdiği böylece herkesin dahil olduğu ve ahlaksızlığın normalleşme noktasına taşındığı ORGANİZE BİR SUÇ tur!

Her gün okuduk, duyduk, gördük..Laf söylemekten başka ne yaptı bu toplum?. Saçmasapan " o ona atladı bu buna atladı kim kiminle nerede? "... fakirlikten ağzı açlık kokan ama uçkur derdinde sapıklar duygu sömürüsüyle empoze edildi millete ya da medyada magazinde zengin hovardaların kaç sevgili yaptığı(!) özendirildi...Kadınlar, çocuklar alındı satıldı peşkeş çekildi her şekilde...

Sadece okul dersini yapmak için pc yi her açtığında ahlaksız sitelerin et yığını sex tacirleriyle karşı karşıya getirilen artık normalleştirilen önü alınmaz şey sözüm ona teknoloji olamazdı olmadı da!..Eğitimi gitti okulların cıscıbır bir öğretim ibaresi kaldı...Öğretmenlerimiz ahlak adına ağzını açsa şikayet edilir oldu...Her şeyin dışı zenginleşti içi boşaldı...

Millet iyice kudurdu cebinde parası olmayan etraftaki çoluğa çocuğa hayvana ölüye sardı... Kanı bitlenmiş zengin de parasıyla " cinsel tercihlerini" icrâ edip duruyor(!)...Kimine hasta kimine kodaman deyip tecavüzcüyü neredeyse onore edip pisliğin üstünün örtüldüğü, hatta tecavüz edilen zavallıya "tecavüzcüsüyle evlenmenin lütûf olarak görüldüğü" hiç bir dine hiç bir hukuka hiç bir vicdana aslında insanlığa ve hatta hayvanlığa sığmayan neler neler yapıldı ve yapılıyor...

Bugün, ahlaksız olanlar da yazdı çizdi hükmetti güçlü olan güçsüzü bugün de ezdi yedi bitirdi tecavüz etti. Biz yırtınıp dururken kim bilir kaç otel odasında bugün de kaç erkek çocuk hatırlı birilerine porsiyon edildi!... Boynuna altından paradan yularlar vurularak kaç çocuk gelin gerdekte idâm edildi!...

Kim bilir kaç çocuk getirildi gece acil servislere fiili livata şüphesiyle?..

Kim bilir!!!

Aslında herkes bilir!!!

Susulur!

Bilmezden gelinir!

İfşâ eden suçlanır bir şekilde susturulur!..

Edene değil diyene yapıştırılır damga!...

Olsun yapmaktan çok yine de Susmak Suçtur!..

Yâ hu "Bana ne" diyenin çocuğunun başına gelme riski yok mudur bu vahşetin ki susulur ?

Adalet günün birinde herkese lâzım olmaz bir şey midir ki susulur?..

İşin acınası tarafı bunları duyduk!! " Vurulduk!!!" Keşke ölseydik halbuki sadece " Vurulduk!..."

"Vurulduk Ey Halkım" hem de insanlığımızdan vurulduk!...

Bugün de öldü insanlık!...

Aç gözünü bir bak! Lût kavminin helâkı neden olmuş? Bu haltı yiyenlerden mi buna göz yumanlardan mı daha çok?..

"Bana ne " diyen toplumlar için layık görülen şey helak edilmektir!..

Peki neyi bekliyor bu millet arınmak için helâk edilmeyi mi?

Op.Dr.Halise Babayiğit""
------------------------------------

Bu kadar iğrençlikler ülkemizde olmasın, modern çağda insanlığımızı, ayaklar altına alınmasın, çağdaş insani değerlerimiz, eğitim ve özgür iş bulma, kurma çalışma haklarımız güvencede olsun,, can hürriyetimiz bu gün de bundan sonraki kuşaklar için de korunsun diye bunları yazıyoruz.

Dinlerin cinsel sapıklıkların kaynağı olması, İmameti yasaklayan Hanefi Sünni Maturidi İslam anlayışı dışında cemaat ve tarikatların anlayışları oranında her türlü cinsel sapıklıklar mevcuttur.

LGTB dernekleri de, eş cinsel evlilikleri de, pedofilik, çocuk kadın ğılman evlilikleri de dinlerin emirleri ve uygulamalarıdır.
Bunlar, dinlere binlerce yıl içinde sosyal güvenlik, can güvenliği gerekçesiyle girmişler, ancak çağdaş dinleri de etkilemişlerdir.

Bunca peygamber veya düşünür, imparator ne kendilerini ne de halklarını bu sapıklıklardan bütün gönüllü isteklerine rağmen kurtaramamıştır.

Kurtulmak gerekmez mi sizce?
Bence gerekir ve rahipler arasında gizli eşcinsel evlilik gelenekleri, ensest üreme gerekçeleri yüzünden, Müslümanları da HRİSTİYANLAŞTIRMA siyasetlerini son aşaması olarak hükumetlere bunu dayatmaktadırlar.

Bu konuda yazdığım ilk yazılarımdan "Dinde ve Cennette Eşcinsellik" yazıma yapılan yorumlarda linkleri okuyan AKP'lilerin hükumete her türlü baskıyı yaptığını biliyorum. LGTB derneğinin raporuından da anlaşıldığı gibi aslı kapalı blogumda yer alan bu yazılarımın etkisi AKP'llilerin hükumete baskısını sağlamış ve bugün internetten neredeyse kaldırılır hale gelmiştir.

Sonunda yaptığımız hizmettir. Anne-baba-çocuklardan oluşan çekirdek doğal aileyi savunmaktır.

Yazılarımın AKP'nin dönüşümüne hizmet etmesi beni mutlu etmektedir.

Beni suçlayan, suçölamak için yalan iftiralara sarılan acizler bana zarar vedrmekte başarılı olabilirler ama yaptıkları kendi nesillerine de yanlıştır. Çünkü ben AKP'nin de liderlerinizin de onurlanabilecekleri işleri önermekteyim, yanlışı asla önermedim.

Takdir insanlarımızındır.
Alaeddin Yavuz/
Alaeddin Yavuz wordpress
keykubat
/adilyargic
/ adilyargicc


Bütün bu cinsel bozuklukların temellerinin dinler olduğunu her dinin din kitabının ayetleri-cümleleriyle okuyarak öğrenmek için tıklayınız;
https://alaeddinyavuz.wordpress.com/2016/11/22/mitolojiden-gunumuz-e-sapiklik-ayetleri/
Alıntı yaptığım sitelerin linkini verdim, yazıları neredeyse olduğu gibi mecburen aldığım için özür dilerim. Herkese saygılar.

Ensar vakfına da iftira atmışım. Utanır insan be basına, yargıya, hükümet beyanlarına yansımış bir olaya iftira diyen kendisi iftiracıdır.


Ensar vakfına da iftira atmışım. Utanır insan be basına, yargıya, hükümet beyanlarına yansımış bir olaya iftira diyen kendisi iftiracıdır.



Ensar vakfına da iftira atmışım. Utanır insan be basına, yargıya, hükümet beyanlarına yansımış bir olaya iftira diyen kendisi iftiracıdır.


Ensar vakfına da iftira atmışım. Utanır insan be basına, yargıya, hükümet beyanlarına yansımış bir olaya iftira diyen kendisi iftiracıdır.


Ensar vakfına da iftira atmışım. Utanır insan be basına, yargıya, hükümet beyanlarına yansımış bir olaya iftira diyen kendisi iftiracıdır




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.