"Türkiye Türklerindir +40" Bloguna Hoş geldiniz!!!

Ey Türk Milleti!
Birinci vazifen seni İslamcılık ve Türkçülükle benliğinden koparan, Araplaştıran din, devlet, ticarette sana yer vermeyen, seni küçük dereceli askeri görevlere vererek ölüme süren, sana hocalık, başbuğluk eden hainlere giydirdiğin tacı geri almaktır. Bunu yapabilmen için seni uyandıracak her türlü bilgi ve belge mevcuttur. Ya özgürlüğünü kazan ya da öl. Kölelikle atalarının kemiklerini sızlatma. Arap Rumların ırkçı kinci ensest sapık dinlerinden çık. Kurtuluşun başlangıcı burasıdır. Aklen kurtulmadıkça saltanatın da olsa kölesindir unutma. Sen özgür birey olmadıkça kardeşliğin önemi yoktur. Devletin her yüksek kademesine göz dik yerini al. Tırsma. Çabala, savaş ve kazan! Birlikte yaşadığın kavimlerle kardeşlik o zaman daha güzel olacaktır. Alaeddin Yavuz

Tarih boyunca atalarımız günümüzdeki kadar, her türlü bilgiye ulaşabilecek böyle bir çağ yaşamadılar.
Bizler tümünden şanslıyız. Buna dayanarak, blog içerikleri binlerce yıldır doğru bilinenleri sorgulamaktadır.
İster bu bloğda, ister okulda, camide veya başka yerde hiçbir yazılanı, öğretileni “sorgulamadan, araştırmadan” doğru kabul etmeyiniz!
Vatan-Millet davası,hiçbir kurum veya kuruluşa havale edilemez, milletçe sahiplenilmedikçe hiç bir dava milli değildir.
Davasına sahip çıkmayan halk da millet değil sürüdür. Adilyargıç/Keykubat.

Blog yazılarının telif hakları-copyright © “adilyargic; adilyargicc; keykubat.blogspot.com ve keykubat.blogcu.com” rumuzlarıyla yazan Alaeddin Yavuz’a aittir.
Hala okumak istiyorsanız buyurunuz.

Saygılar, sevgiler!

Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul, Kartal, Turkey
KENDİLERİ İÇİN PLAN YAPMAYAN MİLLETLER, BAŞKALARININ KENDİLERİ İÇİN YAPTIKLARI PLANLARA RAZI OLURLAR.Keykubat- ATATÜRK'TEN SONRA ÜLKEMİZDEN TÜRK ve MÜSLÜMAN HALKLAR İÇİN PLAN YAPAN ve EZİLEN HALKLARA ÖNDER OLACAK SİYASET İZLEYEN BİR LİDER ÇIKMAMIŞ, ARDILLARI,ONUN İZLEDİĞİ ANTİ EMPERYALİST SİYASETİ TERK ETMİŞ,DEVLETİ AB-D KUCAĞINA ATMIŞ VE ONLARA BAĞLILIĞI ATATÜRKÇÜLÜK SAYMIŞ,HALKIMIZIN DİNİ VE IRKİ DEĞERLERİNİ AŞAĞILAYARAK TAHRİK ETMİŞ, KADEMELİ OLARAK HALKIMIZI HIRİSTİYANLAŞTIRMAK İÇİN DIŞ GÜÇLERCE GİZLİ-AÇIK DESTEKLENEN SAPIK DİNCİ YAPILANMALARI GÜÇLENDİREREK,İKTİDARA TAŞIMIŞ,IRK,MEZHEP BAĞLAMINDA KARŞILIKLI DÜŞMANLIKLAR YARATMIŞ, ÜLKENİN KAYNAK VE SERMAYESİNİ YABANCILARA PEŞKEŞ ÇEKMİŞ,YUKARIDA SAYILAN AB-D PROJELERİNE GÖRE ASKERİ DARBELERLE KENDİ MİLLETİNİ SİNDİREREK BÖLÜNMENİN YAŞANDIĞI BÖYLE GÜNLERDE BİLE TEPKİSİZ KALMASINI SAĞLAYAN KORKU ORTAMINI HAZIRLAMIŞ,BENZER MUHTELİF İHANETLER İÇİNDE BİR ŞEKİLDE YER ALMIŞLARDIR.İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ GÜNÜN DURUMU BUDUR-Keykubat İNSAN,PRANGA VURULMAKLA,KIRBAÇLANARAK ÇALIŞTIRILMAKLA ESİR OLUR.ESİRLİĞİ YAŞAM BİÇİMİ OLARAK BENİMSERSE KÖLE OLUR. VATANINIZA,DEĞERLERİNİZE,ÖZGÜRLÜĞÜNÜZE SAHİP,HER TÜRLÜ EMPERYALİZME KARŞI ÇIKIN!!! Keykubat

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Translate

Bu Blogda Ara

2 Mayıs 2009 Cumartesi

ÖZAL'LAR BARZANİ'DEN NE İSTEDİ

ÖZAL'LAR BARZANİ'DEN NE İSTEDİ?


03.Kasım 2002 seçimleri ile iktidara gelen AKP'nin uyguladığı siyasetler sonucunda 01 Mart 2003 sonrası ABD-AB'nin ortak işgal ettiği Irak'ta,Saddam Hüseyin'in kellesinin yerlerde yuvarlanmasının ardından yeni bir Kürt devleti oluşturuldu.

AKP'nin,"engelleyemiyorsan kazan" taktiği ile hükümete yakın çevrelerce Irak Kürdistanı resmen inşa edilmeye başlandı.

AKP’nin de ,SSCB-Rusya desteğinde kurulan “1941-Mahabat Kürt devleti” nin bu kez ABD ve koalisyon güçleri tarafından kurulmuş hali olan yeni Kürt devletinin kurulmasına olan katkılarının karşılığını da belirgin olarak damadının şirketi olan Çalık grubu ile aldığına tanık olmaktayız.


AKP bu kaymağı yer de bu olayın asıl mimarı olan ÖZAL ailesi de hakkını aramaz mı yani,onlar da haklarının peşlerine düşerler.

Emin Çölaşan’ın Özallı yıllarda yazdığı “Turgut Nereye Koşuyor” adlı kitabından aklımda kalan birkaç satırı sizlerle paylaşmayı,Özal ailesini tanıtmak açısından faydalı bulduğum için ekliyorum;


Semra Özal hanım,Pamukkale kaplıcalarına gider ve Moore sigarası içmektedir.

Aksilik bu ya sigarası bitmiştir.Tedbirsizlik işte.Olmaz mı olmuş işte.

Hemen Denizli’ye bir memur göndererek sigara aratırlar ama o zaman Denizli’de bu sigaradan yoktur.


Memur boş olarak geri döner.

Semra hanım çıldırır.Emin Çölaşan’ın anlatımıyla,danışmanı olan gazeteci Can Pulak’a hemen talimatlarını verir;


“Bu Moore cigarası neden bizim Denizli vilayetimizde bulunmaz a ulak?”

“Efendim halen bu sigaraların satışı yasaktır,bu kullarınızın ondan haberi yoktur”

“Bu mereti aldırmak için ille de Ankara veya İstanbul vilayetlerine mi gitmek şarttır a ulak?”

“Hayır Kösemra sultanım,İzmir vilayetinde bulunması kuvvetle muhtemeldir.”

“Ulak,tez elden İzmir’e gidesin ve bana Mooore alıp gelesin”


Biraz farklı da olsa 25 yıldır bu cümleleri halen hatırlarım.


İşte o Semra ÖZAL,bağışlayın,Kösemra Sultan şimdi Barzani’den hakkını almaya gitmiş.Hem de çok hassas bir zaman seçimini de yaparak gitmiş.


30 Nisan 2009 günü Turgut Özal’ın eşi Semra ÖZAL,”dikili ağacı olmayan” oğullarından Ahmet ÖZAL’ı da yanına alarak ziyarete gidiyor.Önceden planlandığı çok sıcak ve muhabbet içinde geçtiği görünen bu ziyaret her iki tarafın iltifatları ile sürüyordu.


Haberi veren özel Tv kanallarından Star Tv sunucusu Uğur DÜNDAR’ın,Turgut ÖZAL’ın yakın koruma polis amirinin verdiği bilgiye dayanarak Mesut Barzani’nin T.Özal’a “dayı” diye hitap ettiğini,baba G.Bush’un kendisini habersiz çağırdığında ise “dayımdan habersiz asla gelmem” dediği tekrarlanmaktaydı.


Aslında çok tartışılacak olan bir olay olan,Semra ve Ahmet ÖZAL’ın “Mesut BARZANİ’yi 30 Nisan 2009’da ziyaret etmeleri,”1 Mayıs olaylarının” gümbürtüsüne gidecekti.


Ancak bu ziyaret bana birkaç soru sordurmaktadır.Bunlardan ilki,genç erkeklere,kumara,bol paraya düşkünlüğü dillere düşkün olan,1980-90’lı yıllarda ülkemizin Madam İmelda Markos’u olan Semra veya o zamanki diğer namıyla “Kösemra Sultan” artık emekli Başbakan,Cumhurbaşkanı,yüksek dereceli devlet memuru ve kendisinin de emekli maaşlarına ilaveten,uzun iktidar yılarınca “hak ettikleri” (!) birikimlerini tüketmiştir.


Barzani kardeşim,bak,bu kıytırık memur maaşları ile kapımdaki hizmetkârların maaşlarını bile ödeyemiyorum.Ölümünün ardından üstüne nice cevizler,fındıklar kırdığım Rahmetli eşim sağlığında sizi desteklemişti.Bu gün onun desteklerinin ürünü olan bir devlet sahibi oldunuz.Onun sayesinde “devletli” oldunuz,tarihe geçtiniz.

Buna mukabil olmasa da,hatta devleti bize verseniz bile yetmez ama şu Kerkük,Musul petrollerinden,şurdan burdan bir ekmek kapısı açsanız da yattığımız yerden kombine tesislerindeki kesimlik inekler gibi geviş getire getire ziftlensek olmaz mı a Barzanicim “ demeye mi gitmiştir?


Çünkü Barzani’nin ona “emlak işini" önerdiğini cümle basın yazmaktadır.

Peki bununla yetinmişler midir?


Yoksa ekstradan,”Bir de şu Obama’mıdır,sobamama mıdır nedir, ha o kibar yakışıklı esmer şeye de (!) kocamın Amerika’ya geçmiş hizmetlerini bi çıtlatsan,malum,bu nankör millet bizi unuttu bile.

Üstün siyasi zekaya sahip,babasının kopyası,akıl abidesi (!) bi dikili ağacı olmayan, şu tontoş Ahmetçiğimin partisine azıcık önden arkadan destek verse de babacının yarım bıraktığı şu Türk Milletinin kafasına son darbeyi indiriverse diyom yani,olmaz mı?” Dememiş midir?


Rus-Gürcü savaşının ardından neo-con’cu Bush ve ekibi tarafından ipi çekilen ve Almanya’dan parlatılan “Deniz Feneri” davası ile yargı önüne çıkarılmaya çalışılan R.Tayyip Erdoğan’ın yerine,daha önceden Kuçular Vadisi dizisinde düşman ilan edilen Abdüllatif Şener değil de, acaba Barzani destekli veliaht Ahmet ÖZAL’mı düşünülmüştür?

İsmet İnönü-Said Nursi kıskacı ile başlayan “Kürtçülük Hareketi”,sonunda AKP modeli içinde gene birleşmiş,Kuzey Irak’ta ilk meyvesini vermiş,ülkemizde de halk “ayıp olmasın gibisindenaçık oturum,tartışma” programları ile olaya alıştırılmaktadır ve devlet de “çaresiz gösterilmektedir.

Bir şey yapamıyoruz,dibimizde Amerika var” korkusu ile sinenler,halkı da sindirmeyi sürdürmektedirler.


Yani,devlet bu dönme ve devşirmelerin oyuncağı olmuş,komisyonla satılıyor,devletin bütün kurum ve kuruluşlarında olan herkes bunun kaymağını yiyor,ülke elden çıkmış,satanların çocukları bile “komisyon haklarını alma derdine düşmüş,vatan evlatlarının da her gün biçilmelerine devam ediliyor ama milletimiz halen “Ergenekoncular mı,hükümet mi haklı” diye tartışıyor.Oysa olay tamamen bir “rant kavgası ve eski maşaların atılıp yenilerinin konulması” kavgasıdır.


Tartışalım bakalım,devlet aslında çoktan sona ermiştir.

Ruhuna fatiha.


Bundan sonra evlatlarımız başka topraklarda ABD-AB’nin fedaileri olarak bulunacaklar ve cenazeleri oralardan gelecek veya gelemeyecektir.Genelkurmay başkanlığının “Afganistan’a ve başka yerlere muharip asker gönderirsek bunu halka nasıl açıklarız” endişesini hükümet duymaz mı acaba?

Bu konudaki ses neden önce hükümetten değil de genelkurmaydan çıkar?

ABD-AB’nin emperyalizmine karşı neden hep “valla bizim ordu olmasa ne isterseniz yaparız” siyaseti güden bu adamları seçersiniz ey millet?


Ülkeyi amiplerden beter ettiler.Bu tek hücreli canlılar daima bölünmeleri ile bilinirler.

Adamlar “bölünün” deyince bölünme kararı,”sınırları açın” deyince “sınırları açma kararı” “Kıbrısı verin” denince “ver kurtul kararı” hemen zemin bulmaktadır.


2012 genel seçimlerine Mesut Barzani desteğinde Türk Milletine “Son Darbeyi” vuracak olan siyasi hareketi başlatacak olan,dönme Ermeni “veliaht Özal”ın partisi mi olacaktır?


Atatürk,O yüreği "katıksız vatan aşkı ile dolu" bir insandı.Yedi düveli dize getiren adama bakın.Ne hizmetçi,ne şezlong,ne şemsiye ne güneş yağı,ne de elinde bir bardak meşrubat. Üstelik bacaklarına da denizden mazot yağı bulaşmış.Yokluk içinde,sayısız savaşlardan çıkmış halkının yoksulluğunu paylaşan bir kahraman.
Nerede zırhlı araçlarla gezenler,terörden köşe olanlar,ordu malını zimmetten yargılanan askerler o nerede?
Bir paket sigara için Pamukkale'den İzmir'e polis konvoyları gönderenler nerede,o nerede?
Nerde pembe köşkü yeniden tadilat yaptırıp,İngiliz,Fransız stilinde yaşayanlar, o nerede?

Bu mu diktatör ve zalim denilen o adam? Mazluma iftira ne kolay.Şu hali bile onun fedakarlığını anlatmıyor mu? Ne çocuk yaptı ne de çocuklarına gemiler,şirketler aldı.İftira atanları,her gün iftiraları çarpmaktadır.Öldü gitti,Ermeni İsmet malına da el koydu. Bedavaya millet kurtar ve günümüzde asgari ücretlinin bile deniz keyfine sahip olama!!!

Onun bu yoksulluğa katlanma çabası,onun çocukları olan bizlerin GURUR KAYNAĞIDIR.
Oysa birileri şu andan itibaren Barzani'den haraçlarını almakta.

Keykubat


http://www.sabah.com.tr/haber,ABAA477CEEE142D49F157BDD80E6FF36.html

http://www.haberkusagi.com/newsfull_2008.asp?id=86989&r=30.04.2009+16%3A01%3A40

29 Nisan 2009 Çarşamba

OBAMA DEMOKRASİSİZ GELDİ AMA

OBAMA DEMOKRASİSİZ GELDİ AMA

ABD Başkanı sayın Barrack Hüseyin OBAMA, muhalifi olan Cumhuriyetçi Neo-Con tayfasının ahlaksız muhalefetleri arasında,kayıtlı olduğu kilisesinden “Müslüman Kökenli” olduğu iddiası ile kaydının silinmesine,ardından Gay Kilisesine kayıt yaptırarak “iyi bir Hıristiyan olduğunu” Amerikan seçmenlerine kanıtlamasına kadar ve daha nice engelleri aşarak Amerika’lı zencilerin ve Irak-Afganistan’da anlamsız buldukları bir savaşta çocuklarını,eşlerini,babalarını kaybedenlerinden, barışçı bir dünya isteyen iyi niyetli Amerikalısına kadar uzanan kitle zincirlerinin desteği ile aldığı galibiyetin sonucunda,bizim bir çok televizyon kanalımızın da canlı yayınladığı “Başkanlık Yemin Töreninde”,malum Kilisenin baş rahibinin ettirdiği yeminin ardından ABD başkanı olmuştu.

Görevini devralır almaz,Avrupa ziyaretlerinin hemen arkasından, 06 Nisan 2009 günü ülkemizi ziyaret eden,sayın başkan,Cumhurbaşkanından iktidar partisine,ve tek tek muhalefet parti liderlerine kadar uzanan kapsamlı görüşmeler yaptı.

Hatta,İstanbul ziyaretine bir de Tophane’de bulunan Tophane-i Amire’de (Osmanlı’nın top fabrikası) gençler,gazetecilerden oluşan bir grupla da birebir diyaloga girdi.Ayran gönüllü bir çok insanımızın da gönlünü kazandı.

İlk defa böyle Türk halkı ile karşılıklı açık konuşan,sorularını alan bir ABD başkanı gördük.

TBMM’de yaptığı konuşmaya Genelkurmay eşliğinde diğer ordu mensupları da katıldılar. Hatta başkanı bütün katılımcıların kendilerinin beğendiği konularda alkışladıklarına da tanık olduk.

Hatta,Bush ve ekibinin aksine Atatürk'ü göklere çıkardı,ülkemizin "Laik-Demokratik" bir ülke olduğunu söyledi ama bir yer de de konuşmasını sonlandırırken "Ezan Saati Yaklaşıyor" deyiverdi.

O zaman da aşağıdaki resim yazısını hatırlatıverdi bizlere.

Dünya tarihinde az rastlanan olaylar kategorisine girmiş çağımızın “Köle Kralı” herkes için ayrı bir umut kapısıydı. Söyleyecekleri de bu yüzden aşırı merak konusu olmuştu.

Devlet,başta terör konusu ve diğer beklentilerine destek ararken, ayrılıkçı örgütün meclis temsilcisi malum parti de ülkemizi parçalamayı hedefleyen kuzey Irakta’ki oluşumun Türkiye ayağının gerçekleşmesi için umutlanıyor,bazı köylülere de kurbanlar kestirerek basında yayınlatıyorlardı.

Komşumuz Ermeniler,Amerika’daki soydaşlarının “Soykırımı tanıyacağım” vaadinin bu defa gerçekleşmesini,Türk Devletinin de bir güzel “mars edilmesini” umuyorlardı.

Çünkü,Amerika ve Avrupa “demokrasi ve eşitliği kendi halkına layık gören” ama asla demokrat olmayan ve tersine “İncil Şeriatına Dayalı” bir devletti.

Bunu iyi biliyorlardı.

Örnek mi istediniz,buyurunuz;

"It is impossible to rightly govern the world without God and the Bible"

"Tanrı ve İncil olmadan dünyayı dosdoğru yönetmek imkansızdır."

~ George Washington

"That book, sir, is the rock on which our republic rests"

"O kitap,efendim,Cumhuriyetimizin dayandığı bir kayadır"

~ Andrew Jackson

"If you take out of your statutes, your constitution, your family life all that is taken from the Sacred Book, what would there be left to bind society together?"

"Kutsal kitaptan alınmış olan,anayasalarınızı,aile yaşamınızı devletten çıkarırsanız toplumu birbirine bağlayacak bir şey kalmaz."

~Benjamin Harrison

Buraya kadar Amerika’nın kurucusundan,aydınlarına kadar uzanan bir iki alıntıyı okudunuz.

Kurucu G.Washington’dan sonra değişen bir şey var mıydı?

Şimdi onlara da bakalım;

1919’da Ermenistan kurmak içi savaş gemisi gönderen ABD Başkanı Woodrow Willson değil miydi?

Bizzat ,George W.Bush ,Mısır’da Fransa C.Başkanı Jack Chirac’a Şarm el Şeyh kentindeOrtadoğu’da Yecüc-Mecüc var,kıyamet alametleri görünmeye başladı yardım et de bunları oradan çıkaralım” ve 11 Eylül sonrası “Crusade-Haçlı Seferi”demedi mi?

Demokrat ve çapkın olması ile ünlü Bill Clinton’un eşi Hilary Clinton bile dün Obama’ya destek isterken şöyle diyordu ;”I’am the God’s prayer for our nation” ve sözünü bitirirken de God Bless you ile son veriyordu.

Yani ilk cümlede “Ben,Milletimiz için Allah’ın bir duacısıyım” diyor ve sözünü de Allah sizi korusun ile bitiriyordu.Ezelden beri paralarının üstündeki “We Trust in God” yani “Allah’a inanıyoruz,bağlıyız” mesajlarını koruduklarını da eklemeye gerek yok sanırım.

Yani Amerika ve batı dünyası zaten bir şeriat devleti değil miydi?

İnsan hakları ve demokrasinin beşiği olarak bilinen Amerika devletini,bu siyasiler ortak çabaları ile “Hıristiyan Şeriat devleti” haline getirilmişti. Obama’dan Mc Cain’e kadar herkes cüppesiz papazlar gibi dolaşarak halktan oy istemişlerdi.

Amerika bizi “Ilımlı İslam ülkesi olarak anarken kendisinin alında Amerika Şeriat Devletleri olduğunu nedense göz ardı ediyordu.

Internatıonal Herald Trıbune'ün İstanbul kaynaklı kalem oynatan yazarı Roger Cohen ”Fıght For Turkey-Türkiye İçin Savaşın” başlıklı makalesinde ;”Bırakalım, parti mahkeme ile süregelen yüzleşmeleri sonunda gerekirse süresini doldursun. Türkiye ılımlı İslam’ın bir laboratuarıdır,Deneğin üstüne üşüşmeyin. Peçelemek örtüyü kaldırmaktan daha kolaydır.Tersine çevrilebilirliği İslam’ın en iyi olduğu şey değildir.” Diye yazıyordu.

Ermeniler işte bunlara dayanarak haklı beklenti içindeydiler.

Obama da TBMM’deki konuşmasında onların da “gönüllerini hoş tutmayı” tercih etti ve “bu konudaki sözlerim kayıt altındadır” deyiverdi.

Birden büyü bozulmuştu,ama,”Amerika İslam’la savaşta değildir” gibi diğer sözleri öne çıkartılarak övülmeye devam edildi.Ta ki “Ermeni halkı bizim kalplerimizde yaşadığı gibi, büyük felaket "Meds Yeghern" de, bizim anılarımızda yaşamalı” diyen 24 Nisan konuşmasına kadar bu sürdü.Malum,o gün sözde Ermeni soykırımını anma günüdür.O günü de yaratan senaristlerin başındaki ülkelerden birisi de ABD’dir.

1960’lardaki Johnson Mektubu davasından beri temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp her 24 Nisan’da önümüze sürülmekte,”aman bunu önleyelim” çabasında olan ülkemiz siyasetçileri de haklı olarak girişimler vs,vs ve devletimizin her yıl “haraca kesilmesi de böylece sürüp gitmektedir.

Obama’nın bu konuşması ülkemizde herkesi bir güzel sinir etmişse de “sözüne güvenilir, taraflardan birine söz vermiş bir siyasetçinin” bence söyleyebileceği en yi sözü söyledi ve bizimkine ilaveten Ermenilerin düşmanlığını da kazanarak kendini riske attı.

Siz olsaydınız ne karar verirdiniz.Aşağı tükürsen sakal,yukarı tükürsen bıyık kirlenecek.

Sonunda öyle de oldu.

Sonuç,dün akşam bir senatör bizdeki milletvekili tranferlerini andıran biçimde Obama’nın Demokrat Partisinden ayrılarak “Cumhuriyetçi-neo-con’cu kanada” geçiş yaptı.CNN ve BBC bunu canlı olarak verdi,saatlerce konuşuldu.

Aslında bir şeyler bekleyerek değil ama,ülkemiz insanı için “olumlu izlenim yaratmak amacı ile yazdığım 05.Kasım 2008’de “Hoş Geldin Obama” başlıklı yazımda da;

Başta ülkemiz Türkiye’de,geçmiş ABD liderlerinin başlattıkları ve devletimizden her yıl bir “haraç koparma mekanizması” olarak kullanılan “Ermeni Soykırımı iftiralarının” ve de “Kürt ayırımcılığının” sona erdirilmesini,diğer milletlerin de akan kanlarının durdurulmasını beklemekteyim.

Ancak,onun kişiliği ile ilgili bilgilere baktığımızda ise yazdığım umutlar ne yazık ki sadece umut olarak kalmaya devam edecek gibi görünmektedir.

Hürriyet gazetesinden yaptığım alıntı yazıda sayın Obama’nın bazı özellikleri yazılıdır.

Bu özellikleri ile sayın Başkan bana G.W.Bush’un “esmeri” gibi görünmektedir.” Sözlerini de yazmışım.

Adalet Terazisini bozmamak gerekir.

Obama,yeryüzü insanlık ailesine gına getiren G.W.Bush ve neo-con’cu ekibinin tersine,dünya halkları için bir barış olabilecek midir?

Yoksa;

Beklendiği gibi “Bush’un esmeri" mi olacaktır? Bunu zaman içinde göreceğiz.

Ancak,hükümetin ve Genelkurmay’ın da açıklamalarına bakılırsa,onun telkinleri ile kurulan “Ermenistan-Türkiye ilişkilerinde bir umut kıvılcımı olduğu,ancak erken olduğundan hemen halkın önüne yumurtlanmadığı izlenimine sahip oldum.

Umarım bu izlenimim doğru çıkar.

Ben her ne kadar karşı olsam da ülkemizin hakim güçleri henüz “tam bağımsız ve Amerika’sız” bir siyasetten uzaktırlar ve de,yaklaşık 60 yıldır,devletimizi ve bizleri sıkıntıya gark eden bu abuk sabuk “haraç tehdidinden” kurtulmamız gerekmektedir.

Amerika eğer bu bölgede bir proje hesaplıyorsa,ülkemizin de bu projede önemli bir yeri varsa,bu görevi yerine getirebilmesi için de bu “piyon devletlerle sorunlarının” çözülmesi gerekmektedir.Sorunları da ABD-AB gibi yaratanların kendilerince çözülmesi de kalıcılık sağlayacaktır.

Türkiye’nin önerisi ve Ermenistan’ın da kabul ettiği,sonradan diyaspora Ermenilerince vazgeçirildiği “Tarih Konseyi” toplanması önerisi doğrultusunda çalışmalar yürütülmelidir.

Bu konsey,sonunda, Türklerin,savaş esnasında arkadan vuruldukları için düşmanla işbirliği yapan tebaasını tehcir ettiğini,tehcir sırasında acılara sebep veren olumsuzlukların yaşandığını ,bu acı olaylara da o zamanın “dünya siyasetini idare eden güçlerin tahrik ve teşviklerinin esas teşkil ettiğini,Türklerin “planlı,kasıtlı” bir soykırım zihniyeti olmadığını,hatta o zamanki hükümette de “Ermeni Bakanların, memurların, askerlerin” bulunduğunu,30 Ekim 1918 sonrasında işgal kuvvetlerince kurulan komisyonun işgal altındaki Osmanlı’nın bütün arşivlerinden gerekli belgeleri kolayca topladıklarını ve sorumlu siyasetçilerini rahatça sorguladıklarını göz önüne alarak,olayın bir mukatele ve tehcir” olduğunu belirlemesi gerekmektedir.

Olay da zaten böyledir.

Bu şartlarda da Türkiye idarecileri hem bu baskıdan kurtulacaklar hem de bazı dayatmaları halka kabul ettirmek için güç bulacaklardır.

Yoksa ilişkiler gerilecek bunca yıl büyük devletler yatırım yaptıkları projelerinden de vazgeçmek zorunda kalacaklardır.

Hükümet de bir takım şaşkınların ağzına bakarak,tavizler vererek,olmamış işleri kabul ederek, Azerbaycan’ın haklarını çiğneterek,dış Türkleri ve kardeş toplumları da ezip geçerekçözüm” şartlamasından kaçınmak için elinden geleni yapmak zorundadır.

Siyaset adamı olmak kolay değil.

Zor olan bu işleri çözmede ustalık göstermektir siyaset adamlığı,yoksa 6 bin TL maaş alıp,ceylan derisi koltuklar üstünde uyuklamak değildir.

Sayın Obama’nın da,Amerikanın bölge siyasetlerini gerçekleştirmek isteyen başkalarının da “Şirin Amerika”yı yaratmak için de başka seçeneği olduğunu sanmıyorum.

Sayın Obama, ülkemizde temsil ettiği devletini,başlangıçta sempatik kılmayı başardıysa daErmeni Sorunu” ile ilgili sözleri yüzünden “Şirinleştirememiştir.

Kendisi ile ilgili şiirli anlatımdan oluşan yazım olan "DEMOKRASİSİZ GEL OBAMA" çağrımı okuyup okumadığını bilemem ama,konuşmalarına yansımış olarak gördüğümü çekinmeden söyleyebilirim.

Ama,Ermeni konusu ile "demokrasi (!) gösterince" kendisi de, zora girmiştir.

Ülkemize ve bütün insanlığa barış getirecek gelişmelerin olması dileğimle,okuyanlara saygılar sunarım.


Keykubat