"Türkiye Türklerindir +40" Bloguna Hoş geldiniz!!!

Ey Türk Milleti!
Birinci vazifen seni İslamcılık ve Türkçülükle benliğinden koparan, Araplaştıran din, devlet, ticarette sana yer vermeyen, seni küçük dereceli askeri görevlere vererek ölüme süren, sana hocalık, başbuğluk eden hainlere giydirdiğin tacı geri almaktır. Bunu yapabilmen için seni uyandıracak her türlü bilgi ve belge mevcuttur. Ya özgürlüğünü kazan ya da öl. Kölelikle atalarının kemiklerini sızlatma. Arap Rumların ırkçı kinci ensest sapık dinlerinden çık. Kurtuluşun başlangıcı burasıdır. Aklen kurtulmadıkça saltanatın da olsa kölesindir unutma. Sen özgür birey olmadıkça kardeşliğin önemi yoktur. Devletin her yüksek kademesine göz dik yerini al. Tırsma. Çabala, savaş ve kazan! Birlikte yaşadığın kavimlerle kardeşlik o zaman daha güzel olacaktır. Alaeddin Yavuz

Tarih boyunca atalarımız günümüzdeki kadar, her türlü bilgiye ulaşabilecek böyle bir çağ yaşamadılar.
Bizler tümünden şanslıyız. Buna dayanarak, blog içerikleri binlerce yıldır doğru bilinenleri sorgulamaktadır.
İster bu bloğda, ister okulda, camide veya başka yerde hiçbir yazılanı, öğretileni “sorgulamadan, araştırmadan” doğru kabul etmeyiniz!
Vatan-Millet davası,hiçbir kurum veya kuruluşa havale edilemez, milletçe sahiplenilmedikçe hiç bir dava milli değildir.
Davasına sahip çıkmayan halk da millet değil sürüdür. Adilyargıç/Keykubat.

Blog yazılarının telif hakları-copyright © “adilyargic; adilyargicc; keykubat.blogspot.com ve keykubat.blogcu.com” rumuzlarıyla yazan Alaeddin Yavuz’a aittir.
Hala okumak istiyorsanız buyurunuz.

Saygılar, sevgiler!

Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul, Kartal, Turkey
KENDİLERİ İÇİN PLAN YAPMAYAN MİLLETLER, BAŞKALARININ KENDİLERİ İÇİN YAPTIKLARI PLANLARA RAZI OLURLAR.Keykubat- ATATÜRK'TEN SONRA ÜLKEMİZDEN TÜRK ve MÜSLÜMAN HALKLAR İÇİN PLAN YAPAN ve EZİLEN HALKLARA ÖNDER OLACAK SİYASET İZLEYEN BİR LİDER ÇIKMAMIŞ, ARDILLARI,ONUN İZLEDİĞİ ANTİ EMPERYALİST SİYASETİ TERK ETMİŞ,DEVLETİ AB-D KUCAĞINA ATMIŞ VE ONLARA BAĞLILIĞI ATATÜRKÇÜLÜK SAYMIŞ,HALKIMIZIN DİNİ VE IRKİ DEĞERLERİNİ AŞAĞILAYARAK TAHRİK ETMİŞ, KADEMELİ OLARAK HALKIMIZI HIRİSTİYANLAŞTIRMAK İÇİN DIŞ GÜÇLERCE GİZLİ-AÇIK DESTEKLENEN SAPIK DİNCİ YAPILANMALARI GÜÇLENDİREREK,İKTİDARA TAŞIMIŞ,IRK,MEZHEP BAĞLAMINDA KARŞILIKLI DÜŞMANLIKLAR YARATMIŞ, ÜLKENİN KAYNAK VE SERMAYESİNİ YABANCILARA PEŞKEŞ ÇEKMİŞ,YUKARIDA SAYILAN AB-D PROJELERİNE GÖRE ASKERİ DARBELERLE KENDİ MİLLETİNİ SİNDİREREK BÖLÜNMENİN YAŞANDIĞI BÖYLE GÜNLERDE BİLE TEPKİSİZ KALMASINI SAĞLAYAN KORKU ORTAMINI HAZIRLAMIŞ,BENZER MUHTELİF İHANETLER İÇİNDE BİR ŞEKİLDE YER ALMIŞLARDIR.İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ GÜNÜN DURUMU BUDUR-Keykubat İNSAN,PRANGA VURULMAKLA,KIRBAÇLANARAK ÇALIŞTIRILMAKLA ESİR OLUR.ESİRLİĞİ YAŞAM BİÇİMİ OLARAK BENİMSERSE KÖLE OLUR. VATANINIZA,DEĞERLERİNİZE,ÖZGÜRLÜĞÜNÜZE SAHİP,HER TÜRLÜ EMPERYALİZME KARŞI ÇIKIN!!! Keykubat

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Translate

Bu Blogda Ara

2 Ağustos 2008 Cumartesi

TAYYİP ERDOĞAN NASIL BAŞBAKAN OLDU


TAYYİP ERDOĞAN NASIL BAŞBAKAN OLDU

Gerçek bir hikaye!

Bu yazı kimseyi karalamak,yermek,suçlamak amacı ile yazılmamıştır.Herkes biliyor ki ABD’den izinsiz ülkemizde belli yerlere memur bile tayin edilemez.Yüksek mevkilere gelenler onlar tarafından seçilirler.
Bütün siyasi parti liderlerini büyük bürokratları inceleyin.Hepsinin muhakkak bir ABD ödülü,desteği vardır.Bunlar sadece ülkemize ait değil her ülkede vardır.ABD bu işi her hükümet için de yapıyormuş zaten.O zaten belediyeciliği sırasında seçilmiş,ancak bu olayda bayağı bir katkı sağlamıştır.

1999 İSTANBUL AGİT LİDERLER HATIRA RESMİ
18-19 Kasım 1999 yapılacak olan AGİT (OSCE) Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı toplantısı nedeniyle ülkemize gelecek olan ABD Başkanı Bill CLİNTON’un ön heyeti tarihten bir ay önce İstanbul’a gelir.Heyet başkanlarının kalacağı otel geçeceği güzergahlar ve toplantı mahalleri üzerine ciddi bir çalışma yaptı.Bu heyetin çalışması esnasında yardımcı olmak amacı ile İstanbul Emniyet Müdürlüğünden yabancı dil bilen bir tercüman polis memuru ve yeteri kadar rütbeli,rütbesiz memur görevlendirildi.

Bu gelen her heyet için değişmez bir kuraldır.Amerikalılar biraz ayrıcalıklıdırlar.Sadece bizde değil,tüm dünyada onların kuralıdır.
Heyete tercüman olarak görevlendirilen polis memuru İstanbul ABD Başkonsolosluğunun güvenlik Amirleri olan S.ve M ile görev gereği tanıştı.

Heyetin İstanbul’un tarihi yerlerini gezdikleri esnada da bu İstanbul hakkında geniş bilgiler verince genel kültürü ile dikkat çekti.Derken elçilik görevlileri daha sonraki bir çok olayda bu memuru şahsen istediler.
Aralarında ciddi bir arkadaşlık olmuştu.Hatır sormak için bile biri birlerini arar olmuşlardı.

Bir gün bu memur arkadaşları tarafından elçilik binasına yemeğe davet edilir.Davet sırasında aralarına elçiliğin ABD’li idarecileri konsolos falan da katılır.Derken o zamanlar yasaklı ve Çorum Cezaevinde bulunan Tayyip Erdoğan da gazetelerin mağdur adamı olduğundan onun hakkında da görüşlerini sorarlar.
Memur Tayyip Erdoğan’ı Belediye Başkanlığı sırasındaki hizmetleri ile tanıdığını ve onun zamanında suların içilebilir hale geldiğini,ve diğer hizmetlerini takdir ettiğini söyler.

Bu defa Konsolos Memura “Sağcı mı, solcu mu? Olduğunu sorar.
Memur da eskiden solcu olduğunu ancak memuriyeti ve ülkede değişen şartlar nedeni ile artık bunları bıraktığını,ülkeye hizmet eden herkesi desteklediğini anlatır.

Olay öyle kalır.Bir daha o konulardan pek konuşulmaz.
Bir gün memurun görev yerine ABD Başkonsolosluğundan bir telefon gelir.Arayan Güvenlik Müdürü “S.”dir.
Birkaç gün içinde ABD Deniz Kuvvetleri Komutanının geleceğini ,onun İstanbul gezisi sırasında kendisine rehberlik yapmasını istediklerini,görevi isteyip istemediğini sorar.

Memur da Emniyet Müdürlüğüne yazı yazın,görev verilirse yaparım.Özel olarak mümkün değil der.
Yazı yazılır ve memur için istek yapılır.

General'in hediyesi adının olduğu madalyon
Yazıda USCG (United States Coast Guard (ABD-SAHİL GÜVENLİK KOMUTANI AMİRAL) Commander Admiral James M.LOY isimli Amiral’in İstanbul gezileri sırasında mihmandarlık la görevlendirildiği yazılır.

Uzun sürmez ve beklenen şahıs gelir.Geziye başlanır.

O sıralarda da Tayyip Erdoğan Çorum’dan Vize Cezaevine getirildiği basında geçer.

Ayasofya Müzesi çıkışında Amiral bu memura “Size özel bir konuda soru sorabilir miyim,Bu çok özel olacak.Göreviniz dışındadır ve tamamen siz ve benim aramda olan bir konuşma olacaktır.” deyince;

Memur “Buyurun” der.
Amiral “Siz sağcı mısınız solcu mu?”
Memur “İlgilenmiyorum.”
Amiral “Askeri ihtilal öncesi zamanlarda da mı?
Memur “O zamanlar solcuydum,ama militan değil entelektüel düzeyde”
Memur-Peki bu konular sizi neden bu kadar ilgilendiriyor?
Amiral-Biliyorsun ülkenizin hükümetinden herkes şikayet ediyor.Halkınızın büyük bir kısmı da hapisteki köktendinci belediye başkanını beğeniyor.
Memur-Benimle ne alakası var?
Amiral-Biz Amerika olarak bir siyasi’yi desteklemeden önce siyasetle bir yere gelmemiş halktan bir memura veya kişiye böyle sorular sorarız. Cevaplarsanız memnun olurum.Sonucunu Başkan'a bildireceğim bir konuşma olacak.
Amiral-Bu köktendinci Belediye Başkanı için ne düşünüyorsunuz?
Memur-İyi bir insan,bir çok hizmetlerde bulundu.
Amiral-Bir solcu olarak bir köktendinci’yi nasıl desteklersin?
Memur-.Kimse bu ülkeye ne şeriat getirebilir ne de sosyalizm.Bunu gördük.Ben hizmete bakarım.Kim hizmet ederse onu desteklerim Bize de hizmet edeni seçmek kalıyor.
Amiral-Teşekkür ederim.
ABD Denizk Kuv. Kom.na ait
Madalyonun diğer yüzü

"Atatürk'ten sonra ilk defa Türkler" iktidara gelecek."
Bu partinin hepsi Türk mü sizce ?
Bizim Osmanlı'dan beri bildiğimiz "Türkler" bunlardır memur bey.
Aradan birkaç gün geçer ve büyük ulusal gazetelerin birinde bir haber çıkar.
Tayyip Erdoğan Vize Cezaevinden alınır ve Maslakta ilaç fabrikaları olan bir iş adamımızın köşkünde,ABD Ankara büyükelçisi Mark Parris,Bülent Ecevit,Mesut Yılmaz,o zamanki Genel Kurmay Başkanı ve bazı önemli şahsiyetlerin bir toplantı yaptığını yazar.
Sonuç: Hepimiz biliyoruz.

Bu memura neden böyle yaptığını bir Amerikalıya neden böyle cevap verdiğini arkadaşları sorarlar.
Cevabı şu olur.:

Solcuların yapacağı bir şey zaten yok.Çoğu yöresel örgütlenme içinde ve dağınıklar.Sağcıların içinde de en dürüstü bu adam.Amerikalı General’e de özellikle “Hizmet” dedim.Çünkü,Avrupa’ya göre biz hala 17-18. yüzyılı yaşıyoruz.Hele Anadolu berbat durumda.

Bu adam hizmeti seviyor.ABD’ de hizmetle halkı kazanacağını düşünüp hizmeti bizzat denetleyecek.Bu da halkımızın görmediği hizmeti kısa bir süre de olsa görmesini sağlayacak.Ordu güçlenecek bir sürü yararı olacak.

Neden kısa bir süre?
Çünkü yakında tüm dünya karışacak gibi görünüyor.Bu adamlar bu yüzden çalışıyorlar.Bizim millet de bir kez bile olsa hizmet görsün istedim.
Sana ne bundan?

Ben bu ülkenin vergisi ile maaş alıyorum.Bu bana yeter.
ABD Başkonsolosluğunca bu memura işten atılmamak kaydı ile “ABD Başkonsolosluğunda “Guard-Guide” yani yakın koruma ve rehberlik işi önerilir.Emir bir yerlerden gelmiştir.Hemen istifa edip girmesi söylenir.
Memur “Ben Türk Polis Teşkilatından emekli olmak istiyorum” der.Olaydan iki yıl sonra da emekli olur.
Ancak teklif edilen işe de girmez.Emekliliğinde teklif yenilenir.Memur red eder.Çalışmak istemediğini,bazı sorunları olduğunu söyler.

Aylık 1300 USD dolarlık işi red etmiştir.

Emekliliğinden iki yıl sonra da teklif edilir ama memur yine girmez.Halen de hiçbir işte de çalışmamaktadır.
O Tayyip Erdoğan’ı ve kurduğu hükümetin desteğini sağladı. Onlar iktidardalar.
ABD- Başkanı George W.BUSH Tayyip Beyi karşıladığında “Solcuların bile güvenini kazanan lider” diye tanımlarken kastedilen kişi oydu.

Hiç olmazsa bu adamın hatırına memlekete biraz sahip çıksınlar.Hatta daha çok sahip çıksınlar.

AKP'Yİ Amerika Kurdu Videosu
26.10.2007'da "keykubat.blogcu.com'da yayınlanmıştır.




ŞİMDİ DE BİR BAŞKA KAYNAK;

HEY TAYYİP EROĞAN SENİ İHANETE ZORLAYAN BU CD'Mİ?

Osman Nevres
Ergenekon İddianamesinde, Em. Org. Eruygur'un bilgisayarından çıktığı iddia edilen "Temalar" adlı belgede, Tayyip Bey'e şantaj kasetlerinin Cüneyt Zapsu'da olduğu belirtiliyor.
"Temalar"da konu şöyle açıklanıyor:
"Zapsu önemli bir CIA ajanı.
İstanbul'daki ABD Başkonsolosluğu’nda Tayyip Bey'in önüne bir Yol Haritası koyuluyor ve Başbakan olması halinde yapacağı her şey tek tek anlatılıyor. Tayyip Bey de bunları not alıyor.
İşte, Tayyip Bey'in Amerikalılardan nasıl talimat aldığını gösteren bu sahneler videoya alınmış.
Zapsu da, bu videoyu şantaj aracı olarak kullanıp Tayyip Bey'i istediği çizgide tutuyor."
ABD Başkonsolosluğu'nda Tayyip Bey'e talimat verilmesi sahnelerini hangi güç videoya alabilir?
Ve bu videoyu CIA ajanı Zapsu'ya kimler ne için verebilir? Cevabı çok kolay:
Ergenekon davasının 82. duruşmasında gazeteci Hayrullah Mahmut Özgür’ün sorgusu yapıldı.
Star Gazetesi’nin Uzan Grubu’na ait olduğu dönemde 2003 yılında Ankara Temsilciliği’ni yapan Özgür, çapraz sorgusu sırasında çarpıcı bilgiler verdi.
Bu bilgilere göre:
Tayyip Bey, Belediye Başkanı olduğu dönemde Zapsu ile birlikte ABD Başkonsolosluğu'nu ziyaret ediyor.
Başbakan olması halinde neler yapacağını anlatıp sözler veriyor.
İşte bu sahnelerin videosunu bazı kişiler Hayrullah Mahmut'a izletiyorlar.
Videoyu Mahmut Bey'e izletenler, bu kaseti Uzanlar'a 50 milyon dolar karşılığında satmak istediklerini, bu konuda aracılık yapmasını istiyorlar.
Uzanlar para vermeyi reddediyor, kaset bedava verilirse yayımlayacaklarını söylüyor.
Fakat, Mahmut Bey, bu kasetin sonradan Uzanlar’ın eline geçtiğinden şüphe ettiğini açıklıyor.
Video kaseti askeri istihbaratın da ilgisini çekiyor.
Jandarma İstihbarat, Mahmut Bey ile ilişki kurarak kaset hakkında bilgi istiyorlar ve Uzanlar’ın niyetini soruyorlar.
Aynı konuda Eruygur Paşa ve Levent Ersöz de Mahmut Bey ile görüşüyorlar. Kasetin içeriğinin hükümeti yıkmaya yetip yetmeyeceğini soruyorlar.
Kısa bir süre sonra Uzanlar hakkında operasyon başlatılıyor.
Bundan sonra savcılarla Mahmut Bey arasında şu konuşma geçiyor:
SAVCI:
-Eruygur sizden kaseti istedi mi?
MAHMUT ÖZGÜR:
-Bu sorunuz saçma sapandır. Kaset bende değildi ki. Bu CD'yi cebinizde 5 dakika bile taşıyamazdınız. Cebinizde bu CD varken kimse sizin güvenliğinizi sağlayamaz.
Başıma ne geldiyse bu videoyu izlememden sonra gelmiştir.
Daha sonra söz alan tutuklu sanık İsmail Yıldız, kendisinin de bu CD ile ilgili olarak Gen. Levent Ersöz’le görüştüklerini söyledi. Ersöz’ün bundan yani hükümetin bu nedenle yıkılması olasılığından tedirgin olduğunu söylediğini, kendisinin de bundan hükümetin haberdar edilmesini önerdiğinde Ersöz’ün “elimde malzeme yok ki gidip hükümete anlatayım,” cevabını verdiğini, buradan Ersöz ve Eruygurlar’ın ellerinde bulunmadığını anladığını belirtti.
Ardından söz alan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in, Özgür'e sorduğu sorular ve Özgür'ün yanıtları şöyleydi:
PERİNÇEK:
-İzlediğiniz, ABD İstanbul Başkonsolosluğu’ndaki toplantı görüntülerinde, Tayyip Erdoğan'ın “özelleştirmeyi sonuna kadar götürme” taahhüdü dışında başka başlık var mı? Görüntülerde Cüneyt Zapsu da var mı?
MAHMUT ÖZGÜR:
-Görüntülerde RTE, Neo-Sevr dediğimiz sonradan yaşananlarla somutlanan ABD’yle gizli anlaşmanın tüm maddelerini kabul ettiğini, Ermeni soykırımının kabul edileceği, Büyük Ermeni devletinin kurulması, anayasa değişikliği, AB uyum yasalarının değiştirilmesi, TSK etkisizleştirilmesi vb. tüm hususları kabul ettiğini söylemektedir. Başkaca taahhütlerde vardı aklımda kalan bunlardır.
Görüntülerde Cüneyt Zapsu da bulunmaktadır.
PERİNÇEK:
-Kendisini ÖKK’lı (Özel Kuvvetler) olarak tanıtarak gelen ve sizinle görüşen kişinin, Genelkurmay Başkanları’nın 30 milyon dolar rüşveti paylaştıklarını, birbirlerine suikast tertiplediklerini ve benzeri uydurma bilgiler anlattığını, bunun Fetullahçılar’dan gelen bilgi olduğunu söylediniz? Tahmin mi somut verilere mi dayanıyor?
MAHMUT ÖZGÜR:
-Tahmin değil somut verilere dayanıyor. Fetullahçılar’dan gelen bilgi olduğunu somut verilerle anladım. Bu yaz sıcak geçecek ve bunlar ortaya çıkacak.
(7 Mayıs 2009-Tarihli Ümraniye Davası Tutanaklarından)
&&&
Aynı konuda Adil GÜVEN’in yazısı
Efendim, meşhur dizimizin geçen hafta yayınlanan bölümü şöyleydi ;
Adamın biri varmış… Vaniköy rıhtımında balık tutarmış. Oltasına bir el bombası takılmış. Herkes alarma geçmiş. Gerçi el bombası boşmuş ama, bu önemli bir ipucu olabilirmiş. Denizden daha bir sürü silah ve mühimmat çıkabilirmiş. Çünkü malûm, birileri ortalığı karıştıracak ve sonra da bunu bahane ederek darbe yapacak ya, “ılımlı İslâm” düzeninde abdestsiz silahla bu işler yapılamıyor. Öyle elindekini, belindekini, depodakini doğrudan alıp kullanamıyorsun. Silah, mühimmat dediğin illâ abdestli olacak. Ya toprakla teyemmüm için gömeceksin ya da suya atıp guslünü tam edeceksin.
Mantık bu mantık olduğu için Vaniköy rıhtımında panayır düzenlenmiş. Canlı yayın araçları dizilmiş, muhabirler nöbete dikilmiş, olay mahallinden saatlerce tantana edilmiş. Denizde balık adamlar, ekran başında alık adamlar…. Bir heyecan, bir heyecan…
Şimdi; insanları böyle oltanın ucuna takanlar, gözlerden ne tür öyküleri kaçırıyor onu anlatalım.
Tarih 7 Mayıs 2009…
Yer; Silivri’deki mahkeme salonu.
82. duruşma…
Temmuz 2007’de, daha ilk furyada gözaltına alınmış olan gazeteci Hayrullah Mahmud Özgür’ün sorgusu yapılmakta.
Konu; bir video kasedi ve (en azından bir kopyası kendisinde bulunan bu video kasedi ile) Cüneyt Zapsu’nun Tayip Erdoğan’a şantaj yaptığı.
Hayrullah Mahmud’un sorgusunda duruşma tutanaklarına geçenler özetle şöyle;
Star Gazetesi’nin Uzan Grubu’na ait olduğu dönemde Ankara Temsilciliği’ni yapan Hayrullah Mahmud’a 2003 yılında bir video izlettirilmiştir. Video; Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanı olduğu dönemde yanında Cüneyt Zapsu olduğu halde ABD İstanbul Başkonsolosluğu’na yaptığı ziyarete aittir. Videoda; Tayyip Erdoğan'ın, ABD’li yetkililere ve CIA görevlilerine, Başbakan olması halinde yapmayı planladıklarını anlatarak çeşitli konularda söz verip, taahhütlerde bulunduğuna dair görüntü ve sesler yer almaktadır. Videoyu izletenler, bu videoyu 50 milyon Dolar’a verebileceklerini, bu teklifi Uzanlar’a iletmesini istemişlerdir. Konuyu aktardığı Cem Uzan ve Can Ataklı, para vermeyi kabul etmemişler, “parasız verirlerse yayınlarız,” demişlerdir. Karşı taraf ise, parasız vermeyi kabul etmemiştir. Ancak muhtemelen kendisinin haberi olmadan Cem Uzan’ın bu görüntüleri aldığını sanmaktadır. Ne var ki, kısa bir süre sonra Uzanlar’a yönelik operasyon başlamıştır.
Bundan sonra savcıyla Hayrullah Mahmut arasında şu konuşma geçer :
Savcı: - Şener Eruygur sizden bu kaseti istedi mi?
Hayrullah Mahmud: - Bu sorunuz saçma sapan. Kaset bende değildi ki… Bu CD'yi cebinizde 5 dakika bile taşıyamazdınız. Cebinizde bu CD varken kimse sizin güvenliğinizi sağlayamaz. Zaten başıma da ne geldiyse bu videoyu izlememden sonra geldi.

Daha sonra Doğu Perinçek ile Hayrullah Mahmud arasındaki şu karşılıklı soru ve yanıtlar tutanağa geçer. ;
Perinçek: İzlediğiniz, ABD İstanbul Başkonsolosluğu’ndaki toplantı görüntülerinde, Tayyip Erdoğan'ın “özelleştirmeyi sonuna kadar götürme” taahhüdü dışında başka başlık var mı? Görüntülerde Cüneyt Zapsu da var mı?
Hayrullah Mahmud: Görüntülerde RTE, Neo-Sevr dediğimiz sonradan yaşananlarla somutlanan ABD’yle gizli anlaşmanın tüm maddelerini kabul ettiğini, Ermeni soykırımının kabul edileceği, Büyük Ermeni devletinin kurulması, anayasa değişikliği, AB uyum yasaları, TSK’nin etkisizleştirilmesi vb., tüm hususları kabul ettiğini söylemektedir. Başkaca taahhütlerde vardı aklımda kalan bunlardır.
Görüntülerde Cüneyt Zapsu da bulunmaktadır.
(Bu noktaya kadar olan bölüm için kaynaklar: 1, 2, 3)
Okuduk değil mi ?
Okuduğumuzu anladığımızdan eminiz değil mi ?
Yanıtın “evet” olduğunu varsayıp devam edelim.
Şimdi, duruşmada bu konu neden gündeme gelmiş? Bu konu Hayrullah Mahmud diye birinin salt ortalık karışsın diye ortaya attığı bir konu mu ?
Hayır !..
Bu konu, savcıların iddianameye kanıt diye ekledikleri bir belge nedeniyle konuşuluyor ve tutanaklara geçiyor.
“İkinci İddianame”de Şener Eruygur’da bir CD bulunduğu, bu CD içerisinde “5 Kasım Görüşmesindeki Temalar” başlıklı bir Word dosyası olduğu belirtiliyor ve (ilgili sayfasının kopyasını EK-1A veya EK-1B’de görebileceğiniz bu dosyanın) “4. Tema” başlığı altında şu açıklama yer alıyor :
(NOT: Türkçe bozukluğunun sorumlusu iddianameyi düzenleyenlerdir).
“ Cüneyt Zapsu ile Recep Tayyip Erdoğan arasında şantaj ilişkisinin olduğu, Cüneyt Zapsu nun başkanı şantaja tabi tuttuğunu, bu sayede istediği çizgide tutabildiğini, Cüneyt Zapsu’ nun önemli bir CIA ajanı olduğunu, Tayyip (Erdoğan) ın Türkiye de Amerika İstanbul Başkonsolosluğunda yapılan bir toplantıda, önüne harita planı konduğu ve Tayyip (Erdoğan) ın bu planı not aldığı, Türkiye de uygulayacağı her şeyin dikte ettirildiği, bu bilgilerinde kaset olarak Zapsu nun elinde olduğu…” (Kaynak: 4)
Olayı koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin önde gelen savcıları itibar edilip üzerinde durulacak bir istihbarat konusu olarak görmüşler ki, iddianamede yer vermişler. Tek bir savcı da değil biliyorsunuz. Üstelik bağlı oldukları bir İstanbul Başsavcılığı makamı da var. O da onaylamış bulunuyor.
Başka?
Kendisine sunulduğunda bu iddianameyi kabul etmekle Mahkeme de onay vermiş oldu. Bu konuya da, bu konuyu gündeme getiren iddia ve belgelerin yargı konusu yapılması gereken önem ve ciddiyette olduğuna da…
Tabiî konunun ele alınışında birazcık (!) bir gariplik var. Savcılık ve yargı erkinin en üst düzeyindekiler tarafından muteber, ciddî, önemli bulunan bu bilgi ve belgelerden hareketle kimsenin Zapsu ile RTE’yi “Muhteremler, bakın hakkınızda ne deniyor ? CIA’nın ajanı olduğunuz, ülkeyi ve Cumhuriyeti satmak, yıkmak için Amerikalılara söz verdiğiniz, bunun videolu kaydı bile olduğu söyleniyor. Siz böyle bir halt karıştırdınız mı, len ?” diyen yok. Onları beyana davet etmenin ötesinde; “Böyle bir iddia gerçek midir ? Eğer gerçekse, durum rezilliğin dik alâsıdır ve de çok vahimdir. Bu konuyu mutlaka ve mutlaka açıklığa kavuşturmak en birinci görevdir, re’sen harekete geçmek gerekir,” diyen de yok.

Ya ne var ?
“Siz bu ülkeyi yönetenlerin vatanı yabancıya satmak için söz vermiş olduklarına ilişkin bir iddia ve de bu iddianın belgesi ile neden ilgileniyor, kaydını tutuyorsunuz, lan ?” soruşturması, yargılaması yapılıyor.
Ortada böyle bir iddia varsa ihtimaller iki değil midir ?
Bu iddia ya yalandır ya da doğrudur.
Yalansa, Zapsu ile Erdoğan’ın “bize çok büyük ve ağır bir hakarette bulunuluyor,” diye tepki vermeleri gerekmez mi ?
Hayır, vermiyorlar.
7 Mayıs 2009’dan bu yana vermiyor değiller. Çok daha öncesinden beri vermiyorlar. “İkinci İddianame” 26 Mart 2009’da açıklanmıştı. Gazeteler; “iddia-name’de ilginç bir belge var. Zapsu’nun CIA ajanı olduğu, RTE’nin ülkeyi satmak için Amerikalılara söz verdiği toplantıya ilişkin elinde bir video bulunduğu, bununla RTE’ye şantaj yaparak onu yabancılara hizmet çizgisinde tuttuğu konu ediliyor” diye yazmışlardı. (Kaynaklar : 5,6,7,8,9,10,11,12)
Hiç ses çıktı mı muhteremlerden? “Bu hakkımızda çok çirkin bir iftiradır. Şerefimize, namusumuza saldırıdır. Böyle mesnetsiz bir iftira nasıl olur da ciddiye alınıp iddianameye konur ve yargılama konusu yapılır? Şiddetle ve nefretle kınıyoruz. Bu iftirayı ortaya atanlardan da, buna itibar edip iddianamede yer verenlerden de hukuk önünde hesap sormak için harekete geçeceğiz / geçtik” dediklerini duydunuz mu ?
Denilebilir ki, “Eh işte, konu en nihayetinde bir mahkemede ele alınmış. Farklı bir boyutu ve yönüyle de olsa, yargıya intikal etmiş. Hukuka saygının gereği olarak o nedenle ses etmiyorlar”.
Acaba?
Bu konunun medyaya iddianame ile yansıyışı 26 Mart 2009’da. Ama onun öncesi de var. Bu konu ilk kez 26 Mart 2009’da iddianame ile gündeme gelmiş ve yine Hayrullah Mahmud da bunu ilk kez 7 Mayıs 2009 tarihli duruşmada dillendirmiş değil ki… Hayrullah Mahmud, bu iddiayı iddianameden sekiz, duruşmadan da dokuz buçuk ay önce kaleme alıp yayınlamış. 21 Temmuz 2008 tarihli uzun makalesinin (örneği EK-2’de yer alan) “CD’si Varken Darbeye Gerek Var Mı ?” başlıklı bölümünde konuyu ayrıntıları ile anlatmış. “Tayyip Erdoğan’ın başbakan olduğu takdirde neler yapacağını Amerikalılara taahhüt ve vaad edişini gösteren ABD İstanbul Konsolosluğu’ndaki görüşmenin videosunu izledim” diyor ve bu video ile ilgili sonraki gelişmeleri aktarıyor. (Kaynak : 13)
Peki, internet ortamında alenen yer alan ve o kadar zamandır ortalıkta dolaşan bu iddia konusunda ‘gık’ı çıkan, harekete geçip herhangi bir işlem yapan olmuş mu ?
Bu iddiayı ihbar ya da hakaret kabul eden çıkmış mı ?
Biz duymadık. Ya siz ?
Duyulmasının, dal budak salmasının pek istenmediği, örtbas edilmeye çalışıldığı ‘gibi’ bir durum var sanki ortada.
Siz ne dersiniz ?
Boş geçin, biz kafayı bu olaya takmayalım.
Bakalım hangi sahildeki amatör balıkçının oltasına hangi mühimmat takılacak?
Sonra gelsin, “denizde balık adamlar, ekran başında alık adamlar” dizisinin yeni bölümleri… Bizi o paklar. Pakladı da zaten…
KAYNAKLAR :
1. http://ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=haberdetay&idhaber=1726
2. http://ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=10492&Itemid=99999999
3. http://www.mehmetcik.gen.tr/haber.php?haber_id=4203
4. http://dosyalar.hurriyet.com.tr/2ergekenon_iddinamesi.htm
5. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11291517.asp?gid=233&srid=4079&oid=1&l=1
6. http://www.tempo24.com.tr/content/newsdetail.aspx?cat=25&newscode=36885
7. http://www.ayrintilihaber.com/news_detail.php?id=34103
8. http://www.nethaber.com/Politika/95525/IKINCI-IDDIANAMEYE-GORE-Basbakanin-santaj-kasetleri-CUNEYD
9. http://www.ekolay.net/haber/haber.asp?pid=2705&haberid=604224
10. http://www.tumgazeteler.com/?a=4877487
11. http://www.turkishaber.com/news_detail.php?id=12757
12. http://www.haberler.com/basbakan-in-santaj-kasetleri-elindeymis-haberi/
13. http://www.alaturkaonline.com/yazi.asp?2715%2Fdurum-analiz
11 Haziran 2009

— , Kerim Bingül, T.c. Mevlüt Seyranlıoğlu, Abdullah Yücesan, Aydın Aydın, İlkay Berkan ve Nene Hatun ile birlikte
Bu yazının linki; https://m.facebook.com/photo.php?fbid=606078479426609&set=a.313150772052716.79446.100000733865912&type=1&theaterbunu

Başbakan olmadan önce Wolfovitz'e başbakan Erdoğan'ın yazdığı ihanet mektubunun linki Tıkla;

http://keykubat.blogspot.com.tr/2008/08/tayyipin-ihanet-mektubu.html#axzz32SzSrjqT

1 yorum:

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.