"Türkiye Türklerindir +40" Bloguna Hoş geldiniz!!!

Ey Türk Milleti!
Birinci vazifen seni İslamcılık ve Türkçülükle benliğinden koparan, Araplaştıran din, devlet, ticarette sana yer vermeyen, seni küçük dereceli askeri görevlere vererek ölüme süren, sana hocalık, başbuğluk eden hainlere giydirdiğin tacı geri almaktır. Bunu yapabilmen için seni uyandıracak her türlü bilgi ve belge mevcuttur. Ya özgürlüğünü kazan ya da öl. Kölelikle atalarının kemiklerini sızlatma. Arap Rumların ırkçı kinci ensest sapık dinlerinden çık. Kurtuluşun başlangıcı burasıdır. Aklen kurtulmadıkça saltanatın da olsa kölesindir unutma. Sen özgür birey olmadıkça kardeşliğin önemi yoktur. Devletin her yüksek kademesine göz dik yerini al. Tırsma. Çabala, savaş ve kazan! Birlikte yaşadığın kavimlerle kardeşlik o zaman daha güzel olacaktır. Alaeddin Yavuz

Tarih boyunca atalarımız günümüzdeki kadar, her türlü bilgiye ulaşabilecek böyle bir çağ yaşamadılar.
Bizler tümünden şanslıyız. Buna dayanarak, blog içerikleri binlerce yıldır doğru bilinenleri sorgulamaktadır.
İster bu bloğda, ister okulda, camide veya başka yerde hiçbir yazılanı, öğretileni “sorgulamadan, araştırmadan” doğru kabul etmeyiniz!
Vatan-Millet davası,hiçbir kurum veya kuruluşa havale edilemez, milletçe sahiplenilmedikçe hiç bir dava milli değildir.
Davasına sahip çıkmayan halk da millet değil sürüdür. Adilyargıç/Keykubat.

Blog yazılarının telif hakları-copyright © “adilyargic; adilyargicc; keykubat.blogspot.com ve keykubat.blogcu.com” rumuzlarıyla yazan Alaeddin Yavuz’a aittir.
Hala okumak istiyorsanız buyurunuz.

Saygılar, sevgiler!

Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul, Kartal, Turkey
KENDİLERİ İÇİN PLAN YAPMAYAN MİLLETLER, BAŞKALARININ KENDİLERİ İÇİN YAPTIKLARI PLANLARA RAZI OLURLAR.Keykubat- ATATÜRK'TEN SONRA ÜLKEMİZDEN TÜRK ve MÜSLÜMAN HALKLAR İÇİN PLAN YAPAN ve EZİLEN HALKLARA ÖNDER OLACAK SİYASET İZLEYEN BİR LİDER ÇIKMAMIŞ, ARDILLARI,ONUN İZLEDİĞİ ANTİ EMPERYALİST SİYASETİ TERK ETMİŞ,DEVLETİ AB-D KUCAĞINA ATMIŞ VE ONLARA BAĞLILIĞI ATATÜRKÇÜLÜK SAYMIŞ,HALKIMIZIN DİNİ VE IRKİ DEĞERLERİNİ AŞAĞILAYARAK TAHRİK ETMİŞ, KADEMELİ OLARAK HALKIMIZI HIRİSTİYANLAŞTIRMAK İÇİN DIŞ GÜÇLERCE GİZLİ-AÇIK DESTEKLENEN SAPIK DİNCİ YAPILANMALARI GÜÇLENDİREREK,İKTİDARA TAŞIMIŞ,IRK,MEZHEP BAĞLAMINDA KARŞILIKLI DÜŞMANLIKLAR YARATMIŞ, ÜLKENİN KAYNAK VE SERMAYESİNİ YABANCILARA PEŞKEŞ ÇEKMİŞ,YUKARIDA SAYILAN AB-D PROJELERİNE GÖRE ASKERİ DARBELERLE KENDİ MİLLETİNİ SİNDİREREK BÖLÜNMENİN YAŞANDIĞI BÖYLE GÜNLERDE BİLE TEPKİSİZ KALMASINI SAĞLAYAN KORKU ORTAMINI HAZIRLAMIŞ,BENZER MUHTELİF İHANETLER İÇİNDE BİR ŞEKİLDE YER ALMIŞLARDIR.İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ GÜNÜN DURUMU BUDUR-Keykubat İNSAN,PRANGA VURULMAKLA,KIRBAÇLANARAK ÇALIŞTIRILMAKLA ESİR OLUR.ESİRLİĞİ YAŞAM BİÇİMİ OLARAK BENİMSERSE KÖLE OLUR. VATANINIZA,DEĞERLERİNİZE,ÖZGÜRLÜĞÜNÜZE SAHİP,HER TÜRLÜ EMPERYALİZME KARŞI ÇIKIN!!! Keykubat

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Translate

Bu Blogda Ara

27 Mayıs 2019 Pazartesi

TAYYİP ERDOĞANIN CİHAT ÇAĞRISI


RECEP TAYYİP ERDOĞAN, NASTURİ YAHUDİLERİN YOĞUN OLDUĞU SİİRT'TEN CİHAT ÇAĞRISI YAPMIŞ.

Alıntı derleme yazı
Alaeddin Yavuz

Erdoğan’ın kökeni nereye dayanıyor?
Erdoğan'ın kökeni ile ilgili tartışmalar devam ederken ortaya çıkan bir kitap, tartışmanın boyutunu alevlendirecek
16:29 - 8 Ağustos 2014

Erdoğan’ın, cumhurbaşkanlığı seçimi kapsamında canlı yayında söylediği “Benim için Gürcü dediler. Affedersin daha çirkinini söylediler, Ermeni dediler” sözleri büyük tepki çekmiş ve tartışma konusu olmuştu.
Tartışmalar devam ederken bu kez Erdoğan’ın 2004 yılında Gürcistan gezisi sırasında söylediği iddia edilen “Ben de Gürcü’yüm, ailemiz Batum’dan Rize’ye göç etmiş bir Gürcü ailesidir” sözleri hatırlatıldı.
TARTIŞMALARLA İLGİLİ YENİ KİTAP
Erdoğan’ın kökeni ile ilgili tartışmalar devam ederken ortaya çıkan bir kitap, tartışmanın boyutunu daha da alevlendirecek gibi görünüyor.
“Türkiye’de Kim Kimdir” ismi ile yazar Oğuz Hakan Göktürk tarafından kaleme alan kitapta Erdoğan’ın kökeni ile ilgili yeni iddialar ortaya atıldı.
e-kitap olarak satışa sunulan kitapta, Erdoğan ailesinin kökeni olan “Bakatoğlulları” ile ilgili şu ifadelere yer verildi:
“(…)Gürcü Bagratuniler, Osmanlı Devleti'ne en fazla direnen unsurlardan biriydi. Safevilerin ve Osmanlıların Kafkasya'daki çekişmeleri, Gürcü Bagratunilerin varlıklarını devam ettirmelerindeki en önemli faktördü. Osmanlı devletinin Gürcü Bagratuni kralları üzerine düzenlediği seferlerin bir sonucu da bunların asilzadelerinin farklı bölgelere sürgün edilmesiydi. Bir kısım Bagratuni aileleri, İstanbul'da esaret altında tutulurken, bir kısmı da Trabzon, Potamya (Rize) taraflarına zorunlu iskân edilmişlerdi.(…)”
Devamında ise şu ifadelere yer verildi:
“Doğu Karadeniz'e doğru yayılmış olan Gürcü Bagratuni ailesi olan Bakatoğulları da bu sınıfa dâhildi. Gürcü Bagratuni ailesi olan Bakatoğulları diğer ayanlardan farklı olarak Osmanlı Devleti'ne hiçbir zaman itaat etmemişti.”
Yani kitaba göre Erdoğan’ın dedeleri Osmanlı’ya itaat etmemişti.

Şİİ-İRAN ETKİSİ VAR
“Erdoğan’ın kökeni” ile ilgili yeni bir tartışmaya kapı açan kitap, Recep Tayyip Erdoğan'ın dedesinin ismi olan Teyyup isminin tarihte ve günümüzde Ağrı, Iğdır ve Tuzluca yöresinde de kullanıldığını hatırlatarak şu iddiada bulunuyor:
Ağrı-Iğdır-Tuzluca, Şii-İran kökenli nüfusun yoğun yaşadığı bir bölgedir. İran'dan Potamya'ya göçler olduğu bilinmektedir. Teyyub isminin hem Iğdır-Tuzluca hem de Potamya'da kullanılması bu iki bölgeye İran'dan göçler olmasının bir sonucudur. Zira Recep Tayyip Erdoğan'ın, 2014 yılındaki İran ziyaretinde “ikinci evimizdeyiz” açıklaması İran'ın Potamya'ya etkisinin tarihsel ve coğrafi olarak ifadesidir. Recep Tayyip Erdoğan'ın aile büyükleri içerisinde yer alan Havuli, Fatuli ve Farfuli gibi isimlere sadece Potamya'da rastlanılmaktadır.”
BAGRATUNİLER “PAPAZ ELBİSESİ” İLE SIZDILAR
Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken söylediği “Demokrasi bir araçtır. Müslüman'ın laik olması mümkün değildir. Eğer benim emir-komuta merkezim bana Papaz elbisesi giyeceksin diyorsa, Papaz elbisesini giyer, bu şekilde gider görevimi yaparım.” sözlerinin hatırlatan yazar,
Bu sözün de “tarihsel bir gerçeğin ifadesi” olduğunu belirterek şunları yazdı:
“Zaten Bagratuniler, Gürcüler ve Ermeniler içerisine papaz elbisesi giyerek sızmışlardır. Bu söz, Bagratuniler'in Ermeniler arasına sızma mantığının dışa vurumundan ibarettir.”

TAYYİP ERDOĞAN'IN EŞİ EMİNE ERDOĞAN
Kitapta Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile ilgili iddialara da yer verildiEmine Erdoğan’ın, Siirtli Gülbaran ailesinin kızı olduğunun belirtildiği kitapta, Gülbaran ailesi ile ilgili şu ifadelere yer verildi:
Emine Erdoğan, Siirtli Gülbaran ailesinin kızıdır. Gülbaran ailesinin kökenlerinin dayandığı Siirt'te önemli sayıda Yahudi, Ermeni, Süryani, Nasturi, Keldani ve diğer Hıristiyan unsurların yaşadığı bilinmektedir.(…)
BAGRATUNİ KRALI AŞOT'UN KARDEŞİ NASRA
Emine Erdoğan'ın büyük ninesinin ismi olan Nasra, tarihin derinliklerinden gelen çok önemli bir isimdir. 870'li yıllarda yaşayan Bagratuni Kralı Aşot'un kardeşinin adı olan Nasra, yüzyıllar sonra Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın eşi olan Emine Erdoğan'ın büyük ninesi Nasra ile tarih sahnesine çıkacaktırNasra ismi günümüzde, Güneydoğu, Doğu Anadolu'da Ermeni ve Süryani görünümlü Bagratuniler tarafından yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.(…)
YAHUDİ CASUSLUK ÖRGÜTÜ NİLİ
Emine Erdoğan'ın büyük ninesinin ismi olan Nili, kadim Yahudi isimlerindendir. I.Dünya Savaşı'nda Ortadoğu'da Osmanlı Devleti'ne karşı casusluk faaliyetinde bulunan Yahudi terör örgütünün adı da Nili'dir.(…)”


Aşağıda okuyacağınız "Cihat Çağrısı Yapan, cihada destek veren BAŞBAKAN" ABD'ye sadakat mektubu vermiş birisidir.
Sizce Müslüman mıdır?







İslamcıların şeriat ve cihata bakışı

Yazar
Editör
Kasım 17, 2005

Araştırma: Mustafa PEKÖZ* / AÇIK GAZETE FRANSA
ŞERİAD VE CİHAD (II)

İSLAMCI POLİTİKACILARIN VE TARİKAT LİDERLERİNİN ŞERİAT VE CİHATA BAKIŞ AÇILARI..


Nakşibendi Tarikatının Cuma dergisinde yayınlanan ‘cihad’ çağırısında şunlar yazılı; “Müslüman olarak bizlerin hem namusumuza kastederler, hem ibadet ettirmezler, hem de kendi topraklarında esir hayatını, yani Müslümanların kanı akıtılarak kazanılmış topraklarda esir gibi yaşatırlar. Bizler artık dinimizi ve topraklarımızı bu pis, necis, soysuz satılmışlardan kurtarmalıyız… Onlara karşı tek yumruk haline gelmeliyiz. Onların ilkel ve sadist kafalarını koparmadıkça dinimiz, şehit kanlarıyla sulanmış bu mukaddes topraklarda esir olmaya devam edecektir… Biz müslümanlar; biz de dinimizi ve namusumuzu koruyacağız. Çünkü Kur’an-ı Kerim bizlere şehitliği müjdeliyor.

Peygamberlikten sonra gelen mübarek makamı… Cihad farzdır. Cihad edelim, birleşelim, Uykudan uyanalım…” Bir çok İslamcı yazarının, akademisyeninin ve politikacısının yazılar yazdığı bu tarikat dergisi, İslam yolunda cihad çağrısı, bir başka ifadeyle İslamcı bir ayaklanma çağrısı yapmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, okullarda okutulması ön görülün dergiler arasında gösterilen ‘İslam Dergisi’ de cihad’a çok kapsamlı hazırlanmaları gerektiğini belirtirken şunları vurguluyor : “Mutlaka iyi hazırlanmalıyız. Çoluk çocuğumuza, kadını­mıza kızımıza bile silahı, savaşı, ilkyardımı, sabrı, metaneti, ge­rilla harbini, mukavemeti iyi öğretmeliyiz” Dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan biri de, mevcut siyasal sistemi değiştirmek için yayınlanan bu kitapların ve dergilerin, devletin en önemli kurumlarından kaynak olarak okutulmaktadır.

AKP lideri ve Başbakan T. Erdoğan, Cihad çağrısına tam bir destek vermektedirKürt ili olarak Siirt’e yapmış olduğu konuşma şöyledir; “İnancımı rahatlıkla konuşamayacaksam, söyleyemeyeceksem, bu şehitler ülkesi Türkiye’de ne işim var? Kardeşlerim, diyorum ki; bu ezanlar susmayacak! Bundan endişeniz var mı? Susturamazlar. Yanardağ oluruz, yıldırım oluruz, ezan susturanların karşısında patlarız! İşin lamı-cimi yok! Biz bunun için varız…Üniversiteli bacıma, başındaki başörtüyü çıkartmadıkça ‘okuyamayacaksın’ deniyorsa, bu ülkede zulüm vardır. Bu böyle devam etmeyecek, eninde sonunda hak tecelli edecek. Biz dinle beraber olmaya mecbur muyuz? Evet, mecburuz!” Türkiye Başbakanı T. Erdoğan’ın yapmış olduğu bu konuşma, İslam için cihad çağrısının en uçtaki örneklerinden biridir. İslamın uygulanması için ‘yanardağ oluruz, yıldırım oluruz patlarız’ diyor. Bu kadar radikal çıkışları olan birinin , pratik uygulamaları da doğal olarak bu sürecin bir parçası olarak işleyecektir.

Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer’de Cihad’ın sadece Türkiye’de değil bütün İslam dünyasında kaçınılmaz olduğunu akademik bir dil kullanarak açıklamaktadır. “İslam dünyasında bugün gerçekten bir enerji birikmiştir. Buna engel oluşlar devam ettiği müddetçe İslami Hareketlerin bir patlama yapacağını söyleyebiliriz. Eğer önü açılmayacak olursa Yeni Dünya Düzeni de Türkiye’deki İslami gelişmeler karşısındaki bürokratik mekanizma gibi aynı sonuçlarla karşı karşıya kalacaktır.” Kendi mantığı içerisinde akademik bir dil kullanarak yaptığı bu değerlendirme ile ‘İslam dünyasında biriken enerji bugün İslam dünyasında patlamıştır. Türkiye’de Hizbullah’ın, dünya genelinde El Kaide vb İslami örgütlerinin uluslararası pratik yönelimleri ve gerçekleştirdiği eylemler ‘enerji patlamasına’ örnek teşkil etmektedir.

AKP lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı R. Tayyip Erdoğan, cihad için İslam aleminin Müslüman Türk milletinin ayağa kalkmasını beklediğin belirtirken şunları belirtiyor: “ Bir buçuk milyarlık İslam alemi Müslüman Türk milletinin ayağa kalkmasını bekliyor. Kalkacağız. Şu anda işte onun ışıkları göründü. Allah’ın izniyle. Bu kıyam başlayacak. Koşmaya mecbursun. Çalışmaya mecbursun. Eğer çileyi çekemezsen gelmez. Eğer çocuklarınız, eğer mallarınız, eğer zevceleriniz sizi bu davadan gayretten alıkoyuyorsa bu zaferi beklemeyin değerli kardeşlerim. Bunun aşmaya mecbursun, Bunu aştığımız gün zaferin ışıkları bize yakın olacaktır. Ve o zaman hak nurunu tamamlayacaktır…” Türkiye’nin Başbakanı olan birinin son derece net ve yoruma yer bırakmayacak kadar açık olarak ifade ettiği görüşler, politik İslami güçlerin somut yönelimleri bakımından bize bir fikir vermektedir.



Bu paylaşımı yapan gazeteci Kenan AKKUŞ iki yıldır kayıp deniliyor.












TAYYİP ERDOĞANIN SARIKAMIŞ ŞEHİDİ DEDESİ VAR MI?

Erdoğan’ın Anne Tarafından Dedesi Sarıkamış Şehidi mi?

Soner Yalçın'ın da dikkat çektiği gibi 1914 yılında diyelim ki şehit dahi olmuş olsa "MUTLU" soy adı olması düşünülemez. Çünkü o zaman soy adı kanunu yoktur. 
Bütün askerlerin kimlik kayıtları Mehmet oğlu Ahmet Balıkesir şeklinde yapılırdı. Tayyip bey askerlik yapmış olsaydı en azından tekmil vermeyi öğrenmiş olurdu, ki ben bile 38 yıl sonra hatırlıyorum;
"Alaeddin Yavuz Balıkesir emret komutanım!"
Bir komutan eri, astını çağırdığında ast kendisini bu şekilde tanıtmak zorundadır. Buna "Tekmil" Vermek" denilir.
Oysa reisi cumhurumuzun dedesi maşallah 1914 senesinde, Osmanlı devletinde "soyadı" bile almış sanki zaman makinesine binmiş, Soyadı kanununun çıktığı 1934 yılına gitmiş, sonra 1914'e geri dönmüş.

Tayyip bey bizi böyle şeylere alıştırdı, 1981'de doğan kızı Sümeyye'nin kendisine 1979 yılında mektup yazdığını televizyonlardan bile söyledi. 1982'de yaptığı askerliği 1979'da askere gittim dedi, 1982'de açılan Marmara Üniversitesinden 1981'de diploma aldı, hem de askerlik yaptı aynı zamanda "Elif Sucukları firmasında çalışıp SSK ödedi ve eşek, at etlerini Elif Sucukları diye satmaktan İstanbul Asayiş Şubede cumhuriyet savcısı tarafından sorgulandı, yargılandı.
Bunu merak edenler "Elif Sucukları Tayyip Erdoğan yazarak google'dan bulabilirler.

60 yaşıma geldim böyle bir devlet adamı olacağını hayal bile edemezdim. Bunlar hep ABD başkanı George Bush'un işleri.
Gazeteci Soner Yalçın'ın "Kayıp Sicil" kitabından derlediğim bilgilere göre, cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın annesi Tenzile hanımın dedesinin  Sarıkamış şehidi olduğunu söylemesi üzerine bu araştırma yapılmış.

İşte, Kayıp Sicil'den tespitler.

KAYIP SİCİL
Erdoğan’ın Çalınan Dosyası
Soner Yalçın©
Soner Yalçın, 2014
© Kırmızı Kedi Yayınevi, 201

Amerika Birleşik Devletlerinin yayınladığı bu haritanın en üstünde, "Avrupa 1917 ABD Savaşa Giriyor "
yazılı altta
Avrupa Haritası
26.9.1916
06.4.1917
Doğu Karadeniz bölgesi bu tarihlerde Rus idaresindedir.


Hadi diyelim, Başbakan Erdoğan’ın baba tarafı karışık, ya anne tarafı?
Recep  Tayyip  Erdoğan,  8  Ocak  2011’de  Sarıkamış  şehitleri  için  yapılan kardan  heykellerin  açılışını  gerçekleştirdikten  sonraki  konuşmasında  “Dedem Kemal Mutlu burada şehit düştü” dedi!
Büyük dedem, Rize Güneysulu Kemal  Mutlu,  burada, Sarıkamış’ta  şehit düşerek  Hakk’ın  rahmetiyle  kucaklaştı.  Derlerdi ki:  Tüfeğine sarılı olarak, donarak şehit olduğunu gördük ve adeta gözlerindeki soğuğun verdiği gözyaşları buz damlacıkları gibi, damlamış halde şehit olmuş.”
(9 Mayıs 2008, Sabah)
Kemal Mutlu, Erdoğan’ın annesi Tenzile tarafından büyük dedesi.
Şehit miydi?... Kaynaklara bakalım...
Milli Savunma Bakanlığı’nın Şehitlerimiz adlı beş ciltlik yayınındaSarıkamış Şehitleri’nin yer aldığı 1. Dünya Savaşı kategorisinde 276 Rizeli şehidin ismi varSarıkamış Harekâtı’nda şehit olan Rizeliler arasında Kemal Mutlu” diye bir isim yok
Bu arada:
1914 yılının son günlerinde gerçekleşen Sarıkamış Harekâtı sırasında Soyadı Kanunu henüz çıkmamıştı. Yani, o yıllarda “Mutlu” diye bir soyadının olması mümkün değil. İlgili kanun tam 20 yıl sonra, 1934 yılında yürürlüğe girdi.
Karışık bir konu...

Kaynak; chromeextension://oemmndcbldboiebfnladdacbdfmadadm/http://www.okumedya.com/soner-yalcin-kayip-sicil.pdf
Bu da dedesiyse tamam. Kuran da çalmışlar.

Yukarıdaki tespitlere rağmen, Tayyip Erdoğan'ın emriyle hazırlanmış bir Genelkurmay Başkanılığı açıklamasında Kemal Mutlu olduğu ima edilen bir şahsa ait Sarıkamış Şehidi olduğuna dair bir belge yayınlanmıştır. Çünkü adamın soyadı kanunundan 20 yıl önce soyadı var kardeşim. 
Bu ne teknoloji yav?

Hilmi Özkök ile başlayan Genel kurmay başkanlarına güvensizlik, Nejdet Özel ve  Hulusi Akar paşalarla sürdüğünden, bu ABD elçilerinin, "bunlarla çalışabiliriz" dedikleri basında yer almış kişiler olmaları yüzünden hiç bir açıklamaları güven verici değildir.
Bu askerlik belgesinin de aynı Tayyip beyin üniversite diploması gibi olduğu kanatindeyim. İnsanlar kanaatlerinden dolayı da yargılanamazlar ya.
Güvenmiyorum arkadaş.
Neden mi?
Bu adam, Türk askerine, polisine, terörle mücadelede ölmüş vatandaşına "kellle" dediği için "üç kuruş"luk tazminata mahkum edilmiş, Yunan başbakanı Simitis ile devletin asırlara uzanan geleneğini yıkarak "tercümansız" görüşmüştür.
Yunanlılar "Türkleri yöneten bir Yunanlı" diyorlar.

Tarihi bir de benden okuyunuz;

22 Aralık 1914-15 Ocak 1915 tarihleri arasında I.Dünya savaşı şartlarında Enver Paşa'nın hem Osmanlı'dan çıkan toprakları geri almak hem de karşı İtilaf devletleri ile bir olan Rus Çarlığını kafkaslardan sürerek tehlike olmaktan çıkarma amacıyla yapılmıştır. Başarısızlıkla sonuçlanmıştır.Doğu Anadolu işgal edilmiştir.

Benim de anne tarafından lan Ahmet dedem, Alman ordusuna verilmiş, aynı anda Polonya-Rusya sınırında Galiçya'da savaşmış, orada bir rahatlama sağlanınca Çanakkale çok ağır bombardıman ve mitralyözlerle uzaktan ateş altında bırakılınca Alman komutan davet üzerine Çanakkale'ye gelmiş, dedem bu savaşta kurşun yağmurundan nasibini almış,, bileğinden giren kurşunu iç gömleğini yırtıp sarmış, savaşa devam etmiştir: Bir süre sonra iş kangren dönünce hastaneye almışlar, İngiliz, Rus ajanları Almanya'dan gelen sıhhiye yardım konvoylarını tahrip edince narkoz da tükenmiş, dedemi kurtarmak için "8" sekiz kişi bastırarak kolunu kesmişlerdir. 1926 doğumlu teyzem beş yıl öncesine kadar Alman ordusundan onun gazilik maaşını alırdı.

Babamdan olan dedem Mutallip de bu Kafkas harekatın katılmış, oradan Irak ve Yemen'e verilmiş, 30 Ekim 1918'de Osmanlı terhis olunca komutanları terhis etmiş, gidin ailenize katılın demiş.
Bir çoğu orada Yahudi kızlarla evlenip kalmış, 4.500 km yol üstüne Vehhabiler görürse öldürüp bağırsaklarında mecidiye altını arıyorlar. Arabistan İngiliz, Vehhabi işgalinde, Suriye'de 1917'de İngiliz eline geçmiş, orada da Dürziler Osmanlı askeri hastane çadırlarına bile girip Türk askeri öldürüyorlar.
Bunca tehlikeye rağmen Malatyalı bir arkadaşı ile Fransız işgalindeki Malatya'ya kadar geliyorlar, oradan İngiliz-Yunan işgalindeki Çanakkale Biga'ya yürüyerek geliyor. Yıllar sonra verilen gazilik maaşını da "Devlete hizmetten para alınmaz" deyip geri çeviriyor.
Bizim şehitler de gaziler de bellidir.

İki dedem de ben doğmadan ölmüşler. Mutallip dedem, 1926 doğumlu babam askere gitmeden önce ölmüş.
Ama kıblesi başka olup da kendini başka gösterenleri sadece ben değil aklı olan herkes de sorgulamaktadır.
Altı yıl süren ve Osmanlıyı kuklaya çeviren 1768-1774 Osmanlı Rus savaşında Osmanlı yenilince çok ağır bir anlaşma imzalamıştır.
1813 Turuncu Gülistan Anlaşmasına göre 
1829 Mor-       Edirne Anlaşmasına göre
1877 Kırmızı   Saint Stefanos (Yeşilköy) Kilisesi Anlaşmasına göre
1878 Yeşil      Berlin Anlaşmasına göre 
 Osmanlı Rus Kafkas Sınırlarını gösteren harita
Küçük Kaynarca adlı bir Ukrayna Türk kasabasında imzalanan bu anlaşma ile Osmanlı, Müslüman olmayan bütün tebasının koruyucusu olarak Rusları kabul etmiş,Batum-Azerbaycan hattına kadar Kırımdan aşağı Kafkasya'ya kadar her yerde Ruslara denetim hakkı vermiştir.20 yıl sonra 1894'de Ruslara terk etmiş, 1805'de bölgeden çekilmiştir.
Bu Küçük Kaynarca anlaşması gereğince "gayrimüslimler" askerlik yapmıyor, belirlenen cüzi bir askerlik ücreti ödüyorlardı.
Ama bir Türk bunun o katını ödese askerlikten kurtulamıyordu. Askerlik tamamen Türklerin üstüne kalmıştı.
Rize ili Rusların 1805'lerde kurduğu Gürcistan kukla krallığı idaresine devamlı girip çıkmış, "60" yıl Rus idaresinde kalmıştır.
Sevr Anlaşmasında göre yapılmış bu haritada
Koyu YEŞİL bölge Ermenistan
Açık Yeşil Bölge Ermenistan'a vaat edilen bölge
Kırmızı Çizgili Gerçek Ermenistan bölgesi
Haki  Gürcistan
Koyu Sarı Lazistan/ Rize-Pazar Gürcistan'a bağlı bölge
Oltu-Gürcistan-Türkiye ortak bölge.
İşte Recep Tayyip Erdoğan'ın partisinin kovaladığı harita budur. Türk,Atatürk,Cumhuriyet düşmanlıklarının kaynağı bu haritadır. Atatürk bu hayallerini yıkmıştır.

Sarıkamış harekatında da Enver paşa Rusları çıkardığı için oradan asker alınabilmiştir. 1915'de Rize gene Rus idaresine girmiş, 1917'e kadar kalmıştır. Bu tarihte Ekim Devrimi yüzünden Rusya savaştan çekilmiş, Gürcistan 1921 yılında Lenin'in işgaline kadar İngiltere idaresine girmiştir.İşte Rizelilerin İngiliz, Fransız aşkları bu zamanlar başlamıştır.Bunu Gürcistan, Rusya,Almanya ve ilgili devletlerin tarihlerinde okuyabilirsiniz.
1918'de Osmanlı teşkilatı Mahsusa örgütü bölgeye operasyon yapmış, Rize'yi kurtarmışsa da 30 Ekim 1918'de Osmanlı devleti resmen ortadan kalktığı için, Osmanlı toprakları Haçlı ülkelerince işgale başlanılmış, 1915 Ermeni sürgünleri geri gönderilmiş, malları iade edilmiş, edilmesi mümkün olmayanların tazminatlarını ödemekle Ziraat Bankası görevlendirilmiş, askerler terhis edilmiş, silahlar düşmana teslim edilmiştir.
Rize de İngiliz idaresinde Batum'dan Sinop'a kadar resmi olmayan Pontus Cumhuriyeti ilan etmiştir.
Fransızca hazırlanmış 1917 Pontus Cumhuriyeti Haritası

Gerçek anlamda Rize, 1921'de Lenin Gürcistan'ı işgal edip İngilizleri çıkardığında Atatürk Lenin ile anlaşıp Rize'yi kurtarmıştır. Aynı anda Dersim Koçgiri İsyanı ve Ankara Polatlıya gelmiş Yunan ordusu ile de baş etmiştir.

Rize'nin gerçek kurtuluşu 1921'dir. Bu kurtuluş sırasında İngiliz silahları ile Türk askerine saldıran, bölgedeki Müslüman, Türk nüfusu öldüren,ellerindeki malları yağmalayan, direnebilecek olanları başka yerlere süren Pontus çeteleri ne askerlik yapmış ne vergi vermiştir. Onlar da savaşmıştır. Tayyip beyin dedelerinin bu hainlerden olduğu 17 yıldır yaptıklarıyla kanıtlanmıştır.

Dedesi Bagatalı Teyyüp kayıptır,"savaşta kayboldu" denildiği Soner Yalçın'ın kitabında geçmektedir. Bu yüzden amcasının büyüttüğü, Havuli adlı kadınla evlenen babası Ahmet Erdoğan'ın askerlik kaydı yoktur, babasının resmi nikahsız evlendiği Tenzile'den doğan Tayyip beyin askerliği şaibelidir, ilk oğlu sonradan yalanlanan Burak'ın testis kanserli çürük raporu ile askerlik yapmadığı, Bilal'in da 21 veya 28 günlük kısa dönem askerliği tüm basında yer almaktadır, blogumda da basından derlediğim belgeler vardır.

En son çıkardığı yeni yayınlanan askerlik yasası de gündemde yerini almış, en az 30.000TL olarak ücret belirlenmiş yani parası olana, paralı askerlik olmayan azap getirdiği açık, bundan başka bir de Tayyip bey kendisi, istediği kimseleri askerlikten muaf kılma yetkisi de almıştır.
Tayyip beyin Memiş dedesi "Hangi haksızlığı görmüş de isyan etmiş?" diye hem Tayyip beye hem de yalakası Cezmi Yurtsever beye sormak gerekir. Aleviler haksızlık gördük diyorlar ve hepsi cumhuriyete sarılıyorlar. Tayyip bey niye "Osmanlı kovalıyor? Cumhuriyetçi, Atatürkçü olması gerekmez mi? Tayyip bey Akif Beki'nin yazdığı gibi "kinaye yöntemi kullanıyor" Yani "ne derse tersi doğrudur" ilkesi. Tayyip bey ülkenin başına gelmiş 1000 yıllık bir sıkıntıdır.

Açıkça orduyu bölen, böyle saçma sapan askerlik yasası ile devlete bağlılığı sorgulanır hale getiren, kendisine devleti teslime etmiş Fetullah Gülen çakma örgütü bahanesiyle devletin bütün askeri, adli, emniyet, maliye... kurumlarını tasfiye etmiş bir Erdoğan'ın sülalesinden gerçekten bu vatan için şehit olacak adam nasıl çıkabilir?
Adı üstünde isyancı olan, Yahudi, Hristiyan adları aile kayıtlarında olan bir sülale devletin yaşaması için ölecek, bunlar yıkmak için ölmüşler, durum ortada.
Kendi tarihçisi Cezmi Yurtsever, Bagatalı Memiş'in isyancı olduğunu, Bagata adının "asi" demek olduğunu, Kasımpaşalılık geleneğinin atalarından geldiğini yazmıştır.
Tayyip beyin Memiş dedesi "Hangi haksızlığı görmüş de isyan etmiş?" diye hem Tayyip beye hem de yalakası Cezmi Yurtsever beye sormak gerekir. Aleviler haksızlık gördük diyorlar ve hepsi cumhuriyete sarılıyorlar. Tayyip bey niye "Osmanlı kovalıyor? Cumhuriyetçi, Atatürkçü olması gerekmez mi? Tayyip bey Akif Beki'nin yazdığı gibi "kinaye yöntemi kullanıyor" Yani "ne derse tersi doğrudur" ilkesi. Tayyip bey ülkenin başına gelmiş 1000 yıllık bir sıkıntıdır.Dedesinin isyan için tek nedeni vardır o da uğruna isyan ettiği Pontus, Ermenistan haritalarıdır.Bu yazıyı İnternette arayan kolayca bulabilir.Yakında "Tayyip Erdoğan Dosyası diye bir derleme yazı yayınlayacağım, onda da okuyabilirsiniz.
Çünkü olur olmaz, serhoş, ayık kafayla yapılmış facebook ve sosyal medya paylaşımları yüzünden 75.000 kadar insanımızı ki ben de dahil, haddinden fazla kaale alıp adliye koridorlarına gönderdiği için, benzeri şekilde suçlanan insanlarımıza kaynak olsun diye bunu yayınlayacağım. Başka amacım yoktur.

Gerisi size kalmış.

Alaeddin Yavuz.

26 Mayıs 2019 Pazar

DARÜL HARP KONUSUNA ATEİST BAKIŞ

DARÜL HARP KONUSUNA ATEİST BAKIŞ

Tayyip Erdoğan'ın Siirt'te verdiği cihat mesajı
yazının altındadır.Hepsinin, Müslüman kılıklı Nasturi
Yahudi Hristiyan olduklarından eminim.
Darül Harp, Savaş Alanı demektir. Müslüman idaresinde olmayan, dini tebliği ret eden, yağmalanmayı hak etmiş yabancı ülke demektir.

HANGİ DAR-ÜL HARP?
Müslüman ülkeyi dar-ül harp ilan eden bir İslami hareket, İslam'ın da devletin de en büyük düşmanıdır. 
Geçen 1400 yılda "4" mezhep "600" kadar cemaat ve tarikata bölünüp parçalanmış İslâm dünyası içinde erkeklerin gelin gittiği Müslüman ülkeler bile var.
Böyle sayısız farklılıklar yorumlandığında İslam dünyası önce kendi içini temizlemeye kalktığında, kendini imha etmiş olur.
Iİslam ülkesi olmayan coğrafyalara dar-ül harp ilanı, 30 Ekim 1918 Mondros anlaşmasıyla bitti. İslam yenildi.
Şimdi başımızda Osmanlıyı yıkan, Hanefi,, Sünni, Şafi, Maliki gibi ibadet eden Doğu Kiliseleri Hıristiyanlari olan Gregoryen, Nasturi, Süryani, Keldani ve öteki Ortodoks Hristiyan mezhepleri, Sabiler, Talmud Babil Yahudileri olan Yezidiler, Dürzilerin kurdukları sözde İslam cemaatleri Osmanlıyı dar-ül harp ilan edip yüzyıllarca isyanlarla haçlılara yağmalatmış, kendileri de Diyaneti ve devletin her köşesini ışgal etmişlerdir.
80 yıldır ülkemizi hem kendileri hem de haçlı ve İsrail ile birlikte yağmalamaktadırlar.
Ülkemizde dar-ül harp vardır ama Müslüman kıyafetli Yahudi, Haçlı dar-ül harbi vardır.
İslam, Roma adına Sasani coğrafyasını yağmalatmak amacıyla "Hristiyan Dar-ül Harp Amacı" üzerine kurulmuş bir dindir.
İşleri bitince İslam bir daha asla gelişemeyen bir din, İslam dünyası da batıya köle bir toplum haline getirildi


Okuyacağınız ayetlerde dahi peygambere itimatsızlık eden Bedevi Araplarının ilgisizliğine rağmen, Allah kazanmaya çalışmaktadır, Savaş insanla olacağı için, onlara ganimet vaatlerinde bulunur. Bu ayetler ışığında Müslüman toprağı olarak bilinen ülkede, yabancı bir istilaya karşı veya olası bir gerginlikte birden düşmana yapılacak saldırıda Müslüman, Hristiyan, deist, ateist ayırmadan herkes vatan savunmasına koşacaktır. Bu yüzden Müslüman geçmiş hilafet ülkeleri, gayrimüslimleri hoş tutmuşlardır, İslam’ı ret ettiler diye herkesi kesip atmamışlardır. Osmanlı’da da cumhuriyet döneminde de Türkiye’nin yapısı aynı bu günkü gibiydi. İçki de içilirdi, eğlence de vardı.
Herakles Rma İmp.Tanrı KRAL.
610-641yılları arasında imparatorluk yaptı.
Muhammet, 611'de peygamberlik ilan etti
632'de öldü. Muhammet'in İslam
teklifini ret etti.
Çünkü Allah diye tapınılan kendisiydi.
Aynı Konstantin gibi.
Oda bilincini yitirinceye kadar
kendisini vaftiz ettirmedi.
Bu blogda "Roma imparatorlarına
Tapınma Dini" yazımı arşivden bulup
okuyabilirsiniz. Türkçesi benden.
M.S-641’de Herakles’in ölümünden sonra Roma koruması İslam üzerinden kalktıktan, İslam Roma’yı hedef aldıktan sonra Müslüman Emevi ve ardından Abbasi dönemleri çöküşe geçtiler. Hakimiyetlerini kaybettiler.
Peygamberin milleti daha peygamber ölünce Dini Mürcie ve Hariciye diye dini bölmüştü, 850-900 lere gelindiğinde Dört mezhepte karar kılındı ama yüzlerce mezhebe bölündü. Yani İslami birlik bitti.
Diyanetin açıklamalarına göre bu gün sadece Türkiye’de dört mezhepten insan yaşadığı gibi 50 tarikat ve bunları 300 kadar alt kolu olduğu söyleniyor. Bunların her biri diğerine “kafir, müşrik” diyenlerdir.
Anlayacağınız sonuç en az 350 İslam türü sadece Türkiye’de var demektir.  Bu da dinin en büyük düşmanı cemaatler ve tarikatlardır.
Çünkü agnostik, deist, ateist, komünistlerin kurdukları bir tek din veya mezhep ya da tarikat yoktur. Dini bozan da yıkan da din adamlarıdır. Darül harp yapılacaksa bunlara yapmalıdırlar ama hangi tarikat, cemaat gerçek de öteki yanlış?
Buna karar verecek mercii, kurum yoktur. Kim ben veririm diyorsa kendini bilmezin birisidir.
Dinlere dinsizlerden zarar gelmez ama imamlarınızı, şeyhlerinizi pirlerinizi inceleyin ben %99’unun en azından Yahudi, Hristiyan çıkacaklarından eminim.
Yazılarımı okursanız siz de anlayabilirsiniz. Tabii epey fırın ekmek yemeniz gerekecek.
İSLAM’I KURAN İLE ANLAMAK
Kur’an “ayetle hüküm verin der. Bu yüzden en başa onu koydum. Tüm yazılarımda buna dikkat ettim ve Kur’an’ın kullanmadığı hiçbir ifadeyi din ve dini kişilikler hakkında kullanmadım. Şimdi bir deist nasıl Kuran tefsiri yapar görün. Ben dinleri, yazılı gerçek tarihle birlikte inceler, kıyaslarım. O dinin ortaya çıktığı çağın olaylarını, dinlerini, hukukunu, aile yapısını inceler öyle karar veririm.
İşkembeden iş yapmam. Tabii ki 18 yaşıma kadar Kuran da Arapça hatim ettik, namaza da inanarak gittik. Spor olsun diye namaz, oruç yaptığım da olur. Dinlere hakaret yapmam, küfür etmem, DİN NEYSE ONU AYETİYLE ORTAYA KOYARIM. Sapıklıksa da sapıklık derim, demek de hakkımdır, çünkü bana da devlet ve toplum tarafınmdan onu kabul etmem veya Darül harp savaşında öldürülmem isteniliyor. Şeriat düzeni yoksa ölüm fetvaları tarikatlarca veriliyor.
Peki bu kadar tehlikeye rağmen niye dinleri kabul etmiyoruz?
İnanılacak bir şey bulsak elbette inanırdım, baştan sona 600 den fazla, bu güne kadar yazarken 5.000den fazla Kuran, 2000 kadar Tevrat ve İncil, bunlar dışında 400 din kitabı okumuşum. Vehatta bu yazıda bile 114 Surelik Kur’andan tam 55 sure okumuş biriyim, bu ayetler, yorumlar öyle çıkıyor. Tefsir kitaplarına da, internet medyasına da evdeki kitaplara da bakıyoruz o da ayrı bir konu.
Bu kadar dini okuyan ben, besmele çekemeyen, başına Şatanist Babil sarığı giymiş bir Yahudi tarikat inancını İslam zanneden yeni yetme bir cihat militanı tarafından öldürülecek düşman sayılacağım. Dinen veya din diye yutturulanlara göre durum böyle.
Peki din gerçek mi?
Hamza ile Süfyan, film karesi temsili.
Bunca okumaya rağmen anlayamadığımızı, aklen bize anlatabilecek her türlü din adamına kapım açıktır. 1990’lı yıllarda tek başıma İngilizce üç otobüs dolusu papaz ile Sultanahmet camisinde ben tartışırken caminin beş imamı, müftüsü Emrullah hoca karpuz kesip yerdi. Türkçe konuşan bir papaza bile İslam’ı savunduklarını görmedim. Bende onlar da papazdı. Çünkü, Müslüman çocukları kiliselere davet edilirken vicdanı sızlamadan seyreden Müslüman olamaz. Ben inancım yokken dayanamazdım.
Böyle milli ve dini duygusu olmayan imamlarınız sizleri aldatmasın.
Papazlar, “biz din adamlarıyla tartışmaya geliyoruz, bizi ateistlerle tartıştırıyorsunuz, ateistle tartışmak her din adamının harcı değil, sizler korkaksınız” diyorlardı hocalardan çıt yok tabii.
Şimdi bu Müslümanlar “cihatçı”, ben kâfir öyle mi?
Zaten öleceğiz yaşımızı aldık korkan şerefsizdir.
İmam Gazali bile Alemlerin Sırrı kitabında “İnsanlar dinSİZ yaşayabilir ama adaletsiz asla” der. Kim ki adaleti, hakkı öğretmeden kaynağı belirsiz din öğretir, en büyük düşmanınız odur.
Dinsiz de olsak kitaba uyarız.
Ayetle Hüküm Verme
50 Kaf Suresi
50:45. Biz onların neler söylediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üstüne bir zorba değilsin. O halde, benim tehdidimden korkanlara sadece Kur'an'la öğüt ver.


PEYGAMBER VE ALLAH’INA GÖRE ARAPLAR NEDİR?

Peygambere Nasıl İnanılacak?
Peygamberliğin en önemli noktası burasıdır. Adamın biri çıkıyor diyor ki;
-Bana melek Cebrail vahiy (fısıltı duyma) yoluyla Allah’ın son emirlerini bildiriyor. Benim sözlerim Allah’ın sözleridir. Sözlerime inanmayan kâfirdir, müşriktir, sapıktır, beyinsizdir gibi birçok ifadeyle insanlara hakaret ediyor.
Herkese sapık diyen Muhammet nedir?
Duha 93;6.ayet tefsiri E.H.Yazır.
Tıkla büyüsün.
Nisa 4: 136. Ey iman edenler! Allah'a, onun resulüne, resulüne indirmiş olduğu Kitap'a, daha önce indirmiş olduğu Kitap'a inanın. Kim Allah'ı, O'nun meleklerini, kitaplarını, resullerini ve âhiret gününü inkâr ederse geri dönüşü olmayan bir sapıklığa düşmüş olur.
Bakara 2-13-104-130;
2:6 Şu bir gerçek ki, o küfre batmış olanları sen uyarsan da uyarmasan da onlar için aynıdır; iman etmezler.”   Bu ayette  “Küfürbazsınız” diyor.
2: 13. Onlara, "İnsanların inandığı gibi siz de inanın" dendiğinde, "Yani biz de kafası çalışmayan zavallılar gibi inanalım mı?" derler. Haberiniz olsun ki, kafası çalışmayan düşük seviyeliler onların ta kendileridir; fakat bilmiyorlar.” Bu ayette de “kafası çalışmayan, dişik seviyeliler” diyor. Aklıma “düşük profilli başbakanlarımız” geldi birden neden acaba?
2: 104. Ey iman edenler! "Râina!" demeyin, "Unzurna!" deyin/"Bizi davar gibi güt!" diye konuşmayın, "Bize bak!" diye konuşun ve dinleyin. Kâfirler için korkunç bir azap vardır.” Bu ayette “Bizi davar gibi güt” demeyin yani” kendinizi davar yerine koymayın” derken, “kendinizi davar yerine koyan, koyduran davarlarsınız” diyor.
2: 130. Öz benliğini beyinsizliğe itenden başka kim, İbrahim'in milletinden yüz çevirir? Yemin olsun ki biz onu dünyada seçip yüceltmiştik. Ve o, âhirette de barış ve iyilik sevenlerden biri olacaktır elbette...” Bu ayette “ kişiliğini beyinsizliğe zorlayan” diyor.
Zuhruf Suresi
43: 5. Siz, haddi aşanlardan/zulme sapanlardan oluşan bir toplumsunuz diye, o zikri/Kur'an'ı sizden uzak mı tutalım? “ Bu ayette de “haddi aşanlar topluluğusunuz, yani sapıklığı da aşmışsınız” diyor.

Araf Suresi 7
 7:81. "Siz, kadınları bırakıp şehvetiniz yüzünden erkeklere gidiyorsunuz. Doğrusu siz sınır tanımayan bir topluluksunuz."
Bu ayette de “Sapıklıkta sınırları aşmışsınız, sapıklığın ötesine geçmişsiniz” diyor.

Kime diyor? Araplara.
Daha nasıl hakaret istiyorsanız Kur’an’da bulmak mümkün. Tabi bu amaçla okursanız.
Çünkü Peygamber sağlığında Mekke ve Medine’den şimdiki Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın olduğu Necran bölgesine bile inememişti. Yemeni Umman, Katar kıyıları olan Hint Okyanusunu, İran körfezi olan Hürmüz körfezini hiç göremedi bile.

Şimdi ne anladık?
Peygamber ve kimseni varlığına tanık olmadığı Allah’ının emirleri diye söyledikleri sözlere inanmadığın an lanet büyüktür;
Bakara 2; 2: 161. Ayetlerimizi inkâr etmiş ve küfre batmış halde ölenlere gelince; Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların ilenci onlar üstünedir.
Bu kadar mı?
Bu kadar olsa, “zaten “tımarhanelik” der geçersiniz, ama öyle değil. Ama biz önce bu peygamber neden yeni din tebliğine kalkışmış onlara bakalım Kur’an ne diyor;
Kur’an’a Göre Diğer Dinler Neden İptal Ediliyor, Yenilikler Nelerdir;
Diğer Dinler Ruhbanlarca Bozulmuş, Sömürü Düzeni Haline Getirilmiş, İslam Yeniliyor, İslam’da Ruhbanlık da Kaldırılıyor;
Tevbe Suresi;
9; 30. Yahudiler: "Uzeyr, Allah'ın oğludur." dediler; Hıristiyanlar da: "Mesih, Allah'ın oğludur." dediler. Kendi ağızlarının sözüdür bu. Kendilerinden önce inkâr edenlerin sözlerine benzetme yapıyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da yüz geri çevriliyorlar!
9;31. Allah'ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindilerMeryem'in oğlu Mesih'i de öyleOysa kendilerinetek olan Allah'tan başkasına ibadet/kulluk etmemeleri emredilmiştiİlah yok o tek Allah'tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O.
9;32. Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise kâfirler hoşlanmasa da nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemiyor.
9;33. O, resulünü hidayet ve hak dinle gönderdi ki, müşrikler hoşlanmasa da o dini dinlerin tümünün üstüne çıkarsın.
9;34. Ey iman sahipleri! Şu bir gerçek ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu halkın mallarını uydurma yollarla tıka basa yerler ve Allah'ın yolundan geri çevirirler. Altını ve gümüşü depolayıp da onları Allah yolunda harcamayanlara korkunç bir azap muştula!
Hadid Suresi 57;27 Ruhbanlık Kaldırılıyor
57; 27. Sonra onların eserleri üzere, resullerimizi art arda gönderdik. Meryem'in oğlu İsa'yı da onların ardınca gönderdik. Ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet koyduk. Bir bid'at olarak ortaya çıkardıkları ruhbaniyeti, onlar üzerine biz yazmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya çıkardılar. Ama ona gerektiği şekilde saygılı olmadılar. Onların, iman edenlerine ödüllerini verdik. Onlardan çoğu yoldan çıkmış olanlardır.
Bunlarda dinlerde düzenleme olarak olağan dışılık yoktur.
Bunlar Kur’an yani Muhammet’in veya ona destek olan 12 kişinin tespitleridir.
Peygambere birileri;
Hadi ordan” demiş olmalı ki gene duramamış kendisinin peygamber olduğuna Allah’tan başka bir şahit daha bulmuş. Hem de Yahudi;
Peygamberin, Peygamber Olduğuna Dair Yahudi Şahidi Varmış;
Ahkaf Suresi 46
46;9. De ki: "Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Bana vahyedilenden başkasına da uymam! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim."
Bu ayetteki peygamber karakteri ile kalsaydı, eline kılıç almasaydı, aldırmasaydı Muhammed, eline çakı bile almamış Buda, İsa gibi olur dini kendiliğinden her yere yayılırdı. Ama Muhammet’in acelesi var, hemen herkesi Müslüman edecek bu yüzden bir şahit de bulur:
46;10. De ki: "Hiç düşündünüz mü? Eğer bu, Allah katından ise ve siz onu tanımamışsanız, İsrailoğullarından bir tanık da onun benzerine tanıklık edip inandığı halde, siz böbürlenmişseniz haliniz nice olur! Allah, zalimler topluluğuna kılavuzluk etmez."
Bu ayet tebliğinin tamamen kendisinden ibaret olduğunun açık delilidir. Ne diyor?
“-Hiç düşündünüz mü? Benim bir tane Yahudi şahidim bile var yaa. O bile inanırken siz böbürleniyorsunuz, sonra Allah size yol göstermez se halinizin nereye varacağını düşündünüz mü?
Neden Yahudi şahide ihtiyaç var?

Çünkü Muhammet’in kabilesi İran dini Mecusiliğe bağlı, Roma Hristiyanlığı onlara 400 yıldır kabul ettirememiş. Onurlu, inançlarına bağlı direnişçi insanlar. Ama İran arkalarında olmazsa Roma’ya karşı koyma olanakları yoktur.
Muhammet de kabilesinin dinini beğenmemiş, amcaoğlu Mekke Nasturi Kilisesi baş keşişi, kendini peygamber ilan eden Varaka Bin Nevfel’den öğrendikleriyle Sabilik de denilen Süryani mezhebine girmiştir. Arabistan Kiliselerinden sorumlu episkoposluk olan Büşra Şehri manastırında peygamberin peygamberlik mührünü sırtında gören Rahip Episkopos Bahira olayı meşhurdur.
Bu ilişkileri yüzünden, Mecusilerce kendisi hiç güvenilir değildir. Bu konuda geniş tarihi ve İslami kaynak için “İslam Roma Tezgahı mı?” yazımı internetten okuyabilirsiniz.
Roma veya İran imparatorlarına ibadet eden tebanın, “Benim Yahudi şahidim var, hiç düşündünüz mü…” gibi sözlere bakıp Müslüman olup atalarının binlerce yıllık inancını kimse değiştirmez. Zaten, Mekke, Medine halkı Mecusi’dir yani Yezididir. Peygamberin kabilesi de Ezd kabilesidir. Hüküm Ezd’dedir diye hadis vardır. Türkiye bu gün Yezidiler ve onların mezhebi olan Dürziler, Rafıziler ile dolu. Yörüğünden Kürdüne, Ermeni’sinden Rum’una herkes biraz Mecusidir yani Yezididir.
Vehhabi Suudiler bu gün de Yezididir.

Bu yumuşak ifadeler, 628’de Mezopotamya Irak’da, altı ay süren Ninova Şavaşlarında Roma imparatoru Herakles Ocak ayında İran şahı II.Hüsrev’i yener, Sasani ordusunu dağıtır, peygamberin doğum mucizelerinde anlatılan Medayin yani başkent Tizpon’a girer, Kisra denilen Pers saraylarını yıkar, şehirde taş taş üstünde bırakmaz ve ileri gitmez. Peygamberin doğumu efsanelerinde anlatılan o “medayin saraylarının yıkılışı, kutsal Zerdüşt ateşinin sönmesi bu seferle olur. Gerisi palavradır. Araplar iyi masal anlatır, buna da en çok Türkler inanır demiş Ali Şeriati ki doğrudur.
Ordusu ile bir ayda Suriye’e Şam’a gelir ve orada Ebu Süfyan ile görüşür. Ebu Süfyan iki yıl bekler.
O zaman Roma tebası olan Araplar, Yunanlılar ve öteki Roma soylu olmayan yüzlerce kavim hatta İngiltere Galler, İskoçya milletleri bile Herakles’e Allah diye secde ederler. Bunu Roma’ya sadık olduklarını göstermek için yaparlar, yapmaları Sezar’ın oğlu Antonyus(Ölüm M.S.17)zamanından beri yani 628 yıldır halk zaten Roma imparatorlarına ibadete alışıktır.
İran’a bağlı olanlar da İran ahlarına ibadet ederlerdi. Bu her milletin geleneğinde vardır. Bu çağlara “Tanrı Krallar Çağları da denilir.
İşte Ebu Süfyan da bakar ki Sasani imparatoru II. Hüsrev tanrıdan ses gelmiyor oda döner Herakles tanrıya. Çünkü ödül büyüktür;
Koskoca uçsuz bucaksız Sasani Ülkesini yağmalayacaktır. İşte bu “yağmacılık, kölecilik, sömürgecilik eden Kur’an’ın sırrı buradadır. Bu Arap, Yahudi geleneklerinde de zaten vardır.

İşte SÖMÜRGECİLİK- YAĞMA TALAN AYETLERİ!
Bir düşünün, dinin başında Kafirun Suresi 109:6’da “ Senin dinin bana, benim dinim bana” diye ayet indiren Allah, Herakles 622’de İstanbul’u oğluna bırakıp 628’e kadar süren bir ölüm kalım savaşına girdikten ve 628’de Sasani devletini yıkınca birden yağmacı, talancı kesildi.
Muhammed Suresi 47;
47; 4. Küfre batmışlarla burun buruna geldiğinizde, boyunlar vurulurNihayet onları bastırıp sindirdiğinizde, antlaşma bağını sıkı bağlayın. Artık bundan sonrası ya bir bağışlama ya bir fidyedir. Nihayet, harp, ağırlıklarını yere bırakır. İşte böyle! Eğer Allah dileseydi, onlardan öc alırdı. Ama kiminizi kiminizle denemek için böyledir. Allah yolunda öldürülenlerin amelleri asla göz ardı edilmeyecektir.
Peygamber ne derse ona inanmayanı savaşta öldürünce boynunu vurup sağ kalmayı başarırsan her şeyini yağmaladığın insanlardan bir de fidye iste diyor tanrı. Bu da “sadece canı kalmış insana, gel kölem ol, bir de ırzına geçeyim” ve pazarda satayım demektir.
Çok adaletli bir tanrı canım(?!)
Mücadele Suresi 58
58;5. Allah'a ve resulüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin çarpılıp tepelendikleri gibi çarpılıp tepeleneceklerdir. Biz, gerçekleri apaçık gösteren ayetler indirmişizdir. Küfre sapanlar için, rezil edici bir azap vardır.
Hizbullah Ayeti- Mücadele Suresi;
58; 22. Allah'a ve âhiret gününe inanan bir topluluğun, Allah'a ve resulüne karşı çıkanlarla sevgiye dayalı bir dostluk kurduğunu göremezsin. Bunlar onların ister babaları olsun, ister çocukları olsun, ister kardeşleri olsun, ister akrabaları olsun. Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendisinden bir ruhla desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; sürekli kalacaklardır orada. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. Allah'ın hizbi işte bunlardır. Dikkat edin, Allah'ın hizbi, başarıya ulaşanların ta kendileridir!”
Ayet, ana, baba, kardeş, hısım akraba koyma gebert, Allah sana cennet verecek” diyor. Hasan Sabbah işlerini kesin bu ayetlerle yapmıştır eminim artık.
İslam Barış dini miydi?
Bunlar ne oluyor acaba?
Allah ve peygamberine karşı gelmek;
Hasr Suresi
59;2. Ehlikitap'tan küfre sapanları, ilk toplanma gününde yurtlarından O çıkardı. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız; onlarsa kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını zannetmişlerdi. Ama Allah onlara hiç ummadıkları yerden geldi, yüreklerine korku saldı; kendi evlerini kendi elleriyle ve iman sahiplerinin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ibret alın, ey gözleri olanlar!
59;3. Eğer Allah onlar üzerine sürgünü yazmamış olsaydı, onlara mutlaka dünyada azap ederdi. Âhirette de onlara ateş azabı vardır.”
Bu ayet Hayber kalesi Beni Nadir Yahudileri için olmalı;
59;4. Çünkü onlar, Allah'a ve resulüne kafa tuttular. Kim Allah'a kafa tutarsa, bilsin ki Allah'ın azabı çok çetindir.”
Bu konudaki çeşitli tefsir yorumlarını buraya almak istemiyorum. Çok ağır eleştiriler var, tabi ki, Hanefi, Sünni cenahtan değil. Onlarda da bazı tatsızlıklar dile getiren çoktur.
Mümtahine Suresi
60; 1. Ey iman sahipleri! Düşmanımı ve düşmanınızı dostlar yerine tutmayın! Onlar, size Hak'tan geleni inkâr ettikleri, Rabbiniz Allah'a inandığınız için Peygamber'i ve sizi yurdunuzdan çıkardıkları halde, siz onlara sevgi sunuyorsunuz. Benim yolumda gayret sarf etmek, benim hoşnutluğumu kazanmak için seferber olduğunuz halde, içinizde onlara sevgi gizliyorsunuz. Sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da en iyi ben bilirim. Sizden kim bunu yaparsa denge yolundan sapmış olur.”
Peygamberi yurdundan kovan Beni Nadir Yahudileri değil, amcası Ebu Süfyan’dı.

Aslen Siirt Yezidi Nasturilerinden olan
R.T.Erdoğan hangi şeriatı istiyor?
60; 2. Onlar sizi ele geçirirlerse size düşman olurlar; ellerini ve dillerini size kötülükle uzatırlar, inkâra sapmanızı isterler.”  Bu ayetle hısım, akraba, köylü arasında güvensizlik yaratılıyor. Tam bir anarşi dini.
60; 3. Kıyamet gününde ne hısımlarınızın ne de çocuklarınızın size hiçbir yararı olmaz. O, sizi birbirinizden ayıracaktır. Allah, işleyip ürettiklerinizi açık açık görmektedir.”
60;3 Allah sizi ayıracak, hısım, akraba deme vur, kıyamette faydası olmayacak nasılsa diyor. Bu ayırma işinin aslı, Araplar, Roma’ya ve İran’a biat edenler olarak ayrılıyorlar. Roma’ya 721 yıl kök söktüren Yahudi isyanlarıdır. Herakles bu İran yanlılarını temizliyor. Buna, “721 yıllık Roma-Pers Savaşları” keykubatblogspotcom” blog yazımda değinmiş, dilimize çevirdiğim tarihi belgelerini alıntı yaparak vermiştim.
Tevbe suresinin Müslümanları dünya milletlerinin kasabı ilan eden ayetleri aslında, Muhammet’i git başımızdan Roma ajanı” diye kovan Mecusi, Nasturi, Süryani Hristiyan ve Yahudilerden oluşan, onu öldürmeyip yaşama hakkına saygı duyup süren, Mekke ve çevresinin fethi içindi, aynı aile üyeleri, hısım akrabaların ve hemşerilerin birbirini öldürmesi içindi, başlı başına terör ayetleriydi.
İşte “Eller Yukarı, Ya Canını Ya Malını, Ya da Hepsini” diyen Ültimatom ayetleri;
Tevbe 9;
9; 1. Allah ve resulünden, kendileriyle antlaşma yapmış bulunduğunuz müşriklere bir ültimatomdur bu;
9;2. Yeryüzünde dört ay daha dolaşın ve bilin ki siz, Allah'ı âciz bırakamazsınız. Şu da bir gerçek ki, Allah inkârcı nankörleri rezil eder.”
9;3. Bir de Allah ve resulünden insanlara Büyük Hac günü bir duyuru var: Allah da O'nun elçisi de müşriklerden kesinlikle uzaktır. O halde, tövbe ederseniz bu sizin için hayırlıdır. Yok eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, siz Allah'ı acze düşüremezsinizKüfre saplananlara acıklı bir azabı muştula!
9;5. O haram aylar çıktığında artık müşrikleri, kendilerini bulduğunuz yerde öldürünYakalayın onları, kuşatın onları, tüm geçit noktalarını tıkayın onların. Bunun ardından tövbe eder, namazı/duayı yerine getirir, zekâtı verirlerse, yollarını açın onların. Kesin olan şu ki, Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Müşriklerin Allah’ın Ayetlerini Satması;
9;8. Onların ahdine nasıl güvenilebilir! Eğer üzerinizde egemenlik kurarlarsa, sizinle ilgili ne bir antlaşmaya saygı duyarlar ne de bir yemine. Ağızlarıyla size hoşnutluk sunarlar, fakat kalpleri inat eder durur. Ve onların çoğu gerçeğe uzak düşmüş sapıklardır.
9;9. “Allah'ın ayetlerini nasıl basit bir ücret karşılığı sattılar da Allah'ın yolundan alıkoydular. Gerçekten ne fena şeylerdir onların yapmakta oldukları.”
Sözleşmeye Uymayanı Öldürün
9; 12. Eğer verdikleri ahitten sonra yeminlerini bozar, dininize saldırırlarsa, o zaman küfrün elebaşlarını öldürün. Çünkü onların yeminleri yoktur. Böyle yaparsanız hal ve gidişlerine son verebilirler.
Bütün Kinin Nedeni Peygamberin Medine’ye Sürülmesiymiş;
9; 13. Yeminlerini bozan, resulü yurdundan çıkarmaya gayret eden bir topluluğa karşı savaşmayacak mısınız? Üstelik size saldırıyı ilkin onlar başlattı. Korkuyor musunuz onlardan? Eğer mümin kişilerseniz, kendisinden korkmanıza en layık olan, Allah'tır.
Her Şeyin Başı Para, Cennetin de;
9; 20. İman edip hicret eden, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat edenler, derece bakımından Allah katında daha yücedirKurtuluşa erenler de işte bunlardır.
9;21. Rableri onlara kendisinden bir rahmet, bir hoşnutluk ve içinde çok değerli/kalıcı nimetlerin bulunduğu cennetler müjdeliyor.
9;22. Onlara orada sürekli kalacaklardır. Hiç kuşkusuz, Allah'ın katında büyük bir ödül daha vardır.
İslam Ana-Babayı Çocuklarına, Çocukları Ana-babalarına, Kardeşlerine, Akrabalarına Düşman Eder;
9;23. Ey iman edenler! Babalarınız ve kardeşleriniz, eğer imana karşı inkârı seviyorlarsa, onları dostlar edinmeyin. İçinizden onları dost edinenler zalimlerin ta kendileridirler.
9;24. De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz/menfaat çevrenizelde ettiğiniz mallar, kesadından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar sizin için Allah'tan, resulünden ve Allah yolunda cihattan daha sevimli ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan ayrılmış bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz."

İslama İnanmayan Herkes Bir Pisliktir. Kabe’de yasak. Böyle Din Olmaz ki;

Çekik Gözlü Cebrail vahiy fısıldıyor.
Tanrılar ve melekler ÇEKİK GÖZLÜ tasvir edilir.
Türkler de Roma'yı yıkıncaya kadar 
Tanrı Soyu Millet olarak hürmet görürlerdi.
Vatikan öç almak için, 
"Türkleri Mecüc soyu şeytan halkı"
 ilan etti, Roma imali İslam'a bu boş inanış geçti.
9;28. Ey inananlar! Müşrikler bir pisliktir. Artık bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar! Eğer yoksulluktan korkarsanız bilin ki, Allah dilediği takdirde sizi yakında lütfundan zengin edecektir. Allah her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.
9;29. Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve âhiret gününe inanmayan, Allah'ın ve resulünün yasakladığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerleboyun eğerek kendi elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savaşın.” “Kendilerine kitap verilenler” sadece Yahudi ve Hristiyanlardır. Kuran tefsirlerinde diğer dinlere mensup olanların din kitaplarını, sadece din adamları okuyabilir.
Şimdi bu ayetlerin aynen Irak, İran ve Hicaz Nasturi Hristiyanlarının okudukları Tomas İncilinde olduğunu göreceksiniz. Tomas İncil’i Varaka bin Nevfel’in de okuduğu İncil’dir. Bu İncil’i Mısır Nag Hammadi Kütüphanesi internet arşivinden indirdim. Karbon testlerine göre M.S.50 yılına ait. İsa’dan “14” yıl sonra yazılmış. Bilinen en eski İncil’dir. Stephen J. Patterson ve James M. Robinson adlı çevirmenler tarafından Aramice’den İngilizceye “Tomas’a Göre İncil” adıyla çevrilmiştir. Ben de Türkçeye çeviriyorum. Yukarıdaki Tevbe Suresi Terör ayetlerini okuduktan sonra “4” dört ayeti iyi okuyunuz.
Tomas İncili
(16)Jesus says:
(1) "Perhaps people think that I have come to cast peace upon the earth.
(2) But they do not know that I have come to cast dissension upon the earth: fire, sword, war.
(3) For there will be five in one house: there will be three against two and two against three,
father against son and son against father.
(4) And they will stand as solitary ones."
Sure 16 İsa Der ki;
1-Belki insanlar benim yeryüzüne barış getireceğimi sanıyorlardır.
2-Ama, benim, yeryüzüne ateş, kan ve savaş getirdiğimi bilmiyorlar ki.
3-Bir evde beş kişi varsa; Üçü ikisineikisi üçüne karşı, baba oğluna karşı, oğul babaya karşı olacaktır.
4-Ve onlar yalnız yaşayanlar olarak kalacaklardır.

Yukarıdaki Tomas İncil ayetleri, tamamen bozgunculuk işareti olduklarından Vatikan Kilisesi bu İncil’i “Şeytani kitap” olarak kabul etmiştir.
Takdir sizindir.
Tomas İncili’in Türkçesi internette bulunup okunabilir.
Tevbe 9; 41. Gerek hafif, gerek ağırlıklı olarak mutlaka seferber olun ve Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihat edinEğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”

9;41. Ayete göre “Savaşa giderken Allah’ın parası yok ama savaşı kazanır bir sağ kalırsanız, bütün ganimeti size Allah vermiş oluyor.” Laf cambazlığı olur da bu kadar olur. Ölürsen cennet hazır değil aslında Yasin Suresini 48 den 75. Ayetlere kadar okuyunuz, cennet kıyametten sonra var. Yani, tüm dünyada hayat bitecek sonra yeniden yaratıldıktan sonra hüküm gününde yargılanıp, aklanıp paklandıktan, cezaları çektikten sonra cennet var. Süre belli değil. Üç vakte kadar, üç milyar mı üç trilyon yıl mı o kadar sonra.
Tevbe 9;3 “Bir de Allah ve resulünden insanlara Büyük Hac günü bir duyuru var:..” ifadesinden de anladık ki, Herakles sıkıştırınca Ebu Süyfyan Mekke’yi teslim etmeye karar vermiş ama, Muhammet Amcasının öldürülmesini emretmişti. Kendisini emniyete almadan, değil Muhammet, Herakles de gelse Ebu Süfyan teslim olmazdı, kaybederdi belki o başka ama bozuk adam olmadığı belli. Neyse bunlar, kuran ayetleri, siyer hikayelerine dayalı bilgilerime göre yorumumdur.
Zaten biliyoruz ki, Muhammet de Ebu Süfyan’ı bağışlar, o da ganimetlerin hatırına “Müslüman oldum” der, zaten İslam yeni bir tabir de değildir. Muhammet, İncil’de İsa’dan sonra gelecek olan “tesellci=Baraklitus” adlı Mesih’in adıdır. Mecusiliğin kurucusu Mani de Muhammet’ten 300 yıl kadar önce aynı kişi olarak kendisini açıklamıştı. Şah Behram ile anlaşamayınca öldürüldü ve dini yasaklandı. İslam zaten Sabilerin din kitabı Cinze’de göklerde yaşayan Şekina dedikleri tanrılarından birinin adıdır ve erkektir. Muhammet Mekke’yi ve ardından birkaç bölgeyi ele geçirdikten sonra 632’de ölünceye kadar bu yağma talan ayetleri gelir.
Gerçekgöksel bir tanrı bir peygambere böyle fetih ayetleri indirseydi, dünyayı fethettirmeden canını almaması gerekirdi. Oysa en büyük düşmanlık gördüğü, kendisine suikast kuran Süryani, Nasturi ve Yahudilerin yaşadıkları en yakınındaki Necran, onun güneyi Yemen’i hatta Hürmüz körfezindeki şimdiki Kuveyt, Irak, Basra, Kufe Sabileri olan Yemame Araplarını bile göremeden öldü. Oraları Ebubekir ele geçirdi. Kur’an alfabesi bile ona düşman olan Kufa Sabilerinin M.S. II. yüzyılda geliştirdiği Kufe Alfabesi ile yazılmıştır. Hem de esire, üstün, hemzesiz olarak.
Bu ne demek biliyor musunuz? Kur’an diye bir şey ortada yok demektir.
1921 Pontus isyanından sonra Düzce'ye sürülmüş sözde Müslüman
Hasan Mezarcı işin aslını söylecek kadar dürüsttü en azından.
Kendisini Mesih İsa ilan etmişti.
Kur’an kendisi ile çelişmeye devam ediyor;
Ahkaf 46;Ana Babaya İtaat;
46;15. Biz insana, anne-babasına çok iyi davranmasını önerdik. Annesi onu zahmetle taşıdı, zahmetle doğurdu. Taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Nihayet, yiğitlik çağına gelip kırk yıla erdiğinde şöyle der: "Rabbim; beni, bana ve ebeveynime verdiğin nimete şükretmeye, hoşnut olacağın iyi bir iş yapmaya yönelt! Soyum içinde, benim için barışı gerçekleştir. Sana yöneldim ben, sana teslim olanlardanım ben!"
Yukarıda terör ayetlerinde bütün Müslümanlara “ peygamberin sözlerine, Allah’ın emirlerine=Muhammet ne derse onlara inanmayan anne, baba, kardeş, hısım akraba, konu, komşu, vatandaş, yurttaş ne varsa öldür” diyen Allah şimdi “ebeveynin faziletlerini “anlatıyor.
Şaşırdım kaldım beyaa.
 Ahkaf Suresinin “46.” sırada olmasıyla bizim Türkçede “46”lı* deyimi arasında uyum var sanki. Gülümseyiniz.*(46 Manisa ilinin plaka numarasıdır. Orada “Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi yani tımarhane verdir.)
O kadar aptal olmayalım, anne, baba da Müslüman oluversin kardeşim yoksa işler mezara uzanır. Biraz gülebilirsiniz.
Şimdi, “benim cennetle işim olmaz” diyen Müslüman ebeveyn, din yüzünden evlatlarına lanet ediyorlar;
Ahkaf 46;17. Birisi de ana-babasına: "Yazık size, benden önce bir yığın nesil gelip geçtiği halde, siz bana, benim diriltileceğimi mi söylüyorsunuz?" dedi. Onlarsa Allah'a sığınarak, "Yazıklar olsun; inansana, Allah'ın vaadi haktır" diye vahlanınca o şöyle dedi: "Bu, öncekilerin masallarından başkası değil!"
Adam çok zeki bunu tuttum. Ebeveynine yol gösteriyor ama onlar “rüzgar nereden eserse yelkeni oraya çevirmeye” alıştıklarından oğullarını asla dinlemeyeceklerdir. Gerçek mümin bu adam, “dinler eskilerin masallarıdır” doğru.
Şehitlere cennetler,(Vakıa 17;Tur 24) huriler, gılmanlar veren Allah, Yardıma Muhtaç bir Allah mı bana mı öyle geliyor? Artık biliyoruz ki karşımızda gerçek göksel bir tanrı yoktur.
Muhammet Suresi 47; 7. Ey iman sahipleri! Eğer siz Allah'a yardım ederseniz, Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.”
O çağlarda Tanrı Kral olarak ibadet edilen imparator Herakles, İran Tanrı Kralı Hüsrev’i de bitirince yeryüzünün en büyük tanrısı olmuştu. Ama artık bütçesi bitmiş, İran’ın içlerine sefer düzenleyecek para da kalmamış olan tanrı, “Sasani topraklarını yağma vaadiyle”  Araplardan para topluyor. Ben, dinleri tarihle birlikte okuduğum için böyle anlıyorum.
Ayıp, ayıp, koskoca Allah’sın, kendinden utanmazsan peygamberinden utan, züğürtlük gösterisi yapma gülünç oluyorsun, hem Müslüman değil diye hısım akraba, aile üyeleri, hemşerilerini öldür diye emir veriyorsun sonra da savaş için üstüne para istiyorsun? Bu ne züğürt Allah, kendine hayrı yok bir de cennet verecekmiş, hem de kendi insanlarımızı, bizle hiç sorunu olmayan başka insanları öldürterek.
Aklın bittiği yer sayın okuyucular. Tabi “yağma kültü” hariç. Araplar buna bayılmış olmalılar.
Allah Yolunda Harcamak=Cihat İçin Harcamaktır. Allah paraya ihtiyaç duyuyor. Ama o Zengin, ama Araplardan para istiyor?!
Muhammet Suresi 47; 38. İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağırılan insanlarsınız. Ama bir kısmınız cimrilik ediyor. Oysa ki, cimrilik eden kendi aleyhine cimrileşmiş olurAllah Ganî'dir; yoksul olan sizlersiniz. Eğer yüz çevirirseniz, Allah yerinize başka bir toplum getirir. Ve onlar, sizin benzerleriniz olmazlar.”
Diyor ki, bu işi ihaleye çıkartırım başka milletler yapar siz de hava alırsınız, Ayetin tefsiri budur.
Hem “Gani=Bol veren, cömert” diyor hem de bende zırnık yok siz önden buyurun diyor. Gülümsemek serbest.
Şimdi Yağmadan Fetih’e geldik. İkisi de Aynı şey=SÖMÜRGECİLİK=KÖLECİLİK
Fetih Suresi 48
48; 1. Şu bir gerçek ki, biz sana apaçık bir fetih nasip ettik.
48;3. Ve Allah sana onur ve kudret dolu bir yardımla destek verecektir.
48;4. O odur ki, müminlerin gönüllerine, imanları beraberinde iman geliştirsinler diye, mutluluk ve huzur indirdi. Yalnız Allah'ındır göklerin ve yerin orduları. Alîm'dir Allah, Hakîm'dir.”
“Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır” ifadesi, Tanrı krallar ölünce göklerde bir yıldızda kral olarak yaşarlar, Ebedi Kral olunca da orduları da olacaktır elbette. Ama şimdilik Sasani topraklarını yağmalamak için ordu çıkaracak zırnık yok, hepsini harcamış Allah. Haydi pamuk eller cebe, zenginlere ganimetten pay, fakirlere cennet var.
48;6. Ve Allah hakkında kötü sanılar besleyen erkek münafıklarla kadın münafıklara ve erkek putperestlerle kadın putperestlere, o kötülük girdabı başlarına dönesilere azap etsin diyedir bu. Allah onlara öfkelenmiş, onları lanetlemiş ve kendilerine cehennem hazırlamıştır. Kötü bir varış yeridir o.”
Bu ayetin tefsiri diyor ki, Allah Herakles’e karşı olan, emirlerini inkâr edenin geleceği karanlıktır. Ne de olsa Tanrı beya. Yeryüzünün tek hakimi.
Bu gün ABD, Rusya-Çin gibi.
1991’den 2011’e kadar ABD gibi. Sıkıysa meydan oku. Adamlar Şeriatla yönetileceksiniz dedi, 17 senedir karşı çıktığımız için insanların başlarına gelmeyen kalmadı. Bütün orduyu, bürokrasiyi helak ettiler, şimdi muhalif blog yazarlarına kadar indiler.
Aynı durum işte. AKP’li Fevai Aslan gibi bazı yalakalar Tayyip Erdoğan’ı Allah ve hatta Bahri Şenkal Allah’tan bile üstün ilan etti.
48;8. Şu bir gerçek ki, biz seni, bir tanık, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.”
Yani, Yağmayı size yaptıralım, beğenmezseniz başkasına veririz de diyor peygamber.
Muhammet’ten başka Yemame’de Rahman, Necran’de Esved-i Ansi ve kadın Secaa dört tane de daha hazırda peygamber var. Onlara veririm, siz sümüğünüzü çekerisiniz diyor. İşte kanıt alttaki ayet;
48;15. Geri bırakılanlarganimetleri almak üzere gittiğiniz zaman şöyle diyecekler: "İzin verin, biz de size uyalım!" Onlar Allah'ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: "Bize asla uyamazsınız! Allah önceden de böyle buyurmuştu." Bu kez şöyle diyecekler: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." İşin doğrusu şu ki, onlar çok az anlıyorlar/onlar, az bir kısmı hariç, anlamıyorlar.”
“Geri Bırakılanlar” ifadesi, peygamberin çağrısına sırt çevirip gitmeyenleri kast ediyor. Biz yerken siz bakacaksınız, o zaman da “nahh” deriz diyor. Tefsiri bu.
Bedevileri göçer diye aşağılıyorlar ama kalabalıkta fayda var, zaferi kesinleştirir, güveni arttırır diye;
Darül- Harp, şeriat isteyenleri sorgulayınız. Yaptıkları ortadadır.
Bedeviye Rüşvet;
48;16. Bedevilerden, geri bırakılmış olanlara de ki: "Siz yakında çok zorlu savaş veren bir kavimle çarpışmaya çağrılacaksınız. Ya onlarla çarpışırsınız, yahut onlar Müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir ödül verecektir. Yok eğer önceden döndüğünüz gibi yüz çevirirseniz, Allah sizi acıklı bir azapla cezalandırır."
Peygamber, Hayber, Mekke gibi yerleri fethedince güven arttı. Araplar ilk defa savaş tecrübesi gördüler, ordu eğittiler, güven geldikçe ganimetlere özlem artıyor.
Olaydan haberdar olan peygamber ve Arapları, görsel, yazılı medya yok çünkü o zaman, bunların ardından Sasani ülkesine çıkıldığında adama ihtiyaçları olduğunu biliyor ama Sasanilerin durumlarından tam haberdar değiller ve korkuyorlar, korkmasalar herkes gidecek de, bir de “tanrı” diyerek şefaat umdukları kralın ülkesine savaşmak da bazılarına tabii ki ağır gelir.
48;19. Alacakları birçok ganimetler de nasip etmiştir. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.”
Allah Herakles adına durmadan Fetih güvencesi ve “ganimet vaat ediliyor. Gerçek ilahi bir tanrı böyle ayet mi indirir?
48;20. Allah size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaat etti. Şunu da size aceleden verdi ve insanların ellerini de sizden uzak tuttu ki bu, inananlara bir ibret olsun ve Allah sizi dosdoğru yola kılavuzlasın.”
Yukarıdaki ayette “aceleden verdi” ifadesi, çok önemli. Eğer gecikme süresi uzarsa yağma talan ortamı ortadan kalabilir ve Sasani saltanatı taht kavgasından çıkıp bir Şah seçerse, kısa sürede orduyu toplar, Arapları da meydandan çakallar toplar. Durum açık. İç karışıklığı fazla sürdüremeyeceğini de Herakles biliyor, “6-7” yıl savaştan sonra ne asker ne de para pul kalmadı.
Ganimetleri hayal edemeyen Arapları tahrik, teşvik hızla sürüyor
48;21. Sizin güç yetireceğiniz başka ganimetler de vardır. Allah onları kuşatmış bulunuyor. Allah, her şey üzerinde Kadîr'dir.”
“Başka ganimetler,” sözü, Kuzey Afrika’dan Horasan’a, Yemen’den Ukrayna’ya kadar bölge Araplar hayal bile edemezler o zaman buralarıOnları da kuşatmış olması, hepsinin Sasani tebası olmasıdır ve İran’dan haber bekliyorlar, ordu kurma gibi tedbirleri yok, yağmaya açık hepsi.
48;25. Onlar o kişilerdir ki, küfre sapıp sizi Mescid-i Haram'dan geri çevirdiler, bekletilen kurbanlık hediyelerin, yerlerine ulaşmasına engel oldular. Eğer kendilerini tanımadığınız için çiğneyeceğiniz ve bu bilgisizlik yüzünden üzüntü ve kınayışla karşılaşacağınız inanmış erkeklerle inanmış kadınlar olmasaydı, iş başka türlü olurdu. Böyle olması, Allah'ın, dilediğini rahmetine sokması içindir. Onlar birbirlerinden ayrılmış olsalardı, inkâra sapanları acıklı bir azapla cezalandırırdık.”
Bu ayet daha peygamberin Sasani yanlısı amcalarının idare ettiği Mekke sürgünü derdini anlatarak, Mekke fethine yandaşlarını  tahrik peşinde olduğunu gösteriyor.
27. Yemin olsun ki Allah, resulüne o rüyayı hak olarak doğru çıkarmıştır. Allah dilerse, başlarınızı tıraş etmiş, saçlarınızı kısaltmış olarak güven içinde, korku duymadan Mescid-i Haram'a mutlaka gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bildi de bundan önce size yakın bir fetih nasip etti.
Mekke’nin fetih haberi gelmiş, yani Ebu Süfyan Şam Anlaşması gereği kapıları açacak.
Fetih İçin Mal Harcamak Allah’a Borç vermekmiş, yani bütçeyi toplayamadılar.
10. Allah yolunda harcama yapmanıza engel ne var ki?.. Göklerin ve yerin mirası zaten Allah'ındır. Sizin, Fetih'ten önce infakta bulunan ve çarpışmaya gireniniz, bunu yapmayanlarla aynı değildir. Onlar, derece yönünden Fetih'ten sonra infakta bulunup çarpışmaya girenlerden çok daha üstündür. Allah hepsine güzellik vaat etmiştir. Allah, işleyip ürettiklerinizi en iyi biçimde haber olmaktadır.”
Hem savaş, hem de savaş parasını bana “borç ver” diyen, yani ganimete ortak, çok zeki bir tanrı.
11. Allah'a kim güzel bir borç verecek ki, O onun verdiğini kat kat artırsın. Böyle birisi için onur verici bir ödül de vardır.”
Dünya Hayatı Bir Aldanış Yeridir, Öyleyse Fetih niye ?
Böyle kurnaz hileci tanrı hiçbir kitapta yok
1-Savaşa gir, benim için öl diyor,
2-Savaş için de en son verebileceğin kadar bana borç ver diyor, öldük gittik oralarda, buraları da çapulcular yağmalasa ne olacak? Hiç kimse bunu yapmaz. Şimdi de tutturdu, “savaşa girin ölün, dünya hayatı zaten boş” diyen ayet. Öyleyse bırak da rahat yaşayalım beyaa, çok istersen kendin git.
Hadid 57; 20. Bilin ki, şu iğreti dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden, bir süsten, aranızda bir övünmeden, mallarda ve evlatlarda çoğalma yarışından başka şey değildir. Bir yağmur misali ki, çıkardığı bitkiler çiftçilerin hoşuna gider. Ama biraz sonra o ot kurur, sapsarı kesildiğini görürsün. Nihayet bir ot ufantısı haline gelir. Âhirette şiddetli bir azap var, Allah'tan bir af ve hoşnutluk da var. Dünya hayatı bir aldanış/gurur aracından başka şey değildir.”
Dünya hayatı boş dedi, ilgi görmemiş olmalı ki gene “cennet” vaadine başvurdu;
Demek ki göklerdeki cennetindeki paraları bu dünyada bozduracak döviz bürosu bulamadı anlaşılan. Veya bu tanrı Herakles.
Savaşa Gidenlere Cennet Vaadi. Kalan Malı Götürüyor 4. Ayette Fidyeler, köleler;
Muhammet Suresi  47; 15. Sakınanlara vaat olunan cennetin durumu şöyledir: Orada, bozulmayan sudan ırmaklar; tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere lezzet sunan bir şaraptan nehirler, süzme bir baldan oluşan nehirler var. Ve orada kendileri için her türlü meyvenin yanında, Rablerinden bir de bağışlanma var. Bu nimetler içindekiyle, uzun süre ateşte kalıp da içirildiği sıcak su tarafından bağırsakları parçalanan kimse aynı olur mu?”
Şimdi, Arabistan’da nehir yok ya, adamlar çöllerde kuyu kazarken ölüyorlar. Bol bol nehir vaat ediyor. Sabilerin, Mısırlıların dini NEHİR Dinleridir zaten. Ürdün de Nil de nehir demektir. Bu milletlerin mitolojilerinde göklerde yaşam bu nehirlerde başlamıştır, evrende bir çok yer zaten nehirdir, okyanustur. Nehirlerin tatlı su nehirleri olup olmadığını bile yazmamış, “sudan nehirler” diyor. Göklerde dinlere göre tuzlu sular daha fazladır.
Neyse atarlı tutarlı vaatleri olan bir peygamber ile yola çıkan Herakles bir güç oluşturmayı başardı ve dünyanın geleceğini değiştirdi.
Aslında Dinin Temeli Adalet. Öyleyse savaş, fetih niye?
57;25. Yemin olsun, biz, resullerimizi açık-seçik delillerle gönderdik ve onlarla birlikte Kitap'ı ve ölçüyü de indirdik ki, insanlar adaleti ayakta tutsunlar/adaletle doğrulsunlar. Ve demiri de indirdik. Onda zorlu bir kuvvet ve insanlar için birçok yarar vardır. Allah bu sayede, kendisine ve resullerine, gayba inanarak kimin yardım edeceğini bilecektir. Allah Kavî'dir, Azîz'dir.”
Bu tanrı adaletin ne olduğunu ya bilmiyor, ya da kendi şeytanlarından başkası arasında “adalete” inanmıyor.
Mekke fethinden sonra da artık peygamber sözünü parayla dinletmeye başladı, baksanıza;
Peygamberle görüşme ücrete tabidir;
58; 12. Ey iman edenler! Resulle gizlice konuşacağınız zaman, bu gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin! Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Eğer bu imkânı bulamazsanız bilin ki, Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.”
Kiliseye mum yakmak mı, peygamber için sadaka vermek mi, hangisi daha ekonomiktir acaba?
İşte bu harita gerçek Darül Harp haritasıdır. Tabi ki Haçlıların yaptığı Darül-Harptir.

Bana göre, fetih,cihat, isterse Haçlı seferi hepsi Yahudi icadı, insanlık düşmanı bozuk şeytani ideolojilerdir.
Herakles, tükenmiş Roma ordusunu maceraya koşmamış ayrıca Büyük İskender’in başına gelenleri de düşünerek tedbirli davranmış, çapulcu Arapları üstlerine salmıştır. Onlardan da nasiplerini mutlaka almıştır da.
Herkes bilsin ki Zerdüştlüğü Büyük Krus, Maniheizmi, I.Şapur, onu kaldıran da torunu I.Behram yani, Bayram, Yahudiliği, Hristiyanlığı Büyük Konstantin denilen Roma imparatoru 325’de, İslam’ı da Herakles 632’den sonra yaymıştır. Yeryüzünde arkasında büyük imparator olmayan hiçbir din yoktur.
Bu Tevbe ve Fetih sureleri ayetlerinin gerçekten Allah’ın emri olduğuna inanıyorsanız, bu gün Donald Trump’ın Allah, Erdoğan’ın Muhammet olduğuna inanmanız uygun düşer.
Öyle de değil ama ben illa da cihatçıyım diyorsanız, gerçek “darül harp=savaş alanı” Müslüman Ülke adıyla anılmayan ülkelerdir. “Önce içini temizle, yanındakinle savaş” diyen tarikatlar, siyasiler Vatikan ve öteki haçlıların sizi aldatan köleleridir. Çünkü biz onların sömürgeleriyiz ve devlet adamlarımızı da eğitimimizi de tarlada ne ekeceğimizi de her şeyi onlar belirler. Asıl cihat yapılacak adres bu yüzden dışarısıdır, içerisi değil.
Çok isteyen;
Mabadı yiyen çıksın ABD’ye bir “cihat ilan etsin de göreyim?
Var mı yiyen?
Sonra sana ne?
İnsanlar neye inanırsa inansın sana ne zararı var?
Yere düşsen kaldıran, açım desen ekmek veren, adres sorsan yol gösteren, hastaysan tedavi eden, okuldaysan öğreten, parasızsan kredi veren özel veya kamu memurlarını veya köylü şehirli vatandaşları hedef alan devletine milletine en büyük ihaneti yapan olur.

30 Ekim 1918 İslam’ın sonudur. O tarihten sonra son İslam’ı Atatürk kurtardı, ondan sonra gelenlerin hepsi, Mezopotamya, Yemame, İran kökenli Yahudilerin mezhepleridir ki hiç birisi İslam değildir.
İsteyen araştırsın, benim görüşüm budur. Bir de Darül Harp-Cihat konularını böyle okuyun ki düşünce alanınız gelişsin.

Böyle okuyunca dinden mi çıktınız sanki hayır.
Öle kolay olsaydı benim ailede değil memlekette bir tane dindar kalmazdı 40 yıldır.
Dar-ül Harp, senin dinini kabul etmedi diye başkasına savaş ilan edip yağmalarsan başkası da gelir üstüne atom bombası atar, dünyayı bir pislikten kurtarırlar.
Buna siyasette "Emperyalizm, sömürgecilik, yağmacılık" demektir. İnsanlık dışı suçlara girer.
Hristiyanlığa ve Yahudiliğe göre cihad nasıl anlamak için googe bloglarımdan “ Goerge Bush, Tayyip Erdoğan Yecüc Mecüc” ve “Hristiyanlığın Doğuşu ve Yayılışı” adilyargicblogspot” yazarak okuyunuz.

Alaeddin Yavuz
Kuran Meali;Yaşar Nuri Öztürk Türkçe Mealidir

Tayyip Erdoğan'ın Cihat Mesajı.

İslamcıların şeriat ve cihata bakışı

Yazar
Editör
Kasım 17, 2005

Araştırma: Mustafa PEKÖZ* / AÇIK GAZETE FRANSA
ŞERİAD VE CİHAD (II)

İSLAMCI POLİTİKACILARIN VE TARİKAT LİDERLERİNİN ŞERİAT VE CİHATA BAKIŞ AÇILARI..


Nakşibendi Tarikatının Cuma dergisinde yayınlanan ‘cihad’ çağırısında şunlar yazılı; “Müslüman olarak bizlerin hem namusumuza kastederler, hem ibadet ettirmezler, hem de kendi topraklarında esir hayatını, yani Müslümanların kanı akıtılarak kazanılmış topraklarda esir gibi yaşatırlar. Bizler artık dinimizi ve topraklarımızı bu pis, necis, soysuz satılmışlardan kurtarmalıyız… Onlara karşı tek yumruk haline gelmeliyiz. Onların ilkel ve sadist kafalarını koparmadıkça dinimiz, şehit kanlarıyla sulanmış bu mukaddes topraklarda esir olmaya devam edecektir… Biz müslümanlar; biz de dinimizi ve namusumuzu koruyacağız. Çünkü Kur’an-ı Kerim bizlere şehitliği müjdeliyor.

Peygamberlikten sonra gelen mübarek makamı… Cihad farzdır. Cihad edelim, birleşelim, Uykudan uyanalım…” Bir çok İslamcı yazarının, akademisyeninin ve politikacısının yazılar yazdığı bu tarikat dergisi, İslam yolunda cihad çağrısı, bir başka ifadeyle İslamcı bir ayaklanma çağrısı yapmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, okullarda okutulması ön görülün dergiler arasında gösterilen ‘İslam Dergisi’ de cihad’a çok kapsamlı hazırlanmaları gerektiğini belirtirken şunları vurguluyor : “Mutlaka iyi hazırlanmalıyız. Çoluk çocuğumuza, kadını­mıza kızımıza bile silahı, savaşı, ilkyardımı, sabrı, metaneti, ge­rilla harbini, mukavemeti iyi öğretmeliyiz” Dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan biri de, mevcut siyasal sistemi değiştirmek için yayınlanan bu kitapların ve dergilerin, devletin en önemli kurumlarından kaynak olarak okutulmaktadır.

AKP lideri ve Başbakan T. Erdoğan, Cihad çağrısına tam bir destek vermektedirKürt ili olarak Siirt’e yapmış olduğu konuşma şöyledir; “İnancımı rahatlıkla konuşamayacaksam, söyleyemeyeceksem, bu şehitler ülkesi Türkiye’de ne işim var? Kardeşlerim, diyorum ki; bu ezanlar susmayacak! Bundan endişeniz var mı? Susturamazlar. Yanardağ oluruz, yıldırım oluruz, ezan susturanların karşısında patlarız! İşin lamı-cimi yok! Biz bunun için varız…Üniversiteli bacıma, başındaki başörtüyü çıkartmadıkça ‘okuyamayacaksın’ deniyorsa, bu ülkede zulüm vardır. Bu böyle devam etmeyecek, eninde sonunda hak tecelli edecek. Biz dinle beraber olmaya mecbur muyuz? Evet, mecburuz!” Türkiye Başbakanı T. Erdoğan’ın yapmış olduğu bu konuşma, İslam için cihad çağrısının en uçtaki örneklerinden biridir. İslamın uygulanması için ‘yanardağ oluruz, yıldırım oluruz patlarız’ diyor. Bu kadar radikal çıkışları olan birinin , pratik uygulamaları da doğal olarak bu sürecin bir parçası olarak işleyecektir.

Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer’de Cihad’ın sadece Türkiye’de değil bütün İslam dünyasında kaçınılmaz olduğunu akademik bir dil kullanarak açıklamaktadır. “İslam dünyasında bugün gerçekten bir enerji birikmiştir. Buna engel oluşlar devam ettiği müddetçe İslami Hareketlerin bir patlama yapacağını söyleyebiliriz. Eğer önü açılmayacak olursa Yeni Dünya Düzeni de Türkiye’deki İslami gelişmeler karşısındaki bürokratik mekanizma gibi aynı sonuçlarla karşı karşıya kalacaktır.” Kendi mantığı içerisinde akademik bir dil kullanarak yaptığı bu değerlendirme ile ‘İslam dünyasında biriken enerji bugün İslam dünyasında patlamıştır. Türkiye’de Hizbullah’ın, dünya genelinde El Kaide vb İslami örgütlerinin uluslararası pratik yönelimleri ve gerçekleştirdiği eylemler ‘enerji patlamasına’ örnek teşkil etmektedir.

AKP lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı R. Tayyip Erdoğan, cihad için İslam aleminin Müslüman Türk milletinin ayağa kalkmasını beklediğin belirtirken şunları belirtiyor: “ Bir buçuk milyarlık İslam alemi Müslüman Türk milletinin ayağa kalkmasını bekliyor. Kalkacağız. Şu anda işte onun ışıkları göründü. Allah’ın izniyle. Bu kıyam başlayacak. Koşmaya mecbursun. Çalışmaya mecbursun. Eğer çileyi çekemezsen gelmez. Eğer çocuklarınız, eğer mallarınız, eğer zevceleriniz sizi bu davadan gayretten alıkoyuyorsa bu zaferi beklemeyin değerli kardeşlerim. Bunun aşmaya mecbursun, Bunu aştığımız gün zaferin ışıkları bize yakın olacaktır. Ve o zaman hak nurunu tamamlayacaktır…” Türkiye’nin Başbakanı olan birinin son derece net ve yoruma yer bırakmayacak kadar açık olarak ifade ettiği görüşler, politik İslami güçlerin somut yönelimleri bakımından bize bir fikir vermektedir.