"Türkiye Türklerindir +40" Bloguna Hoş geldiniz!!!

Ey Türk Milleti!
Birinci vazifen seni İslamcılık ve Türkçülükle benliğinden koparan, Araplaştıran din, devlet, ticarette sana yer vermeyen, seni küçük dereceli askeri görevlere vererek ölüme süren, sana hocalık, başbuğluk eden hainlere giydirdiğin tacı geri almaktır. Bunu yapabilmen için seni uyandıracak her türlü bilgi ve belge mevcuttur. Ya özgürlüğünü kazan ya da öl. Kölelikle atalarının kemiklerini sızlatma. Arap Rumların ırkçı kinci ensest sapık dinlerinden çık. Kurtuluşun başlangıcı burasıdır. Aklen kurtulmadıkça saltanatın da olsa kölesindir unutma. Sen özgür birey olmadıkça kardeşliğin önemi yoktur. Devletin her yüksek kademesine göz dik yerini al. Tırsma. Çabala, savaş ve kazan! Birlikte yaşadığın kavimlerle kardeşlik o zaman daha güzel olacaktır. Alaeddin Yavuz

Tarih boyunca atalarımız günümüzdeki kadar, her türlü bilgiye ulaşabilecek böyle bir çağ yaşamadılar.
Bizler tümünden şanslıyız. Buna dayanarak, blog içerikleri binlerce yıldır doğru bilinenleri sorgulamaktadır.
İster bu bloğda, ister okulda, camide veya başka yerde hiçbir yazılanı, öğretileni “sorgulamadan, araştırmadan” doğru kabul etmeyiniz!
Vatan-Millet davası,hiçbir kurum veya kuruluşa havale edilemez, milletçe sahiplenilmedikçe hiç bir dava milli değildir.
Davasına sahip çıkmayan halk da millet değil sürüdür. Adilyargıç/Keykubat.

Blog yazılarının telif hakları-copyright © “adilyargic; adilyargicc; keykubat.blogspot.com ve keykubat.blogcu.com” rumuzlarıyla yazan Alaeddin Yavuz’a aittir.
Hala okumak istiyorsanız buyurunuz.

Saygılar, sevgiler!

Hakkımda

Fotoğrafım
Balıkesir , Bandırma , Türkiye
KENDİLERİ İÇİN PLAN YAPMAYAN MİLLETLER, BAŞKALARININ KENDİLERİ İÇİN YAPTIKLARI PLANLARA RAZI OLURLAR.Keykubat- ATATÜRK'TEN SONRA ÜLKEMİZDEN TÜRK ve MÜSLÜMAN HALKLAR İÇİN PLAN YAPAN ve EZİLEN HALKLARA ÖNDER OLACAK SİYASET İZLEYEN BİR LİDER ÇIKMAMIŞ, ARDILLARI,ONUN İZLEDİĞİ ANTİ EMPERYALİST SİYASETİ TERK ETMİŞ,DEVLETİ AB-D KUCAĞINA ATMIŞ VE ONLARA BAĞLILIĞI ATATÜRKÇÜLÜK SAYMIŞ,HALKIMIZIN DİNİ VE IRKİ DEĞERLERİNİ AŞAĞILAYARAK TAHRİK ETMİŞ, KADEMELİ OLARAK HALKIMIZI HIRİSTİYANLAŞTIRMAK İÇİN DIŞ GÜÇLERCE GİZLİ-AÇIK DESTEKLENEN SAPIK DİNCİ YAPILANMALARI GÜÇLENDİREREK,İKTİDARA TAŞIMIŞ,IRK,MEZHEP BAĞLAMINDA KARŞILIKLI DÜŞMANLIKLAR YARATMIŞ, ÜLKENİN KAYNAK VE SERMAYESİNİ YABANCILARA PEŞKEŞ ÇEKMİŞ,YUKARIDA SAYILAN AB-D PROJELERİNE GÖRE ASKERİ DARBELERLE KENDİ MİLLETİNİ SİNDİREREK BÖLÜNMENİN YAŞANDIĞI BÖYLE GÜNLERDE BİLE TEPKİSİZ KALMASINI SAĞLAYAN KORKU ORTAMINI HAZIRLAMIŞ,BENZER MUHTELİF İHANETLER İÇİNDE BİR ŞEKİLDE YER ALMIŞLARDIR.İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ GÜNÜN DURUMU BUDUR-Keykubat İNSAN,PRANGA VURULMAKLA,KIRBAÇLANARAK ÇALIŞTIRILMAKLA ESİR OLUR.ESİRLİĞİ YAŞAM BİÇİMİ OLARAK BENİMSERSE KÖLE OLUR. VATANINIZA,DEĞERLERİNİZE,ÖZGÜRLÜĞÜNÜZE SAHİP,HER TÜRLÜ EMPERYALİZME KARŞI ÇIKIN!!! Keykubat

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Translate

Bu Blogda Ara

türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2015 Çarşamba

SON YILLARIN OLAYLARI SAVAŞA ZORLAMA BASKILARIDIR.

Türkiye bir yerlere girmeye zorlanıyor. Yeni değil uzun zamandır bu bir gerçek.

2003 Mart teskeresiyle Irak'a girmek ve ülkeyi Amerikan üssü haline getirecek girişimler boşa çıkarılmış, 2088'de 1992'nin tekrarı olan Gürcü-Rus savaşına girmemiz, zamanın genelkurmayının çabalarıyla engellendi. 2011 Libya işgaline bira tuz atarak kurtulduk, ardından gelen Suriye işgali üstümüze yıkıldı ondan da El Nüsra, ÖSO, IŞİD, EL KAİDE örgütleri öne sürülerek kurtulundu.

Bunlar, küresel işgalci Haçlı ve Lev Tahor Yahusisi Mason sermayenin hoşuna gitmedi.

PKK'ya doğu Anadolunun peşkeş çekilmesi, şehirlerin yağmalanması, eğitim kurumlarından sokaklara anarşinin hortlatılması, öğrenci olayları, tecavüzler, insanlık dışı cinayetler hep "kaos üretim merkezlerinin" ve işbirlikçilerinin işleridir.

Kuzeyde, her ne kadar geçenlerde Rusya ve Ukrayna ateşkese razı oldularsa ola bitmemiştir. ABD, Ukrayna'ya daha iki gün önce 600 asker göndereceğini açıklamış, bu RT ve EuroNews kanallarında haber olmuştur.

Rusya'Nın Kırımda dahi kalmasına razı olmayan küresel sermaye, Rusya'yı Ukrayna, Türkiye ve Kafkaslardaki Vehhabi Çeçen, Çerkez, Yahudi Kırım Tatarları, Gürcistan ve Türkiye ile Karadenizin ötesine hapsetmek istemektedir. Aynı baskıyı doğudan Japonya, Çin, Tayvan, G.Kore gibi ülkeler ve Filipinlerle yürütmektedir.

Rusya'Nın başına getirilen Putin küresel sermayeyi ciddi olarak tehdit etmektedir.

Ukrayna sorunu, Rusya'nın Karadeniz'in
ardına hapsedilmesini hedeflemektedir.
Suriye'nin ve ABD'den korkuya düşmüş, Ortadoğu Müslüman ülkeleri ile Afrika ülkeleri de Rusya ve Çin'i alternatif, kurtarıcı bir denge unsuru olarak gördüklerinden ABD'nin hegemonyası "prestij" kaybına uğramaktadır. 

Çin'in de ABD muhalifliğine katılmasına ek olarak, ABD'nin küresel hakimiyetinden hoşnut olmayan AB ülkelerindeki bazı milliyetçi sermaye de bir meydan okuma içinde olmasa da hoşnutsuzluğunu göstermektedir.

Örneğin Almanların Libyaişgaline destek vermemeleri, bazı Avrupa ülkelerinde ABD karşıtı toplantıların yapılmaları gibi olaylar aratarak sürmektedir.

İşin kötüye gittiğini gören ABD'de üstlenmiş küresel sermaye, Obama'nın "demokratik kişiliği, yumuşak emperyalizm faaliyetlerini" korkaklık, başarısızılık olarak görmekte ve Obama'nın ABD senatosundaki çoğunluğunu elinden alarak, faşist, köktendinci Cumhuriyetçileri beslemektedir.

Bütün bu gelişmeler ışığında, ABD, Türkiye'nin bir an önce, Suriye, Ukrayna, Kafkasya, İran cephelerinde aktif askeri güç/jandarma olarak görev alması için baskı yapmaktadır.
Putin, Obama görüşmeleri
barışçıl sonuçlanmıyor.

Bunu yaşama geçirmek için de Türkiye'ye de beslettiği Irak Suriye'deki terör örgütlerini, ülkemizdeki uyuyan yapılanmalarını harekete geçirerek hükumeti ve devleti tehdit ile Jandarmalık görevine zorlamaktadır.

Sözde IŞİD tehdidi yüzünden Süleyman Şah türbesinin kaçırılmasını takiben Malatya'da iki uçağın kaza ile düşmesi pek akıllıca gelmediğinden, gerçekte, ülkemizin savaşa zorlanması amacıyla düşürülmesinin düşünülmesi akılcı olacaktır. Bu da ülkemizin savaşa zorlanmasından başka şey değildir.

Seçim öncesi de sonrası da AKP buna cesaret edemez. Savaş kan, ölüm, yağma, talan, işsizlik ve kıtlık getirir. AKP'yi ilk boğacak olan onu ayakta tutan kesim olur. 

AKPKK bunun bilincinde.

Ama bir gün kaçınılmaz son kapıyı çalacak, bundan da kaçış olmayacaktır.

Bakalım daha ne kadar idare edebilecekler.
ALMAN EKONOMİ BAKANI SİGMAR GABRİEL
ABD TİCARETİNDE KAYIP ENDİŞESİ OLDUĞUNU
AÇIKLADI VE İŞ ADAMLARINI UYARDI.
(Tıkla)


Siyaset tarihimizin gelmiş geçmiş en fırıldak siyasetçisi Recep Tayyip Erdoğan ve AKPKK'sı bu baskılara bakalım daha ne kadar dayanabilecekler?

Sevgili milletimiz ise, her şeyin hep böyle gideceği rahatlığı içinde AKP'nin kendilerine verdiği kıymet ölçüsünde sunduğu büyük-küçük nafakaların hep süreceği zannından kurtulmalı, bastıkları toprağa aktif olarak sahip çıkmalıdırlar.

Son yıllarda yaşadığımız ve yaşamakta olduğumuz her türlü olumsuz olayların ardında bizi savaşa zorlama siyasetleri olduğunu lütfen görelim.

Bir de AKP'li milletvekilleri Osmanlıcılık adı altında sarıklı türbanlı resimleriyle kendilerini tanıtma kampanyasına başladılar. Oysa, sarık kökeni İslam'a dayanmayan, şeytana Güneş Tanrıçasına tapınam dini olan Sabilikten ve Keldanilikten alır.

IŞIK KRALI (NUR) olarak anılan tanrı, ilk yarattığı meleklerine, kızlarına (karılarına) "nurdan hale"den bir taç yapar giydirir. Bu halenin temsili olarak da "Beyaz Sarık" örtmelerini emreder. Sabilerin kutsal kitabı "Ginza di Rba" (Öğretmen Ze Cin'i/Hazine) theogony (Tanrı yaratılış) ve Cosmogony (Evren yaratılış) yaratılış mitlerinde bu genişçe açıklanır.

2003 Gürcistan Azınlık Raporu da (A.B parlamentosuna sunulan) R.T.Erdoğan'ın Gürcistandaki kökeni olan Batum Bakata  (Asi demekmiş)kasabasının da Batum'un da 1915'de Enver paşanın tehcirinden kaçan Süryanilerin sığındığı kasaba olması, Süryanilerin de Sabilerin Ortodoks Hristiyanlığa geçmiş Sabi kavmi olması (Armiler ve Haramiler) bu bağı doğrulamaktadır.

Yani, Osmanlı adı altında Kürtçe, Aramice dil ve gelenekleri yerleştirilmekte, halkımızın dini, giyimi, günlük yaşamı dönüştürülmektedir.

Buı dönüştürmenin uzaması da savaşa girmeyi erteleme gerekçelerinden biri olarak AKPKK'yi başımıza getiren küresel güçlere sunuluyor olabilir inancındayım.
Şarkıcı Atilla Taş'ın bir Twitter paylaşımıyla da bu konuyu bağlayalım;

Osmanlılaştırma hızla sürüyor. Aslında bu Sabileştirmedir.
Sabilerin kitabında Allah beyaz sarık giyer ve Adem'e de
bundan giydirir, diğer meleklerede.
İslam'daki Sarık ise Sabilikten Yahudiliğe geçmiş Sarığın
kutsanmasıdır ama pek de üstünde durulan şey değildir.
Sarık Sabi Beyt Şems Yahudileri, Sabiler, Süryaniler,
Keldaniler kısaca "ŞEYTANA TAPINANLARIN" kıyafetidir

Takdir sizlerindir.


Alaeddin Yavuz/
Alaeddin Yavuz wordpress
keykubat
/adilyargic
/ adilyargicc

19 Ocak 2013 Cumartesi

TURKEY HİNDİ DEMEK DİYE DEVLETİN ADINI MI DEGİSTİRELİM



TURKEY HİNDİ DEMEK DİYE DEVLETİN ADINI MI DEĞİŞTİRELİM?
 


Türkiye'nin İngilizce adının "Hindi" anlamına gelen "Turkey" olmasının sırrını bilmeyen sözde aydın bir hanım, buradan yola çıkarak devletin adının değiştirilmesini isteyen bir yazı yazmış.

Yok, efendim Amerika’da bilmem nerede Türkiye deyince Hindiyi biliyorlarmış ta mışmış!

Yok şöyle olmuş muş ta gerçek hikâyeymiş te miş miş.

Ülkemizden yaklaşık 20.000 km uzakta, Türkiye’nin 30-40 katı büyüklüğünde Amerika kıtasında veya Kanada’da ya da dünyanın bilmem neresinde herkesin Türkiye’den haberdar olması gibi evrensel bir yasa mı var?

Yok!

Bizim yaklaşık yedi milyar insana Türk ve Türkiye adını ezberletmek gibi bir görevimiz mi var?

Yok!

Tarihi bizi yazmıştır ve hala yazmaktadır, merak eden bulur, öğrenir, tanır!

Bizim Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımız kaç ülkenin adını sayabilmekte ve kaç ülkeye gidebilmişlerdir. Bu ülkenin vizelerle ülke içine hapsedilmesini ve cahil kalmasını sağlayan bu gün bu ülkenin adını ve anayasasını değiştirmeyi öneren işbirlikçi güçlerinden başkası değildir.

Batılılar Hıristiyan olduklarından ve dünyaya da egemen olduklarından seyahatlerini Hıristiyan ülkelere yapmaktadırlar aynen bizimkilerin umre, hac için Arap ülkelerini seçmesi gibi.

Sen gidip herhangi İngiliz dili konuşan bir ülkenin köyünde kasabasında “I’m from Turkey” (Türkiye’liyim) derken milliyetçilik yapıp ta “Turkey yerine Türkiye” demezsen Türk ve Türkiye’den haberi olmayan insanlar sana gülerler.

Ben yurt dışında ve ülkemde daime “Türkiye” vurgusunu hep yapmışımdır. Çünkü İngiliz bana dillerini düzgün telaffuz etmem için dayatma yapıyorsa ben de ona ülkemin ve milletimin adını düzgün telaffuz etmesi için dayatırım.

Siz de dayatın!

Korkmayın yemezler, milletinize ve ülkenize saygınızdan dolayı kutlayanlar kınayanlardan fazla olacaktır. Deneyiniz!

-Siz “Turkey” diyorsunuz ama biz “Türkiye” diyoruz, siz de öyle deyin ve yazın diye bir mücadeleyi de başlatmak ta sizlerin aklına gelmez. Facebook’ta bunu sürdüren birçok grup hala vardır.

Türk’ten ve Türkiye’den bile haberi olmayan insanlar kadar “Türkiye” adını benimsemeye açık insan bulamazsınız!

Sizde bu boşluğu fırsata çevirecek beyin yoksa ben ne yapayım?

“Vermeyince mabut neylesin sultan Mahmut! Deyimi böyle mallar, hainler içindir.

AKP döneminde bu ülkede Bayrak bile fazla görülür oldu!
Bir insan, eğer ki art niyetle yazmıyorsa bu kadar yazı yazmadan önce çıkar kitaplarından internete bir dolaşır, bir araştırır. Bu milletin adı binlerce yıldır Türk'tür ve bütün batı dünyası Miryakefalon (1176-Isparta) savaşından beri Anadolu'ya "Türkiye" anlamında Turchia, Turkey gibi adlarla anmışlardır ve halen de anmaktadırlar.

Turizm polisinde çalıştığım 1980’li yıllarda bazı zıpır Avrupalı gençler de bu konuyu dile getirip benle makara yapmaya kalktıklarında onlara aşağıdaki tarihi bilgileri verdiğimde hepsi özür dileyip, verdiğim bilgi için de teşekkürler etmişlerdi.

Bilmeyenlere;

Kolomb 1492'de Amerika'yı Hindistan sandığından "Hint, İndia" dediğinden Avrasya kıtasında bulunmayan Hindiyi de getirdiğinden bu hayvana Hindi denildi. Hindistan'da bu yüzden, bu güne kadar devletin adının değiştirilmesinin gündeme geldiğini ne okudum ne duydum. İspanya kralı ve İngiliz kraliçesi Kolomb'un bilinmeyen bir yer bulduğunu ama tam tespit edemediğini düşündüklerinden onu kaşif saymadılar ve adam başarısız sayıldı. Çok sonradan İspanyolların Amerikan hâkimiyetleri döneminde ilk çıktığı bölgeye "Colombia" adı verildi. Bu gün uzay rampalarının da bulunduğu ABD'nin büyük eyaletlerinden birisidir.

Yıllar sonra Americo Vespuçi'yi İngiliz saltanatı Kolomb'un güzergâhını takip etmek üzere Atlantik’e yolladığında yeni kıtayı zorlanmadan buldu. O da Orta Asya gezisinden yeni döndüğünden Kızılderili çadırlarını Türk çadırlarına benzetti.

Getirdiği Hindi'ye de Amerika kıtasına da önce İngilizler Turkey mi diyelim şeklinde düşündüler.
Ama Osmanlı İmparatorluğuna İngilizler zaten "Turkey" dediklerinden yeni keşfedilen yere yeni ad gerektiğine karar verdiler ve Americo Vespuçi'nin adı “America” kıtaya verildi. Ama Hindi'nin adı “turkey” olarak kaldı.

Hindi anlamındaki adın İngilizce'de "turkey" olarak küçük harfle yazılmasına dikkat edilir.

Hollanda Avrupa’nın keşifler çağında yeryüzünün her yerinde sömürgeler kurmuş, güçlü bir devletidir ve adı iki kelimeden oluşur. “Hole” çukur demektir, “Land” ise “ülke, toprak” demektir. Hollanda eşittir “Çukur Ülke” demektir.

Hollandalı da İngilizce ve Filamanca (Hollanda’nın resmi dili) “Dutch” (Daç okunur) olarak yazılır ve “Hollandalı “ demektir. Almanya’nın da adı “Deutchland” olarak geçer ve “Hollandalı ülkesi” demektir. Hollanda, Avusturya ve İngilizler aynı millet grubundan olduklarından kimse bunlara değiştirmeyi düşünmez.

Yunanistan’a gelelim. Bitlis Rum’u İsmet İnönü paşanın dilimize soktuğu bu adı dünyada kullanan hiçbir millet yoktur. İngilizler “Greece” derler ve bütün milletler bu anlamda adlar kullanırlar ve halkına da “Grek” derler. Yunanlılar da kendilerine Grek derler. Son zamanlarda utandıklarından “Hellen” (Güneş) demeye başladılar. Sebebiyse “Grek” Hileci tüccar, yalancı, düzenbaz demektir.

Gelelim İngilizlere. İngiliz adı “Angle” dan gelir ve “Barbar, savaşçı, yağmacı” demektir. Adlarında da “Harry” (Yağmacı” gibi adları çok kullanırlar. Dilleri de de halkları da “English” (Barbarca) olarak yazılır, ülkelerinin adı da “England” yani “BARBAR ÜLKESİ” demektir.

Her ne kadar İngiltere kendisine “Britannia” (Parlak Ülke) halkına “British” (Parlak, medeni) diyorsa da bütün edebiyatında, tarihinde hala “English”, “England” kullanılmaktadır.

Gelelim Rusya’ya. “Rus” Bataklık balıkçısı demektir ve Rusya “Russia” da Bataklık Balıkçılarının Ülkesi anlamına gelir. Oysa millet olarak “Slav”adıyla bilinirler. “Slav” adının Osmanlı belgelerinde “Nemçe” olarak da geçtiği ve “mırıldanan, aynı dili konuşan” insan anlamına geldiği bilinir. Osmanlı kayıtlarında Macarlar bile Nemçe olarak geçmektedir.

Latince “sclavus” kelimesinin İngilizceye “Slave” olarak geçmiş haliyle de “köle” anlamına geldiği de öne sürülmektedir.

Köleci olarak bilinen ve aralarında halen “kast düzeni” bulunan Çerkezlerin Osmanlı öncesi, zamanında da Kafkaslardan kalkıp Balkanlar’dan Rusya’ya kadar baskınlar yaparak bu halkların kadın, erkek ve çocuklarını köle olarak sattıkları tarihi bir gerçektir. Osmanlı ve öteki devletlerin saraylarına en çok köle satanlar Çerkezlerdir. Hatta Hürrem Sultan’ı satan da Piri Reis’in amcası Çerkez Kemal Reis olduğu yazılır ve Piri Reis’in öldürülmesinde Hürrem parmağı iddiaları buna dayanır.

Adları “köle” ve “mırıldanan, homurdanan, ortak dili konuşan devletsiz milletler” olarak anılan bu halkların adlarını değiştirme gibi bir gayretleri de olmadığına göre bunca milletten gocunup ta adını değiştirmeye kalkan var mı?

Resmen bu ülkelerden hiç birisi adını değiştirmemiştir.

Bu şaşkın karının cumhuriyet tarihine kadar kimsenin İngilizce bilmediğini sandığından bu yazıyı kaleme aldığını da düşünmek istemiyorum. Yoksa cehaletinin heykelinin dikilmesi gerekir! Millete bir de cehalet heykeli masrafı çıkartmasın yani, değil mi?
Bundan gocunacağından yeryüzünde ne kadar geniş bir coğrafyada Türk milletinin özelliklerini taşıyan toplumların olduğunu öne çıkartarak gurur duyacağına, eziklik duyulması sadece, tarih cehaleti veya iyi niyetle anlayış kıtlığındandır!

Ya da art niyettir ki AKP hükümetinin de yapmaya çalıştığı budur!

Bu yazıyı yazanın bir de tıp dünyasından en az altı yıl üniversite okumuş, kitapları yayınlanmış birisinin olması daha da acı vericidir.

Milliyet gazetesindeki yazısının altındaki etiketlerine bakınız;

"Nur Yaycıoğlu
1964 TED Ankara Koleji, 1972 İstanbul Üniversitesi psikoloji bölümü mezunu. 20 yıl süreyle devlet hastanelerinde klinik psikolog olarak görev yaptı. Tıp dergilerinde bildirileri, gazetelerde araştırma yazıları çıktı. Şu ana kadar yayımlanmış kitapları şunlardır:
- Başarı ve çocuklarımız
- Özgürlüğümü alacağım
- Kişilik renkleri
- Arayış tutkusu
- Bir psikologun itirafları
- Zaman yolculuğu âşıkları "

Görüldüğü üzere bu karının yazdıklarımdan haberdar olmaması düşünülemez ve bu yüzden tam bir AKP yalaması, emperyalizmin işbirlikçisi, bölücü, soy-sop takipçisi olduğu ortadadır!

Avrasya kıtasında 500 yıldır bilinen bir hayvana verilen adın ülkemizin adıyla aynı olması yüzünden millet olarak adımızı ve topraklarımızın adını değiştirmeyi öneren mallara sadece gülünür!

Okuyun siz de gülün! Art niyetliyse de lanetlenir!

Takdir okuyanındır!

Alaeddin Yavuz
keykubat /adilyargic/ adilyargicc

Yazıma konu olan yazının linki; http://gundem.milliyet.com.tr/-turkey-hindi-ismi-ne-zaman-degisecek-/gundem/gundemyazardetay/30.12.2012/1648825/default.htm

31 Mayıs 2010 Pazartesi

OYUNA KAN DOGRANINCA

OYUNA KAN DOĞRANINCA GERÇEK OLUR


OYUNUN KÖKLERİ ESKİDİR;

-->

ABD-İngiltere,Ortadoğuyu parçalamayı daha 1946’larda kararlaştırmış;

1946’da İngiliz Savunma Meclisindeki gizli bir bilgiye göre dış işleri bakanı Ernest Bevin,büyük güç olan İngiltere’nin Ak Denizdeki varlığı için hayati önemi olan ülkeleri vurguluyordu.
Ak deniz bölgesindeki, etki alanına giren Fransa,İtalya,Yunanistan ve Türkiye’yi güney Avrupa’nın yumuşak karnı olarak tanımlıyordu.
“”Akdenizde bizim fiziki varlığımız olmadan,doğu Avrupa’da totaliter rejimler altına girmiş ülkelere gibi bu devletleri keserek küçük buz parçalarına ayırmalıyız. Ortadoğuda pozisyonumuzu kaybetmemiz gerekir Şu anki en büyük varlığımız olan Irak’ı içerecek biçimde." (Bu alıntı tarafımdan tercüme edilmiştir.Kaynak,Başbakanın adıyla İngilizce Vikipedia.)

Devam edelim;

İSRAİL'İN YATIRIMLARI
Kökleri 12.Eylül 1980 darbesi öncesine kadar uzanan, Amerika’nın Ortadoğu projeleri,1991’de SSCB’nin Glasnost,Prestroyka açlımlaırının ardından çökmesiyle engelsiz bir uygulama alanı bulmuştur.

12.Eylül darbesinin ardından cunta önderlerimizin cumhuriyetin kazanımlarını hiç eden köktendinci yapılanmaları oluşturmaları,onları “yasaklıyor” gibi yaparken halkın gözünde mağdur ederek sürekli iktidara taşımaları,28 Şubat 1997 muhtırası ile Refah-yol iktidarını düşürmeleri,2002 seçimlerinde köktendinci AKP hükümetini iktidara getirmişti.

Geçen yıl Davos toplantısında Şimon Peres ile Tayyip Erdoğan’ın “One Minute-Van Minüt” kavgalarının perde arkasının “İsrail’in Türkiye’ye oynadığı bir oyun” olduğu Şimon Peres’in bir yabancı basın kurumuna verdiği mülakatla ortaya çıkmıştı.

Bu konuşmayı da Türkçeye çevirerek blogumda yayınlamıştım.

Ayrıca,olay sonrası kendisini bir kahraman edasıyla karşılayanlara “Ben aslında sayın Peres’e öyle bir şey demek istemedim” cümlesini sarfe eden Recep Tayyip Erdoğanı dinleyen hayranları,kameraların önünde birden şaşkınlığa düşmüşler ve dut yemiş bülbül gibi susup kalmışlardı.


Bu oyun bağlamında,İsrail’in Filistinlilere uyguladığı baskı ve abluka gittikçe artmış,insanlık boyutlarının dışına çıkmış ve Türkiye’nin haklı tepkilerine neden olmuş,bu da,Arap dünyasında başbakanımızı yücelten yayınların artmasını sağlamıştı.

Bu tepkiler,geçen zaman içinde,askeri ihalelerin,tatbikatların iptalleri,karşılıklı protestolar,Tayyip Erdoğan’ı öne çıkaran açıklamaların ardından,İsrail’in büyük elçimizi aşağı koltuğa oturtma senaryoları ile sürmüştü.

AKP hükümetinin,İran’ı da ABD ve koalisyon güçlerinin hedefi olmaktan çıkaran son İran-Türkiye-Brezilya işbirliği ile ABD+İsrail’i tahrik eden çatallaşmalar,ABD’nin bilgisi dahilinde yapılmasına rağmen sürmüştür.

Son olarak da Filistin’e yardım götüren bu kampanya nedeniyle İsrail,gönüllü eylemcilere ve yardım gemilerine izin vermeyeceğini açıklamıştı.

Ama,1948’den beri İsrail’e karşı hiçbir tepki göstermeyen batılı ülkeler,her nedense bu kampanya’ya AKP kökenli eylemcilerle birlikte katılmışlardı.

Bunu ABD’nin teşviki olarak algılamak gerekir.

Sonunda Filistin halkına yardım taşıyan gemiler İsrail yolunda uluslararası karasularda bu gece saat 00.30’dan sonra tacize uğradılar.

İsrail,komando birlikleri doğrudan Türk gemisini seçmişti.

Geminin adı Mavi Marmara'ydı.

Halen ne kadar ölü olduğu konusunda net bir açıklama yapılamazken,rakamlar 10 ile 19 arasında ölü,çok sayıda yaralı olduğuna işaret etmektedir.

Güney Amerika seyahatinde olan Başbakan ile Mısır seyahatinde olan Genel Kurmay başkanımız,bu olaylara bağlı olarak geri dönüşe geçmişlerdir.

Bülent Arınç başkanlığında toplanan Bakanlar kurulu İsrail büyük elçimizi geri çekme kararını açıklamıştır.Bilgi alınmak üzere çağrılan İsrail Büyükelçisi,Başbakanlık binasına,plakası “MOS” harf serisini içeren,istihbarat kurluşları olan “MOSSAD’ı andıran bir araçla gelmiştir.Çıkışta büyükelçi hiçbir açıklama yapmadan yoluna devam etmiştir.

CHP Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hükümeti de,İsrail’i de suçlayan bir açıklama yapmıştır.

Bu kadar yatırım varken İsrail-Türkiye nasıl savaşır?
Türkiye’yi Arap-Müslüman dünyasına önder yapmak için ,One Minute olayı ile başlayan senaryo artık inandırıcı ve gerçek ollma yolunda bu olayla daha ileri bir kademeye yükselmiştir.

Oyuna kan doğranmış,oyun olmaktan çıkıp gerçek bir düşmanlık nedeni haline gelmiştir.Geçmişte, Osmanlı’dan koparılan Bulgar, Romen,Yunan,Sırp,Arnavut,Ermeni,Kıbrıs oyunlarında olduğu gibi oyunlar daima içine kan doğranarak gerçekleştirilmektedir.

Emperyalizm’in siyaseti hiç değişmemektedir.

G.W.BUSH'un kardeşinin özel güvenlik şirketinin koruduğu İkiz Kulelerine 11.9.2001'de yapılan operasyonun arkasında gene G.W.Bush'un kardeşinin olduğunu araştırmacı televizyoncu Michael Moor 9/11 belgeselinde işlemişti.Bu olaydan sonra Bush,"CRUSADE-HAÇLI SEFERİ" kampanyasını başlatmıştı.
“Oyuna kan doğranınca gerçek olur” ilkesi her zaman istenilen sonucu vermektedir ve verdiğine de gün be gün tanık olmaktayız.

Zorla,İsrail-Türkiye düşmanlığı yaratılıyor.Adnan Menderes'in 1955'deki "6 Eylül" olaylarında düştüğü tuzağın benzeri olan bu senaryoya,her iki ülkeden düşen yetkililer,halka hesap vereceklerdir herhalde.

Yeryüzü insanlık ailesine,bu ailenin bireylerine,kısacık ömürlerinde barışı çok görenlere lanet olsun.

Akan kanlarda boğulsunlar.

04.6.2010 TARİHİNDE YAPILAN EKTİR;

-->
Tayyip Erdoğan’ın Yahudiliği,”Yedi ışıklı AKP Ampulü” Konusu;
Kabala'cı Nathan Caza (1643-1680): Sahte Mesih Sebatay Sevi'nin peygamberi olarak meşhur oldu.Takipçileri onu; Buzina Kaddisha "kutsal lamba" olarak adlandırdılar ve beraberinde mesihin ışığını getirdiğine inandılar. Sevi, İslam'a döndü. Ancak Nathan, diasporadaki Yahudilere Sebatay'ın müdafii olarak misyoner faaliyeti üstlendi.
"Yani yeri geldiği zaman bir Müslümana papaz elbisesi dahi giydirilmiştir. ...eğer bu elbiseyi giymem gerekiyorsa giyerim."
(Erdoğan. 22T3/2002, Kanal D, Teke-Tek)

- Ampul ve ışık, gizli bir Sebatay inanışının tezahürü ve Erdoğan'ın sözleri bu saklanmış tutumun yansıması mıdır?
- Bu yansıma takkiye anlayışının yeni bir örneği midir?
Avi Ben Mordechai'nin 'Tevrat'ın Işığında Yeni Ahiti Anlamak" adlı öğretisinde: İsa=Tevrat=lşık
..."On emirden biri bir lamba'dır ve ışığı öğretir." İbrani dilinde bu söz "Öğreti Tevrat'tır." olarak tercüme edilmiştir. Bu nedenle Tevrat ışık olarak tanımlanır. ... Bu tanımlara göre, Kitab-ı Mukaddes 119:105'e bakıldığında... "Senin sözün yolumu ve ayaklarımı aydınlatan lambadır." Kitab-ı Mukaddes 119:105'iyazan Kral Davut'a göre, "Tevrat bir lamba ve bir ışık olarak mütalaa edilmiştir."
(Yahudi Köklerini Kucaklama, To Embrace Hebrew Roots: Part VIII,


Liderler kaç kez ABD'ye gitti?
13 Nisan 2010 Salı 12:04
Ecevit, Demirel, İnönü, Menderes, Özal ve Erdoğan... Liderler bakın kaç kez ABD'ye davet edilmiş.

GAZETECİLER.COM - Yılmaz Özdil bu kez rakamların dilini konuşturmuş.
TC. tarihindeki liderlerin ABD seferlerini yazmış...
Celal Bayar 1 ay özel uçakla ABD'de gezdirilmiş...
Bir kez Adnan Menderes gitmiş...
Ve diğerlerinin listesi;

İsmet İnönü 2 defa gitti.
Cevdet Sunay 1 defa.
Bülent Ecevit 3 defa.
Süleyman Demirel 4 defa.
Kenan Evren 1 defa.
Turgut Özal 6 defa.
Tansu Çiller 3 defa.
Abdullah Gül 1 defa.
*
Peki ya Tayyip Erdoğan?
Özal’ı 3’e katladı.
Tek başına 18 defa.
Bu dönmelerin söyledikleri şudur;
Hepimiz biriz,eşitiz,kardeşiz ama iktidar bizimdir.Biz daha eşitiz.” Mesut Yılmaz’ın “Avrupa,Amerika bizi istiyor” sözleriniz hatırlayınız.
DIŞA BAĞIMLILIĞIMIZIN KISA ÖZETİNİ ANLATAN BİR ALINTI YAZI;

-->
.....Osmanlı,DIŞA BAĞIMLI olmanın bedelini çok ağır ödemişti!
TARİH'ten DERS almayan MENDERES te, İSMET'in giderayak başlattığı DIŞ BORÇLA KALKINMA furyası ile ülkeyi ancak 7 yıl idare edebilmiş, işler 1955'den sonra bozulmuş, 1958'den sonra da İFLAS'ın işaretleri görülmeye başlamıştı.
BATI'nın, özellikle "KÜÇÜK AMERİKA olacağız" diye özendiği ülkenin aslında kendisini ve TÜRKİYE'yi bir inek gibi sağdığını nihayet farkeden MENDERES, çıkar yolu BATI'nın rakibi SOVYETLER BİRLİĞİ ile ilişkileri güçlendirmekte buldu. Başka ne yapabilirdi ki?..
Aslında bu SENARYO defalarca tekrarlanmıştı. Daha önce de BATI'dan destek görmeyen 2. MAHMUD, ABDÜLAZİZ ve 2. ABDÜLHAMİD RUSYA'ya yakınlaşmayı denemişler ve bunlardan ikisi TAHTTAN İNDİRİLMİŞ, BİRİ ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ!. 2. MAHMUD da meşhur İNGİLİZ TİCARET ANLAŞMASI'nı imzalamış, TANZIMAT'a yol açmıştı. MENDERES'ten sonra da DEMİREL BATI KREDİLERİ ve İSRAF'la ülkeyi 70 CENT'E MUHTAÇ hale getirecek, İHTİLAL'le düşecekti!
DEMİREL'den sonra ÖZAL, hem KREDİ alacak, hem halka KEMER SIKTIRACAK, hem de bir MİRASYEDİ gibi paraları ÖZEL UÇAKLAR'a, MERCEDESLER'e, AVİZELER'e yatıracak, ama kafasını kullanıp tekmeyi yemeden kendini CUMHURBAŞKANLIĞI'na "TERFİ" ettirecekti!.. Böylece ülkeyi İFLAS ettirip kaçtığında HÜKÜMET, onun "DAHİ" 24 OCAK KARARLARI'ndan 14 yıl sonra, İFLAS'ı belgeliyen 5 NİSAN KARARLARI'nı almak durumunda kalacaktı!.. 1999 yılında soluğu kesilmiş Ecevit, "Amerikan garantili tahvil" çıkarmaya kalkacaktı!..
TARİH bilen, GEÇMİŞTEN DERS alan SİYASET ve DEVLET ADAMLARI VE BÜROKRATLAR yetiştirebilseydik, hiç değilse MENDERES'ten sonra benzer oyunların tekrarlanmasından kurtulurduk!
http://www.angelfire.com/rnb/atadiyar/ata34b.html
FİLİSTİN BAYRAĞI,TÜRK ASKERİNE LAWRENCE'A UYUP SALDIRAN,MEKKE ŞERİFİ HÜSEYİN'İN İHANET BAYRAĞIDIR;

Filistin tarihini okuyanların karşısına çıkan bir isimdir Şerif Hüseyin. Dahası Ortadoğu’nun Osmanlı’dan nasıl ayrıldığını merak edenlerin karşısına çıkacak ilk isimdir. Osmanlı’nın kendisine iltifat ettiği bu şahıs 1908'de İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra Hicaz valisi ve Mekke Şerifi olarak, Arabistan'a gönderildi.

Filistin Bayrağı-Şerif Hüseyin'in bayrağı
Bu kadar iltifata rağmen dönüp Osmanlı’nın en zayıf anında İngilizlerle işbirliği yaparak Arapların Osmanlı Devleti'nden ayrılmaları yönünde çalışmalar yapmaya başladı.
Osmanlı Balkanlar’da cephe savaşı verirken Şerif Hüseyin, oğlu Abdullah aracılığı ile Mısır'da ki İngiliz yönetimi ile ilişki kurdu ve 1915-16 yıllarında Arapların Osmanlı İmparatorluğuna karşı ayaklanmaları durumunda İngilizlerin kendi krallığını tanımasını istedi ve söz aldı....

Sonuç;

AKP devletin bütün kurum ve kuruluşlarını "halkın oyu ile geldim" diyerek yabancılara yok pahasına satmıştır. Ama,seçimlerde halka böyle yapacağını söylememiştir.
Daha dün devletin en mahrem kuruluşlarını satıtğı İsrail ile bu gün savaşa giriyor havasında.Bu savaş bir oyun değil ise,dedikleri gibi gerçek ise,içi geçmiş bazı dinci manyakların "şehadete ulaşmak için" katıldıkları bu kampanyalarda İsrail askerlerini tahrik ettikleri kesin.Çünkü onlar oraya "Şehadet-Şehitlik" için gitmişlerdi.Onlar ve ailelerinin bu olaya "CİHAT" gözüyle baktıklarını,mitin meydanlarındaki ifadelerinden öğreniyoruz. "Cenaze namazlarına katılan eşleri bunu açıkça söylediler.

Lütfen bu oyuna gelmeyiniz.

Taksim mitinglerinde ve cenaze namazlarında "CİHAT" çağrısı yapıldı.Ben üç yıldır bunun tuzak olduğunu,AKP'nin Armageddon Savaşları için "İslam Blogu" oluşturmakla görevli olduğunu yazıyorum.
Uğur Dündar da haber programında son Hollywood filimlerinde Türkiye'nin "İslami Terörist" olarak işlendiğini filimlerin ilgili fragmanlarını yayınlayarak gösteriyor.Son dünkü programında da bunu yaptı.
İçi geçmiş,cahil,dış dünyayı okuyamayan,Müslüman ülkelerin güçleri ile batı dünyasının askeri ve teknolojik güçlerini kıyaslamaktan aciz,sadece "kuru dindarlıktan ibaret" boş beyinli,"Bir savaş veya sebep olsa da şehit olsam" sevdasında bazı dinci manyakların dolmuşlarına gelip, işbirlikçi,Yahudi Cesaret madalyaları almış AKP'li Tayyip'in ve partisinin,ve ABD'ce görevlendirilmiş Batılı İşbirlikçilerinin arkalarına takılarak,Hıristiyan dünyasında başlatılan Haçlı kampanyalarını haklı çıkartmayın.

Böyle eylemler ülkemizi altından kalkamayacağı bir savaşa sürükleyecektir ve telafisi de olamayacaktır.
I.Dünya savaşı haçlı seferiydi,bu son halkasıdır.
Tayyip ve partisi dönme "Müslüman takiyyesi yapan",Rum,grek,Yahudi,Ermeni,Kürt,Arap işbirlikçilerle doludur.

Yazıyı bir kez daha okuyun.Linkteki videoyu bir kaz daha seyredin ve hala sizi iknaya yetmediyse bir de şu yazıyı okuyunuz;

-->http://keykubat.blogcu.com/aktutun-ve-bbg-de-elektrik-kesintisi/4190632
Yetmedi mi?
http://keykubat.blogcu.com/ulkemizin-simarik-gucleri/3711923
Üç blogumdaki tüm yazılarım bunlara delillerle doludur.

Adilyargic/Keykubat