" batık hali bulunamadığından teorisi bu bahane ile çürütülmüşse de okuyarak akıl terazinize kendinizi vurunuz.Bu kadar bilgiyi ve o zamana kadar bilinen bir şey olmayan bunca birikimi bir Albay ne kadar uydurabilir?
Sonra,Maya tabletlerini,Meksika, Amerika kızılderili kalıntılarını da bu rahipten öğrendiği Naacal diliyle çözen bu adamın görmezden gelinmesinde bir çok gizli niyet vardır.
Bu iki madde bile bu kitabın bir şekilde değersizleştirilmesini gerektirmeye yetipte artmaz mı?
İşte bu yüzden bu kitapta anlatılan bilgiler insanlık için ışımalarını sürdürecektir.
" olduğunu,yeryüzünün tüm kıtalarının bu kıta milletinin sömürgeleri olduğunu,en asil kavminin de Türkler olduğunu,tüm yeryüzü dillerinin ve medeniyetinin bu kıtadan yayıldığını kanıtları ile görmek sizleri şaşırtmasın.
” alfabe hesaplarını yapmış kavimlere ait Naga ve Maya dillerinde,da sayıların adları ve gizli manalarında bile Türk Milletinin adı ortaya çıkıyor.
HUN HUN :Kainata hakim olan Tek-Tek tanrı.
Kadıköy eski Müftüsü Ahmed Mekki Üçışık’ın 1967’de yazdığı,1980’de Hüseyin Hilmi Işık tarafından hazırlanan,Işık Kitapevi yayını “
” adlı kitabın 3.sayfası.2. paragrafında:
ayet * vardır.” Demektedir ve ayetlerin azlığı veya fazlalığı hakkında da Bostanül Arifin adlı kitapta geniş bilgi olduğu vurgulanmaktadır.
=Cümle,Kuran cümlesi anlamındadır.Diğer din kitapları içinde bu tanım geçerlidir.
Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetname’sinin Cilt 1.S.18.Paragraf.-2,7.satırında:
derecedir.Kuran-ı Kerim’in bütün ayetlerinin toplamı kadar b“ demektedir.
Demektedir.
144.000:24.000="6 " İşte size Şeytanın sayısı.Hz.İsa şeytan mı?
Ancak İsa'yı Yahudilere kaptırmaktan da kurtulamamışlarsa da
İran kültür emperyalizmi yüzünden,İran'a açtıkları savaşlarda kendi askerleri tarafından öldürülmekten kurtulmuşlardır.Bu da onlara yetmiş görünmektedir.
Yunanlı işin kolayını almıştır.Mecusi ve Yahudilerde olan "
Mesih" beklentisini insanlar için konulmuş yasakları dinleme zorunda olmayan,Yunanlıların
eşcinsel asker tanrılarının kopyası "
Tanrı İsa" yı yaratarak en büyük sorunlarını çözmüşlerdir.
 |
Belki de Obama'nın da kilisesinin
müritleri resmetmişler.:))
Yunan İsa'sı böyle bir şey işte. |
Halka sopayı da basınca kısa sürede vergi vb cezaları da ekleyince yeni Yunan uydurma inancı gerçek oluvermiştir.
Ne de olsa koskoca Bizans.
İ.Ö.620'lerde yaşamış Çinli bilge Tao'nun Tao Te King adlı kitabında dediği gibi;
"
Su temelli yani etten ve kemikten olan tanrılar insanlara dost değillerdir. İnsanların dostu olan ışık tanrılarıdır" demesine rağmen özellikle bereket hilali bölgesindeki Marduk'luların tüp bebeklerden ürettiği kavimlerde bu tanrılara inanış yaygındır.
İ.Ö.3000'lerde Krişna ile başlayan "
din " adı altındaki kültür emperyalizmi ile,bilgeleri ölmüş, asla
putlara ve etten kemikten su temelli tanrılara,heykellere tapmayan Türkler de bu tuzağa düşmeye başlamışlardır.Oysa Kuran ve Tevrat da bu tanrılara tapmayı kötü,batıl göstererek yasaklamaktadırlar.Ama,tanrıları da bu su bazlı tanrılardandır.
Müslüman İncil ve Tevrat okur mu?
Kuran-Maide Suresi 68/1- De ki;”Ey kitab ehli,T
evrat’ı,İncil’i ve Rabbinizden size indirilen Kur’anın hükümlerini gereğince uygulamadıkça bir temeliniz olmaz.”
ALÂ SURESİ
3-"Ya Resulüm,sana Kur’anı okutacağız ve hiç unutmayacaksın."
18-"Hiç şüphe yok ki bu hükümler öncekilerin kitapların da da vardır."
19-"
İbrahim’in ve Musa’nın kitaplarında da " ayetlerine göre okuması şarttır.
Bakara Suresi-
136-Deyin ki;Allah’a
bize indirilene,İbrahim’e,İsmail’e, İshak’a,Yakub’a ve torunlarına indirilene ,Musa ve İsa’ya verilene ve diğer peygamberlere Rableri * tarafından verilene inanırız. Ve onlar arasında asla ayırım da yapmayız.Biz Allah’a teslim olanlarız.
*Her kavmin kendi "Rabbi" varmış gibi izlenim vermektedir.
Tevrat'ın "
su temelli tanrı soylu kavimleri."
NEFİLLER VE ANAKLAR (Yecücler -devler ve soyları)

Say.13: 33 “Nefiller'i, Nefiller'in soyundan gelen Anaklılar'ı gördük.
Onların yanında kendimizi çekirge gibi hissettik, onlara da öyle göründük.”
Say.14: 9 “Ancak RAB'be karşı gelmeyin.
Orada yaşayan halktan korkmayın. Onları ekmek yer gibi yiyip bitireceğiz.
Koruyucuları onları bırakıp gitti. Ama RAB bizimledir. Onlardan korkmayın!"
Kuran bunları doğrular mı?
Aşağıdaki ayet doğruladığını göstemektedir.
Yunus Suresi:
29- Orada HERKESE DÜNYADA YAPMIŞ OLDUKLARI bildirilir ve gerçek Mevlaları olan Allah’a döndürülürler.
Uydurdukları ve uydukları putlar onları
bırakıp kaçmışlardır.” demesine rağmen İslamiyeti yeni,putperestliği yasaklayan bir din olarak bilmemize rağmen Araplar,Kabe'nin en büyük putu "
Hubel'in yüceltilmiş adı olan "
EL Ellah'ın " adını Kuranda da kullanmaya ve putunu kırdıkları tanrılarına tapmaya devam ederler.
Yetmez gibi Kabe’de bulunan 360 putun en büyüğünün adı olan “
EL ELLAH-ALLAH”’ı da bütün “
İsmail soyu” olmayan kavimlere de kabul ettirdiler.
Bunun en kolay ispatı,Hz.Muhammed’in babasının adının Abdullah olmasıdır. Yani “
Abdul Ellah-Allahın kölesi”dir.
Hz.Peygamberin dedesi Abdulmuttalip’in (Muttalip’in “El Ellah’ın bir sıfatı “ kölesi) El Ellah yani Hubel’den on çocuğu olmasını diler.Olursa birini Allah’a kurban adar.
On çocuk olur ve Abdullah kahinin attığı fal oku ile işaret edilince 130-140 deve kefaret kurbanı ile boynu kesilerek kurban edilmekten kurtulur.
TANRI ADLARINDAKİ "
RA" ve "
SU" İLİŞKİLERİ
Mısır Tanrısı
Amon RA’nın özellikleri.:
1-
SU=Libya dilinda
Amen=Su’dan ilk adını alır.
Hud Suresi 7-
Hiçbir şey yokken varlığı suyun üzerinde ki
Arştaydı...
2-Amon Ra’nın gerçek kutsal hayvanı
kazdır.
Tevrat Yaratılış Bölüm 1.
Yar.1: 2 Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin * karanlıklarla kaplıydı.
Tanı’nın Ruhu suların
üzerinde dalgalanıyordu.
*(deniz-uçsuz bucaksız su)
Enuma Eliş Destanı Sümer;
Baba Apsu ortaya çıktı ve
tatlı suların efendisi oldu, Ana Tiamat ortaya çıktı,
tuzlu suları yönetti ve
her iki su birlikte aktılar.(Belki milyarlarca yıl)
Tatlı ve acı suların birbirlerine karışmasından varlıklar meydana gelir. Bunlar erkek ve dişi birer çift olarak yaratılırlar; birinci çift Lakmu ile Lakamu . Apsu ve Tiamat'ın oğlu
Mummu, suları kaplayan
sislerin içindeydi.
Mısır'ın Cennet Kitabına göre,Tanrılarla insanların dünyada birlikte yaşadıkları (karıkoca gibi) zamanda insanlar tanrıya karşı gelip kızdırırlar.Güneş tanrısı
Ra insanları cezalandırmak için kobra yılanı gözlü
Hothor'u dünyaya gönderir.Hathor ağzından çıkan
ateşle ve yarattığı tufanla insanları yok eder.
Tanrı Ra'nın kızgınlığı hernasılsa geçer ve Hathor'u aldatarak
iyi olan bazı insanların yaşamasına izin vemesini sağlar.
Sonra yeraltı dünyasını (cehennemi), cenneti yeniden düzenler ve dünyayı kutsal ineğin sırtına yükler.
Tufan sonrası yaşam böyle sürer.
Ham peygamberin oğullarından Kuş’un oğullarından
Raama,Mu tanrısı “
Ra-Mu’yu”,
Mısır Tanrısı “
Ra”yı,
İncil’in “Rab (Öğretmen) Tanrısını”,
Kuran’da bazı ayet başlarına yazılan “Elif,Lam Mim
Ra” sözünü,
Hintlilerin Ramayana destanını,
Ramallah kentini,Hindu tanrısı B
rahman'ı,
Rahman,
Rahim gibi İslam tanrısının sıfatlarını,
Ramazan’ı çağrıştırmaktadır.Türk tanrısı Ka
ra Han'ın Mısır mitlerindeki hem "
Ka" hem de "
Ra" yı içermesi.
Türk tanrısı Karahan ‘ın da ilk sembolü kazdır.Ayrıca adı da "
Ka" * Evrenin yaratıcı gücü bir yani Enuma Eliş ve "
Ka"ra Han destanında evrende ilk önce var olan
Acı-Tatlı Su ve üzerindeki
Sis,"
Ra" tanrının bedenlenmiş hali,"
Han" da Türkçe
Tanrı anlamındadır.
*(Biz Türkler buna "
CAN" diyoruz.Vücuttan can çıktığı zaman,beden,tabiattan içine doldurulan nesnelerin oluşturduğu,birbirleri ile bağları kesilmiş ölü hücreler yığını olan bir organizmadır.Hiç bir işe yaramaz.Ancak gübre veya tazeyken bazı mahluklara gıda olur.Evreni yaratan bir "
can" dır.Naga Maya dilinde "
Ka"nın karşılığı da 'can'dır.)
Biraz da,bütün inançların aynı kökenden geldiklerine dair tezime güç katmak için de Mısır tanrıçası "NUT' hakkında bir bilgiyi,bir radyo haberi yüzünden ek olarak verme gereğini duydum;
Dünyayı boynuzlarında taşıdığına
inanılan Mısır-Apis Boğası veya NUT.

İnek,Ra'nın eşi olan NUT'un diğer sembolüdür."
Mu" kıtası halkının tanrısı olan "
RA-MU" dininde geçen "
MU" adının Nut'u temsil etmesi mümkündür.
Kuranda geçen "
yeryüzünde ve gökyüzünde bütün canlılar aciz olduklarını belirleyerek Allah'ın adını anarlar" ayeti ineğin "
Mu" sesini çıkarması,canlıların programlarının tek merkezden yapıldığına, dinlerin ve medeniyetlerin "
tek" kökene dayanmalarına bir işaret olabilir mi?
İnek donuna girerek evrendeki bütün canlıları beslediğine inanılan ana tanrıça Nut'un bu özelliği nedeniyle İnek Mısr,Hint,Türk,Sümer ve diğer tüm inanışlarda kutsaldır.
24.Nisan 2009 günü NTV radyoda yayınlanan bir haberde inek genlerini araştıran Amerikalı bir bilim kuruluşu,inek genleri ile insan genlerinin %80 oranında aynı olduğunu açıkladığı bildirildi.
Hint inanışlarında tanrı olmadan önce insanların son kez yeryüzüne "
inek" şeklinde geldikleri ve ineklerin yeryüzünün "
yargıcı" oldukları inancı yüzünden bu hayvanların trafikte bile
dokunulmazlığı vardır.
Geceyi yaratılanların üztüne örten tanrıça
Nut ve altında yaşayan insanlar.
Geceyi,uzay boşluğunu öğretmek için
harika bir sembol seçimi.
Oysa Gece ve Gündüz gerçekten ifade edildiği gibidir.
Tamamen "Örtülmek" kelimesi ile ifade edilebilir.
Linki tıklayın ve seyredin.
You tu be'a girmenin yolu http://www.youtube.com/watch?v=hDvaU-GyIYE

Bu "inek" konusu bile bütün dinlerin çok eski kökenden geldiklerini tartışmasız bir açıklıkta bir delildir.
Kendi kavimlerini birleştirmek ve yüceltmek derdi ile eski inanışları bozup birbirine karıştıran rahipler,hakimiyetleri altına aldıkları diğer kavimleri de eritmek için bu inançlarını idarelerindeki kavimlere de kabul ettirmek amacıyla "genelleştirince" ortaya anlamsız saçma sapan inançlar çıkmıştır.
Yeni gelişen inancın sahibi olan toplumların kıyımına uğrayarak bilgelerini savaşlarda yitirip,başsız,cahil bırakılmış,milletler işin aslını astarını araştıramışlardır ve empoze edilen dogmaları olduğu gibi kabul etmişlerdir.
İran'lıların,Türklerin,Kürtlerin ve Hicaz Arab'ı olmayan kavimlerin İslamiyeti kabul etmeleri , Bizans'ın ve keşifler çağında Avrupa'lıların Hıristiyanlığı kabul ettirmek için diğer kavimlere yaptıkları soykırımlar bunlara apaçık delillerdir.
İşte İbrani dinlerin kurucusu Hz.İbrahim ve eşi hakkındaki bazı sonuçlar da örnek olarak aşağıya çıkartılmıştır.
Tevrat ve İncil'in İlk Ahit bölümünde geçen Hz.İbrahim ve eşi Sara'nın Mısır ve Hint Kökenleri;
Yahudiler Hakkında Eskilerin Görüşleri;
Yahudilerin bir şekilde dünya milletleri arasında yer edinmeleri de diğer kavimleri bir arayışa sokmuştur.
Yahudi Alim Flavius Josephus (İ.S.37-100),Yunan filozofu Aristo’nun “
Bu Yahudiler,Kalani Hintlileri adı ile bilinen Hintli filozoflardan türemektedirler.(Kitap 1:22)
Soli’li Clearchus;"-
Suriye’deki Yahudiler,Hint Kalanileri adlı Hindistanlı filozofların soyundan gelirler.Baş şehirlerinin adını telaffuz etmek bile çok zordur.Yeruşalem adındadır."
Yunan Kralı Selevkus tarafından Hindistan’a İ.Ö.300’lerde büyükelçi olarak gönderilen Megastenes,her günkü yaptığı gözlemlerini anlattığı yazılarında
Yahudilerin Kalani adlı bir Hint kabilesine ait olduklarını söylemiştir.(Anacalypsis Cilt 1.S.400-Gofrey Higgins )
İran-Nakş-iRüstem bölgesinde İ.Ö.500'lerde yapılmış Taş Zerdüşt Kabesi.

Martin Haug “İranlıların dini,yazıları ve kutsal dili” adını verdiği doktora tezinde Mecusilerin “
Keş-i İbrahim dini”ne sahip oldukları söylenilmiştir.Cennetten getirilip
İbrahim’e verildiğine inandıkları kitabı takip ettiklerini yazmıştır.(S.16)
Hindu tanrısı Brahma ve yoldaşı Saraiswati ile İbrahim ve Sara-Saray arasında sade ve çok çarpıcı benzerlikler vardır.Koskoca Hindistan’da Brahma adına sadece bir tane tapınak varken bu inanış,Hindu mezhepleri içinde üçüncü derecede büyüklüğe sahiptir.
"İbrahim'in" Etimolojisi;
a) Brahma’nın dil bilimi açısından kökenini incelediğimizde,”
Brah” kelimesi “İbadet etmek,seçmek, çevrelemek” anlamına gelen “
Bri” kökeninden gelir.Sonuna bir “
h” eklendiğinde “
Briha” olur ve “a
rtmak,büyümek” anlamına gelir.Sonuna
“an “ eklenerek Hinduizm’de “
en üstün Tanrı” anlamına gelen “
Brahman” sözünü elde ederiz.
Brahman,cinssiz,biçimsiz ve çoğul yapılamayan bir kelimedir.Yalnızlığında kozmo’nun meydana gelmesidir.
Brahman’ı Erkek kelime olarak düşündüğümüzde “
Brahma” olarak adlandırılan “yaratılış işi” ile ilişkilidir.
Tevrat Yaratılış Böl.15;
Yar.17: 5 “Artık adın Avram* (
Abram) değil, İbrahim* (
Abraham-Abraam) olacak. Çünkü seni birçok ulusun babası yapacağım.”
D Not 17:5 "Avram-Abram": "
Yüce Baba" anlamına gelir.
17:5 "İbrahim": İbranice Avraham, "
Çokların babası" anlamına gelir.”
* Tevrat Ladino İbranicesi ile yazıldığından İspanyol dili kurallarına göre yazılmıştır."
V" harfi "
B" sesi verdiği gibi "
H" harfi de okunmaz.
b)Benzer olarak İbrahim’in ilk karısı "
Sara” Hint vedalarında “
Saraiswati” olarak geçmektedir. Bu da tekrar ses benzerliklerine bağlıdır.
Ne yazık ki,Veda ayetlerini çalıştığımızda,”Saraiswati”nin “
nehir” anlamına geldiğini görmekteyiz.
(Kurumuş efsanevi bir nehir olduğuna inanılır)
Yeri hakkında büyük tartışmalar olsa da anlamının “
nehir” olduğu bir gerçektir.
Vedalar,onu dağlardan denize dökülen ve ibadet eden bir nehir tanrıçası gibi tekrar tekrar tanımlamaktadır.
Sonradan her nasıl oluyorsa da onu “öğrenme tanrıçası” olarak da tanımlar.Sadece orta çağlarda Brahma’nın yoldaşı olur.Vedalarda,kesinlikle
Brahman’ın eşi değildir.
Yahudi rahipleri bu konuda onların en büyük yardımcıları oldular.
Sonunda olaylar Hıristiyanlık’ın kabulü yönünde gelişir ve bu gelişmenin getireceği yeni devlet yapılanması Roma’nın ömrünü İstanbul’un 1453’de Fatih Sultan Mehmet tarafından fethine kadar 1129 yıl uzatacak,bütün Sami kökenli olsun olmasın Avrupalı kavimleri tek bir “
Haçlı” bayrağı altında toplayacak,ve
eski Yunan’dan sonra yeni bir “
Avrupa Toplumu” oluşturacaktır.
Yeni İdeolojinin Kabul Bahanesi Yaratılıyor." EFSANE"
"İmparator Constantine zamanının meşhur biyograficisinin anlattığını göre o meşhur efsane şöyle gelişir;
“Constantine kendisi ,Maxentius ile hazırlandığı savaşta Hıristiyanların düşmanı olan tacının en büyük rakibine karşı halen pagan olan Constantine,gökte “
HOC VİNCE” sözlerini taşıyan parıldayan bir “
haç” görür.Bunu ordusu da görür.O gece gördüğü rüyada Mesih gelip ona sancak olarak bu işareti kabul etmesini emretti,o da etti.Savaş kazanıldı,ondan sonra Constantine “
Haç” ’a sadık kaldı.”
Tarihçi-Araştırmacı yazar J.Campbell bu olayı,Hindistan’da İ.Ö.563-483 yılları arasında yaşamış Guatama Buda’dan 300 yıl sonra gelen Büyük Aşoka’nın (İ.Ö.268-232) yaşamına benzetmektedir. Constantine’nin de (İ.S.324-337) Hz.İsa’nın (İ.Ö.3-İ.S.30) ölümünden 300 yıl sonra iktidara gelip Roma’da Hıristiyanlığa dayalı devlet rejimi kurması tamamen birer kopya izlenimi vermektedir.Büyük Constantine,annesi Bitinya’lı (Kastamonu-Üsküdar arası bölge) babası ise Constantius’dur.İ.S.274’de Romanya’da DACİA şehrinde doğdu."
Hıristiyanlık İnancının Düzenlenmesi;
"Aynı dönemde sayısı 145’i bulan İncil yanında,
Hz.İsa’nın Tanrı olmadığını,aslında bir insan olduğunu savunanlar,ruh olarak insan vücudunda yaratıldığı için kendi gücünü bilmediğine inananlar gibi çok sayıda farklı inanışlar vardı.
Constantine bunların bir çoğunu düzenlediği seferlerle yok etti.Ancak karmaşıklığa son vermek için
İ.S.325’de İznik Konsülünü topladı.
Tevrat ve Ahdi Atik'teki Nefiller-Kuran'ın Yecücleri yani
Devler Zeus'un gökteki cennetini ele geçirmek için savaş
açarlar.O da üzerlerine yıldırımlarını savurur.

Ülkenin her yerinden
300 kadar Konsül katılmış,İmparator’un “
dinde birlik sağlanmasını” isteyen çağrısından sonra da “
Paskalya gününün” saptanması ve Arianların aforoz edilmeleri çalışmalarına geçilir.
Sonunda
İskenderiye’li Athanasius’un kaleme aldığı “
amentü” kabul edilir;
“Biz,her şeyin yaratıcısı,hem görünebilen,hem görünmeyen,her şeyin yüce Babası,Tek Tanrı’ya inanırız;
Ve tek Rab Mesih’e,Allah’ın oğlu,babadan doğan, ve tek doğan;
Babanın özünden,
Tanrıdan tanrı,ışıktan ışık,gerçek tenrıdan gerçek tanrı,doğan,yapılan değil,Babanın tek özüyle var olmuş;
Her şeyi yapan,cennettekileri ve bu dünyadakileri,
Davut peygamber ve Filistinli dev Golyat.
Yunanistan'dan Afganistan'a Anadolu'dan Arabistan'a
kadar olan bölge "Devler ve Cüceler-Yecüc-Mecüc-Gok
-Magok" ülkesi olarak bu ibrani kitaplarında anlatılmaktadır. Kendilerini lanetli kavim olmadıklarına inandırıp,
Türk milletini öyle olduklarına inandırdılar.Ama artık değil.

Biz insanlar için ve bizim kurtuluşumuz için,inip te ete bürünen,ve insan olan acı çeken ve üçüncü gün tekrar yükselen,cennete çıkan,dirileri ve ölüleri yargılayacak olana,
Ve Kutsal Ruha,Fakat,onun olmadığı zaman var diyenler,ve doğumdan önce yoktu diyenler,veya Allah’ın oğlunun, başka bir özü olduğuna inanlar, veya yaratıldığını veya ahlaki değişime ve dönüşüme uğradığını söyleyenler i Papalık"
aforoz ediyor” demektedir.
İlk defa bu dönemde “
Bakireden doğan tanrı” inancına dayalı “Hıristiyanlık” dini,kendinden binlerce yıl önceden beri var olan ve “Taştan,elinde kırbacı,savaş baltası ve yıldırımları ile doğan” tanrı inancına dayalı putperest “Mitra” dini ile eş düzeye resmen konulmuştur.
İkisinin de “
insandan doğmama” özelliğine bakılırsa,Hıristiyanlık,inancının,daha o zaman “
Mitraizm” inancına rakip olarak yapılandırıldığına işaret etmektedir."
Bu olaydan 50 yıl sonra büyük Theodosius zamanında (İ.S.379-395) tek ve resmi din olarak kabul edilecektir.
Artık,Roma “doğu inançlarına bağlı kalmak ve onların önünde diz çökmekten kurtulmuş,kendine has yeni bir inanca sahip olmuştu.
Bundan sonra batının istilacılığının adı “
Haçlı” olacak,Tevrat’ta Hz.Musa ve sonrası Joshua’nın Kenan halklarına yaptığı gibi “
Hıristiyan olmayan" halklara ve insanlara çoluk, çocuk, hayvanlarına kadar soykırımlar yapacak,yerlerini yurtlarını yakacaklardır.
Artık,kadınlar kocalarından izin almadıkça konuşamayacak,aksi halde sopalarla öldürülünceye kadar dövülecekler,”dişi insan ırkı” yeryüzünde en aşağı davranışlara tabii olacaktı.
Ermenilerin "Kafir" İlan Edilmeleri.
Önceden de Bizans'a Göre "Kafir" diler Zaten.
Bu toplantıya,Bizans'tan 100 yıl kadar önce Hıristiyanlığı kabul etmiş bulunan Ermeniler,İran ile savaşta olduklarından dolayı bilirkişi Kardinal gönderemezler.Daha sonra kendilerine gösterilen,bu gün kü "
Dört İncil'i" de"değişme" sebebi ile kabul etmezler.
Ta ki 10.yy.da Türklerin bölgeye gelmelerine kadar bu soykırım ve dışlama süreecektir. 13-14.yy. içinde Bizans'ın Anadolu topraklarında tarihe gömülmesi ile ilk defa nefes alırlar ve çoğu da aslen Türk kökenli oldukları için Türkçe'yi kolayca benimserler, bir çoğu Şii'lik mezhebine ve onun yan kollarından olan Alevi'lik tarikatına gönüllü geçerler.
Bizans'tan yüz yıl kadar önce Hıristiyan olmalarına rağmen,Bizans'ın Hıristiyan olmasından sonra da yeni düzenlenmiş kitabı ret ettikleri için dinden "afaroz" edilip,kıyılacak olan bu kavim, 1500 yıl sonra 19.yüzyılda,
Rus Çarlığının 1821'lerde Kafkasya'yı işgal edip Doğu Anadolu üzerinden
Basra Körfezine inme çabaları sırasında fark edilecek,Rusların "
Müslümanlara karşı Hıristiyanların haklarını korumak için Kafkasları işgal ettik" bahanesi, Avrupa'da sempati yaratınca tüm Avrupa bu işe oynayacak ve Osmanlı'yı yıkacaklardır.
19.yüzyıldan bu yana misyoner faaliyetleri ile gerçek dini inançları unutturularak, Katolik,Ortodoks,Protestan gibi yeni Hıristiyan mezhepleri içinde parçalanan Ermeni toplumu,kendi soydaşı ve koruyucusu olan Türklere ihanet dümenlerinin baş rol oyuncusu olacaktır.
Bu afarozlar Ermenilerle sınırlı kalmayacak,İran,Irak,Suriye,Filistin,Mısır halklarından Hıristiyan olanlar da hiç bir zaman "
Yunan" kökenli olmadıkları için gerçek Hıristiyan kabul edilmeyecektir.Bu olaydan asırlar sonra,19.yüzyılın ünlü
Fransız Hümanisti Jean Jack Russeau (Jan Jak Russo) bile
Rus Çarı II.Nikola’ya “
Kafir Türkleri Avrupa’dan çıkarmak için gösterdiğiniz cengaverlik ve yiğitlikten dolayı size minnettarım” diye tebrik ederken,"
İnsan haklarının,eşitlik ve özgürlüğün de Avrupa Hıristiyan halkları için geçerli olduğunu yazacaktır.
Bu bilgilerin ışığında Hıristiyanlık inancının
İran'ın Zerdüştlük-Mitraizm dinine dayalı Kültür emperyalizminden kurtulmak için,eski Mısır,Sümer,Hint ve İran inanışlarını birleştirerek
kendilerine uygun yeni bir inanç sistemini nasıl kurduklarını görmemek elde değildir.
Çünkü,Roma döneminde İsa'nın doğduğu iddia edilen
İ.Ö 3.yılda vergi nedeni ile
Kudüs ve diğer Roma kentlerinde tavuklarına kadar herkes kayıtlıydı.
Musa'nın bir Mısır prensi olmasına,
İbrahim'in bir Hitit prensi olmasına rağmen
hiç bir kayıtlarının olmaması,İsa'nın Yahudilerin beklenen kralı olarak mucizelerle doğması da bu dinlerin
adı geçen kavimlerin mitolojik efsanelerinden toplanarak diğer
kavimlere kültürel üstünlük sağlayarak onlara egemen olma ve eritme siyaseti gereğince oluşturulmalarından başka bir şey değildir.
Yahudi Tanrısı ilk önce Yahudileri kutsar ve Üstün sayar;
Levililer Bölüm 20;
Levililer.20: 23 Önünüzden kovacağım ulusların törelerine göre yaşamayacaksınız. Çünkü
onlar bütün bu kötülükleri yaptılar. Bu yüzden
onlardan nefret ettim.
Lev.20: 24 Oysa,
Siz onların topraklarını sahipleneceksiniz. Bal ve süt akan bu ülkeyi
size mülk olarak vereceğim, dedim. Sizi
öteki uluslardan ayrı tutan Tanrınız RAB benim.
Çünkü bu dinler Allah'ı bile çaresiz bırakan bir ırkçılık içindedirler;
Buyurun Tevrat Hezekyel 20.Bölüm;
Hez.20: 8 "'Ne var ki, bana karşı geldiler, beni dinlemek istemediler.
Bel bağladıkları iğrenç putları hiçbiri atmadı, Mısır putlarını da bırakmadılar. Bu yüzden Mısır'da
öfkemi onların üzerine yağdıracağımı, kızgınlığımı dökeceğimi söyledim.
Hez.20: 9 Ama
aralarında yaşadıkları ulusların gözünde adıma leke gelmesin(*) diye bunu yapmadım. Bu ulusların gözü önünde
İsrailliler'i Mısır'dan çıkararak kendimi onlara açıklamıştım.
Yas.32: 27 Ama "
düşmanın" alay etmesinden çekindim.
Öyle ki,
düşman yanlış anlayıp da,
Bütün bunları yapan
RAB değil,
Başarı kazanan biziz, demesin."
(*)”
Adıma Leke Gelmesin” ifadesi,Tanrı’nın
diğer kavimleri kendine
düşman gördüğünün bir kanıtıdır.O İbrahim kavmini,Kur’anda dediği gibi “Ali İmran ailesini seçti.” Tanrı'nın seçiminden dolayı çaresiz bir pişmanlığı var. Ama söz vermiş yapacak.Ayrıca Yahudiler dışındaki bütün yeryüzü halklarına "
DÜŞMAN" dediğini de bir kenara yazalım.
Yahudi Tanrısı,Kuran'da da bu fikrini değiştirmez;
Nah (Arı) Suresi-4. "
İnsanı bir spermden yarattı. Bir de bakmışsın insan,
açıkça kafa tutan bir hasım oluvermiştir."
Mısır Tanrılarının insanlardan öç almaktakullandıkları
insan yüzlü sfenkslerden biri.Horus da başının üstünde.

Duhan Suresi:
15-B iz sizden azabı birazcık kaldıracağız.Ama
siz yine dönücülersiniz.
16- Onları
çarptıkça çarpacağımız gün şüphesiz ki
öcümüzü alırız.
Furkan Suresi:
37-
Ad ve Semud ile Ress’lileri ve bunların arasında
bir çok nesilleri de yok ettik.
Tanrı İbrahim'in değer verdiği oğlu İshak'ın neslini yücelttiğine pişman olmuştur ve daha Hz.Musa zamanında "her şeyi,yani,düşmanlarının gözünde küçülmeyi bile göze alıp" Yahudileri imha kararı alırsa da Musa onu çocuk gibi avutur ve Yahudiler kurtulur.
Şimdi de İncil'e bakalım;
İSA SOY SEÇİYOR
İBRANİLERE MEKTUP-2;3-İsa İnsan doğası ile özdeş oldu:Ayet:16;Çünkü hiç kuşkusuz, meleklerle özdeşleşmeyi üstlenmedi.Bunun yerine İbrahim soyu ile özdeşleşmeyi üstlendi
17;Bu nedenle her bakımdan kardeşleri gibi olması gerekti.
TANRININ SEÇİLMİŞ HALKI
İncil-Vahiyler Bölüm-Seçilmiş halkın imansızlığı1;5-
9;4-Onlar İsraillilerdir.Onlara her şey verilmiştir:Tanrı çocukları olma yetkisi,yücelik,anlaşmalar,ruhsal yasa,ruhsal hizmet,vaatler.
5-Üstelik onlar,ataların soyundandır.
6-Beden açısından Mesih de onlardan geldi.
Vahiy 6:7
İsrailoğullarından 144.000 kişi kıyamet öncesi azap görmemek üzere mühürleniyor;
7:5;1-Yahuda soyu 2-Ruben Soyu 3-Gad Soyu, 4-Aşer Soyu 5-Naftali soyu 6-Manase soyu 7- Simeon soyu 8- Levi soyu 9-İssakar soyu 10- Zebulun soyu 11-Yusuf Soyu 12-Benyamin soyu olmak üzere 12 soydan 12’şer bin kişi toplam 144.000.kişi mühürlenir.
144.000:24.000=
6 İşte şeytanın rakamı.İsa Şeytan mı?
Kur’an da bu “
Seçilmiş Kavim” olayını doğrulamaktadır.
“ALİ İMRAN SURESİ:
33-Allah,
Adem’i, Nuh’u,İbrahim ailesini ,İmran ailesini seçti,alemlerden üstün kıldı..”
59- Allah katında
İsa’nın durumu,
Adem’in durumunun aynıdır.Onu da
topraktan yarattı ve “
OL” dedi ve oluverdi.
Peki
Yakup soyuna başında yüzyıllarca
gündüz bulut,gece ateş olan aracı ile rehberlik ve bekçilik eden Tanrı, İsmail soyu olan
Hz.Muhammed'in kavmi Hicaz Araplarını 2500 yıl sonra Hz.Muhammed ile hatırlar ve Kuranı onlara niçin gönderdiğini anlatır;
İşte,
Arapların Allah tarafından ne kadar
ihmal edilmiş,lanetlenmiş ve unutulmuş bir kavim olduklarını Kuran kendisi söylesin;
YASİN SURESİ-6-“
Babaları uyarılmamış bir kavmi uyarasın diye gönderildin.Çünkü onlar habersiz gafillerdir.Doğrusu çoğunun üzerine azap gerçekleşmiştir.Artık onlar iman etmezler.”
Şuara Suresi- 7:"
Şehirlerin anası Mekke ve çevresinde bulunanları şüphe götürmeyen o kıyamet gününün dehşetinden haber veresin diye sana
Arapça okunan bir kitap vahiy ettik.Mahşerde toplananlardan bir kısmı da cehenneme gider"
ZUHRUF SURESİ 5-
Haddi aşan bir kavimsiniz diye sizi Kur’anla
uyarmaktan vaz mı geçelim? Öncekilere nice peygamberler göndermişizdir.
Fussilet Suresi 44-“Bu Kur’anı biz
yabancı dilde bir kitap kılsaydık diyeceklerdi ki;ayetleri uzun uzun açıklanmalı değil miydi.?
Bir Arap’a başka bir dille söylenir mi?..”
Kendisi kervancı olan ve Mısır'dan İran'a kadar seyahat eden ve o zamanın "Turistik ve kültürel gezi yapan araştırmacı,gezgin,maceracı ve din adamlarının da" bu kervanlarla yolculuk etiklerini tarihten biliyoruz.
Hz.Muhammede de böylece bu gezginlerden çok şeyler öğrendi ve o da gezilerinde keşfettiği büyüyen Roma İmparatorluğunu da görmesinin etkisiyle kendi kavmini hemen bunlara yamama ihtiyacını duymuş olamaz mı?
Çünkü,İbrahim suresi 4- “
Biz de apaçık anlatmaları için her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik. Allah dilediğini saptırır veya doğru yola ulaştırır.O her şeye hakim ve hikmet sahibidir” demektedir.
Bunu diğer delilllerinden birisi de Avrupa'lı Hıristiyanların Avrupa dışındaki Hıristiyanlaştırdıkları kavimlere daima
"kendi seçtikleri"kıyafetleri öneren dini düzenlemeler yaptığını görmemek elde değildir.
Çasrşaf,peçe,burka gibi kıyafetleri sadece Müslümanlara değil
Hıristiyanlaştırdıkları kavimlere de giydirmektedirler.
Ayrıca,19.ve 20.yüzyılda Hıristiyan Avrupalıların
yeryüzünün ormanlarının,sanayi ile doğal dengesinin,küresel ısınmanın da sebebi olduğuklarını görüyoruz.11.Eylül 2001 İkiz Kule komplosu ile de "
Haçlı Seferini" başlatan Neo-con'cu G.W.Bush ve ardındaki "
siyonist+Yahudi yapılanması" küresel ısınmaya karşı uluslararası "
Kyoto sözleşmesini" de imzalamamıştır.
Çevreyi katletmenin "İncil İnancına Dayandığını" biliyor muydunuz?
Dört incilden birini yazan Yuhanna'ya sonradan gelen görümlerin yazıldığı bölümde,kıyamet öncesi "
Armageddon savaşları" sonrasında 1
2 Yahudi kavminden 12.şer bin kişi toplam 144.000 kişi seçilirerek alınlarına "
günahsız damgası" vurulur.Bu ayeti yukarıda vermiştim.
Diğer insanların tümü yanmak üzere "
güneşe" atılır.
Uluslar Cezalandırılıyor, Bölüm 20;
Son Yargılama Ayet 11:"Sonra büyük beyaz bir taht ile üzerinde oturanı gördüm.
Yer ve gök önünden kaçtı gitti.Geride izleri bile kalmadı".
12:Sonra küçük büyük ölülerin tahtın önünde durduğunu gördüm.Kitaplar açıldı.Derken başka bir kitap açıldı.Bu yaşam kitabıdı.Ölüler yaptıklarına yaraşır biçimde kitaplarda yazılı olanlar uyarınca yargılandı."
13:"Deniz kendisindeki ölüleri verdi,ölüm ve ölüler ülkesi kendilerindeki ölüleri verdiler.Herkes yaptıklarına yaraşır biçimde yargılandı."
14:
Ölüm ve ölüler ülkesi ateş gölüne fırlatıldı.Bu ikinci ölümdür.
Ateş gölü.
15:Adı
yaşam kitabında yazılmamış herkes
ateş gölüne atıldı.
Mısır'ın da Yaşam kitabı "
ölüler için",
Ölüler Kitabı da "
diriler için"dir.Burada dinin "
Mısır Kaynağını" tekrar görmekteyiz.
Vahiyler Bölümü "GÖĞÜN İÇİNDEN İNEN KUDÜS (YERUŞALEM) Her şeyi yeniden yapıyorum" Bölümümde Tanrının önünden dünyanın kaçıp gitmesinden sonra,yukarıda "günahsız olarak mühürlenen 144.000 Yahudi'ye teslim edilmek üzere " yerine denizleri olmayan yeni bir dünya koyacağını ve kutsal Kudüs'ün gökten ineceğini anlatır.
Her şeyi yeniden yapıyorum-Ayet 21:
Sonra yeni bir gök ve yeni bir yer gördüm.Çünkü
gök ile ilk yer geçip gitmişti.Artık
deniz de yoktu.Kutsal kentin yeni Yeruşalem (Kudüs)in göğün içinden Tanrı'dan inmekte olduğunu gördüm.Kocası için süslenmiş bir gelin gibi hazırlanmıştı.Taht'tan gür bir ses duydum."Şöyle diyordu;"İşte bakın,Tanrı'nın konutu insanlarla birlikte ! Tanrı insanlarla bir arada yaşayacak.Onlar,O'nun halkı olacak.Tanrı da onlarla birlikte olacak.
G.W.Bush ve destekçisi olan Neo-con'cu siyonist tayfa ,
2012'den itibaren
Hz.İsa'nın gelişini beklemek üzere,
1000.yıl sürecek
kutsal Haç devletini "
Berket Hilali" olarak bilinen
İndus-Nil nehirleri arasındaki topraklarda kurmayı hedeflemekteydiler.Armageddon savaşlarına ve değişecek olduğuna inandıkları dünyayı da bu hazırlık kapsamında imha etmekten de çekinmemektedirler.
Ya tanrı,yahudilere kızıp yok etmeye kalktığı gibi fikir değiştirip de yeni dünya getirmezse?
Yahudilere İ.S.71 yılındaki sürgünü yazmadığı,Moğol ve Türk saldırılarına karşı onları asla galip getirmediği gibi bunu da yapmazsa o zaman ne olacak?
İşte delilleri;
Marduklular savaş şartlarına bağlı kalmayarak kurnaz dümenlerle diğer kavimlerin yok oluşlarını kendi müdahaleleri olmadan yapma kurnazlığı içindedirler.
Yarattıkları "
milliyetçilik,sömürgecilik" gibi değerlerle destekledikleri bu bereket hilali bölgesindeki kavimlere krallık verdikleri bir çok krallar “
Tanrıdan” emir aldıklarına inanarak diğer insan nesillerini kıydı geçti.Böylece bir milletin diğerine üstünlüğü sayesinde “
insanlığın bilim üretmesi” engellendi.İşte insanlığa kurulan bu "
milliyetçilik tuzağının" nasıl çalıştığını ne güzel anlatıyor Kuranda ;
Enam Suresi:
121-"
Her şehirde şehrin günahkarlarını hileler,düzenler kursunlar diye büyülttük,öne geçirdik.Aslında onlar
kendilerine karşı hilekarlık yaparlar da bilmezler."
133-"Şüphesiz
size vaad edilen şeyler gelecektir,
olacakların önüne geçemezsiniz siz."
İnsanlar birbirlerine din adına "
Haçlı Seferleri,Cihadlar" düzenleyerek,şehadet şerbetleri içerek aslında
kendilerine kötülük etmektedirler.Çünkü
engellenen insanlığın kendi gelişimidir.
Yoksa,bizlerin hallerinin tanrıyı etkilemesi söz konusu olmadığından,
bizim savaşlarımızın ona hiç bir yararı yoktur.Geri kalan insanlıktır.
Onlar sadece sonu başından hesaplanmış kıyameti beklemektedirler;
Nefilimlerin Adem-Havva'ya ettikleri zulümler.İşte cennet hayatı. Roma Papa Sixtus'un kurduğu Sisitina şapelinin tavan resmi-Mikel Ancelo yapmış.
Adem ve Hava Nefilimlerin boyutlarında ve sağlıklarında üretilmişler.Aşağıdaki ayeti kaçırmayın.

Hicr Suresi;
36- Şeytan,””Ya Rabbim,bari bana
insanlar dirilinceye kadar süre ver.” Dedi.
37- Allah da “
BİZCE BİLİNEN GÜNE KADAR “ dedi
İbrani olmayan dinlerde,insanları
n göksel bir savaşta yenildikten sonra buraya göç ettikleri ve gök yüzüne çıkmalarının yasak olduğu bahsi geçmektedir.Kuran,Araf Suresi 10-
"Şüphesiz biz sizi yeryüzüne yerleştirdik ve oradan geçimlikler verdik .Öyleyken de pek az şükrediyorsunuz."
Kuran Cin Suresi 44-46.ayetlerde de bu konu işlenir.Tin Suresi 4 ve 5.ayetlerde insanın önceden üstün yaratıldığı ve sonradan aşağının aşağısına kakıldığı yazılıdır.Müminun Suresi 30 ve 31.ayetlerde Nuh kavminin ve ardından yaratılan kavimlerin de yok edildikleri yazılıdır.
O zaman dünyaya yazık olmayacak mı? İşbirlikçi siyonistler de bizimle birlikte yok olmayacaklar mı?
Gerçeği yukarıdaki Enam suresi 121.ayette
ne güzel de itiraf etmemişler mi?
Binlerce yıldır,,"ticaret kervanlarını",yerleşik yaşamı teşvik ettikleri için "Dünyanın sonunu getireceksiniz,bunlar yaşanmamış şeyler değildir" diye taşlayan,Buda,Veysel Karani gibi bilgeleri yetiştiren dağ dervişlerinin sözlerinde bir hikmet yokmudur?
Vardır.Bunları bilirler ama gene yaparlar.
Çünkü;
Yeryüzünde
insanların savaştığı göksel kavim gene Savaşçı-barbar Marduklulardır.
Onların yaşamlarını kurmak için kendilerine ayırdıkları bölge,İ
ndus-Nil arası topraklardır.
Çünkü bu bölge "
yengeç ve oğlak dönenceleri " arasındadır.Buzul devirlerinden etkilenmez. Sümer,Mısır ve Yunan medeniyetlerinde
tanrıların hareket alanları hep bu bölge ile sınırlıdır.
Mu,Atlantis'te Türkler,diğer bölgelerde de başka yıldızlardan göçmüş kavimler yaşamaktadır.Savaş da Türklerin hakim olduğu
Mu,Atlantis kıtaları ile Marduklular arasında olmuştur.
Karahan Yaratılış Destanında,Ramayana Destanında,Kızılderili inanışlarında bunlar kısa ve özlü cümlelerle anlatılır.Benim şahsi çıkarımlarım bu yöndedir.
Adapa'yı-Adem'i
Şeysel adalarında veya Fao yarımadasındaki laboratuvarında yaratan Enki işte bu Siyonist kavmin ilk atasını kendilerine hizmet etsinler diye yaratmıştır.
Diğer kavimler onlara köle olamazlardı.Çünkü,onlar da
göksel kavimlerdi.Hz.Muhammed'e ait olduğu belirtilen bir hadiste Türklerin "
Adem soyu" olduğu yazılıdır.
Tufan sonrası her yer insan cesetleri ile doludur.
Nuh tufanı da sadece
Güney kutbundan Kuzey kutbuna doğru,Marduk'un geçişi ile kabaran okyanus ve yaraltı suları ile,uydularının ardına takılmış su bulutlarının yeryüzüne inmesi ile Afganistan-İngiltere arasındaki coğrafyada olmuştur.Başka yerlerde bu olayın bahsi bile geçmiyor.Türk yaratılış destanında da bu yüzden yer almaz.
Bu yüzden
İbrani dinlerin hepsi bu coğrafyanın kavimlerine aittir.Hatta,
Yahudiler ile Hicaz Arapları dışındaki Yunanlılar ile Arap kavimlerini bile ilgilendirmez.
Marduklular yıldızlarına tufan sonrası dönmüşlerdir.Ortada kalanları da kalkındırmak,batan Mu ve Atlantis kavimlerine kalmıştır.Sümerler de batan bu kıtalardan göçüp yerleşen kavimlerdir ve kesinlikle "
tüp bebek kavimleri" değillerdir.
Sadece,yenildikleri için ve dünyaya göçerken de yardımlarını aldıkları Marduklulara tapınmaları,o kavmin mağluplarına biçtiği "şükran şeklindendir."
İbadet bağışlanan yaşam" karşılığında bir teşekkürdür.
Eski geleneklerde insanların "
hayatlarını kurtaranlara ölünceye kadar veya,o insan onu azad edinceye kadar kölelik etmeleri" de bu geleneğe bağlıdır.
İşte Kuran'da ne güzel belirtmiş;
Nahl Suresi:
48- “
Göklerde ve yerdeki her canlı ile melekler aciz olduklarını belirleyerek Allah’a secde ederler.Kendilerinden her konuda üstün ve güçlü Rablerinden korkarlar ve ne buyrulmuşsa yaparlar.”
Yani,dinleri,"
milliyetçilik,kavimcilik,kölecilik,sömürgecilik" gibi bencilliklerin kirlerinden arındırdığımızda ortaya herkesi evrendeki kusursuzluğun,mükemmelliğin muhteşemliğini,yani "
gerçek,katıksız adalet kavramını" öne çıkaran,
kardeşliğe,bağlılığa,güçlü toplumsal değerleri yaşama geçirip yüceltmeye sevk eden güzel örnekleri buluruz.
Ayrıca da göklere çıkışları da yasaklanmıştır;
Işın silahları ve göğe çıkış engeli;
Müzzemil Suresi:
12-Çünkü katımızda
bukağılar var,yakıcı bir ateş var.
CİN SURESİ
8-“Doğrusu biz cinler
göğe erişmeye çalıştık.Fakat onu s
ert bekçilerle alevler ve meşalelerle doldurulmuş bulduk."
9-“ Göğün
dinlenmeye mahsus bir yerinde oturduk.;ama şimdi kim dinleyecek olsa kendisini gözetip duran ateşten bir ok buluyor.
10-“Biz yerdekilere
kötülük mü murad edildi?yahut Rableri onlara bir iyilik mi dilemiştir.Bilmeyiz.”
Sizce iyilik midir,kötülük mü?
Rahman Suresi:
33- Ey insan ve cin toplulukları
Göklerin ve yerin çevresinden kaçmaya gücünüz yetiyorsa kaçın hadi! Ama Allah’ın verdiği bir güç olmadıkça kaçamazsınız ki!
Bizi gözleyenler var! Evrimimiz de gözlenmektedir.Nöbetçi subayları görevdedir;Tanrı bu bölümde,Yahudileri sürme sebeplerini anlatır.Kadınları da hiç sevmediği de açıktır.
Hezekiel.36: 16 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.36: 17 "İnsanoğlu, İsrail halkı kendi ülkesinde yaşarken tutumu ve davranışlarıyla ülkeyi kirletti. Onların davranışı benim gözümde
âdet gören bir kadının kirliliği gibiydi."
Hez.36: 18 "Bu yüzden
öfkemi üzerlerine boşalttım. Çünkü ülkede kan döktüler, putlarıyla onu kirlettiler."
Marduk Gezegeni mi?
Tarık Suresi:
4-Gözeticisi olmayan kimse yoktur.
İnfitar Suresi:
10-Oysa üzerinizde
gözetleyici melekler var.
11-Değerli katip melekler.
12-Her ne yaparsanız bilirler"
Yunus Suresi-11-“ Önünde ve ardında
insanoğlunu izleyen melekler vardır.Allahın emri ile onları
gözetirler.Bir millet iman ve gidişini bozmadıkça Allah o halkın durumunu değiştirmez,Allah bir milletin kötülüğüne hüküm verince artık o hüküm durdurulamaz.Mahluklar için Allah’tan başka koruyucu yoktur”
Tevrat’ta da Katip melekler vardır.Hem de iyi insan avcılarıdırlar.
Yeruşalim Cezalandırılıyor
Hez.9: 1 Sonra yüksek sesle, "Kenti cezalandıracak olanlar,
ellerinde yok edici silahlarıyla buraya gelsin" diye seslendiğini duydum.
Hez.9: 2 Kuzeye bakan yukarı kapı yolundan
altı kişinin geldiğini gördüm. Her birinin elinde
ölümcül bir silah vardı. Aralarında
keten giysili, belinde yazı takımı olan bir adam vardı. İçeriye girip tunç sunağın yanında durdular.
Hez.9: 3 İsrail Tanrısı'nın görkemi bulunduğu yerden,
Keruvlar'ın üzerinden ayrılıp tapınağın eşiğine gitti. RAB
keten giysili,belinde yazı takımı olan adama seslendi:
Hez.9: 4 "Yeruşalim Kenti'nin içinden geç, orada yapılan iğrenç şeylerden ötürü dövünüp ağlayanların alınlarına işaret koy" dedi.
Hez.9: 5 Öbürlerine, "Kent boyunca onu izleyin ve kimseye acımadan,kimseyi esirgeme-den öldürün" dediğini duydum.
Kuran da bu konulara doğrulamaktadır;
İsra Suresi-16”:
Bir ülkeyi yok etmek isteyince onun şımarık güçlerine ve zenginlerine emir veririz, onlar yoldan çıkarlar.Artık o ülke helak olmayı hak eder.”
FETİH SURESİ-7-
Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah’ındır.Allah güçlü olandır,hüküm ve hikmet sahibidir.
KAVİMLERİN HELAKI KADERLERİYMİŞ
HİCR SURESİ 4-
Biz hiçbir ülkeyi kaderinde yazısı olmadan yok etmedik "
Bu siyonist tüp bebek kavminin evrimizi gözlemekle görevli "
kalem tutan gözcü melekler" olarak Tevrat ve Kuranda bahsi geçenlerden
yardım aldıkları iddiası boştur.
Bunlar insanlığın doğal gelişimidir ve biraz da a
rkeolojik kazılardan buldukları bazı gizli bilgiler de vardır kanaatindeyim.
Bizlerin kendi yaşadıkları ve bizim "
cennet" olarak bildiğimiz galaksiler ve evrenlerden oluşan gök katmanlarına girmemiz yasaktır.
CENNETİN YERİ:
Araf Suresi 40-Ayetlerimizi yalan sayıp onları küçümseyenlere
göğün kapıları kesin kapalıdır.İğne deliğinden deve geçinceye kadar giremezler cennete onlar.
Ancak bir felaket halinde bizden ibadet edenleri kurtaracaklarını söylemektedirler.;
GÖKSEL FELAKETTEN KURTARMA
17-Melekler göğün etrafındadır o gün
Rabbimin arşını bunlardan başka sekiz melek yüklenir.
Kaf Suresi:
31
- Cennet Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.
Zaten uzak ta değildir.
Zariyat Suresi:
22- Rızkınız ve size vaad olunanlar
göklerdedir."
Burası onların bahçesidir.Bizler ve tabiatımız laboratuvardan başka bir şey değildir;
Kıyamet (Diriliş) Suresi:
3-İnsan kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi zan eder.Öyle mi?"
4-Evet bizim
parmak uçlarını dahi aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter."
Dünya Laboratuvarında genetik deneylere de devam edilecek:
Kaf Suresi:
4-Biz
toprağın onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz.Katımızda
o bilgileri zapt eden kitap vardır.
Mearic Suresi:
39- Doğuların ve batıların Rabbine and olsun ki gücümüz yeter.
40-
Onların yerine daha hayırlısını getirmeye.
İnşikak Suresi:
19-Sizler
halden hale geçeceksiniz.
Vakıa Suresi:
61- Sizin
kılıklarınızı değiştirmeye ve bilemeyeceğiniz bir surette yeniden yaratmaya gücümüz yeter."
Bizi yaratanlar,genetik bölünmemizin kaç yılda sona ereceğini,o zaman geldiğinde teknolojimizin de nereye kadar varabileceğinin hesabını çok iyi biliyorlardı.Sürpriz bir gelişmeyi önlemek için de başımıza nöbetçiler koydular.
Allah'ın hazine sevgisi;
Altın sanayide hiç kullanılmamasına rağmen geçmişte tapınaklarda kullanılmak,tanrılar için üretildi.Bu gün bilgisayar teknolojisinde çok işe yaradığını fark ettik.Kuranda ne güzel anlatıyorlar;
Ali İmran Suresi:
91- “Kafir olarak ölenler
dünya dolusu altını fidye olarak vermiş olsalar da geçersizdir.Çok sarsıcı azap onlaradır, ve yardımcıları da yoktur.”
Hicr Suresi:
21-“Hiçbir şey yoktur ki
hazineleri yanımızda olmasın.Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz.”
ALTINLAR ALLAH İÇİN AYRILIYOR
Tevrat-Yeşu.6: 19 Bütün
altınlar gümüş, tunç ve demir eşya RAB'be ayrılmıştır. Bunlar
RAB'bin hazinesine girecek."
Tevrat-Çölde Sayım;
Say.8: 4 “Kandillik, ayağından çiçek motiflerine dek
dövme altından RAB'bin Musa'ya gösterdiği örneğe göre yapıldı.”
ALTININ ARINDIRILMASI
Say.31: 21 Bundan sonra Kâhin Elazar, savaştan dönen askerlere,"RAB'bin Musa'ya buyurduğu yasanın kuralı şudur" dedi,
Say.31: 22 "
Altını, gümüşü, tuncu*, demiri, kalayı, kurşunu -ateşe dayanıklı her nesneyi- ateşten geçireceksiniz; ancak bundan sonra temiz sayılacak. "
Say 31:23 "Ayrıca temizlenme suyuyla da arındıracaksınız.Ateşe dayanıklı olmayan nesneleri sudan geçireceksiniz."
Levililer.24: 4 “RAB'bin huzurunda saf altın kandillikteki kandiller sürekli yanacaktır."
Dünya da onların meyve bahçesidir.Meyve olan da bizleriz;
İncil'den;
VAHİY 14—20
Tanrı öfkesinin bağbozumu.
“17:Bundan sonra güneşte duran bir melek gördüm.Gür bir sesle
göğün ortasında uçan tüm kuşları çağırdı."Gelin,Tanrı'nın büyük şöleni için toplanın.
Hükümranların etini,komutanların etini,güçlülerin etini,atların ve atlıların etini,hem özgürlerin hem de kölelerin,hem küçüklerin hem büyüklerin,kısacası
tüm insanların etini yemek için toplanın"
Roma Tanrısı Cylle'den kaçmaya çalışan kurban
edilen bir kadın.Tanrılar,kurban kadınla zevkli bir
gece geçirir sonra da boğarak kanını içer , beynini
ve kalbini yerlerdi.İncil deyişiyle "üzüm ve şıra" olayı
Sümer-Babil tanrısı Marduk ta böyle yapardı.
Şehrazat aslında böyle bir kurban olayından doğmuş bir efsanedir.

19:Melek orağını yeryüzüne salladı,bağ bozumunda
yeryüzünün üzümlerini topladı.Bunları Tanrının kızgınlığında
üzümün çiğneneceği büyük tekneye koydu (Yani insanların kanlarını çıkarıp içecekler)
20:Tekneye basılan üzümler kent dışında çiğnendi.
Tekneden AKAN KAN üç yüz yirmi kilometrelik bir alanı kapladı,atların gemlerine dek yükseldi.”
Bizi yaratanlar,genetik bölünmemizin kaç yılda sona ereceğini,o zaman geldiğinde teknolojimizin de nereye kadar varabileceğinin hesabını çok iyi biliyorlardı.Sürpriz bir gelişmeyi önlemek için de başımıza nöbetçiler koydular.
Bakara Suresi;250/4- ...”
Allah’ın insanları birbiri ile savması olmasaydı yeryüzünün düzeni bozulurdu” ayeti de insanlar arasında yaratılan düşmanlığın nedenini açıklamaktadır.
Amaç,bu gezegenin halklarının göklerde onların rahatını bozacak güçten sürekli yoksun kalmasının sürdürülmesinin sağlanmasıdır.
Bazı Sümer Mısır,Çin kaynaklarına,Hint vedalarından,Maya Kızılderililerinin kehanetlerine kadar geçen iddialara göre,2012'de Marduk gezegeni gelecek ve kıyamet kopacaktır.
Hıristiytan-faşist neo-concu,siyonistler "
yeni kurulacak dünyada" kendi soylarının hakim olacağını yazan bu ayetlerin gerçekleşmesi için dünyayı planlı bir şekilde yok oluşa sürüklemektedirler.
Sonra bu Enki'nin veya Osirisi'in tüp bebek nesline güvenmeyin,onların tanrısı da peygamberi de üçkağıtçıdır.Esav’ın topuğuna yapışarak doğan ve “
topuk tutan,üçkağıtçı” anlamına gelen “
Yakup” adını verdiği (Yar:25:26)oğlunu sadece “
parlak” olduğu için peygamber seçtiğini de okumaktayız. (Yar Böl-25-24),(Malaki-1:2,1:3)
Ayrıca da “
ırk ayrımcılığını” teşvik ederek “
Kenanlı kızlarla evlenmesini" Yakup’a yasak eder.(Yar.28:1)
İbrahim’den itibaren (yar;12:17-18-19-20) üç kağıtçılıkları da teşvik ettiği ayetlerle sabittir.
Yeryüzünde ilk defa bir tanrı,insanları yok etmesi için bir kavim yaratmaya karar vermiş ve o kavmi öne geçirmek için bekçilik etmiştir. (Çıkış.33:7-10) Diğer kavimleri aldatması için onlara her türlü “dümeni” öğütlemiştir.Diğer kavimleri de inançlarına katmaları da tamamen bir aldatmacadır.
Oysa plan saklanmamaktadır.Öyle de olsa gene bu tanrılar hep geride kalmaktadırlar ve insanlığın ürünlerini,insanların etlerini ve kanlarını toplamaktadırlar.
Kuran da bir cümle ile İncil ayetlerini desteklemektedir.
Hicr Suresi:
23-“Gerçek şu ki,
DİRİLTEN VE ÖLDÜREN BİZİZ.HEPSİNİN GERİSİNDE BİZ KALIRIZ”
Yeterli bir açıklama değil mi?
Bence yeterli.
TANINMAK DERDİNDE BİR ALLAH
Bütün bunlara rağmen Yahudi tanrısı çocuk gibi,sevilmeyi,sayılmayı bekleyen biridir.Sayılmak derdindedir;İnsanların kendisini saymadığını düşünerek onları yok etmeyi ve cezalandırmayı sürdürdüğünü anlatır.
Hezekyel Bölüm.38: 23 "Böylece
büyüklüğümü, kutsallığımı gösterecek, birçok ulusun gözünde kendimi tanıtacağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar."
Hadi,bir güzellik yapıp ibadet ediverin de sevinsin diyesi geliyor insanın.
Mısır inancına göre hazırlanmış bir tespih.İmame
yerine Ra'nın "ölümsüzlük Anahtarı-Mısır Haç'ı" var.

Tanrıları bu kadar ruhsal sorunlar içinde olan bu siyonistlerin,kendilerinden sağlıklı bir şey beklemek olası mıdır?
Bu yazıların bir "
Tanrı emri" olmadıklarının en açık işaretlerinden birisi de bu cümlelerdir.
Mısır tahtından edilen,adı kayıtlardan silinen mağdur
Sina Dağının Osiris rahibi Musa'nın,Mısır Hiyeroglif yazıları ve harfleri ile kaleme aldığı Tevratı ölümünün ardından 800 yıl sonra, Sembolizm,Mısır Kabalası,Musa zamanının sosyal,dinsel,tabiat şartlarını ve anlamlarını bilmeden
Tevrat'ı yeniden düzenleyen rahip Ezra'nın ve kavminin içinde bulundukları dışlanmışlık ve yalnızlık duygularını,diğer insanlara karşı olan kin ve intikam hislerini okuyoruz.Tanrı emirlerini değil.Çünkü zaman herkese yaptığı gibi onlara da hiç de kibar davranmamıştır.
Hala başbakanımız gibi "
antisemitizm'e" karşı değilmisiniz?
O zaman siz de aldanmış,tabiatın,canlıların ve insanlığın katilisiniz ya da bunu onaylıyorsunuz.
Neyse;
2008 Aralık ayında haberlerde yayınlanan ve bilimsel olduğu söylenen bir açıklamada 2232 yılında "erkeklerin doğmayacaının tespit edildiği" bildirilmişti.Hatırlayanlarınız olacaktı elbet.
Yani, haberin aslı varsa 223 yıl sonra insanlar da yavaş yavaş nesli tükenen dinozorlar gibi tarihe karışacaklardır.
Ben en çok Kürtlerin devlet kurma çabalarına üzülürüm vallahi.:))
Binlerce yıldır durdunuz durdunuz da kıyamet vaktini mi buldunuz? :))
İ.Ö.620'lerde yaşamış Çinli bilge Tao'nun Tao Te King adlı kitabında dediği gibi;
"
Dinlere ve putlara tapmayınız.Onlara tapmak var olan başınızın üstüne başka bir baş koymaktır" demektedir.
Hem de öyle bir baş ki,programı,sizin aleyhinize,zenginlerin,feodallerin yararına olan bilgilerle programlanmış bir baş.
Görüldüğü gibi ne İsa,ne Musa ne de İbrahim vardır.Aslında tanrıları ve peygamberleri ile bütün dinler,eski efsanelerden derleme,tüp bebek kavimlerinin "
dünyaya hükmetmek için" kendi çıkarlarına,diğer kavimleri kültür emperyalizmi ile eritme ilkesine bağlı kalınarak değiştirilmiş efsanelerden başka bir şey değildir.
Dinler, eskilerin,
kendilerinden eski olanlara ait hikayelerini değiştirerek yarattıkları masallardır.İnsanlara
istediği an istediği işi yaptırabilecek şekilde
feodalitenin yalamalarının şekillendirdiği bu masallar insanlara sadece aşağılanma ve kölelik getirmişlerdir.
Örneğin Yecüc-Mecüc olayındaki gibi;
Kehf Suresi-92. "
Sonra yine bir sebebi izledi."
Kuran Kehf Suresşi:93. "
Nihayet, iki set arasında ulastı. Setler arasında öyle bir topluluk buldu ki neredeyse söz anlamıyorlardı."
Bu ayet aslında dinlerin nasıl değiştiğine ait açık bir delildir.Çünkü,
Zulkarneyn asla Yunanlı Büyük İskender değildi.Tevrat ve İncil'den başlayarak "
Zülkarneyn" hep batıdan doğuya "sefer yapmaktadır."
Hatta,Tevrat Danyal-"Dan 10: 20 Bunun üzerine, "Sana neden geldiğimi biliyor musun?" dedi,
"Çok yakında dönüp Pers önderiyle savaşacağım. Ben gidince
Grek önderi gelecek." diye yazmışsa da Valerius ve Dıoclatıian sonrası Yunanlı Bizansın yeni din arayışı macerasını ve Hıristiyanlığı nasıl düzenlediklerini yukarıda yazmıştım.
Çünkü,Musa'nın tanrısı insanlar kendisine itaat etmiyor,kendisini yüceltmiyor diye "
kıskançlıktan" insanları cezalandırdığını belirtir ama,aslında yapayalnız birisidir.
Üstelik,"Üçkağıtçı Yakup'a güreşte yenildiği gibi,Pers İmparatoruna da esir düşen bir Tanrı;
Tevrat Danyal- 10: 13 "Pers krallığının önderi
yirmi bir gün bana karşı durdu.
Sonra
baş önderlerden Mikail bana yardıma geldi, çünkü orada,Pers krallarının yanında
alıkonulmuştum."
Allah aşkına bu mu taptığımız o tanrı?
Hani,"mer yerde hazır ve nazır,insana şah damarından yakın tanrı nerede?
Çünkü,yukarıdaki ayetin devamında "
meleklerinden bile tam olarak yardım" alamamaktadır.
Nerde o "
ol" deyince olduruveren tanrı?
Tevrat Danyal 10: 21" Ama önce Gerçek Kitap'ta neler yazıldığını sana bildireceğim. Onlara karşı
önderiniz Mikail dışında bana yardım eden kimse yok."
Yani,bunlar,uzaylı bir kavim olmaktan öte bir şey değiller.Şehirlinin köylüyü kandırması gibi bunlar da bizi kandırıp kendilerine taptırıyorlar.Eskiler uyanıp karşı gelmişler ama bu İbrahim,Musa ve ardılları da bu kurnazın oyuncağı olmuşlar.
Yani "
şeytan" başka nasıl bir şey olabilir?
Şu Kuran ayetlerini okuyunuz;
Önce gerçek ve adil tanrı ve kavminin gökyüzüne geri döndüklerini okuyalım;
Yunus Suresi:29- "Orada HERKESE DÜNYADA YAPMIŞ OLDUKLARI bildirilir ve gerçek mevlaları olan Allah’a döndürülürler. Uydurdukları ve
uydukları putlar onları bırakıp
kaçmışlardır."
Şimdi de Şeytanın lanetlenişini ve vaadini okuyalım;
Önce Lanet;
Araf Suresi:
13-"Ve Allah buyurdu;”
Cennetten meleklerin içinden in öyleyse.Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir.Çık,çünkü sen aşağılıklardansın."
Şeytanın Vaadi;
16-Şeytan dedi ki;”Şüphesiz,onlara
önlerinden,arkalarından sağlarından,sollarından yaklaşacağım.Sen de onlardan bir çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın."
Ona bir de süre verilir;
Hicr Suresi:
36- Şeytan,””Ya Rabbim,bari bana
insanlar dirilinceye kadar süre ver.” Dedi.
37- Allah da “
BİZCE BİLİNEN GÜNE KADAR “ dedi
38- “
GECİKTİRİLENLERDEN OLACAKSIN” diye buyurdu."
Sizce bu Yahudi tanrısı
şeytanın ta kendisi değil mi?
Şimdi de eşgalini okuyalım;
Tevrat Danyal-10: 5 "Gözlerimi kaldırıp bakınca
keten giysi giyinmiş, beline Ufaz altınından kemer kuşanmış bir adam gördüm."
Dan 10: 6 "
Bedeni sarı yakut gibiydi. Yüzü
şimşek gibi parlıyordu."
Gözleri
alevli meşalelere benziyordu.
Kollarıyla bacakları cilalı tunç gibi parlıyor,
sesi büyük bir kalabalığın çıkardığı gürültüyü andırıyordu."
Biraz da Kuran'dan alalım;
Necm Suresi:
5- "O’ na ( peygambere) gücü pek çok olan
cebrail öğretti"
6-
Üstün akla sahip melektir o.Hemen
asıl suretine girip doğruldu."
(Terminatör Arnold sanki-Mutant)
7-O
yüksek ufukta idi.
8-Sonra cebrail ona
yaklaştı ve indi"
9-Peygambere
iki yay aralığı kadar belki daha da yakın oldu. (Yaklaşmaktan çekinme var)
10- Allah
o anda kuluna vahy edeceğini etti." (Uzaktan kumandalı robot gibi)
53-
Lut kavminin şehirlerini de yere batıran O’dur."
54- "Onları
gömdükçe gömdü yere." (Elmalılı Tefsiri)
Sizce bu ayetler arasında benzerlik yok mu?
Takdir artık sizin.
Oysa,Mu Kıtası iddiası çürütülmüş kabul edilmeseydi,ki bence çürütülememiştir.Çünkü,Tevrat ile,Yunan,Sümer,Mısır yazıları İndus-Afganistan-Mısır-Nil havzasını geçememektedir.
Oysa Mu kitabeleri her yeri açıklamakta,her şeye mantıklı bir izahat yapabilmektedir.
Benim kanaatime göre Zulkarneyn Uygur imparatoruydu.Bütün dünya o dönemlerde "
Türkçe ve şivelerini" kullanmaktaydı.
Bu günkü Türkçe Cumhuriyet döneminde oluşturulmuş,Fars,Arap,Türk dillerinin yani Osmanlıca'nın harmanı bir dildir.Lütfen karıştırmayalım.
Bütün dillerde ,özellikle Sümer,Tevrat dili İbranice,Yunan,Mısır, Kızılderili dillerinde "
Türkçe" kökenli kelimelerin çokluğu da ancak böyle açıklanabilmektedir.
Örneğin Yahuda'nın oğlu olur ve adını "
ER" koyar.Tevrat'a göre,bir eve gelin gelen o evden çıkamaz.Er'in ağabeyi ölür ve karısı Tamara'ya kitabın emri olarak "kocalık etmek ve ağabeyi adına nesil üretmek" görevi yüklenmiştir.Er,bu işi sevmez ve menisini yere akıtır.Allah da bundan hoşlanmaz.Çünkü,"ilk doğan" her canlı onundur.Onların beyinlerini,kalplerini yer,kanlarını içer,cinsel ihtiyaçlarında kullanır (Levililer Yahudilerin kurbanlarıdır.Buluşma çadırına bütün vücutlarını traş ederek girerler ve Allah'a hizmet ederler),köle olarak çalıştırır,kurban vermeyen kavimlerle savaştırır.Er'in menisini toprağa akıtması tanrının insanı yaratma mantığına terstir.Bu yüzden Tanrı bu çocuğu sevmez ve kendisi öldürür.Bu olay Tevrat'ın "
Yahuda ve Tamara" bölümünde anlatılır.Acaba,Mısırlılardan nefret eden,İranlılardan zılgıt yiyen,onlara esir düşen bu "
şeytan tanrı" daha önce de Türklerden mi yedi de kinlendi?
93.Surede geçen "
iki set arasındaki dilleri anlaşılmayan topluluk'un "
Türkler" olduğuna dair bir istikamet dahi yoktur.
Çünkü 92.ayette olduğu gibi bir olay anlatılıp bitiriliyor ve yeni anlatıma geçerken "
yine bir sebebi izledi" gibi cümleyi öncekinden koparan bir ifadeyle yeni bir anlatıma geçmektedir.
Burasının da Hıristiyan,Yahudi,oryantalistlere göre ve Tevrat'ın Yaratılış,Mısırdan Çıkış, Hezekyel ve diğer bölümlerinde de anlatıldığı gibi "
Yecüc Mecüc ülkesi" Ham oğlu Kenan'a verilen Filistin Akdeniz sahilinden Zağros dağlarına,Adana-Toroslarından Ürdün'e oradan da Yemen'e kadar uzanmaktadır.En fazla,Yunanistan-Afganistan'a kadar uzatılabilir.
Bu harita da Tevrat ve İncil ayetlerine göre "
Devler-Gog'lar,Yecücler" ülkesini gösteren bir haritadır.Magok ülkesi de Kürtlerin bölgesidir.

Bu bölge de zaten Marduk'luların, yani Sümer-Mısır,Hint, Yunan medeniyetlerini kuran işgalci kavmin bölgesidir.Bunlar zaten dünyaya yaerleşmelerine önceden yardımcı oldukları ve dünyada daha eskiden yaşamakta olan kavimlerle bir uyum içinde yaşamaktaydılar.Bu yüzden efsaneleri hep İndus-Nil nehirleri arasında sınırlıdır.
Bu bölge dışındaki bütün yerler Mu kıtasının kolonileriydi. Hatta Mısır,Sümer bile.Bu gün semitik olarak kendilerini adlandırılan bu kavimler de işte yukarıda resimleri ve kutsal kitap ayetleri ile anlatageldiğimiz "Tüp Bebek" Adapa-Adem" soyunun aşağılanmış türleriydiler.
Bu yüzden dilleri de anlaşılmamaktadır.
Bu bölgede "
iki set" olan yerleri bulmak zor değildir.
Dünyanın en dağlık bölgeleri zaten bu bölgelerdir.Mesela Filistin'in tarihe şan veren bir "
Akabe Geçidi" vardır.
Adı gibi "AKABE-SERT" anlamındadır. Luti Filistinliler de Girit adası göçmeni olduklarından bunlar da "
Luti,Golyat" gibi devleri olan kavimlerdendir.
Harita ve ilgili konular için (Yabancı) http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.mysteriousworld.com"
Haritada görüldüğü gibi "
set" olarak dağ veya su da bulmak mümkündür.Refaimler ve anakimler Anaklılar soyu devlerdir.
Nurcuların ileri gelenlerinden Kadıköy Mühtüsü Ahmet Mekki Üçışık da "
Tam İlmihal" adlı kitabında Zulkarneyn'in "B
üyük İskender olmadığını" kendinden önceki İslam bilginlerine dayanarak yazar ve üç tan Zulkarneyn'in olabileceğinden bahseder.
Bu iddiamın aksini kanıtlayacak Kuran ve İncil ayeti de net olarak yoktur.İncil'in zaten
eşcinsel tanrısına kadar Mısır'lıYunan'lı-Yahudi olduğunu yazdık durduk.
İran'ı geçen bir Batılı imparatorluğun Büyük İskender dışında başkasına nasip olmadığı tarihi bir gerçektir.Koca Bizansın sınırları doğuda Osmanlı'nın İran sınırlarını asla geçememiştir.
Ama;
Doğudan Batıya uzanan imparatorluklar kurmak doğuluların olağan işlerindendi.
Buyurunuz;
İ.Ö.500 Pers imparatorluğu. İ.Ö.300 İskit-Saka İmparatorluğu (Kıpçaklar)

İS.450 Batı Hun İmparatorluğu (Atilla) İ.S.1200 Selçuk İmparatorluğu.

İ.S.1400-1923 Osmanlı İmparatorluğu

Şu haritalara yıkarıdaki Mu haritasından başlayarak bakıp da halen Zulkarneyn'in "İskender ibnesi" olacağını aklınız kesiyor mu?
Kendinize yapılmasını istemediğinizi başkasına yapmayınız.
Göklere çıkmamızın daha çok uzun yıllara alacağını göz önünde bulundurarak tabiatı,eko dengeyi koruyalım.Bu gezegenden başka evrende başka bir toprağa ayak basacak güçte değiliz.
Çevreyi katledenleri uyaralım ve gerekirse onlarla fikren ve hukuken savaşalım.
İnsan,hayvan,bitki ve her türlü canlıların korunması için çalışalım.Onların da hakları için yasalar yapalım.Evrenin eşit,adil,başka canlıların haklarına saygılı üyeleri olmaya çalışalım.
Yolunuz adaletten ayrılmasın.
Keykubat
Türk tarihinden bir DEV MASALI OKU http://www.efrasyap.com/Icerik/IcerikDetay.aspx?IcerikID=8