"Türkiye Türklerindir +40" Bloguna Hoş geldiniz!!!

Ey Türk Milleti!
Birinci vazifen seni İslamcılık ve Türkçülükle benliğinden koparan, Araplaştıran din, devlet, ticarette sana yer vermeyen, seni küçük dereceli askeri görevlere vererek ölüme süren, sana hocalık, başbuğluk eden hainlere giydirdiğin tacı geri almaktır. Bunu yapabilmen için seni uyandıracak her türlü bilgi ve belge mevcuttur. Ya özgürlüğünü kazan ya da öl. Kölelikle atalarının kemiklerini sızlatma. Arap Rumların ırkçı kinci ensest sapık dinlerinden çık. Kurtuluşun başlangıcı burasıdır. Aklen kurtulmadıkça saltanatın da olsa kölesindir unutma. Sen özgür birey olmadıkça kardeşliğin önemi yoktur. Devletin her yüksek kademesine göz dik yerini al. Tırsma. Çabala, savaş ve kazan! Birlikte yaşadığın kavimlerle kardeşlik o zaman daha güzel olacaktır. Alaeddin Yavuz

Tarih boyunca atalarımız günümüzdeki kadar, her türlü bilgiye ulaşabilecek böyle bir çağ yaşamadılar.
Bizler tümünden şanslıyız. Buna dayanarak, blog içerikleri binlerce yıldır doğru bilinenleri sorgulamaktadır.
İster bu bloğda, ister okulda, camide veya başka yerde hiçbir yazılanı, öğretileni “sorgulamadan, araştırmadan” doğru kabul etmeyiniz!
Vatan-Millet davası,hiçbir kurum veya kuruluşa havale edilemez, milletçe sahiplenilmedikçe hiç bir dava milli değildir.
Davasına sahip çıkmayan halk da millet değil sürüdür. Adilyargıç/Keykubat.

Blog yazılarının telif hakları-copyright © “adilyargic; adilyargicc; keykubat.blogspot.com ve keykubat.blogcu.com” rumuzlarıyla yazan Alaeddin Yavuz’a aittir.
Hala okumak istiyorsanız buyurunuz.

Saygılar, sevgiler!

Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul, Kartal, Turkey
KENDİLERİ İÇİN PLAN YAPMAYAN MİLLETLER, BAŞKALARININ KENDİLERİ İÇİN YAPTIKLARI PLANLARA RAZI OLURLAR.Keykubat- ATATÜRK'TEN SONRA ÜLKEMİZDEN TÜRK ve MÜSLÜMAN HALKLAR İÇİN PLAN YAPAN ve EZİLEN HALKLARA ÖNDER OLACAK SİYASET İZLEYEN BİR LİDER ÇIKMAMIŞ, ARDILLARI,ONUN İZLEDİĞİ ANTİ EMPERYALİST SİYASETİ TERK ETMİŞ,DEVLETİ AB-D KUCAĞINA ATMIŞ VE ONLARA BAĞLILIĞI ATATÜRKÇÜLÜK SAYMIŞ,HALKIMIZIN DİNİ VE IRKİ DEĞERLERİNİ AŞAĞILAYARAK TAHRİK ETMİŞ, KADEMELİ OLARAK HALKIMIZI HIRİSTİYANLAŞTIRMAK İÇİN DIŞ GÜÇLERCE GİZLİ-AÇIK DESTEKLENEN SAPIK DİNCİ YAPILANMALARI GÜÇLENDİREREK,İKTİDARA TAŞIMIŞ,IRK,MEZHEP BAĞLAMINDA KARŞILIKLI DÜŞMANLIKLAR YARATMIŞ, ÜLKENİN KAYNAK VE SERMAYESİNİ YABANCILARA PEŞKEŞ ÇEKMİŞ,YUKARIDA SAYILAN AB-D PROJELERİNE GÖRE ASKERİ DARBELERLE KENDİ MİLLETİNİ SİNDİREREK BÖLÜNMENİN YAŞANDIĞI BÖYLE GÜNLERDE BİLE TEPKİSİZ KALMASINI SAĞLAYAN KORKU ORTAMINI HAZIRLAMIŞ,BENZER MUHTELİF İHANETLER İÇİNDE BİR ŞEKİLDE YER ALMIŞLARDIR.İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ GÜNÜN DURUMU BUDUR-Keykubat İNSAN,PRANGA VURULMAKLA,KIRBAÇLANARAK ÇALIŞTIRILMAKLA ESİR OLUR.ESİRLİĞİ YAŞAM BİÇİMİ OLARAK BENİMSERSE KÖLE OLUR. VATANINIZA,DEĞERLERİNİZE,ÖZGÜRLÜĞÜNÜZE SAHİP,HER TÜRLÜ EMPERYALİZME KARŞI ÇIKIN!!! Keykubat

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Translate

Bu Blogda Ara

13 Şubat 2009 Cuma

IHANETLERIN SON PERDESI


DERSİM+KÜRT İHANETLERİNİN SON PERDESİ


11.Şubat 2009 günü kanal değiştirirken,Yol TV ‘yi tıkladım.25 Ocak 2009 günü AABF (Almanya Alevi Birlikleri Federasyonunun toplantısının tekrarını yayınlıyormuş.Tanıdıklar arasında da Kamer Genç ile Musa Eroğlu’nu da görünce seyretmeye başladım.


Geniş düğün salonu benzeri bir salonda,dinleyicilerin masalarda oturup rahatça konuşmacıları görebileceği güzel bir yerdi.Oturumu yönetenler de baş köşeye yüksekçe bir zemine dizilmişler,arkalarında da duvarı boydan boya kaplayan Siyah,Kırmızı,Sarı renkli kocaman bir Alman bayrağı,bitişiğinde de daha kocaman bir Hz.Ali portresi vardı.Toplantı Almanya olduğuna göre,böyle toplantılar için belki Almanya’nın yasal zorunluluğu vardır belki dedim.


İlk önce yetkili olduğu anlaşılan bir konuşmacı söz aldı ve kısa bir girişten sonra sözü Kamer Genç’e verdi.İlginçtir ki Kamer Genç olumsuz bir kelime dahi kullanmadı diyebilirim.


Konuşmacı daha sonra, kendisinden övgüyle bahsettiği ,harekete desteklerini istedikleri ,etkili olduğu anlaşılan gene Anadolu’dan bir şahsiyete söz verdi.O da birkaç açılış sözcüğünden sonra,kendisine söz veren kişinin kendisini telefonla arayarak desteğinin istediğini,bu nazik isteği geri çevirmediğini anlattı ve şunu ekledi;“Avrupa Birliği’nin desteği ve yardımları ile Türkiye’deki haklarımızı almak için mücadelemize devam edeceğiz.”

Devletle bir sorunları varmış,bu sorunlarını da Avrupa Birliğinin destekleri ile çözeceklermiş.Sonra,federasyonun bir avukatı olduğu anlaşılan bir genç söz aldı.


O da şöyle bir söz sarf etti;


“Biz kimden yardım istiyoruz,bizi bir kaşık suda boğacak olan Sünni iktidardan,Sünnilerden yardım istiyoruz.Onlar da bunu vermeyeceklerine göre,biz de hakkımızı alacağız.”


Bu sözden de iplerin koptuğu anlamını çıkardım.Sonra söz sırası ünlü halk ozanı Musa Eroğlu aldı.


O da ,esprili,şirin bir yüz ifadesi ile ilgimi çeken bir ifade kullandı.“Tabii ki siz,Türkiye’deki Alevilerin 1960’lardan beri verilen mücadele sonunda nereye geldiğini bilmiyorsunuz.

(Kurnazca bir gülümsemenin ardından)


Onlara buradan desteklerinizi eksik etmeyiniz.Sen-ben ayrımı yapmadan bütün Aleviler birleşmelidir..."(bu birleşme konusu çok konuşmacı tarafından tekrarlandı).


Türkiye’de Alevi toplumu dendiği zaman zaten önce Dersimliler akla gelir.Kamer Genç’in de orada bulunması boşuna değildi elbette. Şimdi,olaya bakalım;1-Bu vatandaşlarımız,AB’nin desteği ile devletten haklarını alacaklarmış.


2-Türkiye’de 1939’dan beri İsmet İnönü’nün çabaları ile devlet dairelerini,kurumlarını ,batı Anadolu’nun bütün şehirlerini işgal ettikleri yetmiyormuş gibi daha başka haklar alacaklarmış.
İnternet medyasından o toplantı ile toplayabildiğim bazı çıkarımları okuyunuz;


25 Ocak 2009 Pazar günü Frankfurt’ta yapılan YOL Tv Yayın Kurulu Başkanı Necdet Saraç'ın yönettiği ’Günümüzde Alevilik ve Alevi Açılımı sempozyumuna şu kişiler katılmıştı: Ahmet Aydemir (ACF İlk Kurucu Başkanı), Ali Balkız (ABF Genel Başkanı), Ali Rıza Gülçiçek (AABF Eski Genel Başkanı ve eski milletvekili), Cafer Kaplan (AABF İnanç Kurulu Başkanı), Derviş Tur (AABF eski Genel Başkanı), Hasan Öğütçü (AABF), Hürrem Ulusoy (Hacı Bektaç Veli Dergahı Temsilcisi), Kamer Genç (Tunceli Milletvekili), Musa Eroğlu (Sanatçı), Mustafa Timisi (TBP Eski Genel Başkanı ve eski milletvekili), Seydi Koparan (AABF YK Üyesi), Turgut Öker (AABK Genel Başkanı).


Alevilerin talepleri;


* Anadolu’da yaşayan milyonlarca Alevinin İnsan Hakları ve Demokratik Haklar çerçevesinde insan onuruna yakışır, özgürce yasal varlıklarının tanınması,


* Alevi İnancının yaşatılması için gereken Cem evlerinin ibadethane olarak tanınması ve Alevilerin Cem evlerine kavuşturulması,


* Zorunlu din derslerinin laik eğitim sistemi çerçevesinde ele alınması,


* Ülke takviminde Alevi inancına yer verilmesi;* Diyanetin laik demokratik sisteme göre yeniden ele alınması


* Alevilerin kutsal mekânlarının kendilerine devir edilmesi ve korunması


* Alevi inancına önderlik edecek kişilerin üniversitede eğitim olanaklarına kavuşturulması


Buraya kadar pek bir şey yok.Her şey olağan.


Bu gün,yani 12.02.2009 günü saat16.00 sıralarında yine bu kanalı biraz izledim.Çorum Hitit kalıntıları ile ilgili bir program vardı.İlgimi çektiği için seyrettim.


Çok,sıcak,içten açık bir anlatım ile,Hitit inanç sisteminin,Alevi-Bektaşi inanç sisteminin temeli olduğu örneklerle anlatılıyor,Hitit resimlerinin altına Hacı Bektaş-ı Veli’nin deyişleri yazılıyor, Alevi dedelerinin giydikleri kıyafetlere kadar Hitit kabartma resimleri arasında ortak bağlar bulunup gösteriliyordu.


Sonra,Hititler çöktü ve ardından Urartu kalıntılarının bu kültürle benzerlikleri,yani Ermeni tarihinin de Hitit-Bektaşi kültürü bağlantıları konusu başladı.

Hitit ve Urartu kabartmalarında saz çalan ruhbanların resimleri öne çıkarılarak bağlamanın bir “Türk Kültürü “ değil,Hitit-Ermeni kültürü olduğu da vurgulandı.

Yani,mitolojik efsaneler,arkeolojik bulgularla eşleştirilerek,kurgulanıyor,gerçek olmayan iddialara vücut kazandırılıyordu.

Yani,abuk sabuk saçmalıklarla,tarih ve inançlar çarpıtılarak yeni bir Milletin temelleri atılıyordu.


Almanların da dil ve kültür yapıları zaten Hitit kökenli kabul edildiğine göre,ortaya şöyle bir sonuç çıkıyordu.


Bizim Alevi vatandaşlarımız “Türk olmadıklarını,Almanların Anadolu’daki kalıntıları olduklarını,yani Alman olduklarını söylemeye çalışıyorlardı.İkide bir bazı televizyon kanallarının,Kars civarına II.Dünya Savaşı sırasında yerleşmiş bir Alman ailesinin de buralara “yerleşme sebepleri” de bu konuya mı dayanıyordu acaba?


Yani,Almanya buraları Alevilerin kökenlerine ve yerleştirdiği bu ailelerin artı,AKP’nin çıkardığı Yabancılara Mülk Satışlarını düzenleyen yasa ile özellikle bu bölgelerden mülk almış Alman-İngiliz ailelerle bir azınlık oluşturduktan sonra topraklarımızı bizden isteyecek,bizi azınlık durumuna mı düşürecekti?


İngiltere'de hakim olan Briton’ların da Alman kökenli olduğunu,İngiliz dilinin temelinin de Alman dili olduğunu da unutmayalım.Doğu Roma İmparatoru büyük Konstantin’in Hıristiyanlığı resmi din ilan edip,İ.S.325’de İznik Konsülünde dört İncil’i tespit ettikten sonra,kendilerinden 100 yıl önce Hıristiyan olmuş Ermenileri aslen Yunan kökenli olmadıkları için “Sapık” ilan ettirmiş ve dinden de aforoz ettirmişti.


Bu bahane ile onları korkunç soykırımlara tabii tuttuğunu Joseph Campbell’in Tanrının Maskeleri, Batı Mitolojisi -kitabında yazdığını,bu konuyu da “Osmanlı,Emperyalizm,Ermeni ve Özür” başlıklı yazımda kullanmıştım.

Bu yazıda,Hıristiyanlığı kabul etmiş görünen ama,eski,kurban sunularını ve inançlarını,”çalgılı eğlenceler” düzenleyerek gizlemeye çalışan “ilkel inançlarını sürdüren kavimler” olduğunu da bu yazıda yazarken,”Bunlar bizim Alevileri andırıyor” diye de parantez içinde not düşmüştüm.


16.yy.’da Yavuz Sultan Selim döneminde de Sünni İslam’ı kabul etmeyen Alevilerin de ibadetleri yasaklandıktan sonra,eski inançlarını “eğlence yapıyoruz” mazereti altına saklayan Alevi vatandaşlarımızın,zaptiyeler gelince bina içindeki mumları söndürmeleri yüzünden,ibadetlerinin “Mum Söndü Eğlencesi” adı ile Sünnilerce anılması da aynı olayın tekrarından başka nedir ki?


Tam da, “Amerikancı AKP iktidarından bıkıp da demokratik bir partiye oy vererek ülkeyi bir düzene sokalım” dediğimiz anda benim bu programı seyretmem ,bu konudaki kendi iştahımı tamamen kaçırmıştır.


Nasıl iştahım kaçmasın ki?“Demokrasi,hak,hukuk,adalet,kamil insan” gibi kavramlarla toplum içinde yer eden,benim gibi demokrat insanların da saygısını kazanmış bu vatandaşlarımızın yoğun bulunduğu CHP ve diğer Sol Partilere oy vermeyi düşünürken,meğer,ülkeyi asıl “satanların” ekmeklerine yağ sürecekmişiz de haberimiz olmayacakmış.


Bu yüzden bu memleket,Atatürk zamanını Kürt isyanları ile,sonrasını da ,devletin içine bu emperyalist işbirlikçilerinin doldurulması,yapılan her hizmetin temeline dinamit konulması,her gün,askerinin,polisinin kurşuna tutulması ile geçirdi.


Vah Türk Milleti vah!!!!Vah ki ne vahhh!!!


Bitlisli Ermeni İsmet İnönü ile “Alevi Kürt “ kimliğini kullanan Tuncelililer ile “Şeriat Kürdistanı” kurmak için yola çıkan,İngiliz Sevenler Derneği ve Kürt Teali Derneği kurucusu Said-i Kürdi (Nursi) ortak çıkardıkları isyanlarla ve işbirlikleri sonucunda Türk Milletinin başı Mustafa Kemal’i harcadıktan sonra Kürt isyanları duruvermişti.

Neden?Devlet ellerine geçmişti de ondan.


Şimdi ne olacak?Şimdi,Türk ve Sünni Müslümanlar bu topraklardan kazınacak ve yerine Kutsal Haç-Bereket Hilali Devleti” kurulacak.


Yaza geldiğim olasılıklar CHP-SP koalisyonu ile gerçekleştirilecek mi acaba?


Hani,sosyalistlik,hani komünistlik,hani,demokratlık?

Nerede o terör örgütünü meclise soktuğu için siyasetten silinen“Aslan Demokratlık”?CHP’nin adayları değil mi onlar?


Hani,siz,devrimciydiniz de ülkeye sosyalizm gelsin diye mücadele veriyordunuz?


Hani,siz ülke halklarının kardeşliğini savunuyordunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu bile Tuncelililerin ve terör olaylarının en yoğun olduğu Kağıthanede ev tutuyor.

Yani ortada "DEMOKRASİ MÜCADELESİ" yoktur.

Hilal-Haç Savaşı mı sürmektedir.

Hitit+Ermeni+Alman olduğuna inandırılmış dönmeler Alevi,demokrasi ve Atatürk maskeleri ile HAÇ'ın askerleri mi olmuşlardır?


Arkanızda Almanya,Avrupa ve ABD ile “Alevilerin haklarının mücadelesini” yürütme kararınız da ne oluyor?


Yoksa,geçmişteki bütün solcu söylem ve icraatlarınızın arkasında,Hicaz Araplarının Hz.İsmail’den Yahudi olduklarını kanıtlamaya çalışmaları gibi siz de Hitit-Ermeni bağlamından, kesinliği henüz belirlenmemiş arkeolojik verilerin ardına düşerek “Semitik-Sami Soyu” olduğunuzu ispat derdine mi düştünüz?

Şunu da untmayınız ki,Hititliler Sam soyu değil,Tevrat,Yaratılış Bölüm 10'da,15-18 ayetlerde Sam ve Yafes'e "kölelik etmekle" cezalandırılan Ham'ın ilk oğlu Sidon'un soyundan oldukları yazılıdır.


Eğer bu böyle ise bu soy,Yahudilere ve Türklere daha çok hizmet edecek demektir.


İşte ayeti;

""Yar.10: 15-18 Kenan ilk oğlu olan Sidon'un*fp* babası ve Hititler'in*, Yevuslular'ın, Amorlular'ın, Girgaşlılar'ın, Hivliler'in, Arklılar'ın, Sinliler'in, Arvatlılar'ın, Semarlılar'ın, Hamalılar'ın atasıydı. Kenan boyları daha sonra dağıldı.""
D Not 10:15-18 "Sidon": Saydalılar'ın atası.


Bu bilgiler ışığında gene kandırıldığınızı,yanlış yerlere hizmet ettiğinizi görmezmisiniz?


Geçmişte yaşanan onca,işçi-öğrenci ve kitle hareketlerinin,idamların ardında bu devleti batıya yamama çabanızdan başka bir şey yok muydu?


Bunca yaşananlar,bu ülke halkını ABD-AB koalisyonu olan batıya satma çabalarından mı ibaretti?


Emperyalizm karşıtı söylemleriniz,Atatürkçü,laiklik savunuculuğunuz aslında bu kirli kimliğinizi saklamak için kullandığınız birer maske miydi?


Sizlerin insan kılığında yaşayan bir varlık olmanız dışında ,asırlardır aralarında yaşadığınız,sizleri Yunanlı Bizans soykırımlarından kurtaran,bu yüzden dilini ve inancını kendi isteğiniz ile kabul ettiğiniz,asırlardır ekmeğini yediğiniz bu yüce Türk Milletine hiçbir sadakatiniz yok mu?


Sizin insan olduğunuzu gösterecek doğru,içten hiçbir kişiliğiniz yok mu?


Demek,işçi hakları,öğrenci hareketleri,üniversite-basın özgürlükleri,sosyalizm,komünizm,laiklik, Atatürkçülük ve diğer insan kulağına hoş gelen her türlü söylemleriniz ve davalarınız,sizin davalarınız değildi.


Onları,200 yıldır işbirliğinde bulunduğunuz batılı dostlarınız önermişti,siz de yaptınız.
İşte bu da onlardan biri.Hiç birine de inanmadınız.Sadece,sizi insan yerine koyup arasında barındırıp besleyen Türk milletini bölmek,parçalamak,yıkmak ve satmak için bu maskeleri giydiniz.


Sizler nasıl bir yaratık olduğunuza kendiniz karar veriniz.


Ey Türk milleti,eğer varsan, yaşıyorsan bu ihanetleri gör ve her hoş laf edeni dost sanma.
Latife’ latif gerektir,yani,güzel insana güzel insan gerektir ki dostluk,kardeşlik yürüsün.
Yüzünde sayısız maske ile dolaşan insan kılıklı şeytanın uşaklarından uzak durmak için onları tanıyınız.


İşte sahte solcu,işte sahte demokrat,sahte komünist,işte sahte Atatürkçü,ki memleketlerinde Atatürk heykeli 24 saat Polis korumasındadır.


Atatürk’ün mirasını yemek için,kapatılmış partisini yeniden kuranlar da bunlardır.

İsmet paşa ile Tâç giydirdiğiniz hainler bunlardır işte.
Tacınızı bunlardan geri alınız...............!!!

Bazı tarihi bilgileri,vakti olan okusun;

İşte size Cumhuriyet döneminde çıkarılmış Kürt İsyanları Listesi;


Nasturi İsyanı: 1924 yılında Hakkari’de

Raçkotan ve Raman İsyanı: 1925 yılında

Siirt,Sason ve Silvan’da Şemdinli İsyanı: 1925 yılında

Hakkari’de Sason İsyanı: 1925 yılında


Siirt’te Şeyh Sait İsyanı: 1925 yılında

Diyarbakır, Kulp, Varto, Bingöl ve Çapakçur’da Beytüşşebap İsyanı: 1926 yılında


Hakkari’de Koçuşağı İsyanı: 1926 yılında

Ovacık ve Hozat’ta Mutki İsyanı: 1927 yılında

Bitlis’te Bicar İsyanı: 1927 yılında

Hani, Lice ve Kulp’ta Zeylan İsyanı: 1930 yılında

Tendürek, Muratbaşı ve Erciş’te Ağrı İsyanları:

Ağrı İsyanı: Mayıs 1926 yılında

Ağrı İsyanı: Eylül 1927 yılında

Ağrı İsyanı: Eylül 1930 yılında

Tunceli İsyanları:

Tunceli İsyanı: Mart-Ekim 1937 yılında

Tunceli İsyanı: Haziran-Ağustos 1938 yılında çıkmıştır.


Bütün bu isyanlarda isyan çıkaran Kürtlerin silahlı gücü 150 kişiden 5000 kişiye kadar değişmiştir.


Şeyh Sait’te 5000 silahlı, Tunceli’de 3000 silahlı, Ağrı’da 800-1500 silahlı isyancının olduğu tahmin edilmektedir.


İsyanların bastırılması Tunceli’de yedi ay, Şeyh Sait’te 4,5 ay sürmüş, diğerleri de iki gün ile azami bir ay içerisinde bitirilmiştir.


Yukarıdaki Kürt İsyanlarının tümü ya İsmet Paşa Başbakanlıktan alındıktan sonra ya da alınması söz konusu olduğu zamanlarda çıkmıştır.


Sonunda,Atatürk onu Apo gibi Büyükada’ya kapatır ya,İsmet büyük devletlerle pazarlığı çoktan yapmış,Atatürk’ün defterini dürdürmüştür.


Atatürk,yanlış teşhis,yanlış tedavi uygulaması ile ilaçlanır,öldürülür,bir yıl sonra Fahrettin ALTAY ile yapılan bir darbe sonucu İsmet paşa devletin ve Atatürk’ün mirasının başına çökecektir.


İngilizlerle Kürdistan kurma işini en erken 80 yıl sonrasına “Kürtlerin Türkler arasında ehlileştirilmesi” gerekçesi ile ertelemiştir.İşte o gerekçe,12.


Eylül 1980 rejimi ile yürürlüğe girmiş,Apo ve örgütü devlet eli ile “Kürtçülük+Büyük Ermenistan” projesini uygulamaya başlamışlardır.


Terör örgütünün Kürtleri çoluk çocuk kıyma sebebi işte bu “dönme Ermenilerin,Hamidiye Alaylarının öcü” olarak düşünülmelidir.


Kimse bu işte Türkleri suçlamasın.Çünkü bu sinsi projelerin pişirilip kotarıldığı ortamlarda Türk yoktur.

Satış,baştan,kurucularca yapılmış ve yıllar içinde örgütlenmiştir.Görevi "emri tartışmak değil yerine getirmek" olan asker ve 12. Eylül sonrası Polisler,
suçlu olsalar da suçları emri yerine getirmek olan Türk komutanlarından eratına,Valisinden Polis Memuruna kadar memurların büyük çoğunluğu halen bu olayın bilincine bile varmış değillerdir.


Kasıtlı önlem almayan,sonuçlarının buraya varacağını görerek bir şey yapmayan idareciler, siyasiler, büyükler,yani yeni yapılanmaları hazırlayanlar ise kesin yargılanmalıdır.


Küçük memur olanlar,onlar,olayı,olay mağdurları kadar değerlendirebilecek kadar insanlardı.

Atatürk sonrası bu devleti zaten Ermeni İsmet 1973’e kadar bir dikta ile yönetti.


Gerisini de onun kurduğu Amerikan-İngiliz+Rus yanlısı yapılanma sürdürdü.Saf,gariban Kürt halkı da bu dümene ikna etmek için de Sünni Kürtlere Said-i Kürdi,Cumhuriyeti kurduğu için Atatürk’ü “din düşmanı”,Dersimlilere de isyanlarda sizin için “”soykırım emri verdi diye “Atatürk Düşmanlığı” aşılayan İsmet paşa iktidarı,Türklere de “Aman,bu olayları tarih derslerine yazarsak,Kürtlerle Kızılbaşlar gene isyan eder bahanesi ile gaz vererek bu olayı unutturdular.


Bu olayları kendileri,Cem evlerinde,Nur evlerindeki her toplantılarında Atatürk’ün resimlerini kırarak,küfürler ederek nesillerine aktardılar.


Devleti Amerika ve Avrupa’ya satma işlerini ,işbirliklerini maskelemek için de Atatürk’ün adının arkasına saklanarak yutturdular.


Ülkemizin 80 yıldır bir adım ileri gitmemesinin,Sünni halkın devlet dairelerinde aşağılanıp, memuriyetlerden uzak tutulmasının,yurdunun Kürt işgallerine açılmasının,her türlü siyasi ve askeri darbe olayları ile gelen değişiklerden daima batının kazançlı çıkmasının başka bir açıklaması olan varsa açıklasın.


Bu dümeni de bu günlere kadar kimse aymadı ki zaten.Amerika,bunları iptal edip yerine Nurcuları geçirmeye kalkmasaydı kimsenin de haberi olmayacaktı zaten.Şimdi “DERSİM+ KÜRT İHANETLERİ OYUNUN” son perdesi oynanmaktadır.


Türkiye'nin bölünmesinden,yeni projelere teslim edilmesinden,akacak kanlardan ASLAN PAYINI KİM ALACAK?Oyunuzu ona göre kullanın!!!


Keykubat


Haberin Linki;http://www.alevi.com/haberler+M5840b72e4bf.htmlhttp://www.alevi.com/haberler+M531b48cd6d7.html

İşte,bu vatandaşlarımızın diğer marifetleri de linkleri ile aşağıda;Hrant Dink için Viyana’da uğurlama toplantısı http://www.alevi.com/etkinlik+M5d2d6c0ac0b.htmlDTP'den Tunceli'nin Dersim olması için kanun teklifiDTP Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis, Tunceli'nin adının "Dersim" olarak değiştirilmesi için Meclis Başkanlığı'na yasa teklifi vereceklerini açıkladı.http://haber.sol.org.tr/devlet_ve_siyaset/9990.htmlErgenekon'da Flaş Gelişme http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=207330Org. Karadayı, Murat Karayalçın'ın Encümen-i Daniş üyesi olduğunu söylüyor.http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=207303AB Herkesi Birleştirecek"12 Şubat 2009 16:18Başmüzakereci Bağış: "AB, Türkiye'de iktidarı-muhalefeti, askeri sivili birleştirecek bir proje"
http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=207382

11 Şubat 2009 Çarşamba

ANTISEMITISM KOTU MU

ANTİ SEMITIZM KÖTÜ MÜ?

Önce “Anti Semitizm” sözünü bir açayım.

”Anti=Karşı,Karşıt” anlamında Latince-eski Yunanca bir kelimedir.

”Semitism” ise gene latince,kökenli olup,Tevrat inancına göre Nuh peygamberin büyük oğlu “Sam” soyuna verilen “Semitic-Sam’a ait,Sam’dan gelen” anlamında latince bir kelimedir.

Bunun sebebi de ilk İncil’in eski Yunan dili olan Latince yazılmasındandır.Tıp dilinin de bu dili kullanma nedeni de budur.

Bu açıklamalar ışığında “Semitism-Sami Soyunu gütmek,yandaşı veya o soydan olmak” olarak anlaşılmalıdır.

“ANTISEMTISM” ise Semitik kavimlere ve onların yandaş siyasetini güdenler karşı olmak anlamındadır.Kısaca “Sami Karşıtlığı” olarak tercüme etmek doğrudur.

Yani başbakanın dediği gibi “Yahudi Düşmanlığı” demek değildir.Bu anlamda kullanılsa da işin altında,”B.O.P” olarak bildiğimiz projenin ardında da “Semitik” bir Yahudi-Hıristiyan işbirliği vardır.

Bu kavimleri sayarsak,Almanlar,Hollanda ve Avusturyalılar ,Yunanlılar,İspanyollar kendilerini bu soydan sayarlar.İtalyanlar,geçen yıl Etrüsk Türk’ü olduklarını kabul etmelerine rağmen bu “Semitik” yapılanmanın Roma ve Doğu Bizans boyunca kökeninin oluşturmuşlardır.

Bu işbirliği,Roma ve Bizans’ın Hıristiyanlığı resmi din ilan ettiğinden beri bir şekilde sürmektedir.

”Sami olduğunu kabul etmedikleri doğulu kavimleri kendi dinlerinden olsalar da kabul etmemeleri bundandır.Suriye’li Süryanileri,Yahudi-Hıristiyan Kürtleri,İranlıları, Arapları, Ermenileri dışlayıp soykırıma uğratmaları bundan kaynaklanmaktadır.

Yahudiler,bu olaya I.Dünya Savaşından sonra yavaş yavaş ilave edilmişlerdir.

Bu tarihten sonra yeryüzü haritası da “İncil Ayetlerine” göre yapılandırılmıştır.Rusya da “Sosyalizm” Sibirya ve Orta Asya içlerinde “Türk Tehlikesini” bertaraf etmek için İngiliz Sac ayağının bir parçasını oluşturmuştur.

Bu sac ayağı İngiliz Adası,ABD ve Rusya’dır.

Şöyle ki;
03 Eylül 1914'de Kardinal Giacome Della Chiesa “15.Benedict” adı ile Papa seçildi
ve I.Dünya Savaşı başladı.
Savaş sonunda dünya siyasi haritası İncil Vahiyler bölümünde,kıyametten önce belirecek meleklerin anlatıldığı bölüme göre yapılandırıldı.

Avrupa'da başında 12 yıldızlı melek'i temsilen Avrupa Birliği,Kuzeyde elinde orakla insanları biçecek olan melek ile SSCB yani Sovyet Sosyalis Cumhuriyetler Birliği,bir ayağı denizde, diğer ayağı karada olan melek ile de Amerika yani ABD yapılanması oluşturulmuştu.

CIA ajanı olduğu iddia edilen Alman asıllı Cardinal Joseph Alois Ratzinger de 15 Nisan 2005'de 16.-(XVI.) Benedıctus adıyla papa seçilmesinin ardında da Armageddon Savaşlarının başlatılma çalışmaları olduğu inancındayım.Önceki Benedictus,Armageddon öncesi dünya siyasi haritasını belirleyen savaşı başlatmış,91 yıl sonra gelen papanın da "16.Benedictus " adını tercih etmesi gözden kaçırılmayacak kadar önemlidir.O da muhakkak bir şeyleri başlatacak olan kişi olmalıdır.

Bütün gelişmeler,dünyayı bir “Armageddon savaşına hazırlama üzerine kuruludur. ”keykubat.blogcu.com.Armageddon Savaşları.” adresinde bu başlıklı yazılarımı okuyabilirsiniz.

Bu “Semitik” yapılanmanın da “Türk ve İslam dünyasını baskı altına alma planı” kapsamında kurulmuş olan İsrail’in,1967 yılındaki “Yedi Gün Savaşlarından” bu yana Ortadoğu coğrafyasında işlediği “soykırım suçlarına” son iki aydır Filistin’de ardı arkası kesilmeyen soykırımların ardından , Başbakanımızın İsviçre’nin Davos Kentindeki İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres (Peres=Ceza.-Kaynak Tevrat) ile konuşması damgasını vurmuştu.

Ben ve bazı ülkemizin aydınları da eski ABD Başkanı G.W.BUSH’un bağlı olduğu siyasi partinin oluşturduğu “Neo-Conservatism” kavramının içeriği olan kıyametten 1000 yıl önce Hz.İsa Mesih’in (İncil inancına göre) gelişini beklemek üzere Nil-İndus nehirleri arasında bu şeriat devletini kurmak üzere 09.Eylül 2001 ikiz kule komplosu ile başladığını ve olayla ilgili konuşmasında da “CRUSADE-Haçlı Seferi” deyimini kullandığını tüm dünya bilmekte olduğundan,Tevrat-İncil inancına göre Büyük Ortadoğu ve Genişletilmiş Kuzey Afrika Projesi kısaca ülkemizde “B.O.P” olarak meşhur olan projenin dinsel boyutunu ele aldık.

Bu tamamen kökeni çok eskiye dayanan bir “Haçlı Projesinden” başka bir şey değildi.

Son olarak “XVI.Benedictus” adı ile Papa ilan edilen kişinin Alman asıllı eski bir ABD ajanı olduğunu da göz önüne alarak hesap yaparsak doğru sonuç çıkarma olasılığımız artacaktır.

Çünkü,Almanlar,ilk Hıristiyan Mezhebi olan Katolik değil de Ortodoks olsalar da 14.ve 15.yy’larda I.ve II Haçlı seferlerinin ardından ilk “Avrupa Haçlı Birliği” “Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu” adı ile kurulan devletin başıdırlar.Germen yani Almandırlar.

Yerel bir Tufan olayından sonra İ.Ö1500’lerde Hindistan’ı terk etmiş o yarımadanın ilk yerlileri,Sami soyu olarak kendilerini tanımlarlar.Tarihteki Hititliler de onlardır.Kıyamet öncesi “Haçlı Savaşlarından önce de “Armageddon “ yapılanmasının başında da onların olmaları gereği düşünülmüştür.

Bu açıdan bakıldığında ben ve benim gibi düşünenlere göre BOP bir maskeydi,ardında bu şeriat devleti yatmaktaydı.Bölgedeki Müslüman devletlerde,20.yy başlarından beri “dini devlet yapılanmalarının” ABD-AB koalisyonunca desteklenmesinin arında da bu “Semitik yapılanma” olduğu iddiamızı sürdürdük.

İşte,size,vakti olanlar için,Tevrat ve Tanrısının insanlığa bakışını,Yahudilerin ve Semitiklerin insanlık için bir tehdit oluşturup oluşturmadıklarını, gösteren bazı ayetler;

Tanrı Nuh'la Antlaşma Yapıyor
BÖLÜM 9
Yar.9: 5 Sizin de kanınız dökülürse, hakkınızı kesinlikle arayacağım. Her hayvandan hesabını soracağım. Her insandan, kardeşinin canına kıyan herkesten hakkınızı arayacağım.
Yar.9: 6 "Kim insan kanı dökerse, kendi kanı da insan tarafından dökülecektir. Çünkü Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.”

Bu ayette de “Öldürmeyeceksin” diye bir ifade yoktur.Öldürmenin “insan kanı dökmek” ifadesi ile açıklanmasına dikkat etmek gerekir.
Yalnız bu emir Tüm İnsanlık için geçerlidir.O dönemde Yahudiler yoktur.
Ama Yasanın Tekrarı Bölüm 5’de bu emri bulabildim.
Yas.5: 17 "'Adam öldürmeyeceksin."

Binlerce yıl sonra Yahudi kavmi türeyecektir.

Nuh Tufanına “İnsanları yarattığına pişman olduğu için karar veren Tanrı,sadece seçtiği Nuh ve ailesini kurtarır.(Tevrat 6:6-6:7-6:8.ayetler)

Yaratılış Bölüm 11;
Nuh oğlu Sam’dan İbrahim’in babası Terah’a kadar.

“Yar.11: 10 Sam'ın soyunun öyküsü: Tufandan iki yıl sonra Sam 100 yaşındayken oğlu Arpakşat doğdu.”
Yar.11: 11 Arpakşat'ın doğumundan sonra Sam 500 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
Yar.11: 12 Arpakşat 35 yaşındayken oğlu Şelah doğdu.
Yar.11: 13 Şelah'ın doğumundan sonra Arpakşat 403 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu*ft*.

Not 11:12-13 Septuaginta "Arpakşat 35 yaşındayken oğlu Kenan doğdu. Kenan'ın doğumundan sonra Arpakşat 430 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. Kenan 130 yaşındayken oğlu Şelah doğdu. Şelah'ın doğumundan sonra Kenan 330 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu"
(bkz. Luk.3:35-36).......

Yar.11: 24 Nahor 29 yaşındayken oğlu Terah doğdu.
Yar.11: 25 Terah'ın doğumundan sonra Nahor 119 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
Yar.11: 26 Yetmiş yaşından sonra Terah'ın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.
Yar.11: 27 Terah soyunun öyküsü: Terah Avram, Nahor ve Haran'ın babasıydı. Haran'ın Lut adlı bir oğlu oldu.
Yar.11: 28 Haran, babası Terah henüz sağken, doğduğu ülkede, Kildaniler'in* Ur Kenti'nde öldü.
Yar.11: 29 Avram'la Nahor evlendiler. Avram'ın karısının adı Saray, Nahor'unkinin adı Milka'ydı. Milka Yiska'nın babası Haran'ın kızıydı.
Yar.11: 30 Saray kısırdı, çocuğu olmuyordu.
Yar.11: 31 Terah, oğlu Avram'ı, Haran'ın oğlu olan torunu Lut'u ve Avram'ın karısı olan gelini Saray'ı yanına aldı. Kenan ülkesine gitmek üzere Kildaniler'in Ur Kenti'nden ayrıldılar. Harran'a gidip oraya yerleştiler.
Yar.11: 32 Terah iki yüz beş yıl yaşadıktan sonra Harran'da öldü

Nuh’un Tanrısı Yahudilerin atası İbrahim’i seçinceye kadar geçen sürede gene insanları yarattığına pişman olur ve Kuranda da bahsedilen,Ad,Semud,Res,Hicr gibi sayısız kavmi gene kızıp yeryüzünden silecektir.
İbrahim zamanında da amca oğlu Lut’un aralarına henüz yerleştiği Sodom ve Gomora şehirlerinde yaşayan ve bu yüzden “Lut peygamberin adıyla anılacak olan bu eşcinsel kavmi yok edecektir.

Ham oğlu Kenan’a verdiği toprakları da bu bölge kavminin “eşcinsel yaşamları” yüzünden İbrahim soyuna vât edecektir.

Avram'a Çağrı - (İbrahim’e )
BÖLÜM 12

Yar.12: 1 RAB Avram'a, "Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git" dedi,
Yar.12: 2 "Seni büyük bir ulus yapacağım, Seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım, Bereket kaynağı olacaksın.
Yar.12: 3 Seni kutsayanları kutsayacak, Seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki bütün halklar Senin aracılığınla kutsanacak."
Yar.12: 4 Avram RAB'bin buyurduğu gibi yola çıktı. Lut da onunla birlikte gitti. Avram Harran'dan ayrıldığı zaman yetmiş beş yaşındaydı.
Yar.12: 5 Karısı Saray'ı, yeğeni Lut'u, Harran'da kazandıkları malları, edindikleri uşakları yanına alıp Kenan ülkesine doğru yola çıktı. Oraya vardılar.
Yar.12: 6 Avram ülke boyunca Şekem'deki More meşesine kadar ilerledi. O günlerde orada Kenanlılar yaşıyordu.
Yar.12: 7 RAB Avram'a görünerek, "Bu toprakları senin soyuna vereceğim" dedi. Avram kendisine görünen RAB'be orada bir sunak yaptı.
Yar.12: 8 Oradan Beytel'in doğusundaki dağlık bölgeye doğru gitti. Çadırını batıdaki Beytel'le doğudaki Ay Kenti'nin arasına kurdu. Orada RAB'be bir sunak yapıp RAB'be yakardı.
Yar.12: 9 Sonra kona göçe Negev'e doğru ilerledi.

Tevrat 12:1.ayette 75 yaşındaki İbrahim peygamberi seçerek yollara düşüren Tanrı,Yaratılış “Sam Soyunun Öyküsü .”12:3” ayette “ Seni kutsayanları kutsayacak, Seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki bütün halklar Senin aracılığınla kutsanacak." İbrahim soyunu,diğer insanların yerine geçireceği vadini vermektedir.

Daha sonra,Mısırdan Çıkış Bölümünü
“Bölüm 6:1’de 6:6”ya kadar da Musa’ya Yahudilere vat ettiği Kenan toprakları vereceğini anlatır ve
“Çık.6: 7 “ayette “Sizi kendi halkım yapacak ve Tanrınız olacağım. O zaman sizi Mısı’rlılar'ın boyunduruğundan çıkaran Tanrınız RAB'bin ben olduğumu bileceksiniz.” Diyerek “Üstün Irk “ mesajını verir.
Yani o bahsedilen “6.Madde” Yahudileri pek bağlamaz.O Nuh peygambere verilen bir emirdir.

Çünkü Tevrat’taki Tanrı aslında kafası oldukça karışık,anında karar değiştiren bir ruh yapısına sahiptir.
Mısırdaki çıkış 4.bölümde,Musa’ya “Mısır’a dön,düşmanlarının hepsi öldü” der.

Sonra da Firavunun kendi emrine itaat edeceğini bildiğinden onu “inatçı yapacağını” söyler ve Musa’ya asasını nasıl kullanacağını anlatır.

Tevrat’a göre,aslında Firavun Musa’nın Tanrısına inanmasa da onun da Tanrı olduğunu bilir ve kendisine karşı gelen biri olmadığını da bilir.Yani Firavun,halkı,Musa ve İsrail’lilerin bütün çektikleri sıkıntının sebebi sadece Tanrının isteği olması ilginçtir.

Mısır’dan Çıkış;
“”Çık.4: 19 RAB Midyan'da Musa'ya, "Mısır'a dön, çünkü canını almak isteyenlerin hepsi öldü" demişti.
Çık.4: 20 Böylece Musa karısını, oğullarını eşeğe bindirdi; Tanrı'nın buyurduğu değneği de eline alıp Mısır'a doğru yola çıktı.
Çık.4: 21 RAB Musa'ya, "Mısır'a döndüğünde, sana verdiğim güçle bütün şaşılası işleri firavunun önünde yapmaya bak" dedi, "Ama ben onu inatçı yapacağım. Halkı salıvermeyecek.””

Sonra,Musa,eşeğine çocuklarını bindirir ve yiyeceğini yükler,karısı Sippora ile birlikte yola düşer.Bir mola yerinde Tanrı karşısına çıkar ve Musa’yı öldürmeye kalkar.Sebep Tevrat’ta geçmez.Karısı Sippora uyanıktır ve erkek çocuklarından birini hemen orada sünnet edip,derisini ayağına sürünce Tanrı Musa’yı öldürmekten vazgeçer.

Mısır’dan Çıkış;
“”Çık.4: 22 Sonra firavuna de ki, 'RAB şöyle diyor: İsrail benim ilk oğlumdur.
Çık.4: 23 Sana, bırak oğlum gitsin, bana tapsın, dedim. Ama sen onu salıvermeyi reddettin. Bu yüzden senin ilk oğlunu öldüreceğim.'"
Çık.4: 24 RAB yolda, bir konaklama yerinde Musa'yla karşılaştı, onu öldürmek istedi.””
Çık.4: 25 O anda Sippora keskin bir taş alıp oğlunu sünnet etti, derisini Musa'nın ayaklarına dokundurdu. "Gerçekten sen bana kanlı güveysin" dedi.

Çık.4: 26 Böylece RAB Musa'yı esirgedi. Sippora Musa'ya sünnetten ötürü "Kanlı güveysin" demişti.

Yukarıdaki 4:22. ayetteki “İsrail benim ilk oğlumdur” ifadesine dikkat ediniz.

Yahudilere kolaylık bitmez tükenmez.Bilmeden olsa da işlediği günahtan s”suçlu sayılan Yahudi,”İtiraf” edip Tanrıya kurban verince günahtan kurtulur;

Levililer-Blüm 5;
“”Lev.5: 4 "'Biri hangi konuda olursa olsun, kötülük ya da iyilik yapmak için, düşünmeden ve ne yaptığını bilmeden ant içerse, bunu anladığı an suçlu sayılacaktır.
Lev.5: 5 "'Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.””
Lev.5: 6 Günahının bedeli olarak RAB'be bir suç sunusu* getirmeli. Bu sunu küçükbaş hayvanlardan olmalı. Dişi bir kuzu ya da keçi olabilir. Kâhin kişinin günahını bağışlatacaktır.
Lev.5: 7 "'Eğer kuzu alacak gücü yoksa, suçuna karşılık biri günah sunusu*, öbürü yakmalık sunu* olmak üzere RAB'be iki kumru ya da iki güvercin sunmalı.

Yani,eskiden ”itiraf ve kurban” kesmekle günahlarından kurtulmak inançlarına göre mümkündü.İ.S.70 yılında Romalıların 2.defa Süleyman mabedini yıkıp Yahudileri sürgüne göndermelerinden sonra gittikleri yerlerde ve Ortadoğu’da yaşadıkları yerlerde “Sinegog” adını verdikleri bu günkü mabetlerini inşa etmelerinden bu yana “Kurban kesmek” işinden de kurtuldular.Yani onları bağlayan bir şey yoktur.Sadece “itiraf” müessesi kalıyor.Yani günah çıkarma olayı.

Bu yüzden Yahudileri kendi kitapları ile bağlamak imkansızdır.Sosyal yaşamla ilgili bütün yasaklamalar,”aralarında bulundukları kavimlerle ilişkileri sıcak tutmak ve kendileri arasındaki adaleti “ korumak içindir.Kendi ülkelerinde iken,savaşta iken onları bağlayan hiçbir kural yoktur.Yahudi olmayan herkes onlar için ya bir savaş ganimeti ya da köledir.Hiçbir hakları da olamaz.

Yani Filistinlilere ne yapsalar,onlara göre Tanrının emrini yerine getirmektedirler.

Levililer 18.Bölümde Yahudilere yakın akraba,komşu kadınları ve kızları,eşcinsel ilişkilerin ,kendisinden başka tanrılara kurban kesmelerinin,sunularda bulunmalarının yasaklandığı anlatılır.

Bu bölümde diğer kavimlerin bu yasaklar uymadıklarından dolayı Tanrı Yahudileri seçtiğini açıkça anlatır.;

Levililer Bölüm 18;
“”Lev.18: 27 Sizden önce bu ülkede yaşayan insanlar bütün bu iğrençlikleri yaparak ülkeyi kirlettiler.
Lev.18: 28 Eğer siz de ülkeyi kirletirseniz, ülke sizden önceki uluslara yaptığı gibi sizi de kusar.
Lev.18: 29 "'Kim bu iğrençliklerden birini yaparsa halkın arasından atılacaktır.
Lev.18: 30 Buyruklarımı yerine getirin, sizden önceki insanların iğrenç törelerine uyarak kendinizi kirletmeyin. Tanrınız RAB benim."”

Ama Tanrı Yahudileri asla bırakmayacaktır.;

Konutun Üstündeki Bulut
(Çık.40:34-38)
Çölde Sayım;

Say.9: 15 Konut, yani Levha Sandığı'nın bulunduğu çadır kurulduğu gün üstünü bulut kapladı. Konutun üstündeki bulut akşamdan sabaha dek ateşi andırdı.
Say.9: 16 Bu hep böyle sürüp gitti. Konutu kaplayan bulut gece ateşi andırıyordu.
Say.9: 17 İsrailliler ancak bulut çadırın üzerinden kalkınca göçer, bulut nerede durursa orada konaklarlardı.

Tanrı bazen Yahudileri ve Musa’yı bile bıktırır;

Say.11: 10 Musa herkesin, her ailenin çadırının önünde ağladığını duydu. RAB buna çok öfkelendi. Musa da üzüldü.
Say.11: 11 RAB'be, "Kuluna neden kötü davrandın?" dedi, "Seni hoşnut etmeyen ne yaptım ki, bu halkın yükünü bana yüklüyorsun?
Say.11: 12 Bütün bu halka ben mi gebe kaldım? Onları ben mi doğurdum? Öyleyse neden emzikteki çocuğu taşıyan bir dadı gibi, atalarına ant içerek söz verdiğin ülkeye onları kucağımda taşımamı istiyorsun?
Say.11: 13 Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, 'Bize yiyecek et ver diye sızlanıp duruyorlar.
Say.11: 14 Bu halkı tek başıma taşıyamam, bunca yükü kaldıramam.

MUSA’NIN İSYANI

Say.11: 15 Bana böyle davranacaksan -eğer gözünde lütuf bulduysam- lütfen beni hemen öldür de kendi yıkımımı görmeyeyim."

Yahudilerin sık sık Tanrılarını sınamalarından,emirlerine karşı gelmelerinden,sıkıntılara karşı isyan etmelerinden,bazen da Mısr’dan getirdikleri putlara tapmaya başlamalarından bıkan Tanrı onları yok etmeye kalkar ama,”kendi sözü ile kendini bağladığından” resmen çaresiz kalır.

Ve kendi adının şöhretini koruma derdi ile yüz yüze kaldığını fark eder.Bir Tanrı için içine düşülecek oldukça zor bir durumdur bu.

Ben şahsen bu durumda bir Tanrı olmak istemezdim.Bu yüzden halimden memnunum.Okuyunuz;

Hez.20: 9 Ama aralarında yaşadıkları ulusların gözünde adıma leke
gelmesin(*) diye bunu yapmadım. Bu ulusların gözü önünde
İsrailliler'i Mısır'dan çıkararak kendimi onlara açıklamıştım.

Hez.20: 14 Ama İsrailliler'i Mısır'dan çıkardığımı gören ulusların gözünde adıma leke gelmesin(*) diye bunu yapmadım.

Yas.32: 26 Onları darmadağın etmeyi,İnsanlar arasından anılarını silmeyi düşündüm.

Yahudiler dışındaki kavimleri "Düşman" kabul etmektedir.

Yas.32: 27 Ama "düşmanın" alay etmesinden çekindim.
Öyle ki, düşman yanlış anlayıp da,
Bütün bunları yapan RAB değil,
Başarı kazanan biziz, demesin.""

Bu ayetlerde dikkat edilecek en önemli ifade “Düşman” kelimesidir.Yahudiler dışındaki bütün yeryüzü halkını “düşman” gören bir Tanrıya taptığımız fark etmeliyiz.Özenle seçtiği,yüzlerce yıl başında bekçilik ederek koruyup yücelttiği halde kendisinden bıktırdığı Yahudileri bile sadece “kendi adının şöhretini korumak ” korkusu yüzünden “yok etmekten çekinen bu Tanrı, bizleri o cennetine sokar mı sizce?

"Pişman Tanrı", Yahudileri seçtiğine gene PİŞMAN olur;

Say.14: 12 Onları salgın hastalıkla cezalandıracağım, mirastan yoksun bırakacağım. Ama seni onlardan daha büyük, daha güçlü bir ulus kılacağım."

Böyle durumlarda bazen Musa Tanrısını bir çocuk gibi avutur;

Say.14: 13 Musa, "Mısırlılar bunu duyacak" diye karşılık verdi, "Çünkü bu halkı gücünle onların arasından sen çıkardın.
Say.14: 14 Kenan topraklarında yaşayan halka bunu anlatacaklar. Ya RAB, bu halkın arasında olduğunu, onlarla yüz yüze görüştüğünü, bulutunun onların üzerinde durduğunu, gündüz bulut sütunu, gece ateş sütunu içinde onlara yol gösterdiğini duymuşlar.
Say.14: 15-16 Eğer bu halkı bir insanmış gibi yok edersen, senin ününü duymuş olan bu uluslar, 'RAB ant içerek söz verdiği ülkeye bu halkı götüremediği için onları çölde yok etti diyecekler.
Say.14: 17 "Şimdi gücünü göster, ya Rab. Demiştin ki,
Say.14: 18 'RAB tez öfkelenmez, sevgisi engindir, suçu ve isyanı bağışlar. Ancak suçluyu cezasız bırakmaz; babaların işlediği suçun hesabını üçüncü, dördüncü kuşak çocuklarından sorar.
Say.14: 19 Mısır'dan çıkışlarından bugüne dek bu halkı nasıl bağışladıysan, büyük sevgin uyarınca onların suçunu bağışla."



Tanrı’ya karşı gelirlerse Yahudilere lanetini açıklar;

“Lev.26: 23 "'Bununla da yola gelmez, bana karşı çıkmaya devam ederseniz,
Lev.26: 24 ben de size karşı çıkacağım, günahlarınıza karşılık sizi yedi kez cezalandıracağım.
Lev.26: 25 Bozduğunuz antlaşmamın öcünü almak için başınıza savaş getireceğim.”

Ama yukarıda Hez.20:9-20:14 ile Yasa-32:27 ayetlerde kendini kendi vâdi ile bağlayan tanrı cezalandırmanın ardından Yahudileri af edip geri toplayacağını da bildirir;

YAHUDİLER ÜLKELERİNE GERİ DÖNECEK

Hez.36: 24 "'Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.
Hez.36: 25 Üzerinize temiz su dökeceğim, arınacaksınız. Sizi bütün kirliliklerinizden ve putlarınızdan arındıracağım.
Hez.36: 26 Size yeni bir yürek verecek, içinize yeni bir ruh koyacağım. İçinizdeki taştan yüreği çıkaracak, size etten bir yürek vereceğim.
Hez.36: 27 Ruhumu içinize koyacağım; kurallarımı izlemenizi,buyruklarıma uyup onları uygulamanızı sağlayacağım.
Hez.36: 28 Atalarınıza verdiğim ülkede yaşayacak, benim halkım olacaksınız, ben de sizin Tanrınız olacağım.
Levililer 26 Bölüm;
Lev.26: 11 Konutumu aranızda kuracak, size sırt çevirmeyeceğim.
Lev.26: 12 Aranızda yaşayacak, Tanrınız olacağım. Siz de benim halkım olacaksınız""

Görüldüğü gibi onlar sadece emirlere uymakla yükümlüdürler.Tanrının çok yakın koruması altındadırlar.

Yakup Peygamberin ağabeyi Esav’ııın Kabilesi bile Kahin Balam’dan Yahudileri lanetlemesi için yardım isterler ama aldıkları cevaba bakın;

Say.23: 22 Tanrı onları Mısır'dan çıkardı,
O'nun yaban öküzü gibi gücü var.
Say.23: 23 Yakup soyuna yapılan büyü tutmaz;
İsrail'e karşı falcılık etkili olmaz.
Şimdi Yakup ve İsrail için,
'Tanrı neler yaptı! denecek.
Say.23: 24 İşte halk bir dişi aslan gibi uyanıyor. Avını yiyip bitirmedikçe, Öldürülenlerin kanını içmedikçe rahat etmeyen aslan gibi kalkıyor."
Say.23: 25 Bunun üzerine Balak, "Onlara ne lanet oku, ne de onları kutsa!" dedi.
Say.23: 26 Balam, "RAB ne derse onu yapmalıyım dememiş miydim sana?"
diye yanıtladı.

Yahudilerin Savaşta düşmanlarına ne yapacağını öğrenmek için okuyun bakalım,
Tanrıları onlara savaşlarda ne yapacaklarını açıkça yazmıştır.;

Midyanlılar'dan Öç Alınıyor

BÖLÜM 31


Say.31: 1-2 RAB Musa'ya, "Midyanlılar'dan İsrailliler'in öcünü al; sonra ölüp atalarına kavuşacaksın" dedi.
Say.31: 3 Bunun üzerine Musa halka, "Midyanlılar'a karşı savaşmak ve onlardan RAB'bin öcünü almak üzere aranızdan adamlar silahlandırın" dedi,
Say.31: 4 "Savaşa İsrail'in her oymağından bin kişi gönderin."
Say.31: 5 Böylece İsrail'in her oymağından biner kişi olmak üzere 12.000 kişi seçilip savaşa hazırlandı.
Say.31: 6 Musa onları -her oymaktan biner kişiyi- ve Kâhin Elazar oğlu Pinehas'ı savaşa gönderdi. Pinehas yanına kutsal yere ait bazı eşyaları ve çağrı borazanlarını aldı.
Say.31: 7 RAB'bin Musa'ya verdiği buyruk uyarınca, Midyanlılar'a savaş açıp bütün erkekleri öldürdüler.
Say.31: 8 Öldürdükleri arasında beş Midyan kralı -Evi, Rekem, Sur, Hur ve Reva- da vardı. Beor oğlu Balam'ı da kılıçla öldürdüler.
Say.31: 9 Midyanlı kadınlarla çocuklarını tutsak alıp bütün hayvanlarını, sürülerini, mallarını yağmaladılar.
Say.31: 10 Midyanlılar'ın yaşadığı bütün kentleri, obaları ateşe verdiler.
Say.31: 11 İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.
Say.31: 12 Tutsaklarla yağmalanmış malları Şeria Irmağı'nın yanında, Eriha karşısında, Moav ovalarındaki ordugahta konaklayan Musa'yla Kâhin Elazar'a ve İsrail topluluğuna getirdiler.
Say.31: 13 Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.
Say.31: 14 Musa savaştan dönen ordu komutanlarına -binbaşılara, yüzbaşılara- öfkelendi.
Say.31: 15 Onlara, "Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?" diye çıkıştı,
Say.31: 16 "Bu kadınlar Balam'ın verdiği öğüde uyarak Peor olayında İsrailliler'in RAB'be ihanet etmesine neden oldular. Bu yüzden RAB'bin topluluğu arasında ölümcül hastalık baş gösterdi.
Say.31: 17 Şimdi bütün erkek çocukları ve erkekle yatmış kadınları öldürün.
Say.31: 18 Yalnız erkekle yatmamış genç kızları kendiniz için sağ bırakın.””

Yahudi ve Hıristiyanlarla yapılan bir savaştan sağ kurtulma ihtimali sadece “Bakire genç kızlar” için vardır.

Gerisi kıyılır.

YASA Bölüm 7’de de aynı konu işlenir.Tanrı Yahudi olmayan bütün dünya milletlerinin “anlama yapmadan imhasını” istemektedir;

Tanrı'nın Öz Halkı
(Çık.34:11-16)

“”Yas.7: 1 "Tanrınız RAB mülk edinmek üzere gideceğiniz ülkeye sizi götürdüğünde, önünüzden birçok ulusu -Hititler'i*, Girgaşlılar'ı, Amorlular'ı, Kenanlılar'ı, Perizliler'i, Hivliler'i, Yevuslular'ı, sizden daha büyük ve daha güçlü yedi ulusu- kovacak.

Yas.7: 2 Tanrınız RAB bu ulusları elinize teslim ettiğinde, onları bozguna uğrattığınızda, tümünü yok etmelisiniz. Bu uluslarla antlaşma yapmayacaksınız, onlara acımayacaksınız.

Yas.7: 3 Kız alıp vermeyeceksiniz. Kızlarınızı oğullarına vermeyeceksiniz; oğullarınıza da onlardan kız almayacaksınız.””

Yas.7: 22 Bu ulusları önünüzden azar azar kovacak. Onları birden ortadan kaldıramazsınız. Yoksa çevrenizde yabanıl hayvanlar çoğalır.

Yas.7: 23 Tanrınız RAB onları elinize teslim edecek ve hepsi yok oluncaya dek onları şaşkına çevirecek.
Yas.7: 24 Krallarını elinize teslim edecek; adlarını göğün altından sileceksiniz. Onları yok edene dek kimse size karşı duramayacak.

Yukarıdaki ayetlerde,Yahudi Tanrısı,seçtiği kavmine,diğer kavimleri "bakire kızları hariç" kıymayı emrdiyor.
Bana en ilginç gelen ifade ise "Yas.7: 22 Bu ulusları önünüzden azar azar kovacak. Onları birden ortadan kaldıramazsınız. Yoksa çevrenizde yabanıl hayvanlar çoğalır." ayetidir.

Tanrı,seçtiği kulları "yabanıl hayvanlardan" korumak için bizlerin yaşamasına izin veriyor.

Düşünsenize?

Sizce,bunlar, Filistinlilere ve ellerine geçirebilecekleri diğer milletlere "ACIRLAR MI"?

Bunlar bu 4000 yıllık bağlılıkları ile halen "insanlık " için bir tehlike teşkil etmemektemidir?

Neyse devam edelim;

TEVRAT’TA İSRAİL FİLİSTİN SAVAŞLARI

Hz.Davut ile Filistinli Golyat ‘ın Dövüşü Bölüm Samuel 1;
1.Sa.17: 4 Filist ordugahından Gatlı Golyat adında usta bir dövüşçü
ortaya çıktı. Boyu altı arşın bir karıştı
Not 17:4 "Altı arşın bir karış": Yaklaşık 2.9 m.
1.Sa.17: 5 Başına tunç* miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç
zırhın ağırlığı beş bin şekeldi
D Not 17:5 "Beş bin şekel": Yaklaşık 57.5 kg.
1.Sa.17: 6 Baldırları zırhlarla korunmuştu. Omuzları arasında tunç bir
pala asılıydı.
1.Sa.17: 7 Mızrağının sapı dokumacı tezgahının sırığı gibiydi. Mızrağın
demir başının ağırlığı altı yüz şekeldiGolyat'ın önüsıra kalkanını taşıyan bir adam yürüyordu.
D Not 17:7 "Altı yüz şekel": Yaklaşık 6.9 kg.
1.Sa.17: 8 Golyat durup İsrail ordusuna, "Neden savaş düzeni aldınız?" diye haykırdı, "Ben Filistli'yim, sizse Saul'un kölelerisiniz. Aranızdan karşıma çıkacak birini seçin.

1.Sa.17: 12 Davut Yahuda'nın Beytlehem Kenti'nden Efratlı İşay adında bir adamın oğluydu. İşay'ın sekiz oğlu vardı. Saul'un krallığı döneminde İşay'ın yaşı oldukça ilerlemişti.

1.Sa.17: 21 İsrailliler'le Filistliler karşı karşıya savaş düzeni almışlardı.
1.Sa.17: 22 Davut getirdiklerini levazım görevlisine bırakıp cepheye
koştu; kardeşlerinin yanına varıp onları selamladı.
1.Sa.17: 23 Davut onlarla konuşurken, Gatlı Filistli, Golyat adındaki
dövüşçü Filist cephesinden ileri çıkarak daha önce yaptığı gibi
meydan okudu. Davut bunu duydu.
1.Sa.17: 24 İsrailliler Golyat'ı görünce büyük korkuyla önünden kaçıştılar.
1.Sa.17: 25 Birbirlerine, "İsrail'e meydan okumak için ortaya çıkan şu adamı görüyorsunuz ya!" diyorlardı, "Kral onu öldürene büyük bir armağanın yanısıra kızını da verecek. Babasının ailesini de İsrail'e vergi ödemekten muaf tutacak."
1.Sa.17: 27 Adamlar daha önce verilmiş olan söze göre Golyat'ı
öldürecek kişiye neler verileceğini anlattılar.
1.Sa.17: 28 Ağabeyi Eliav Davut'un adamlarla konuştuğunu duyunca
öfkelendi. "Ne işin var burada?" dedi, "Çöldeki üç beş koyunu
kime bıraktın? Ne kadar kendini beğenmiş ve ne kadar kötü yürekli
olduğunu biliyorum. Sadece savaşı görmeye geldin."
1.Sa.17: 39 Davut giysilerinin üzerine kılıcını kuşanıp yürümeye çalıştı. Çünkü bu giysilere alışık değildi. Saul'a, "Bunlarla yürüyemiyorum" dedi, "Çünkü alışık değilim." Sonra giysileri üzerinden çıkardı.
1.Sa.17: 40 Değneğini alıp dereden beş çakıl taşı seçti. Bunları çoban dağarcığının cebine koyduktan sonra sapanını alıp Filistli Golyat'a doğru ilerledi.
1.Sa.17: 41 Filistli de, önünde kalkan taşıyıcısı, Davut'a doğru ilerliyordu.
1.Sa.17: 42 Davut'u tepeden tırnağa süzdü. Kızıl saçlı, yakışıklı bir
genç olduğu için onu küçümsedi.
1.Sa.17: 43 "Ben köpek miyim ki, üzerime değnekle geliyorsun?" diyerek
kendi ilahlarının adıyla Davut'u lanetledi.
1.Sa.17: 44 "Bana gelsene! Bedenini gökteki kuşlara ve kırdaki
hayvanlara yem edeceğim!" dedi.
1.Sa.17: 45 Davut, "Sen kılıçla, mızrakla, palayla üzerime geliyorsun"
diye karşılık verdi, "Bense meydan okuduğun İsrail ordusunun
Tanrısı, Her Şeye Egemen RAB'bin adıyla senin üzerine geliyorum.
1.Sa.17: 46 Bugün RAB seni elime teslim edecek. Seni vurup başını
gövdenden ayıracağım. Bugün Filistli askerlerin leşlerini gökteki
kuşlarla yerdeki hayvanlara yem edeceğim. Böylece bütün dünya
İsrail'de Tanrı'nın var olduğunu anlayacak.
1.Sa.17: 47 Bütün bu topluluk RAB'bin kılıçla, mızrakla kurtarmadığını
anlayacak. Çünkü savaş zaten RAB'bindir! O sizi elimize teslim edecek."
1.Sa.17: 48 Golyat saldırmak amacıyla Davut'a doğru ilerledi. Davut da
onunla dövüşmek üzere hemen Filist cephesine doğru koştu.
1.Sa.17: 49 Elini dağarcığına sokup bir taş çıkardı, sapanla fırlattı.
Taş Filistli'nin alnına çarpıp saplandı. Filistli yüzükoyun yere düştü.
1.Sa.17: 50 Böylece Davut Filistli Golyat'ı sapan ve taşla yendi.
Elinde kılıç olmaksızın onu yere serdi.
1.Sa.17: 51 Sonra koşup üzerine çıktı. Golyat'ın kılıcını tutup
kınından çektiği gibi onu öldürdü ve başını kesti.
Kahraman Golyat'ın öldüğünü gören Filistliler kaçtılar.

Bu şartlarda bu gün,İsrail’in Filistinlilere,gelecekte başka milletlere merhamet edeceğini düşünmek sizce “akıl kârımıdır?”

Ama sonunda Hz.Davut kendi kralı Saul’dan Filsitin'lilere sığınmak zorunda kalır;

1.Sa.27: 1 Davut, "Bir gün Saul'un eliyle yok olacağım" diye düşündü,
"Benim için en iyisi hemen Filist topraklarına kaçmak. O zaman
Saul İsrail'in her yanında beni aramaktan vazgeçer; ben de onun
elinden kurtulmuş olurum."
1.Sa.27: 6 Akiş o gün ona Ziklak Kenti'ni verdi. Bundan ötürü Ziklak
bugün de Yahuda krallarına aittir.
1.Sa.27: 7 Davut Filist topraklarında bir yıl dört ay yaşadı.
Bu sığınma sırasında,Babası İbrahim soyundan olan kavimlere de yağtığı baskınlarda “Soykırım” uygulamaktaydı;
.Sa.27: 8 Bu süre içinde Davut'la adamları gidip Geşurlular'a, Girizliler'e ve Amalekliler'e baskınlar yaptılar. Bunlar uzun zamandan beri Şur'a, hatta Mısır'a dek uzanan topraklarda yaşıyorlardı.
1.Sa.27: 9 Davut bir bölgeye saldırdığında kadın erkek demez, kimseyi sağ bırakmazdı; yalnız davarları, sığırları, eşekleri, develeri ve giysileri alıp Akiş'e dönerdi.
1.Sa.27: 11 Davut, kendisiyle Gat'a kimseyi götürmemek için kadın erkek kimseyi sağ bırakmazdı. Çünkü, "Gat'a gidip, 'Davut şöyle yaptı, böyle yaptı diyerek bize karşı bilgi aktarmasınlar" diye düşünürdü. Davut, Filist topraklarında yaşadığı sürece bu yöntemi uyguladı.
Ama diğer kavimler Davut’un şehrine baskın yaptıklaırnda“insanlık öğretmek için” onlara aynısını yapmazlar;
1.Sa.30: 1 Davut'la adamları üçüncü gün Ziklak Kenti'ne vardılar. Bu arada Amalekliler Negev bölgesiyle Ziklak'a baskın yapmış, Ziklak Kenti'ni yakıp yıkmışlardı.
1.Sa.30: 2 Kimseyi öldürmemişlerdi, ama kadınlarla orada yaşayan genç,
yaşlı herkesi tutsak etmişlerdi. Sonra onları da yanlarına alıp yollarına gitmişlerdi.
Ama Davut,gene bildiğini okur;
1.Sa.30: 17 Davut ertesi gün tan vaktinden akşama dek onları öldürdü.
Develere binip kaçan dört yüz genç dışında içlerinden kurtulan olmadı.
Bu arada Filistinliler Kral Saul’u ver ordusunu yenerler ve Davut’a krallık kapısını açarlar;
.Sa.31: 1 Filistliler İsrailliler'le savaşa tutuştu. İsrailliler Filistliler'in önünden kaçtı. Birçoğu Gilboa Dağı'nda ölüp yere serildi.
1.Sa.31: 2 Filistliler Saul'la oğullarının ardına düştüler. Saul'un oğulları Yonatan'ı, Avinadav'ı ve Malkişua'yı yakalayıp öldürdüler.
1.Sa.31: 3 Saul'un çevresinde savaş kızıştı. Derken Saul Filistli okçular tarafından vuruldu ve ağır yaralandı.
1.Sa.31: 4 Saul, silahını taşıyan adama, "Kılıcını çek de bana sapla" dedi, "Yoksa bu sünnetsizler* gelip bana kılıç saplayacak ve benimle alay edecekler."
Ama silah taşıyıcısı büyük bir korkuya kapılarak bunu yapmak
istemedi. Bunun üzerine Saul kılıcını çekip kendini üzerine attı.
1.Sa.31: 5 Saul'un öldüğünü görünce, silah taşıyıcısı da kendini
kılıcının üzerine attı ve Saul'la birlikte öldü.
1.Sa.31: 6 Böylece Saul, üç oğlu, silah taşıyıcısı ve bütün adamları
aynı gün öldüler.
Tanrı’nın Davut’a vâdi kesindir;
Tanrı'nın Hz.Davut'a Verdiği Söz
(1Ta.17:1-15)

Samuel 2.BÖLÜM 7


2.Sa.7: 1 Kral sarayına yerleşmişti. RAB de onu çevresindeki bütün düşmanlarından koruyarak rahata kavuşturdu.
2.Sa.7: 2 O sırada kral, Peygamber Natan'a, "Bak, ben sedir ağacından yapılmış bir sarayda oturuyorum. Oysa Tanrı'nın Sandığı bir çadırda duruyor!" dedi.
2.Sa.7: 3 Natan, "Git, tasarladığın her şeyi yap, çünkü RAB seninledir" diye karşılık verdi.
2.Sa.7: 4 O gece RAB Natan'a şöyle seslendi:
2.Sa.7: 5 "Git, kulum Davut'a şöyle de: 'RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak*fe* yapacaksın?
D Not 7:5 Bu bölümdeki 5,6,7,10-11,13,16,19,25,26,27 ve 29 ayetlerinde geçen İbranice "Beyt" sözcüğü, "tapınak", "konut" ve "soy" olarak çevrildi.
2.Sa.7: 6 İsrail halkını Mısır'dan çıkardığım günden bu yana konutta oturmadım. Bir çadırda orada burada konaklayarak dolaşıyordum.
2.Sa.7: 7 İsrailliler'le birlikte dolaştığım yerlerin herhangi birinde, halkım İsrail'i gütmesini buyurduğum İsrail önderlerinden birine, neden bana sedir ağacından bir konut yapmadınız diye hiç sordum mu?
2.Sa.7: 8 "Şimdi kulum Davut'a şöyle diyeceksin: 'Her Şeye Egemen RAB diyor ki, halkım İsrail'e önder olasın diye seni otlaklardan ve koyun gütmekten aldım.
2.Sa.7: 9 Her nereye gittiysen seninleydim. Önünden bütün düşmanlarını yok ettim. Adını dünyadaki büyük adamların adı gibi büyük kılacağım.
................
................
2.Sa.7: 12 Sen ölüp atalarına kavuşunca, senden sonra soyundan birini ortaya çıkarıp krallığını pekiştireceğim.
2.Sa.7: 13 Adıma bir tapınak kuracak olan odur. Ben de onun krallığının tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.
2.Sa.7: 14 Ben ona baba olacağım, o da bana oğul olacak. Kötülük yapınca, onu insanların değneğiyle, insanların vuruşlarıyla yola getireceğim.
2.Sa.7: 15 Ama senin önünden kaldırdığım Saul'dan esirgediğim sevgiyi hiçbir zaman esirgemeyeceğim.
2.Sa.7: 16 Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir."
2.Sa.7: 17 Böylece Natan bütün bu sözleri ve görümleri Davut'a aktardı.
Davut,kendi askerlerinden olan Hititli Uriya’nın karısını almak için adamı şavaşa sürer ve öldürülmesinini sağlar.
2.Sa.12: 9 Öyleyse neden RAB'bin gözünde kötü olanı yaparak, onun sözünü küçümsedin? Hititli* Uriya'yı kılıçla öldürdün, Ammonlular'ın kılıcıyla canına kıydın. Karısını da kendine eş olarak aldın.
Davut da Lanet’ten Kurtulamaz Hem de Ne Lanet;

2.Sa.12: 10 Bundan böyle, kılıç senin soyundan sonsuza dek eksik olmayacak. Çünkü beni küçümsedin ve Hititli Uriya'nın karısını kendine eş olarak aldın.
2.Sa.12: 11 "RAB şöyle diyor: 'Sana kendi soyundan kötülük getireceğim. Senin gözünün önünde karılarını alıp bir yakınına vereceğim; güpegündüz karılarının koynuna girecek.
2.Sa.12: 12 Evet, sen o işi gizlice yaptın, ama ben bunu bütün İsrail halkının gözü önünde güpegündüz yapacağım!"

Tanrı’nın vâdi gerçekleşir ve Davut’un oğlu Avşalom Davut’un hizmekarları olan saray kadınalrı ile halkın önünde ilişkiye girer;
2.Sa.16: 20 Avşalom Ahitofel'e, "Ne yapmalıyız, bize öğüt ver" dedi.
2.Sa.16: 21 Ahitofel, "Babanın saraya bakmak için bıraktığı cariyelerle yat" diye karşılık verdi, "Böylece bütün İsrail babanın nefretini kazandığını duyacak ve seni destekleyenlerin tümü kendilerini daha da güçlenmiş bulacaklar."
2.Sa.16: 22 Sarayın damında Avşalom için bir çadır kurdular. Avşalom (Kral Peygamber Davut'un oğlu) bütün İsrailliler'in gözü önünde babasının cariyelerinin yanına girdi.

O da Ele Geçirdiği Şehir Halkına Soykırımı Durdurur;

2.Sa.12: 30 Ammon Kralı'nın başındaki tacı aldı. Değerli taşlarla süslü, ağırlığı bir talant altını bulan tacı Davut'un başına koydular. Davut kentten çok miktarda mal yağmalayıp götürdü.
D Not 12:30 "Ammon Kralı'nın" ya da "Ammon'un ilahı Molek'in*".
12:30 "Bir talant": Yaklaşık 34.5 kg.
Tanrı ile Gıcıklaşma Başlar.Soykırım yapmaz,çalıştırır;
2.Sa.12: 31 Orada yaşayan halkı dışarı çıkarıp testereyle, demir kazma ve baltayla yapılan işlerde, tuğla yapımında çalıştırdı. Davut bunu bütün Ammon kentlerinde uyguladı. Sonra bütün ordusuyla birlikte Yeruşalim'e döndü.

Yahudilere Vât Edilen Ham Oğlu Kenan Ülkesinin Sınırları

BÖLÜM 34


Say.34: 1 RAB Musa'ya şöyle dedi:
Say.34: 2 "İsrailliler'e de ki, 'Mülk olarak size düşecek Kenan ülkesine girince, sınırlarınız şöyle olacak:
Say.34: 3 "'Güney sınırınız Zin Çölü'nden Edom sınırı boyunca uzanacak. Doğuda, güney sınırınız Lut Gölü'nün ucundan başlayacak,
Say.34: 4 Akrep Geçidi'nin güneyinden Zin'e geçip Kadeş-Barnea'nın
güneyine dek uzanacak. Oradan Hasar-Addar'a ve Asmon'a,
Say.34: 5 oradan da Mısır Vadisi'ne uzanarak Akdeniz'de son bulacak.
Say.34: 6 "'Batı sınırınız Akdeniz ve kıyısı olacak. Batıda sınırınız bu olacak.
Say.34: 7 "'Kuzey sınırınız Akdeniz'den Hor Dağı'na dek uzanacak.
Say.34: 8 Hor Dağı'ndan Levo-Hamat'a, oradan Sedat'a,
Say.34: 9 Zifron'a doğru uzanarak Hasar-Enan'da son bulacak. Kuzeyde
sınırınız bu olacak.
Say.34: 10 "'Doğu sınırınız Hasar-Enan'dan Şefam'a dek uzanacak.
Say.34: 11 Sınırınız Şefam'dan Ayin'in doğusundaki Rivla'ya dek inecek. Oradan Kinneret Gölü'nün*fş* doğu kıyısındaki yamaçlara dek uzanacak.
D Not 34:11 "Kinneret Gölü", yani "Celile Gölü".
Say.34: 12 Oradan Şeria Irmağı boyunca uzanacak ve Lut Gölü'nde son bulacak. "'Her yandan ülkenizin sınırları bu olacaktır."
Say.34: 13 Musa İsrailliler'e, "Miras olarak kurayla paylaştıracağınız ülke budur" dedi,””

Şimdi,Yahudilerin,”Tanrımız bize şimdilik bu bölgeyi vât etti.Tanrımız böyle istedi” diyerek şimdilik Filistinlileri soykırıma uğratmaktadırlar.Sonradan bu Mısır Nil nehrine,Lübnan, Suriye,Kuzey Irak ve Anadolu’nun doğu Akdeniz’deki Hatay-Adana,Gaziantep’ten Urfa ve Hakkari’ye kadar bölgeye uzanacaktır.

Ayetlerle sınırlar böyle çizilmiş.

Sonra da yeryüzünde bütün kavimleri yok edinceye kadar da sürecek bu olay tam bir ilahiyat komedyasıdır.

Ama Amerika Kendini “Sam Soyu” sayan Hıristiyan Amerikalı ve Avrupalılarında ve yarısı Yahudi işadamlarından oluşan “B.O.P”çu “Neo-con “ ekibi, bu işin başında olunca bu komedyadan “trajediye,drama” dönüşecek bir karabasandır.

Soykırım olaylarının altında hep bu “kıyamet Alametleri” konusu vardır.

Tevrat bu kadar “ırkçı” ise,Tanrısı “Yahudilerden” başka kavimleri yeryüzünden Yahudiler kanalı ile silmek istiyorsa insanların yapacakları ne kalmıştır ki?

Atalarımıza düşman olmuş bir tanrı,yeryüzünden “tüm beşeriyet ailesini” seçtiği “Yahudi Kavmine ” vereceği destekle yeryüzünden silmek istemektedir.İnsanların camilerde kıldığı namazlar,tapınaklarda ettiği dualar ,yaptıkları ibadetler ve hayırlar o zaman tümden boşa çıkmaktadır.

Çünkü Yahudiler dışındaki kavimler zaten lanetlenmiştir.

O zaman yeryüzündeki insanlık ailesine düşen davranış bu “yok ediliş” faciasını beklemeden kestirmeden intihar edip Allah’ı da Yahudileri de bu zahmetten kurtarmaktır.
Ne dersiniz,intihar mı edelim,yoksa başbakanımızın karşı olduğunu söylediği ve ne manaya geldiğini açıklamadığı “anti semitizm” yani “Yahudi Düşmanlığı” mı yapalım?

Düşman nedir?

Bir canlıyı öldürerek onu yok etmek isteyen o canlının düşmanıdır.

Üzerinde yaşadığımız gezegende onbinlerce kavim ve diller var.196 kadar devlet var.
Doğa dinlerinden felsefe dinlerine,yıldız dinlerine ve en son uzaya tapanlara kadar bir çok din var.

Ama,Yahudilik-İbranilik hariç hiç birinde “bütün yeryüzü halkını “çoluk-çocuk” kazımaya dayalı,soykırımcı bir din yok.Ha, bir de Hıristiyanlar aynı şeyi “İsa’ya inanmama Suçu” nedeniyle yapıyorlar.

Bu düşmanlık “toptan beşeriyetin kıyılmasını içeriyorsa” beşeriyet ne yapmalıdır?

Aranızda yaşayan komşunuzun bir gün kellenizi keseceğini,çocuklarınızın ırzına geçeceğini bilerek onunla “iyi komşuluk” yürütebilir misiniz?
İnandığınız,taptığınız Tanrı’nın da bu komşunuzu destekleyeceğini bilerek o dine inanmayı sürdürebilir misiniz?

Bu durumda insan ya kendini savunmalıdır ya da hem Tanrıyı hem de Yahudileri bu zahmetten kurtarıp intihar etmelidir.

Avrupalıların Yahudileri dışlamaları,yakmaları,öldürmeleri bütün bu ayetlerden sonra “beyhude” midir?

Yani boşuna mıdır?

Tevrat’ın bu “ırkçılığı sadece Avrupalıların yaptığı bir iş midir?

Sadece onların mı dikkatini çekmiştir?

Hayır.

Hz.Süleyman bilindiği gibi Tanrısından “bilgelik” ister ve Tanrısı onu bilge yapar.Bilgeliğinin namını duyan bu günkü Etiyopya’nın o zamanki Saba ülkesinin Melikesi (Ecesi ) de Hz. Süleyman’ı tanımak için gelir.

Aralarında büyük bir aşk meydana gelir.Her ikisi de birbirinin adeta “ruh ikizidirler”.
Saba Melikesi Hz. Süleyman’ın sarayında uzun süre kalır ve ondan bir çocuğu olur.
Hz. Süleyman bu kadınla evlenmek ister.Ancak “ırkçılık “yüzünden ne Yahudi ruhbanlar ne de Tanrı evlenmelerine izin vermez.

Hz.Süleyman bu ayrımcılıktan nefret eder ve Allah’ın o kadar sevgili kulu olmasına rağmen gider putlara adakta bulunur.Allah ta onu defalarca uyarır.Hz.Süleyman tüm bilgeliğine rağmen her şeye boş bakmaya başlar.Böyle bir peygamberin putlara adak adaması gerçekten büyük bir “itirazdır”,protestodur.

Tanrısı ona bir gün sokakta bir dilenci kılığında görünür ve “Baban Davut’a verdiğim söze dua et yoksa...” diye tehditte dahi bulunur.
Bu konu gerçekten çok kafamı kurcalamaktadır.

Tanrı,İnsanı yaratır,pişman olur,tufanla yok eder.Birini seçer ondan üreyen nesilleri ve soylarını da yok eder.Onlardan seçtiği nesillerden de nefret eder ve en son seçtiği kavmi yüzlerce yıllık sınava tabii tutar.Onlardan da pişmanlık duyar ve Hz.Musa’nın yatıştırması ve uyarıları ile kendini frenler.

Kendi seçtiği İbrani Kavminin başına getirdiği her peygamber döneminde Yahudilerin ve peygamberlerin tutum ve davranışları ile sürekli şaşkına düşer,pişmanlık duyar.Kendi sözünün altında kendisi kaldığı yetmez gibi insanlara da sınırsız eziyetler çektirir.

Hani bu Tanrı,her şeyin kaderini yaratmadan önce tayin ediyordu?

Öyleyse durmadan her peygamberin devrinde kendi seçtiği halkının davranışları karşısında “sıradan bizler gibi” neden şaşkınlıpa uğrayıp cezalar veriyor?

Niye pişmanlıklar ve acılar sürekli tekrar yaşanıyor?

Kendi halkı bile inançsızlık gösteriyor.

Cin Suresi 40-44. ayetlerinde Cinlerin dedikleri gibi “Tanrı biz insanlar için iyilik istememekte midir?”

Sonunda üç ölümden sonra,o da “inançlı bir köle olmayı kabul etmek şartıyla” bizleri kabul edeceği cennet ise yukarıdadır.

CENNETİN YERİ:

Araf Suresi 40-Ayetlerimizi yalan sayıp onları küçümseyenlere göğün kapıları kesin kapalıdır.İğne deliğinden deve geçinceye kadar giremezler cennete onlar.

Şu cennete,insanlık bir olup,uzay çalışmalarını hızlandırsa oraya bir yolunu bulup ulaşsa bizi “erken geldik” diye kovar mı?

Bence,Tanrı bizleri kandırıyor gibi geliyor.Yoksa bu kadar bu işi uzatmazdı gibi geliyor. (Tövbe estağfurullah.Ama insana da düşündürüyor yani)
YOKSA BAŞKA GEZEGENDEN Mİ GETİRİLDİK?
Araf Suresi 10-Şüphesiz biz sizi yeryüzüne yerleştirdik ve oradan geçimlikler verdik.Öyleyken de pek az şükrediyorsunuz.

SONRA SAVAŞI KAYBEDİNCE BİZE BU DÜNYADA MÜEBBET HAPİS CEZASI MI VERDİLER?
Babil Kulesi
YARATILIŞ BÖLÜM 11


Yar.11: 1 Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı.
Yar.11: 2 Doğuya göçerlerken Şinar (*1)bölgesinde bir ova bulup oraya yerleştiler
Yar.11: 3 Birbirlerine, "Gelin, tuğla yapıp iyice pişirelim" dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar.
Yar.11: 4 Sonra, "Kendimize bir kent kuralım" dediler, "Göklere erişecek bir kule (*2) dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız
Yar.11: 5 RAB insanların yaptığı kentle kuleyi görmek için aşağıya indi.
Yar.11: 6 "Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre, düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar" dedi,
Yar.11: 7 "Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki, birbirlerini anlamasınlar."
Yar.11: 8 Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.
Yar.11: 9 Bu nedenle kente Babil*fş* adı verildi. Çünkü RAB bütün insanların dilini orada karıştırmış ve onları yeryüzünün dört bucağına dağıtmıştı.
D Not 11:9 "Babil": İbranice "Kargaşa" sözcüğünü çağrıştırır.
.*1(Güneş Diyarı-Mezopotamya-Doğu Anadolu’dan Irak körfezine kada Dicle-Fırat arası bölge)
*2(Kule-Şem=Göğe çıkan,Göğe yükselen dikilitaş,roket vb.)
(Bu Tevrat ayetlerini çok iyi yargılayın.Çünkü,Semavi dinlerin yaratılış ve ebediyet ile ilgili sırları buradadır.)

Durmadan bizi birbirimize kıydırarak gelişmemizi,göğe çıkmamızı mı önlüyorlar?

Ya sizce?

http://keykubat.blogcu.com/g-w-bush-t-erdogan-ve-yecuc-mecuc-1_19394861.html
http://keykubat.blogcu.com/semavi-dinlerde-ustun-irk-var-mi-1_21883851.html


VAİZ Bölüm 1;

Vai.1: 1 Bunlar Yeruşalim'de krallık yapan Davut oğlu Vaiz'in sözleridir:
Vai.1: 2 "Her şey boş, bomboş, bomboş!" diyor Vaiz.
Vai.1: 3 Ne kazancı var insanın
Güneşin altında harcadığı onca emekten?
Vai.1: 4 Kuşaklar gelir, kuşaklar geçer,
Ama dünya sonsuza dek kalır.
Vai.1: 6 Rüzgar güneye gider, kuzeye döner,
Döne döne eserek
Hep aynı yolu izler.
Vai.1: 7 Bütün ırmaklar denize akar,
Yine de deniz dolmaz.
Irmaklar hep çıktıkları yere döner.
Vai.1: 10 Var mı kimsenin, "Bak bu yeni!" diyebileceği bir şey?
Her şey çoktan, bizden yıllar önce de vardı.
Vai.1: 11 Geçmiş kuşaklar anımsanmıyor,
Gelecek kuşaklar da kendilerinden sonra gelenlerce anımsanmayacak.
Vai.1: 17 Kendimi bilgi ve bilgeliği, deliliği ve akılsızlığı anlamaya adadım. Gördüm ki, bu da yalnızca rüzgarı kovalamaya
kalkışmakmış.
Vai.1: 18 Çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.
Vai.2: 11 Yaptığım bütün işlere,Çektiğim bütün emeklere bakınca,
Gördüm ki, hepsi boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.
Güneşin altında hiçbir kazanç yokmuş.
Vai.3: 12 İnsan için yaşamı boyunca mutlu olmaktan, iyi yaşamaktan
daha iyi bir şey olmadığını biliyorum.
Vai.3: 15 Şimdi ne oluyorsa, geçmişte de oldu,
Ne olacaksa, daha önce de olmuştur.
Tanrı geçmiş olayların hesabını soruyor

Bilgelik gören Yahudi Kral-Peygamberlerinin de içlerinde bulundukları aşırı “ırkçık” kavramına karşı çıktıklarına da Tevrat şahitliğini göstermektedir.Hal böyle iken,Yahudi kavmi,aralarında yaşadıkları “yeryüzü beşeriyet ailesine” hangi gözle baktıklarını açıklamadırlar ve bunu da kanıtlamalıdırlar.

“İNSANLIĞI TÜKETMEKLE,YOK ETMEKLE” görevli olduğuna inanan bir MİLLETİ”,insanlık küçümseyip yaşatırsa sorumluluk kendine aittir.

Çünkü tarih,”küçümsenen,hor görülen ACİZLERİN,CÜCELERİN” “boşluğuna getirip kalleşçe öldürdüğü KAHRAMANLAR MEZARLIĞIDIR.”

Ya da bu millet,bu inancını “TERK ETTİĞİNE” insanlığı inandırmalıdır.Bu da,4000 yıllık geçmişten sonra olacak bir iş midir bilmem?

Sizce “Anti Semitizm-Sami Soyu Kartşıtlığı” kötü mü?

Keykubat