"Türkiye Türklerindir +40" Bloguna Hoş geldiniz!!!

Ey Türk Milleti!
Birinci vazifen seni İslamcılık ve Türkçülükle benliğinden koparan, Araplaştıran din, devlet, ticarette sana yer vermeyen, seni küçük dereceli askeri görevlere vererek ölüme süren, sana hocalık, başbuğluk eden hainlere giydirdiğin tacı geri almaktır. Bunu yapabilmen için seni uyandıracak her türlü bilgi ve belge mevcuttur. Ya özgürlüğünü kazan ya da öl. Kölelikle atalarının kemiklerini sızlatma. Arap Rumların ırkçı kinci ensest sapık dinlerinden çık. Kurtuluşun başlangıcı burasıdır. Aklen kurtulmadıkça saltanatın da olsa kölesindir unutma. Sen özgür birey olmadıkça kardeşliğin önemi yoktur. Devletin her yüksek kademesine göz dik yerini al. Tırsma. Çabala, savaş ve kazan! Birlikte yaşadığın kavimlerle kardeşlik o zaman daha güzel olacaktır. Alaeddin Yavuz

Tarih boyunca atalarımız günümüzdeki kadar, her türlü bilgiye ulaşabilecek böyle bir çağ yaşamadılar.
Bizler tümünden şanslıyız. Buna dayanarak, blog içerikleri binlerce yıldır doğru bilinenleri sorgulamaktadır.
İster bu bloğda, ister okulda, camide veya başka yerde hiçbir yazılanı, öğretileni “sorgulamadan, araştırmadan” doğru kabul etmeyiniz!
Vatan-Millet davası,hiçbir kurum veya kuruluşa havale edilemez, milletçe sahiplenilmedikçe hiç bir dava milli değildir.
Davasına sahip çıkmayan halk da millet değil sürüdür. Adilyargıç/Keykubat.

Blog yazılarının telif hakları-copyright © “adilyargic; adilyargicc; keykubat.blogspot.com ve keykubat.blogcu.com” rumuzlarıyla yazan Alaeddin Yavuz’a aittir.
Hala okumak istiyorsanız buyurunuz.

Saygılar, sevgiler!

Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul, Kartal, Turkey
KENDİLERİ İÇİN PLAN YAPMAYAN MİLLETLER, BAŞKALARININ KENDİLERİ İÇİN YAPTIKLARI PLANLARA RAZI OLURLAR.Keykubat- ATATÜRK'TEN SONRA ÜLKEMİZDEN TÜRK ve MÜSLÜMAN HALKLAR İÇİN PLAN YAPAN ve EZİLEN HALKLARA ÖNDER OLACAK SİYASET İZLEYEN BİR LİDER ÇIKMAMIŞ, ARDILLARI,ONUN İZLEDİĞİ ANTİ EMPERYALİST SİYASETİ TERK ETMİŞ,DEVLETİ AB-D KUCAĞINA ATMIŞ VE ONLARA BAĞLILIĞI ATATÜRKÇÜLÜK SAYMIŞ,HALKIMIZIN DİNİ VE IRKİ DEĞERLERİNİ AŞAĞILAYARAK TAHRİK ETMİŞ, KADEMELİ OLARAK HALKIMIZI HIRİSTİYANLAŞTIRMAK İÇİN DIŞ GÜÇLERCE GİZLİ-AÇIK DESTEKLENEN SAPIK DİNCİ YAPILANMALARI GÜÇLENDİREREK,İKTİDARA TAŞIMIŞ,IRK,MEZHEP BAĞLAMINDA KARŞILIKLI DÜŞMANLIKLAR YARATMIŞ, ÜLKENİN KAYNAK VE SERMAYESİNİ YABANCILARA PEŞKEŞ ÇEKMİŞ,YUKARIDA SAYILAN AB-D PROJELERİNE GÖRE ASKERİ DARBELERLE KENDİ MİLLETİNİ SİNDİREREK BÖLÜNMENİN YAŞANDIĞI BÖYLE GÜNLERDE BİLE TEPKİSİZ KALMASINI SAĞLAYAN KORKU ORTAMINI HAZIRLAMIŞ,BENZER MUHTELİF İHANETLER İÇİNDE BİR ŞEKİLDE YER ALMIŞLARDIR.İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ GÜNÜN DURUMU BUDUR-Keykubat İNSAN,PRANGA VURULMAKLA,KIRBAÇLANARAK ÇALIŞTIRILMAKLA ESİR OLUR.ESİRLİĞİ YAŞAM BİÇİMİ OLARAK BENİMSERSE KÖLE OLUR. VATANINIZA,DEĞERLERİNİZE,ÖZGÜRLÜĞÜNÜZE SAHİP,HER TÜRLÜ EMPERYALİZME KARŞI ÇIKIN!!! Keykubat

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Translate

Bu Blogda Ara

28 Ağustos 2010 Cumartesi

KOKTEN DINCI PARTILER BAGIMSIZ SIYASET IZLEYEBLILRLER MI


KÖKTENDİNCİ PARTİLER BAĞIMSIZ SİYASET İZLEYEBİLİR Mİ?

Tarihçi Cemal Kutay
1946’larda İsmet İnönü diktatörlüğü döneminde ABD’nin ve İngilterenin telkinleri ile başlatılan, İsmet paşanın tarihçisi Cemal KUTAY’ın deyimi ile “Türkiye Cumhuriyetini yıkacağız ve yerine Sünni İslam Devleti kuracağız” (Sol’a Açılan Haçlı Seferi başlıklı yazım) sözleri ile ifade edilen tasfiye sürecinden bu güne değişen pek bir şey olmadı ve 12 Eylül 1980 darbesi ile taçlandırılan köktendincilik Dersim Çemişkezek kökenli dönme Ermeni (Sonradan Malatya) Turgut ÖZAL’ın ANAP hükümeti ile güçlendi ve ABD elçiliğinde pişirilip kotarılan Cumhuriyetin başından beri sürdürülen sinsi “mağduriyet senaryoları “ sayesinde, sıfır terörle aldığı devleti yıkıcı faaliyetlerin zirve yaptığı,”kan akmasın herkese istediğini verelim de bu iş bitsin” dedirtmek zorunda bırakan bir döneme ülkemizi getirdi.
New York İkiz Kule olayı
AKP hükümetinin gelişinden bir yıl önce,G.W.Bush (yavru Bush)’un erkek kardeşinin özel güvenlik işlerini yürüttüğü New Yok’un ikiz Kulelerinin,gene Bush’un petrol ortağı Suudi Arabistan’lı Ladin ailesinin yaramaz çocuğu Usame Bin Ladin’in aralarında pişirilip kotarılan “11 Eylül 2001 İkiz Kule operasyonu” başarıyla sonuçlanınca,sözde olayı bilmiyormuş gibi şaşırıp,büyük bir üzüntü ve keder içinde rolu yapan G.W.Bush sözlerini “CRUSADE=Haçlı Seferi” sözü ile bitirmişti.
Bu olay aynen,R.T.Erdoğanın “One Minute” ve “Gazze Flotalia” olayındaki işbirliğini gizleyerek İsrail’e savaş ilan etmeye varacak siyasi oyunlarını andırıyordu.

Kürt Vehhabiliği olan Nurculuk akımının kurucusu İngiliz işbirlikçisi Bitlis’li dönme Ermeni Said-i Kürdi’nin başlattığı akımı “Ilımlı İslam =Modarete Islam veya Light Islam” açılımları ile İstanbul Fener Ortodoks Kilisesi Patriği ve Vatikan’ın Papası ile birlikte kotaran Fethullah GÜLEN DAHA Turgut ÖZAL döneminde cunta Lideri Dersim sürgünü, dönme Ermeni sözde Manisalı Kenan Evren tarafından ABD’nin destekleri ile tüm dünya liderlerine tanıtılmış,SSCB’nin yıkılışının etkisi ile bağımsızlık ilan etmiş bütün Türk ve Müslüman dünyasına tanıtılmış,hatta Müslüman olmayan ülkelerde de Light İslam okulları açması ABD desteği ile sağlanmıştı.
Bu hareket,boşuna değildi.Anlamak için geçmiş SSCB örneğine bir göz atalım.
19.yüzyılda ortaya çıkan Sosyalist dünya görüşünden başta Avrupa devletlerini ve sömürgelerini kurtarmak için başlatılan “Sol’a Karşı Haçlı Seferleri”,önce National Sosyalizm yani Faşizm ve Liberalizm gibi akımlarla dizginlenmeye çalışılmış,başarı elde edilemeyince Napolyon’un ordularının tasfiyesinin ardından sürdürülen “milliyetçi-sosyalist” yani sağ-sol çatışmaları ile solcuların etkileri kırılmış,iktidarlar,başta İngiltere tarafından Fransa dahil eski feodal yapılanmalara teslim edilmişti.
SSCB’’de kaza sonucu devrimin Alman İmparatoru tarafından destkelenmesi ile SSCB kurulmuş,ABD başkanı Villson bu yapılanmayı desteklemiştir.Lenin’in tasfiyesi ile Gürcü papaz Stalin’in Yahudi Mason yapılanmasını Rus Milliyetçileri ile iktidara taşıması,ABD,İngiltere,milliyetçi ve Mason SSCB yapılanmasınca desteklenen Said-i Kürdi’nin SSCB’deki Müslümanları isyana teşvikte kullanılması sayesinde Türk ve Müslümanlar “Karşı Devrimci” ilan edilerek soykırımlara uğratılmış ve sürgünlerde telef edilmişlerdi.I.Dünya Savaşı ile bitmeyen son Haçlı Seferi SSCB’ye bu yolla kaymış ve sürdürülmüştü.
Fethullah Gülen ve Fener Patriği Bartholomeus
Bu yüzden SSCB sosyalizmi, ABD ve batılı devlerin bütün ezilen dünya devletlerinin feodal yapılanmalarını “Bakın bizle olmazsanız Komünistler gelir,her şeyiniz gider” korkutması ile Kore Savaşları, Yunanistan’ın işgali,Yunan milliyetçiliğini oluşturmak için çıkarılan Kıbrıs Türk-Yunan gerginlikleri,Vietnam gibi sayısız tecrübeler yaşanmış ve SSCB, ABD ve batının dünyayı işgal etmesine araç haline getirilmişti.
SSCB’nin Recep Tayyip Erdoğan’ı Mihail Gorbaçev’in 1984 Şubatında yaptığı bir İngiltere gezisinin ardından bir yıl sonra 1985’de hiç şansı olmadığı halde iktidara getirilmesi ve yaptığı Glastnost açılımları ile ülkeyi parçalaması,1903’de Rusya Sosyal Demokrat Partisinin Londra’da başlatılan “Sosyalist Devrimci Hareketini” gene bir İngiltere gezisinin ardından iktidara gelen Gorbaçev bitiriyordu.
SSCB aslında batı dünyasınca şişirilmiş bir inekti ve sadece Haçlıların dünyayı işgaline yaramıştı.Bu gün vatandaşlarının dünyanın dört bir yanında fuhuş sektöründe köle olmaları da bunun kanıtıdır.
Şimdi ise sıra yeni bir şişirilmiş ineğe gelmiştir.Bu inek de,yıllardır yürütülen B.O.P projelerine göre Türkiye olacaktır.
Sosyalizm ideolojisinin yerini “Light İslam” alacak,Müslüman ülkeler olabildiğince çabuk İstanbul’daki Fetoş Halifesi veya olası tayin edilen birisine bağlanırken,”36” parçaya bölünmüş bir Türkiye,İşgal edilmiş r İran ve Kafkasya’da yeni kurulacak masabaşı devletleri ile kaosa sürüklenmiş bir Ortadoğu bırakın “cihat ilanını” düşen donunu bile toplayamayacak hale getirilecek ve Armageddon öncesi bir “Müslüman Kıyımı” başlatılacaktır.
Bu güne kadar yürütülen siyasetlere bakılarak beklenilen gelişmelerin şartları da yukarıdaki açıklamalar ışığında safhalar halinde günümüze kadar gerçekleştirilmiş ve AKP ile uygulama sürecine girmiştir.
AKP geldiğinden beri Hüseyin Çelik’inden Cemil Çiçek’ine,başbakanından Amerika’daki Fethullah dönme Ermenisine kadar aşı misali kafalara şırınga edilen şu iddiayı dile getirmektedirler. Hatırladığım kadarı ile daha bir ay önce Burhan KUZU (İncil'de İsa'nın bir diğer sıfatı kuzudur.) da böyle bir söz etti.
-“İslam dünyasında bir haçlı saldırıısı karşısında CİHAT İLAN EDECEK BİR KURUM YOKTUR”!!!
Arkasından bunun,yüzyıllarca İslamın bekçiliğini yapmış Türkiye olması gerketiği vurgulanır.
Sanki cihat ilan etsek ne olacak?
Asırlardır sömürgeci batılıların her şeyine alışmış,köleleşmiş,cinsel sapıklıklar,pislikler,her türlü sefalet içinde yüzen,her türlü bilimsel gelişmeden haberi bile olmayan,halen pedofilik evliliklerin ve eşcinsel sapıklıkların,töre cinayetlerinin içinde boğulan Müslüman ülkeler,biz dahil ordularının her türlü silahının bile sömürgeci ülkelerce temin edildiği apaçık ortada iken,böyle bir cihatın sadece “Müslüman kıyımından” öte gidemeyeceğini anlamak için filozof olmaya gerek yoktur.
Hadi böyle bir şey olsun diyelim;
Haçlı askeri Bush
Daha AKP iktidara gelmeden,AKP’yi iktidara getiren G.W.BUSH’un Neo-con’cuları 11.Eylül 2001’de “Haçlı Seferi” ilan etmediler mi?
Avrupa’da türban yasaklarını,İslam karşıtlığını,Hz.Muhammed’in pedofili karikatürlerini yayınlayarak,Türk işçilerinin gece evlerini yaktırarak,Müslüman kökenli işçilerin üzerinde nazi yanlısı gençlik örgütlerini kullanarak korku yaratıp sosyal haklarınızı alın gidin demediler mi?
Gazze Flotalia olayı ABD ve İsrail’in de başından beri bildiği bir olayken Türkiye NATO’dan çıkarılsın kampanyası yürütülmedi mi?
AKP,İran’a arabuluculuk yaparken Brezilya ile üçlü olarak yaptıkları anlaşmalar ABD bilgisi dahilinde olmuşken Türkiye “İran’ı koruyor,NATO’dan çıkaralım” önerileri gelmedi mi?
Şimdi sözde demokrat OBAMA’nın malum ikiz kulelerin yerine büyük bir Cami ve iş merkezi projesi ABD’de öyle bir “Haçlı Seferi” kampanyası başlatmış ki şaşarsınız.
Yazıya başlamadan önce İngiltere’den yayın yapana “Light İslamcı” PRESS TV’yi seyrediyordum.Her ıkrtan ve ülkeden Müslümanlar projeye destek için her gün bu kulelerin olduğu yere geliyor ve projeyi destekliyorlar,düzinelerce Müslümanın da bu olayda öldüklerini dile getirerek “kardeşlik açısından” Camii inşatının faydasını savunuyorlar.
Haçlı seferinin amacı bu haritadır.Kutsal Bereket Hilali Devleti haritası.Hindistan İndus-Mısır Nil nehirleri arasındaki kutsal topraklarda kurulacak Haçlı Devleti.

Camii projesine karşı kiliseler de örgütlenme başlatmış ve “buraya Camii yaptırmayız” kampanyası yürütüyorlar.Hatta Pastör seviyesinde sakallı bir rahip eline Kuran’ı almış;
-“BU KİTAP,MUHAMMED’İN KİTABI,ŞEYTANIN KİTABI KURAN, 11 EYLÜL 2001 İKİZ KULE ÖLÜMLERİNDEN SORUMLUDUR,BU YÜZDEN BURAYA CAMİİ YAPILAMAZ...” diye fetva veriyor,ölen Hıristiyanların resimlerini gösteriyor.
Şimdi gelelim AKP’nin sözde “bağımsız siyaset dümenlerine”.
Malum,başbakan ulusalcı kesimin savı olan “AVRASYA PROJESİ”’ni ellerinden almak için Rusya’ya bir ziyaret başlatmış bu açılım Çin,Hindistan ile sürmüştü.Her şeyin bilgisi dahilinde yapılmasına rağmen ABD AKP hükümetini,kendisinin Rusya,Hindistan ile birlikte hareketleri,Çin ile ticari ilişkileri yokmuşçasına,1979’da köktendinci,gerici İran iktidarını kendileri kurmamışçasına “ABD karşıtı” siyaset izlemekle yalancıktan suçlamıştı.
Bu suçlamalar artık AKP’nin ABD-AB’ye karşı “CİHAT BİRLİĞİ” ni gerçekleştirme suçlamalarına kadar ilerleyecektir.Bu da zaten iddia edilmeyen bir şey değil,sadece ABD’nin birinci dereceden devlet adamlarınca telaffuz edilmedi.
Bütün bunlar göstermektedir ki “Köktendinci AKP “ veya olası başka bir siyasi partinin ülkemizi “NATO ve AB” den çıkaracak,Müslüman ve diğer ezilen ülkelerle işbirliğine sokacak bir siyaset izlemeleri halinde,bu batı ile şu an olduğu gibi danışıklı dövüş şeklinde bile olsa olası bir “HAÇLI SEFERİNE ÇANAK TUTMAKTADIR”.

Aslında gerçek (Antichrist-666) Deccal'ı çizmişler:))
Çünkü onların inancına göre Kuran-ı Kerim, ABD’li Pastörün de PRESS TV’de yayınlanan sözlerindeki gibi sonunda “Şeytan’ın kitabıdır “ ve İslam dünyası da “Şeytanın ordusudur”.Bunu açıklayan İncil ayetlerini geçmiş yazılarımda vermiştim.(Yuhanna Vahiyler-Bölüm- Yerden Çıkan Canavar ayeti,Kuran’daki Dabbet-ül Arz’a,onlara göre Şeytan’a denk gelmektedir.Sayısı Kuran’ın sayısı 666’dır.)
Bu durumda Türkiye ve Müslüman ülkelerde köktendinci olmayan,hatta dini değerleri devlet içinden dışlayan siyasi partilerin yönetimine girmesi gereğini ortaya koymaktadır.Böylece Müslüman ülkeler “CİHAT YAPILANMASI OLUŞTURMAKLA” suçlanamayacaklar ve batılı sömürgeci ülkeler de halklarını yani kamu oylarını “HAÇLI SEFERİNE” ikna edecek gerekçelerden mahrum kalacaklardır.
Ha,isterseler “gözünün üstünde kaşın var” diyerek de saldırya geçebilirler ama bu asla “Haçlı Seferi” olarak kampanya yürütmelerine çanak tutmayacaktır.
Bu partilerin “Komünist Partileri” olması da haçlı seferine çanak tutabilir.Bu yüzden,Türkiye’de halkın refahını,sosyal adaleti önde tutan,iş güvencesi,herkese iş imkanı sağlayacak sosylaist ilkeler sahip ama liberal görünümlü,İsveç Sosyalizmi türü partilerin “bağımsızlık siyaseti” güdebilecekleri inancındayım.
Türkiye kesinlikle “köktendinci” partilerin yönettiği bir ülke ile ne NATO’dan ne de AB’den ayrılabilecek tam bağımsız bir siyaset yürütemez.Artık Türkiye dahil komşu ülkelerin,AB’nin bile güvenini yitirmiş,ABD işbirlikçisi bir AKP vardır.
Türkiye ve Müslüman ülke halklarının sosyalizmden korkmaları yersizdir.Bugün,sendika,iş güvencesi,sosyal sigorta,emeklilik gibi haklarımız varsa bunu sosyalizme borçluyuz.Avrupa National Sosyalizm yani Faşizm-Liberalizm karışımı bir düzenle yönetilmektedir.Buna biz “Avrupa Demokrasisi” diyoruz.
Sosyalizm gelince,eğitim herkese zorunlu olacak,herkes iş sahibi olacak,devletin gelirlerinden eşit düzeyde yararlanacak,sağlık,yaşlılıkta bakım gibi sorunlar ortadan kalkacaktır.Günümüz Rusyası 70 yıl sosyalizmle yönetildi.Bu gün devlet başkanları Putin kiliseye gitmiyor mu? İncil’e basıp yemin etmiyor mu?

Bizim de dışarıda "Müslümanım" deyip,camide görünüp,içkiyi yasaklamalamla Müslüman görünüp,evde Haç çıkaranların gerçek yüzleri;
Müslümanlara karşı “Haçlı Seferi” isteyen köktendinci yapılanmalar kiliselerce teşvik ediliyorsa demek ki sosyalizm halkların dinlerine bir şey yapmamış.Türkiye’ye sosyalizm gelse herkes işsizlikten,yoksulluktan,hastane kapılarında parasızlıktan dönmekten kurtulacaktır.
Ateistlik” sosyalizmin felsefesi değildir.İsadan önce 2500 yıl önce eski Yunanistan’da Sokrates zamanında da vardı,bu günde vardır.Bu bir felsefedir isteyen kabul eder istemeyen etmez.Ama,saltanatlarını sürdürmek için sömürgeci devletlerle 200 yıldır işbirliği yapan köktendinci,halkı kendisine köle gören Ağalar,şeyhler,Pirler,iş adamları,işbirlikçi komprador zenginler,özelleştirme oyunları ile sömürgeci devletlere satılan kurumları kapan yabancı,ABD’li,AB’li iş adamları bize bu hakları vermezler,verdirmezler.
AKP’nin referandum aldatmacasında da olduğu gibiToplu Sözleşme” hakkını verir ama hakkını aramak için emekçilerin silahı olacak olan “Grev Hakkını” vermez.
Bu konu iş kanununu ilgilendirir ve Anayasaya yazılması gereken “Türkiye sosyal bir hukuk devletidir” ibaresi Anayasada zaten vardır.Türkiye memura Toplu Sözleşme ve Grev haklarını tanıyacağını daha 1974’de Uluslar arası Emek Örgütünün (İLO) bu hakları düzenleyen ilkelerini uygulayacağını tahhüt etmiştir.
Ama nerdeeee!!!
36 yıl geçmesine rağmen hala halk kandırılmaktadır.
Yani aldatmaca-kandırmaca,uyutmaca siyasetleri içinde bizleri boğuyorlar.Bir halt da yapacakları yoktur.
Çok eşliliği,kadınların evliliklerinden zırnık almadan boşanmalarını sağlayan imam nikahlarını teşvik ederler,meclisteki sekreterleri ile zina yaşayan milletvekillerinin,sekreterlerinin kocalarının fahiş miktarda şantajla paralar istemeleri yüzünden AKP’nin zinayı suç olmaktan çıkardığını unutmayalım.
Bu tür yasa dışı,ahlaksızca zina ilişkilerini resmileştirmek için AKP daha iki gün önce “imam nikahı resmi nikah olsun” kampanyası başlattı.Anayasa değişikliği maddesinde bunun adı “kadına pozitif ayırımcılık” gibi kimsenin ne anlama geldiğini kavrayamadığı muğlak bir aldatmaca olarak yer almıştır.Pozitif ayrımcılık konusu,anladığım kadarı ile,milletvekillerinin metresleri ile zinalarını resmileştirmeye,zenginlere çok eşli bir yaşama izin vermeye dayalı bir düzenlemenin önünü açmaktan öte bir şey değildir.
Geçenlerde bir haberde bu şekilde yaşayan milletvekillerinin sayısının meclisteki vekillerin yarısı olduğunu okumuştum.
Kürt toprak ağaları ve şıhlarının 350 ve üzerinde olan köylerinin her birinde “8” yaşından itibaren her yaşta eşleri vardır ve bunlar imam nikahlıdır.Karılarının çoğunun adlarını bile bilmezler.Bu kadınların ve bunlardan doğan çocuklarının hakları için hiç bir düzenleme bu anayasa maddelerinde yer almıyor.
Adamlara bu kadar eş yetmiyor,ya da köyden indim şehire örneğindeki gibi,şehirli kadınlar daha çarpıcı gelince köydeki eşlerinilerini beğenmiyor unutuyorlar mı ne,bir de meclisteki sekretelerini,barda pavyonda bulduklarını da ekliyorlar.Meclis neredeyse devletin dokunulamayan bir genelevi,milletvekilleri de çok eşliliği resmiyete taşıyan dokunulamaz bir memuriyet haline getirilmiştir.
Adnan Oktar Hoca o hapisli günlerde.
Bu konular,1990’lı yıllarda Adnan OKTAR’ın malum hani şu herkese din dersi veren “ Harun Yahya com”un kurucusu olan şahsın, Özal zamanında serpilmiş köktendinci sermaye ve siyaset dünyasına pazarladığı kadınlardan ikisinin açtıkları dava sonucu 255 gün hapis yatmasına varan olayla gün yüzüne çıkmıştı.
Dindar zengin ve milletvekillerinden de oluşan abazanlar (!) sözde “zina işlememek için” Adnan Hoca’ya geliyorlar,körpe,şeffaf hatunlardan seçtikleri ile Hocanın önünde imam nikahı kıydırıp ücretlerini “mehir” olarak ödüyorlar,ilişki sonrası da aynı yöntemle boşanıyorlardı.Fuhuş bu yola resmiyet kazanıyordu.
İlk Motorlar T.Doras ve S.Piriler.
Bu kadınların,”anlık kocalarının” kendilerini hak olmayan yoldan kullandıklarını açıkladıkları için de basın bu kadınlara “Adnan hocanın motorları” adını” vermişti. Yani,”imam nikahı,pozitif ayrımcılık” böyle şeyleri örtmeye yarayan bir kılıftır.
Pozitif ayrımcılık konusu, içeriği ne olursa olsun Medeni Hukuku ilgilendiren bir kavramdır ve anayasaya yazılması gerekmez.
Mevcut medeni kanun bence yeterlidir ve Kürtlerde de acilen mevcut olanın uygulanması sağlanmalıdır,bu bile ülke genelinde sağlanamadığından,anayasa oylaması her yönüyle sadece aldatmacadır,kandırmacadır.
Oldu olacak butün Medeni Kanunu,Ticaret Kanunu,Ceza Kanunu,İş kanunu gibi onbinlerce maddeden oluşan yasaları Anayasaya yazsınlar da olsun bitsin.
Her halde dünyanın en saçma anayasası olur.
Halka,işçiye,köylüye,ameleye,marabaya,küçük memura “köle” gözü ile bakan,”Sen ağa ben ağa ineği kim sağa” diyen Van’lı toprak ağası Hüseyin Çelik’lerin size vereceği hiç bir sosyal güvence olamaz.Bu yüzden din ile eilgili endişelerinizi bir yana atın ve insanca yaşayabileceğiniz sosyalizm ile kazanılabilecek haklarınız için mücadele veriniz.
Şimdi konumuza dönelim.
AKP’nin kendisini,12 Eylül 1980 öncesinin “İşbirlikçi dönme,devşirme solcularını” da arkasına alarak “demokrat ilan etmesi”,meclis kürsüsünden cuntanın idam ettiği solcu ve Ülkücülere gözyaşları ile ağlaması,ancak tiyatroculara,film artistlerine yakışmakta,1946’larda İsmet İnönü’nün “köktendinci” yapılanmaları başlatarak ABD’yi kandırmaya kalkışmasına banzemektedir.
Bunu kimse yemiyor artık.
Bu yüzden AKP asla Türkiye’yi ileriye götürecek siyasetleri yürütecek bir parti olmadığını sekiz yıllık icraatları ile kanıtlamıştır.
Değiştirilmesi gerken,ne işe yaradığını halen anlayamadığım “Kırmızı Kitap” (!) bu değişiklikleri de içermelidir.
Saygılarımla.
Keykubat
Yazıma resim ararken tesadüfen bulduğum bu resimlerin yayınlandığı haber,Sibel Edmond adlı FBI'da tercümanlık yapmış,daha sonra Türk olduğu için atılmış bir bayanın tespitleri var.İkiz kule komplosundan El Kaide yalanına,yukarıdaki iddiaların hepsini doğruluyor.Dünyanın nasıl bir kumpasa sokulduğunu açıklıyor.Helal olsun bu kıza.Akp hükümeti döneminde nükleer silah ticaretinden,NATO uçakları ile uyuşturucu ticaretine,Amerika'nın nasıl bir "Polis Devletine" geçişi ve haberleşne dahil özgürlüklerin kısıtlanmasına kadar her şey açıklanmış.Ülkemizde AKP'nin neo-concuları taklit ettiği de ortaya çıkmış oluyor.AKP'nin de başını oldukça ağrıtacak bir haber.Belki bu yüzden hükümet olmaktan kaçacak siyasiler yüzünden AKP başımızda kalmaya devam edebilir.Haber İngilizcedir, yazıyıokuduktan sonra Tıklayınız.

Bin Ladin'in resminde "EL KAİDE C.I.A tarafından yaratıldı,F.B.I tarafından aranıyor" yazılıdır.
Ortadaki resimde "Hakların Faturası" başlığında,BUSH'un haçlı politikaları ikiz kuleler üzerine sıralanmış,Uçağın üzerine de "Vatansever Eylem" yazılmış.
Sağdaki resimde de Newsweek Dergisinin kapağında "POLİS DEVLETİ Amerika'nın yeni yaşam şekli,Artı,e-postalardan cep telefonu mesajlarına uygulanan yasaklara ek olarak Amerikalıların uyması gereken 575 yeni yasa" maddesi sayılmış.
Gazetecilere iyi iş çıktı ama,AKP'ye rağmen kim yapabilir ki bunu?

Keykubat

27 Ağustos 2010 Cuma

KOPEGE ARAP ADI KOYMAK ve UTANMAZLAR

15 Haziran 2010Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez'de yayınlandı.Blog silindiği için yazıyı buraya aldım.Keykubat


KOPEGE ARAP ADI KOYMAK ve UTANMAZLAR



KÖPEĞE ARAP ADI KOYMAK ve UTANMAZLAR?


Son iki yıl içinde,başbakan R.T.Erdoğan’ın “açılım” siyasetlerinin başladığı dönemlerde İzmir’de köpeğine “Arap” adını veren bir vatandaşı,Güneydoğu Anadolu bölgesinden bir vatandaşımız hakaret sayarak dava açmıştı.
Mahkemenin sonucunun ne olduğunu bilmediğim gibi, konunun ipe sapa gelmez bir şey olduğunu bildiğim için önemsememiştim.
Biraz önce yandaş bir Tv kanalının haberlerinde başbakanımızın şu cümlesi beni bu yazıyı yazmaya itmiştir.
“-Bu ülkede köpeğine Arap diyenler olmuştur,biz bu günleri yaşadık!!!” diyordu sayın başbakanımız.
Vah vah,neler yaşamış (!) bizim Gürcü başbakan?
İnanın şok oldum.
Neden mi?
Ben,çocukluğumda çobanlık da yaptım.Biga’daki köyümde çok keçi ,oğlak güttüm ve eşek otlattım.Tarla anlıklarından hayvanlara taze ot yedirmek için ot yolup çuvalla akşam eve taşıdım.
Gece karanlığında,babamın eşeğin sırtına yüklediği güğümlerin arasında beş yaşımdan itibaren dağlardan köye,eve süt getirdim. Bazen domuz,bazen çakal görür korkardım,bağıra bağıra türkü söylediğim zaman hayvanlar kaçardı,korkumu öyle yenerdim.Çünkü köpeğim dağda keçilerin yanında olduğundan yalnız gelirdim ne yapayım.
Başbakanımızın siyasi simgesi.
Bizim köpeğimizin adı Kurt’tu.Ama köyde,rengi siyah olan çok sayıda “Arap” adlı köpek vardı.
İleriki yaşlarımda Kırklarelin'den Muğla'ya,İzmir’den Tunceli’ye kadar gezdiğim,gördüğüm her yerde de bunu böyle gördüm.
Bütün siyah ve alacalı köpeklere “Arap” adı koymak ülkemizde yaygındır.
Ayrıca,köpek,insanoğlunun varlığını borçlu olduğu iki hayvandan birisidir.Bu hayvanların birisi at'tır.
Köpek,kendi sorunu olmadığı halde sahibi için gözünü kırpmadan ölüme gider,hatta sahibi korkudan onu bırakır kaçar da köpek kavgayı ölünceye veya tehlikeyi kovuncaya kadar bırakmaz.
Sahibi onu döver,o da bir yere kaçar biraz sonra döner gelir ve sahibi uyurken gene evin,kırda, ağılda,sayadaki hayvanların bekçiliğini yapar.
Sahibinin mekanına,bölgesine yaklaşan insanların bile hislerini okur,art niyetli iseler,sahibini dinlemeden saldırıya geçecek kadar gözü kara ve bütün "iki ayaklı köpeklerden" merttir.
Köpek, bu yüzden asil hayvandır.İnsanoğlu varlığını ona borçludur.
Bunda en ufak bir kin ve nefret yoktur.
Keloğlan masallarında da hep “kocaman iri yarı,ağzı bir karış açılan,simsiyah tenli dev Araplar" anlatılırdı.Çocukluğumuzda Televizyon yoktu,bizim radyomuz da yoktu.Bu yüzden masallarla büyüdük.

Bu da demektir ki,Türkçe’de Arap=Siyah demektir.
1989 yılında,İstanbul Turizm polisinde tercüman Polis Memuru çalışıyorum,Suudi bir vatandaşın, o makrema mı ne denen uzun beyaz elbisesinin arka cebini,Kasımpaşalı esmer vatandaşlar jiletle keserek cüzdanını çalmışlar.Arap ta içine don giymediği için mabadı meydanda bize müracaat etmişti.
Adamın haline hem üzülmüştük,bir yandan gereken işlemi yaparken, diğer yandan,oturduğu sandalyede,mabadını gazete ile örtmeye çalıştığını gördükçe de çaktırmadan sırıtmaktan da kendimizi alamıyorduk.
En çok sırıtanlar da, biri Urfalı diğeri Hataylı,Arapça Tercümanımız olan Polis arkadaşlarımdı.
O sırada bir başka turisti ifade için şubemize getiren, Malatya’lı bir polis arkadaş Suudi vatandaşın “Arap” olduğunu öğrenince şaşırmış ve “Ama bu siyah değil” diyerek şaşkınlığını saklayamamış ve bizi epey güldürmüştü.
Bu arkadaşla çok zaman görüşmüştük.Bu yüzden olay aklımda kalmış.
O Zencileri Arap sanıyormuş.İşin aslı da böyledir. Siyah renginden dolayı Zencilere Türkçe’de “Arap” denilir.
Yine renginin siyah veya alacalı olmasından dolayı köpeklere de “Arap” adı verilir.
Oysa, Suudi yani Hicaz Arapların rengi “beyazdır” aynı bizim gibidirler.
Bedevi denilen çöl Arapları,Irak’tan Fas’a kadar,bizim Güneydoğu bölgemiz ve Hatay’da yaşayan bütün Araplar da “esmer-buğday” renklidirler.
Bu yüzden Arap adı,insanımız arasında Araplarla alakalı bir anlamı olmadığı gibi hiçbir millete de hakaret anlamında değildir.Tamamen “renk” ifade etmektedir.
Peki başbakan bunları bilmiyor muydu biliyorsa bunu niye yaptı?
İşin sırrı yine Arap-Köpek meselesinin tanımlanmasında yatmaktadır,buyurunuz;
Kendisini başka insanların emrine veren,köpekten daha da sadakatle başka bir insana hizmet eden "iki ayaklı köpekler", kuru ekmek,kuru soğan,kuru fasulye ve özgürlüğü ile kanaat eden insanların özgürlüklerini tehdit ettikleri için,özgürlüğüne düşkün insanlar,iki ayaklıları uyarırlar ve "Sen insansın,insanın insana köpeklik etmesi yakışmaz,vazgeç,zararın bize de dokunur" diye bu iki ayaklıları aşağılarlar.
Utanılacak olan,bir insanın insanlığından utanmadan,özgürlüğünü terk edip,yağlı kemik, kadife döşek,zenginlik veya akılsız başını taşıyan gövdeyi doyurmak uğruna insanın,Ağa,Pir, Şeyh, Şıh,iş adamı, yabancı devlet veya devlet adamı gibi insanlara köpeklik, kulluk etmesidir.Başka özgür insanların da özgürlüklerini kaybetmeleri için,sahibi uğruna onlara savaş açmasıdır,hilelere,yalanlara dayalı siyasetler yürütmesidir,güvenlerini kazanarak aldatmasıdır.
Budur işte utanılacak ve aşağılanacak olan.
Bu şerefli milletin Cumhurbaşkanlığını başbakanlığını temsil ettiklerini unutarak,Arabistan şeyhinin oteline ayağına kadar giderek sağlı solu adama "yakın koruma" olanlar,Arap sermayesi ile halkımız üzerinde sinsi Amerikan kaynaklı projelere alet olanlar utanmalıdır.
Arap adının köpeğe konulmasından değil, işbirlikçi Araplar, sömürgeci devletlerin köpeği olduklarından, işbirlikçiliklerinden dolayı kendi köpekliklerinden utanmalıdırlar.
Çünkü,her ne kadar,böyle aşağılık işleri kandilerine yakıştıran etekli kavim de olsalar insan kılığında gezmektedirler.Üstelik de alınganlık göstermektedirler.
Atatürk ve arkadaşları,Libya'da Derne'de,Tunus'ta,Mısır'da,Irak'ta,Suriye'de vatanı için savaşacak Arap bulamadılar.
Cumhuriyet döneminde,Mısır başbakanının "Bizi de kurtarmak için ne istersin" sorusuna, "Bana 500.000 vatanı için ölecek Arap bulabilirmisin?" diyen Atatürk'e,aynı başbakandan "Boş verin paşam bu iş olmaz" cevabı gelmiştir.
Suudi Arabistan ve tüm Arapların paraları Amerikan,İngiliz,İsviçre bankalarındadır.Hepsi,petrol ve diğer doğal kaynaklarının çıkışta %60'ını,işlemelerinden sonra %80'ini ABD-AB'ye vermektedirler.
Arap Irak, ABD ve NATO koalisyonuna bir ordu çıkarıp savaşabilmiş midir?
Vatanı için savaşmayan,sömürgeci devletlerle bir olup Türk milletini arkadan vuran,sonra da "Türkler bizi geri bıraktı" diye iftira atan bir işbirlikçi Arap köpekten aşağıdır.
Hangi Arap bir şey icat etmiş te Türk onu engellemiştir?
Hangi Arap vatanı için savaşmış ta Türk destek olmamıştır?
Bu gerçekler karşısında,köpek Arap'ın yanında kahramandır.Heykeli dikilmelidir.
Hicaz,Libya,Irak,Suriye,Filistin çöllerinde,"maaşını yutmuştur" zannıyla, Araptan başka,kaç köpek şehit Türk askerinin barsaklarında Mecidiye altını aramıştır?
Suudi Arabistan'ın devlet olarak tanınması ile ilgili antlaşmanın imzalanması sırasında,Türkiye Cumhuriyeti resmi heyetinin gözlerinin içine baka baka;
-"Hz.İsmail'dan dolayı biz Sami Milleti sayılırız,Türkler Yecüc-Mecüc'tür. (Yani Şeytanın ordusu ve soyu)" diyen Mekke şerifi Hüseyin'in Hicaz Melezlerinden ve onlara biat etmiş Kertenkele yiyip deve sütü içen,vatan,millet gibi değerleri olmayan,1200 yıl Roma'ya,Bizans'a köle olmuş bir kez bile devlet olamamış,halen de öyle olan,Atatürk'ün ölümünden yıllar sonra, Libya'lı Ahmet Muhtar'dan başka adam çıkaramamış onu da işbirlikçilikleri ile satarak,Roma'ya boynu prangalı göndermiş çöl bedevilerinden, insanlığa,Türk'e ne gibi bir fayda gelebilir?
Ama gelen zararların çok azını yazdık.
-->
Türk Milleti,kendisine “Yecüc-Mecüc” diyen,şeytanın ordusu ilan eden, Güney Türkistan’da,Cürcan'da,on binlerce toplu kesilen Türk esirlerin kanıyla değirmen çevirip,buğday öğütüp intikam ekmeği yiyen Hz.Ömer’in komutanı Haccac gibi Hicaz Araplarının mevalisi* değildir ve bu çöl Arapları için akıtacak bir damla kanı yoktur.
Adana'da Ermeni isyanını bastırmak isteyen Türk askerine karşı,Ermenilerle birlikte savaşmak için gitmiş dedeleri için, "Adana'da zalim bir vali varmış,dedem haksızlığa karşı olduğu için bu yolda savaşırken şehit oldu" diyen bir adama bu lafı elbette çok görmemek gerekir.
Başbakan geldi geleli,durmuş terör azdı, Türk'üm demek suç oldu, "Hepimiz Ermeniyiz" yürüyüşleri ve daha nicelerini birlikte yaşamadık mı?
İzmir'de kanalizasyona düşmüş bir köpeği "Arap" diye çağırarak kurtarmaya çalışan bir itfaiyecinin bu sözünden "Arap Milliyetçiliği" çıkarılırsa,buna başbakan sahip çıkarsa duyacağı da olacaktır elbet.
Bu da ülkeyi “36 parçaya” bölmeyi amaçlayan o açılımlarının bir boyutu mu acaba diye soruyor sunuz haliyle?
Bu gün,Avrupa parlamentosu,Ruhban okulu yetimhanesinin Patrikhaneye teslimi için ülkemize “bir hafta “ süre tanıyan bir karar almış.
Verilmezse memleketi terörist ilan edip işgal ederek Irak’a getirdikleri demokrasiden mi getirecekler diye sormadan edemiyor insan.
Akp gelinceye kadar bu kadar aciz bir devlet görüntüsü ile karşılaşmamıştım inanın.
Başbakanın, bir köpeğe “Arap adının verilmesi konusunu gündeme getirmesindeki saçmalığı açıklamak imkanı yoktur.
Bir başbakanın yönetiminde bulunduğu halkını aşağılayan,suçlayan böyle bir söz söylemesi için ya geri zekalı olması gerekir ki her söylenileni yapsın ki bir başbakana bu sıfatı yakıştırmak milleti de bu kefeye koymaktır,sekiz yıldır Türklüğümü aşağılayan her şeye izin verse de gene olmaz;
İki,Başbakan cahildir desek ülkenin ve dünyanın gezmediği yerini, bırakmadı,gezi kültürü bile cehaleti ortadan kaldırabilir nispeten cahil diyemeyiz kanaatindeyim;
Son olarak “art niyetli” diyebiliriz ki,etekli Gürcü kavminden olması,gelen seçimler ve Anayasa oylamasında,kendi başlattığı “bölücü” açılımların arkasında olduğunu göstererek oy derdine düşmüştür.
Türkiye’de başbakan olup,”Arap” kelimesinin bir kavmi değil “siyah” rengi ifade ettiğini bilmeyen veya bildiği haldebölücülük” yapan, kendisine o “başbakan koltuğunu sunan” necip Türk Milletini haksızca suçlayan,aşağılayan bir başbakanı daha ne kadar başımızda tutacağımızı da milletime sormak isterim?
İnanın böyle bir iktidar tarafından yönetilmiş olmaktan,sekiz yıldır Türk olarak her akşam Tv programlarında ve yazılı basında aşağılanmaktan gına geldi.
Bu milletin yakasından düşün artık “Recep bey”,düşün,efendilerinizin koltuğu altına gidin.
İnsan olan utanır,sizde böyle bir hasletin de bulunmadığını gördük.
Yahu sen kimin başbakanısın be adam?
Yarın oy istemeye gittiğinde bu milletin yüzüne nasıl bakacaksın?
Senin konuştuğun meydana giden şerefsizdir inan.
ABD’nin mi,AB’nin mi,Gürcistan’ın mı,işbirlikçi faşist feodal Kürtlerin mi,Arapların mı,Yunanistanın mı?
Türk Milletinin başbakanı olmadığın artık açık oldu.
Utanın,utanın,utanın,yakında sandıkta hak ettiğinizi bulacaksınız!!!

Adilyargic/Keykubat

*Mevali=Kuran İbrahimSuresi 4.Ayet,"Biz, görevlendirdigimiz her resulü ancak kendi toplumunun diliyle gönderdik ki, onlara açık-seçik beyanda bulunsun...." diye bildirdiğinden,Kuran'ın da Hicaz Araplarına gelmesi nedeniyle (Fussilet Suresi 44 ve böyle 18 ayet vardır.),Mekke ve çevresi yani Hicaz Arapları,Müslüman olan ama Hicaz Arap'ı olmayan bütün kavimlere "MEVALİ=KÖLE" demektedirler.
Bir milletin dinini kabul eden başka milletler o kavmin Mevalisi yani Kölesi olurlar.Osmanlı'nın "Surre alayları" ile 1915-17 Çanakkale,Süveyş Kanal savaşları sırasında bile,onca yokluk içineyken bu Arapları beslemek için Surre-Rüşvet alayları ile bunlara hediyeleri deve kervanları ile gönderilmiştir.Akıllı olan Mevali olmaz. 

Başbakanı utandıracak Arapları seyrediniz! Bakın nasıl havlyorlar:))

26 Ağustos 2010 Perşembe

GOOGLE ERASE’S BLOGS OPPOSITS TO GOVERNMENT


GOOGLE ERASE’S BLOGS OPPOSITS TO GOVERNMENT

AKP and Google are you the sword of the Democles?


GOOGLE ERASE’S BLOGS OPPOSITS TO GOVERNMENT
I clicked my blog that was titled “TACI HAINE GIYDIREN MILLETIN KANI DINMEZ” to day about 16.00 pm.
But I had a message that was saying,as far as I remembered “this blog doesn’t work.”
Later I had a warning messages that was saying “verify this blog is yours blog with SMS”.
Approximately one years ago I verified with e-mail and problem was solved.
Firstly I suspected of “fraudulency of Identity” and I waited.Later I send message to verify,then I had google messagees two times for “ verifying codes”
I entered them,behind of this I had a message “Google found your blog is spam and deleted.”
Why did you ask of me to verify with “SMS” İf you’d delete it?
Why didn’t give me any time to save may writings ?
How can be “spam blog” my blog if some same articles written by me that broadcasted in my two blogs?
Also,not all the articles were same in two blogs too.
Why didn’t you erase my blog for two years untill now if two blogs contained same articles that they were broadcasted by me?
My articles in my blog were political and opposit to governmental political party AKP (Justıce and Development Party ) and non supporting any opposition parties in Turkey.
İn this week,our priminister Recep Tayyip Erdoğan joined a few television interview and when the question directed hisself about “banned You Tu be”,priminister answered by saying ;
All internet companies are obeying our wishes about some materials that we described harmfull for our people to be deleted,but only YouTube opposits to us and in close future I think that we’ll agree with them.”
After a few days of this interview my blog deleted by google.
17 days before constitutional referendum.
My country will be “constitutional Monarchy or Nazizm” if people vote “YES” and all democratic earnings of 90 years will be lost.
Deleting my bolgs by google directs me governmental obligations on the google.
Iam right too!
Because of these reasons,deleting my blog is disgusting,realy disgusting.
Do my self thanks to google not deleted both of my two blogs at all ?
I can say a word for google;
-You may need the democracy one day.
Don’t be the sword of the Democles!!!
Don’t sell your broadcasting principles for a temporary earnings.
Respectfully to all readers.
Adilyargic/keykubat

Referandum bitti,blogum iade edildi ama?-

MY BLOG RETURNED BUT?

I thank to international internet press freedom supporters.

Tanks very very much to all of them.

My Blog returned back after dırectıon of a questıon about "ınternet censorshıp" in Turkey,on the Sept.25th.2010 to Abdullah GUL who is the President of the Turkey  during His USA-Colombia University speechification. (!)

Yes my blog returned back 47 days later,but nobody can reach it's articles.

Thıs ıs the message of the Google that report my blog recovered back.But,my articles never seen on the google.?
This is very interesting "freedom" and recompensation, isn't it ?


15.Ekim 2010'da yaptığım ektir.
« Gelen Kutusu sayfasına geri dön

Arşivle

Spam olarak bildir

Sil

Şuraya taşı


Etiketler


Diğer işlemler

‹ Daha yeni 4 / 52 Daha eski ›

http://adilyargic.blogspot.com/ eski durumuna getirildi







Gelen Kutusu

X







Yanıtla

|

Blogger

 Kime: bana
ayrıntıları görüntüle 12 Eki (3 gün önce)


     Merhaba,

     http://adilyargic.blogspot.com/ blogunuzla ilgili başvurunuzu aldık. İnceleme sonucunda, blogunuzun yanlışlıkla otomatik sistemimiz tarafından hizmet şartlarını ihlal ediyor olarak işaretlendiğini belirledik ve blogunuzu eski durumuna getirdik. Bu durumun yaratmış olabileceği sorunlar için özür diliyor ve incelememizi tamamlarken gösterdiğiniz sabır için teşekkür ediyoruz.

     Anlayışınız için teşekkür ederiz.

     Saygılarımızla,

     Blogger Ekibi

REFERANDUM,SENDİKA,KADINLAR VE İMAM NİKAHI



REFERANDUM,SENDİKA,KADINLAR VE İMAM NİKAHI

Şehitlere devam,terör örgütünün her şeyine eyvallah siyasetine devam.

AKP’nin 22.Temmuz 2011’de yapılacak genel seçimler öncesinde kendisi için bir güven oylamasına dönüştürdüğü ve başbakanın ifadesiyle “Bu anayasa değişikliği 2011’de yapılacak genel anayasa değişikliği için bir anahtar olacaktır” ifadesine çok dikkat edilmelidir.

Neden bu oylama bir “anahtar”dır ve neyi açacaktır?

Malum PKK’nın Diyarbakır Belediye başkanının Tunceli’de yaptığı “Özerk Kürdistan” beyanı ile yakından alakası olduğu kanaati herkeste mevcuttur.

AKP’yi oluşturan kültürün,1890’lardan bu yana İngiliz istihbaratı ile işbirliği içinde olduğu tarihi belgelerle yıllardır televizyon kanallarından açıklandığından herkesçe malum olam Kürt aşiret reislerinin çocukları,torunları ve onların düşüncesinde olan "İslam Kürdistanı” fikrine inananların hakim olduğu,Şeyh Sait’lerin,Seyit Rıza’ların tekrar kahraman ilan edilmeleri ile ortadadır.

İşte yakın dostları.Referandum bunlara çaılşacak.

Başbakan’ın 03.Ekim 2003 seçimleri son rasında hükümet olan AKP’nin CHP desteği ile “siyasi yasağının” kaldırılmasının ardından Siirt milletvekilinin düzmece bir operasyonla vekilliğinin düşürülmesinin ardından Siirt Milletvekili seçildiğini bilmeyenimiz yoktur.

AKP’yi kuran,oluşturan “İslami Kürdistancılar”dır ve bunların ideolojileri de,Bitlis’li dönme Ermeni Said-i Kürdi’nin,”Nurculuk” tarikatıdır.geçmiş yazılarımda bu konuda yeterince açıklama zaten vardır.AKP hükümetini oluşturan İslam Kürdistanı heveslileri olan bakan ve milletvekillerinin çoğu toprak ağası ve şıhtır.

Bunların hepsi sekiz yaşından itibaren ileri yaşlarda çok sayıda evlilikler içindedirler.Doğulu Kürt arkadaşlarımdan öğrendiğime göre bunların haremlerinden başka her köyde birer eşleri vardır.Bunların köylerinin sayıları da 350 ve yukarısı rakamlara varmakta olduğunu hatırladığımızda adamların karılarını bile hatırlamadığı gerçeğini bile çıkarabiliriz.

Bunlara bu kadar karının da yetmediğini görüyoruz.02.Ocak 2006 tarihli Hürriyet Gazetesinde Olcay PINAR’ın haberini okuğumuzda meclisteki 550 milletvekilinin yarısının da Meclis’teki sekreterlerinden başka civarda buldukları hanımlarla “imam nikahlı olduğu” yazılmaktadır. http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=3727656&tarih=2006-01-02

Devletin Medeni Kanununda belirtilen “Tek eşlilik” ilkesinin de özellikle,bu yasaların yapıcısı olan ve koruyucusu olması gereken milletvekillerince nasıl çiğnendiğini,evlilik gibi kutsal bir kurumun şehvet arzuları uğruan nasıl suyunun çıkarıldığına AKP’nin ve meclisteki diğer ağa,pir,şıhlardan oluşan Kürt feodallerinden oluşan milletvekillerince nasıl birer zina,fuhuştan ibaret hedonist,sapık,pedofilik bir hale getirildiğine tanık oluyoruz.

Her bölgeye ayrı bölücülük siyaseti.

Daha akşam AKP yandaşı bir kanalda “İmam nikanının resmi nikah haline getirilmesi ve bu yönden doğan mağduriyetlerin ortadan kaldırılması “ konuşuluyordu.

Hani kadına “pozitif ayrımıclık” bu anayasada getiriliyordu?

Anayasada yukarıda anlatılan zavallı Kürt kadınlarının ve köyleri ile satılan Kürt toprak işçilerinin,töer cinayetlerine kurban giden Kürt kadınları ve kız çocuklarının özgürlükleri konusunda tek bir madde olmaması ibret vericidir.

Pozitif ayrımcılık herhalde,Kürt feodalleri olan hükümet erkanının,adlarını,yüzlerini bile hatırlamadıkları sayısız eşlerini bir zamanlar Adnan Oktar Hoca’nın motorları olayına benzer sapık cinsel yaşamlarını resmileştrimek,yani,”dindar abazan” milletvekillerine ve Kürt feodallerine yaptıkları zinayı resmileştirecek bir kurum oluşturmak,bu yolun yolcusu hanımlara da “yasal koruma sağlamak” şeklinde algılamamak mümkün değildir.

Adnan Oktar hoca hani şu “Harun Yahya “ adlı sitesinde bütün dünyaya Fethullahçı bir Ilımlı İslam öğretisi veren zat.

Ne yapıyordu bu vatandaş?

Buyurun işte;

Basının,hak yolundan değil,bok yolundan ilişki kurdukları belirlendiği için “motor” adını verdiği iki hanımın, kendilerinin seks kölesi olarak kullanıldıklarına dair Cumhuriyet Savcılığına başvurmaları ile ortaya çıkmış,Adnan hocanın bu yolla ilişki kuranlardan para sızdırmak içinde şantaj yaptığını iddia etmişler ve hoca efendi (!) 255 gün hapis yatmıştı.Sonunda sap dönmüş keser dönmüş bir şeyler olmuş,”Yalancısın Yaşar,karakolda doğru söyler mahkemede şaşar” türküsü örneğinde olduğu gibi bu kızlar bir yıla yakın bir aradan sonra ifadelerini değiştirmişler ve Adnan hoca serbest kalmıştı.

Bu olayda fuhuş dümeni hatıladığım kadarı ile şöyle çalışıyordu.

Kadın arayan dindar abazan kişi Adnan Hocaya müracaat ediyor,o da hoca olduğundan bir imam nikahı kıyıyor,fuhuşun ücreti olan para da nikahın “mehiri” olarak kadına veriliyor,hoca efendi de bahşişini alıyor,abazan dindar kişi ilişkiye giriyor,ilişki sonunda tekrar hoca efendinin önünde dini kurallar içinde boşanıyorlardı. http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2000/08/06/229497.asp

Ortada dinin istismar edildiği,ancak “ahmakların inanacağı” bir fuhuş,bir beyaz kadın ticaretine apaçık “dini kılıf” uydurularak bu ahlaksızlık sürdürülüyordu.

Ülkede sigortalılar bile hastane hastane dolaştırılırken,Ermenistan'dan getirilen aylak gençler rafaha kavuşturuldu.Sen önce ülkendeki on milyon kadar işsizleri "kömür,makarna poşetine muhtaç olmaktan kurtar" ey başbakan.Yabancıya yardım da sonra olsun.

AKP’nin ilk yıllarında,milletvekillerine “imam nikahlı (!) sekterelerinin kocalarınca, fahiş paralar isteyerek ” yapıltıkları şantajlar yüzünden ZİNA’nın suç olmaktan çıkarıldığını hatırladığımızda bu “kadına pozitif ayrımcılığın” kadına bir yararı olmadığı gibi,fahişeliğine resmiyet kazandırmaktan öte gitmeyen bir çalışma,aldatmaca kandırmaca olduğunu görelim.

Biraz da emekli ve çalışan memurlara “sendika ve toplu sözleşme” aldatmacasına değinelim.

Sendika kurulunca,her memurun maaşından doğal olarak sendikaya ister istemez aidat kesilecek,toplanan milyarlar,hükümetin atadığı resmi,bir sendikal çete tarafından yönlendirilecek.Memurlar ve emekliler kendilerine yılda iki defa verilen zamları hükümetle oturup konuşabilecekler.İstedikleri maaş miktarını söyleme haklarına kavuşacaklar.

Ancak,hükümetin mevcut işçi sendikalarına her zaman yaptığı davranışla karşılaştıklarında ne olacak?

Yani;

-“Benim sizlere ayırdığım b ütçe bu kadar daha fazlasını veremem” dediğinde çalışan memurların “Grev hakları” olmadığı için kuzu kuzu boyunlarını büküp görevlerine dönecekler ve verilenle yetinecekler.

İşte "EVET" derseniz bunlara devam diyeceksiniz!

Çünkü bu madde,anlaşmazlık halinde,”hükümetin atadığı” bir uzlaşma kuruluna müracaatı getiriyor.Kurul da hükümetin aksine kara verme şansına sahip değildir.Yani,memur nereye uzansa “hükümet tarafından kuşatılmış durumdadır ve kaçarı da yoktur.

Emeklilerin “Grev hakları” olsa bile grev şansları da olamayacağı için onların durumu daha vahim.

Zaten aldıkları maaş bir halta yaramayan çalışan ve emekli memurlardan yapılan sendikal kesintilerle memurlar biraz daha fakirleşecekler.

Peki,zaten aldıkları maaşları bir halta yaramayan çalışan ve emekli memurlardan “kaynağında kesilen (maaşların kesintiler yapılmış halde ödenmesi” ve memura hiçbir şekilde geri dönüşümü olmayacak olan sendika aidatları” ne olacak?


Züğürt Ağa filminde,nikahlı eşinin bırakıp kaçtığı ağayı nikahsız kapatması sahiplenir.Bu kadınların hakları için bir tek "pozitif ayrımcılık" yok bu anayasa değişiklik taslağında.Hatta böyle mağdurların çoğalmalarını desteklemektedir.Yani medeni haklarda Osmanlı'dan geri bir düzeye doğru devam.

Geçenlerde,”İşsizlik keseneklerinin” iç borçlanma faizlerine harcanması veya hükümetin üstün zekalı çocuklarına,yandaşlarına “kredi kaynağı” olmaktan başka şansları yoktur.

Yani,hükümet “sendika aldatmacası ile” devlet eliyle “dolandırıcılık hak gaspı” yapmaktadır.

Kadınlara “pozitif ayrımcılık” dediği de sosyete fahişeliğine “resmiyet” kazandırma görüntüsü içindedir.

Kadın ve memur konuları zaten İş Kanunu,Medeni Kanun,Türk Ceza Kanunu ile düzenlenmiştir.

Oldu olacak,onbinlerce maddeden oluşan bütün kanun maddelerini anayasaya geçirsinler,yaniJ))

Anayasa referandumunun asıl amacı,AKP’nin ülkenin “bölünmez bütünlüğü,devletin şeklini belirleyen değiştirilemez” hükmü bulunan maddelerini terör örgütünün ve hükümeti oluşturan işbirlikçi Kürt feodallerinin istekleri yönünde devleti ortadan kaldıran değişiklikleri yapması ile “cezalandırılmaktan kurtulma” amacına hizmet etmektedir.

Bu yüzden oylamaya katılmak ve pusuladaki “kahve renkli” bölüme mühür vurmak her vatanseverin vazifesidir.

Saygılarıma!

Keykubat

Sözde Anayasa değişikliğinin tam metni için; http://www.sendegel.org/index.php/2010/03/ak-parti-anayasa-taslagi-degisikligi-maddeleri-paketi/