"Türkiye Türklerindir +40" Bloguna Hoş geldiniz!!!

Ey Türk Milleti!
Birinci vazifen seni İslamcılık ve Türkçülükle benliğinden koparan, Araplaştıran din, devlet, ticarette sana yer vermeyen, seni küçük dereceli askeri görevlere vererek ölüme süren, sana hocalık, başbuğluk eden hainlere giydirdiğin tacı geri almaktır. Bunu yapabilmen için seni uyandıracak her türlü bilgi ve belge mevcuttur. Ya özgürlüğünü kazan ya da öl. Kölelikle atalarının kemiklerini sızlatma. Arap Rumların ırkçı kinci ensest sapık dinlerinden çık. Kurtuluşun başlangıcı burasıdır. Aklen kurtulmadıkça saltanatın da olsa kölesindir unutma. Sen özgür birey olmadıkça kardeşliğin önemi yoktur. Devletin her yüksek kademesine göz dik yerini al. Tırsma. Çabala, savaş ve kazan! Birlikte yaşadığın kavimlerle kardeşlik o zaman daha güzel olacaktır. Alaeddin Yavuz

Tarih boyunca atalarımız günümüzdeki kadar, her türlü bilgiye ulaşabilecek böyle bir çağ yaşamadılar.
Bizler tümünden şanslıyız. Buna dayanarak, blog içerikleri binlerce yıldır doğru bilinenleri sorgulamaktadır.
İster bu bloğda, ister okulda, camide veya başka yerde hiçbir yazılanı, öğretileni “sorgulamadan, araştırmadan” doğru kabul etmeyiniz!
Vatan-Millet davası,hiçbir kurum veya kuruluşa havale edilemez, milletçe sahiplenilmedikçe hiç bir dava milli değildir.
Davasına sahip çıkmayan halk da millet değil sürüdür. Adilyargıç/Keykubat.

Blog yazılarının telif hakları-copyright © “adilyargic; adilyargicc; keykubat.blogspot.com ve keykubat.blogcu.com” rumuzlarıyla yazan Alaeddin Yavuz’a aittir.
Hala okumak istiyorsanız buyurunuz.

Saygılar, sevgiler!

Hakkımda

Fotoğrafım
Balıkesir , Bandırma , Türkiye
KENDİLERİ İÇİN PLAN YAPMAYAN MİLLETLER, BAŞKALARININ KENDİLERİ İÇİN YAPTIKLARI PLANLARA RAZI OLURLAR.Keykubat- ATATÜRK'TEN SONRA ÜLKEMİZDEN TÜRK ve MÜSLÜMAN HALKLAR İÇİN PLAN YAPAN ve EZİLEN HALKLARA ÖNDER OLACAK SİYASET İZLEYEN BİR LİDER ÇIKMAMIŞ, ARDILLARI,ONUN İZLEDİĞİ ANTİ EMPERYALİST SİYASETİ TERK ETMİŞ,DEVLETİ AB-D KUCAĞINA ATMIŞ VE ONLARA BAĞLILIĞI ATATÜRKÇÜLÜK SAYMIŞ,HALKIMIZIN DİNİ VE IRKİ DEĞERLERİNİ AŞAĞILAYARAK TAHRİK ETMİŞ, KADEMELİ OLARAK HALKIMIZI HIRİSTİYANLAŞTIRMAK İÇİN DIŞ GÜÇLERCE GİZLİ-AÇIK DESTEKLENEN SAPIK DİNCİ YAPILANMALARI GÜÇLENDİREREK,İKTİDARA TAŞIMIŞ,IRK,MEZHEP BAĞLAMINDA KARŞILIKLI DÜŞMANLIKLAR YARATMIŞ, ÜLKENİN KAYNAK VE SERMAYESİNİ YABANCILARA PEŞKEŞ ÇEKMİŞ,YUKARIDA SAYILAN AB-D PROJELERİNE GÖRE ASKERİ DARBELERLE KENDİ MİLLETİNİ SİNDİREREK BÖLÜNMENİN YAŞANDIĞI BÖYLE GÜNLERDE BİLE TEPKİSİZ KALMASINI SAĞLAYAN KORKU ORTAMINI HAZIRLAMIŞ,BENZER MUHTELİF İHANETLER İÇİNDE BİR ŞEKİLDE YER ALMIŞLARDIR.İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ GÜNÜN DURUMU BUDUR-Keykubat İNSAN,PRANGA VURULMAKLA,KIRBAÇLANARAK ÇALIŞTIRILMAKLA ESİR OLUR.ESİRLİĞİ YAŞAM BİÇİMİ OLARAK BENİMSERSE KÖLE OLUR. VATANINIZA,DEĞERLERİNİZE,ÖZGÜRLÜĞÜNÜZE SAHİP,HER TÜRLÜ EMPERYALİZME KARŞI ÇIKIN!!! Keykubat

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Translate

Bu Blogda Ara

Ayşe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayşe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2015 Cumartesi

TAŞLAYARAK ÖLDÜRME (RECM) TEVRAT GELENEĞİDİR.

Recm/taşlayarak öldürme, peygamber Muhammet'e vahiyle bildirilen Allah emri olmadan, hicret ettiği Medine'de Tevrat'ta olduğu gerekçesiyle Yahudilere uyguladığı, ama Yahudilerin bunu terk etmekte olmalarına rağmen bunu yapması Muhammet'in Medine yaşamında başını çok ağrıtmıştır.
Sonuç olarak sonunda Muhammet'e suikasttan, Kureyşlilerle birlik olma ve Hayber kalesi savaşlarına kadar savaşlara neden olmuştur. Hala de İslam düşmanlığının kaynağını oluşturmaktadır. Ancak recm, Hz. Ayşe 'nin ifk davasında gündeme gelince Ayşe'nin recmine hemen karar verememiş, üç ay sonunda inen ayetlerde de "recm" yer almadığından recm terk edilmiş, İslam'a girmemiştir.

Ancak peygamberin uygulamalarında yer aldığı gerekçesiyle, dine giren devşirme Sabi, Süryani, Yahudi/Musevilerce dine sokulmuş ve Müslüman kırımı sağlanmıştır.
1739'da üretilen Vehhabi İngiliz Mason dini recm uygulamayı ilke edinmiştir.
Günümüzde de Müslüman oldum diyen ama, Tevrat-İncil-Kuran'a birlikte iman eden bazı Yahudi, Musevilerin kurdukları tarikatlarca, İslami olmayan Burka, kara Çarşaf ve recm "İslami" gösterilerek Müslüman düşmanlığında kullanılmaktadır.
 İşte böyle bir haber ile yazıya başlıyoruz.

Bir kaç ay önce Ukrayna'da, güzellik yarışmasına katıldığı için öldürülen Katya adlı bir Ukraynalı genç kızın dramını paylaşmıştım. İnternette Google'ın verdiği tek haberdi ve İngilizce haberde kızın dini kimliği yazılı değildi.
Ancak "Katya" adının da Müslüman adı olmadığını bilecek kadar Müslüman ailede, toplumda büyüdüm, Üniversiteye kadar din eğitimi aldım ve 10 yıldır dini yazı yazabilecek, bunları benimsetebilecek kadar da dünya dinleri ve milletleri hakkında bilgim vardır.
Türkiye'de veya başka Müslüman ülkelerde "Katya" adında bir Müslüman kız ne duydum ne gördüm.
Ama ülkemizde Musevileri, Yahudiler, Musevi Ermeniler ve Rumlar arasında yaygın bir ad olduğunu biliyorum.

Geçtiğimiz hafta gene araştırma yaparken bu haberi daha çok olarak gördüm ve haberde bu zavallı kızın "Müslüman" olarak özellikle belirtildiğine tanık oldum.
Haberde İngilizce aynı şu ifade yer alıyor;
"A 19 year old Muslim girl, Katya Koren, was stoned to death under ‘Sharia law’ after taking part in a beauty contest in Ukraine. They found her dead in a village near her home in the Crimea region-Ukraine."Tıkla"
Dilimize çevirisi;
"Ukrayna Kırım bölgesinde bir köyde ölü bulunan 19 yaşındaki Müslüman kız Katya Koren, güzellik yarışmasına katıldığından Şeriat Yasasına göre ölümüne taşlandı."

Kırım Müslümanı çok gördüm ama KATYA KOREN 
adlısını görmedim. 
Zavallı çocuk hem katledildi hem de üzerinden
siyaset yapılıyor.
Kırım Tatarları Müslüman veya Musevidir. Ama, Katya adı kesinlikle Müslüman adı değildir. Zaten Sanskrit dilinden olduğundan Müslüman dışında Fars, Hint, Avrupa, Kafkas halklarınca kullanılması da muhtemeldir.

Ukrayna'lıların çoğunluğunun Musevi olduklarını, kendilerini Almanlara yakın gördüklerinden Rusya'dan ayrılmak istediklerini bilmeyen var sanki de böyle bir Müslüman düşmanlığına da kalkışmalarını da üzücü buldum.

Oysa Ukraynalılar soy olarak  Alman-Rus, din olarak Musevi ve Ortodoksturlar. Ama Yahudi'den çok Yahudi'ci ve iftiracı olduklarını da ispatlamış oldular.
Bütün dünya bilsin ki, İslam şeri rejiminde "recm/stonning" ayeti Kur'anda yoktur. Muhammet, Tevrat'ta olduğu için Yahudilere uygulamıştır. Yahudiler de bu günün bunun öcünü"Müslüman kılığına girip Müslümanları kötü göstererek almaktadırlar.
Ukrayna'dan henüz ayrılmış Kırım'ın siyasi rejim ilan edip etmediği konusunda bir araştırma yapmadım, ama şunlara dikkat edersek durum aydınlanabilir;
Kırımlılar, 70 yıl SSCB idaresinde yaşadılar.
Ukrayna'ya dahil olan bu bölgede İslami rejim ilan edilmesi mantıksızdır.
Rusya, recm uygulayan İngiliz imali Vehhabi İslam'ından 200 yıldır sıkıntı çekmektedir. En son 1990'lı yıllarda yaşanan Çeçen İnguş olaylarını hatırlatırım.
"Siyasal İslam" olarak bilinen Vehhabi İslam'ının demokratik Ukrayna'dan son yıllarda çıkan ABD kaynaklı olaylardan sonra Kırımlıların Rusya yanında yer alarak Ukrayna'dan ayrıldıklarına dikkat çekerim.Rusya'nın kendi safında yer alan Kırımlıların bu siyasal İslam'ı ilan etmelerine izin vermesi düşünülemez.
Ayrıca, bu bölge Ukrayna'dan ayrıldıktan sonra bir Ukraynalı gazetecinin oraya gidip, yoğun çatışma bölgesinde rahatça bu haberi yapması pek mantıklı görünmüyor. Yani bu Kırım Müslümanlarına atılmış bir iftira olarak görülmektedir.

Vehhabi İslamı korkusuyla Rusya'nın polisine
yaptırdığı Medrese baskınında üzüntülü
bir Kırım Tatarı.
Bu Ukraynalılarda karın ağrısı yapmış olabilir.

Çünkü son haberlerde, Putin'in olağan İslami ibadetlerini yapan Müslümanlardan "sakal ve Hicap tarzı başörtüsü giyenlerin Suudi Arabistan'a gitmeleri yolunda emir verdiği ve Müslümanların dini eğitim aldığı medreselerde polis baskısına uğradıklarını öğreniyoruz.

Katya Koren Yahudi kızının öldürülmesini ise polis zoruyla "16" yaşında Bihal Gaziyev adlı bir Müslüman Tatar çocuğuna yıkıldığını "Haffingtonpost" haber sitesinde görüyoruz. İslama göre recm, çocukların bağımsız yapacağı bir iş olmayıp, cuma namazından sonra cemaat ile yapılır ki Ukrayna'da veya Rusya'da kimsenin buna cesaret edebileceğini sanmadığım gibi Kırımlıların recm yanlısı olduklarına da inanmıyorum.

Sonunda aynı haber kaynağında, Türkiye'de bulunan Kırım Tatar Meclis başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımlıoğlu, Katya'nın Rus ve Hristiyan kökenli ve sınıf arkadaşlarınca ırzına geçilip öldürülmüş olabileceğini, Kırım Müslümanlarının fabrikasyon bir iftiraya kurban edilmektedir" dediğini okuyoruz.

Recm işi biraz sıkar anlayacağınız. Ayrıca da apaçık bir iftira olduğu her halinden de bellidir. Yazının linki aşağıdadır.

Taşlayarak öldürme Kur’anda yer almamaktadır. Ancak ile ilgili Recm ayetleri inmeden önce peygambere biat eden, onu önder seçen Medine (Yesrib) Yahudi ve Hristiyanları, kaldırdıkları “recm geleneğini” tekrar uygulamaya soktuğunda pişman oldularsa da geç kalmıştır.
Şimdi Tevrat’ın taşlayarak öldürme ayetlerini ve hangi şartlarda emrettiğini görelim.

Zinaya Recm Uygulamak Tevrat Geleneğidir. Muhammet de Bunu Çok Sevmiştir.

Recm Cezası

Levililer 24. Bölüm;

Lev.24: 10 İsrailliler arasında annesi İsrailli babası Mısırlı bir adam vardı. Ordugahta onunla bir İsrailli arasında kavga çıktı.
Lev.24: 11 İsrailli kadının oğlu RAB'be sövdü, lanet etti. Onu Musa'ya getirdiler. Annesi Dan oymağından Divri'nin kızı Şelomit'ti.
Lev.24: 12 Adamı göz altına alıp RAB'bin kararını beklediler.
Lev.24: 13 RAB Musa'ya şöyle dedi:
Lev.24: 14 "Onu ordugahın dışına çıkar. Ettiği laneti duyan herkes elini adamın başına koysun ve bütün topluluk onu taşlasın.
Lev.24: 15 İsrail halkına de ki, 'Kim Tanrısı'na lanet ederse günahının cezasını çekecektir.
Lev.24: 16 RAB'be söven kesinlikle öldürülecektir. Bütün topluluk onu taşlayacak. İster yerli ister yabancı olsun, RAB'be söven herkes öldürülecektir.
Lev.24: 17 "'Adam öldüren kesinlikle öldürülecektir.
Lev.24: 23 Musa bunları İsrail halkına bildirdikten sonra, halk RAB'be lanet eden adamı ordugahın dışına çıkardı ve taşlayarak öldürdü. Böylece İsrail halkı RAB'bin Musa'ya verdiği buyruğu yerine getirmiş oldu”

Tevrat, Mişna'da rec ayetleri;

TEVRAT RECM AYETLERİ,

Aziz Stefan'ın recm olayı Kilis kapı kabartması. Musa'ya küfür ettiği gerekçesiyle Yahudi Hahamlarınca Kudüs'te recm edilen "İlk Hristiyan şehidi" olduğuna inanılır.


Mısırdan Çıkış 19:13-21:28
Şabbat Sayılar 15:32-36
Levililer 20:13 Homoseksüel ilişki hakkında
Levililer 20:2-5 Molek’e çocuk adayanlar
Levililer 20:27 Büyücülük ve peygamberlik iddialarında bulunanlar
Musanın Kitapları (Deutoronomy) 13:7-11 Çok tanrıcılığa dönme ve döndürme
Levililer 24:10-16 Tanrıya küfür etme
Musanın Kitapları 17:2-7 Zina Deutoronomy 13:7-12 Baştan çıkarma
Deuter (Tesniye): 21:18-21 Anne babaya karşı gelme uyarılara aldırmama
Deuter: 22:!3-21 Bekaretini kaybetmiş biriyle bakire diye evlenmek
Deuter 22:23-24 Kadın recmi çıülık atıp yardım istemeyen Evli kadınla evlilik dışı ilişki, kadın recmi
Deuter:22:25-27 Kimsenin yardım edemeyeceği yerde zorşa tecavüzde erkek recmi
Deuter 13:6-10 Evlat, ana- baba, kardeş, ikinci derece akrabalar dahil din değiştirme halinde recm emreder.

Talmud, boğma, kelle kesme, ölüme mahkum edilenin boğazına kurşun dökme, recm/taşlayarak öldürme gibi  öldürme yöntemlerini tanımlar.
Mişna da recm edileceklerin listesini verir;
Anasıyla cinsel ilişkiye girme
Analığı ile ilişkiye girme
Üvey kızıyla ilişkiye girme
Erkek erkeğe eşcinsel ilişki
Büyük baş hayvanla cinsel ilişki
Kadının hayvanla ilşkiye girmesi
Tanrıya küfür etme
Putperestlik
Çocuklarından birin Molek’e kurban etme
Ruhlarla ilişki kurduğunu açıklama (vahiy alma, bir şeyler öğrenme gibi)
Büyücülük
Şabbat (cumartesi) tatilini uygulamamak
Anne veya babaya küfür etme
Nişanlı genç kıza saldırmak
Birini putlara ibadete ikna etmek, yoldan çıkarmak
Bütün kasabayı yanlışa sürükleme
Diş-erkek büyücü olma
İnatçı ve asi oğul olma"
Tevrat ve gizli kitap Mişna'ya göre recm ayetleri ve hangi konularda uygulanacağını okuduk. Şimdi Kur'an'a geçelim;

Kur’anda Yahudi Recmi Konusu;
Maide Suresi 5:40 Meali ;5: 40- “Göklerin ve yerin mülkünün Allah'a ait olduğunu, dilediğine azap edip dilediğini de bağışladığını bilmedin mi? Allah herşeye kâdirdir.”

Bu ayet, “Allah’ın, yerlerin ve göklerin sahibi olduğunu, sahibi olduğu bu dünyada da dilediğine ızdırap, eziyet dilediğine de bağışlamada bulunacağı” belirtimiştir.
Muhammet çağında da köle sahipleri, aynı anlayışa sahip batıl dinlerin emirleri gereğince, güç kullanarak insanları köle yapabiliyor, ırzlarına geçebiliyor, kölenin eşi ve çocuklarına bu zulmü istediği an yapabiliyor ve öldürdüğünde de sorumluluk hissetmiyordu. Onlar da kendilerini tanrı soyundan saydıkları için böyle hakka sahip olduklarına inanıyorlardı.

Arap emirleri de adlarını zaten Farsça Mihr (Güneş tanrısı Mitra’dan) alıyorlardı, güneşin oğullarıydılar, köleleri, onların eşleri ve çocukları üzerinde her türlü tasarruf hakları vardı,
Muhammet’in kendisi ile evlenmeyi ret eden amcası Ebu Talip’in kızı Zeynep’i ayet indirerek “evlatlığı ilan ettiği kölesi Zeyd” ile evlendirir ve adam gerdekteyken girer altından Zeynep’i alır kendi yatağına götürür. Bu anlayış ta putperestlik anlayışı ile aynıdır.

Nisa 23, ikinci derece (amca,dayı, hala, teyze ile ve çocuklarıyla hatta süt anne çocuklarıyla ve hatta kölenin karısıyla evliliği yasaklamışken) Muhammet’in Rahman ve Rahim Allah’ı ona Ahzap 50.ayeti indirip, “ensest, evlatlığın karısıyla evlilik hakkını” tanımıştır.

Oldukça sapık bir tanrıymış, ki zaten İslam öncesi Muhammet’in coğrafyasında Hristiyan ve Yahudiler dışında herkes ana-baba-abla-kardeş, baba-oğul, ana-kız, her türlü birleşebiliyorlardı.

Bir suçu olmadığı halde bir Yobazı kızdırdığı
için recm edilen Pakistanlı Ferzana
Muhammet’in Allah’ı ile İran’ın güneş tanrısı Mihr/Mir(Mitra) arasında bir fark yoktur. Ki Mihr, İranlılardan insan ve hayvan kurbanını kaldırırken, Allah hayvan kurbanını kaldıramamıştır.
Bu olaylar o zamanın taze Müslümanlarının eski kanla ibadet geleneklerine bağlılıklarının eseri olarak dinimizde kalmış, halk bunda hemfikir olduktan sonra Kurban ile ilgili ayetler inmeye başlamıştır. Genelde ayetlerin inişleri bu şekildedir.
Şimdi, Hz. Ayşe’nin Necm ve Nur surelerinde geçen talihsiz zina isnadından dolayı recm edilmesini önlemek için recm Kur’an’a girmemiştir.
 Bu konuları Kur’an’ın 5. suresi olan Maide Suresi 40. ayet tefsirinde Elmalılı Hamdi Yazır Hocanın kendisinden öceki İslam tefsir, siyer, hadis yazarlarından derlediği bilgilere göre okuyalım.

5:40-NÜZUL(İniş) SEBEBİ: Ebu Hureyre, Berâ b. Âzib, İbnü Abbas ve daha birçoklarından gelen rivayetlerin özetine göre Tevrat'ta İsrailoğulları' ndan zina edenlere recm (taşlanmak suretiyle öldürülme) emredilmişti ve bunu tatbik ediyorlardı.

Nihayet bir gün büyüklerinden birisi zina etmiş, recm için toplanmışlar, fakat ileri gelen seçkinler ve memleketin saygın kişileri kalkmışlar, yasaklamışlar.
Sonra zayıflardan birisi zina etmiş, bunu recm etmek için toplanmışlar. Bu defa da düşkünler gürûhu kalkmış, "Arkadaşınızı recm etmedikçe bunu da etmeyin, ikisini de recm edin" demişler. Bunun üzerine, " mesele zorlaştı, geliniz bir çaresine bakalım" demişler.

Suriye Homs şehrinde Yahudi IŞİD  eliyle eşcinsel erkek recmi
Recmi bırakıp tahmime karar vermişler ki, yünden örülmüş, zifte bulanmış bir kamçı ile kırk kamçı vururlar, yüzünü karalarlar, ters yüzüne bir eşeğe bindirip dolaştırır teşhir ederlermiş.
Peygamberimiz Medine'ye şeref verinceye kadar böyle yapıyorlarmış. Berâ b. Âzib (r.a.) den rivayet edildiği üzere birgün Resulullah Medine'de böyle bir yahudinin dolaştırıldığına bizzat rastlamış, âlimlerinden birini çağırmış, "Sizde zina eden kimsenin cezası böyle midir?" diye sormuş, "evet" demiş. "Musa'ya Tevrat'ı indiren Allah için söyle, kitabınızda zina edenin cezasını böyle mi buluyorsunuz?" deyince, "Böyle yemin vermeseydin söylemezdim, doğrusu recimdir" demiş ve kıssayı nakletmiştir.
Sonra yahudi ileri gelenlerinden Yüsre adında bir kadın Hayber ileri gelenlerinden bir yahudi ile zina yapmış, tutmuşlar, Kureyza oğullarından bir takımlarını Resulullah'a göndermişler, "Sorunuz bakalım zina hakkında ona indirilen hüküm nedir? Korkarız ki bizi rüsvay eder, şayet celd (deynekle vurma cezası) derse tutunuz, recim (taşlamayla öldürme cezası) derse sakınınız" demişler.

Gelmişler, sormuşlar. Ebu Hureyre (r.a.)'ın rivayetine göre: "Şu adam ihsanından (namuslu yaşamasından) sonra nam uslu bir kadın ile zina etti, seni hakem yapıyoruz, hüküm ver" demişler. Bunun üzerine Peygamberimiz kalkmış yahudilerin dershanelerine gitmiş, "Ey yahudi toplumu, bana en bilgininizi çıkarınız" buyurmuş, onlar da Abdullah b. Sûriya'yı çıkarmışlar, Kureyza oğullarından bazılarının rivayetine göre o gün İbnü Sûriya ile beraber Ebu Yasir b. Ahtab'ı ve Vehb b. Yehûdâ'yı da çıkarmışlar ve "İşte bunlar bizim bilginlerimiz" demişler.

Resulullah biraz konuşmuş, nihayet "Kalanlar içinde Tevrat'ı en iyi bilen budur" diye İbnü Sûriya'yı göstermişlerdir ki, henüz genç ve yaşça diğerlerinden küçük ve tek gözlü imiş, Resulullah bununla tenha kalmış ve meseleyi açmış, "Ey İbnü Sûriya Allah'a ve Allah'ın İsrailoğulları'na olan nimetlerine ant vererek söylüyorum. Namuslu hayatından sonra zina eden kimse hakkında Allah'ın Tevrat'ta recm ile hükmettiğini bilmiyor musun?" buyurmuş, o da: "Allah için evet, ey Kasım'ın babası (Muhammed)! Bunlar senin Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu kesin bir şekilde bilirle r ve fakat haset ediyor (kıskanıyor) lar" demiş.

Resulullah da oradan çıkmış, gelip hükmünü vermiş, zina eden erkek ve zina eden kadının ikisinin de recmini emretmiş. Beni Osman b. Galip, b. Neccâr mescidinin kapısı önünde recmedilmişler.
Fakat İbnü Sûriya böyle dediği halde, sonradan düşük karekterli yahudilerin saldırısıyle inkâr etmiş ve işte âyeti ve tahrif olayı bunları hatırlatarak nazil olmuştur. Bir de İkrime ve Katâde ve daha bazılarının rivayetine göre Beni Nadir yahudileri Beni Kureyza'dan daha haysiyetli ve şerefli imiş. Bunun için Beni Kureyza'dan biri Beni Nadir'den birini öldürürse öldürülür. Fakat Beni Kureyza'dan birini öldürürse yüz vesak (1 vesak = 200 kg) hurma diyet alınırmış.

İbnü Zeyd'in rivayetine göre Huyey b. Ahtebî, Nadir'li için iki diyet, Kureyzalı için bir diyet hükmedermiş. Sonra Benî Nadir'den biri, Beni Kureyza'dan birini öldürmüş, Beni Kureyza da Peygamberimizin hükmüne müracaat etmişler. Buna işaret olarak inmiştir. Hasılı bu âyetler Müslüman olmayanların, İslâm'ın hükmüne müracaatı hakkında nazil olmuştur. Ve bu arada onların ahlâkı ve müracaattan maksatları da bildirilmiştir. Fakat bu âyetlerin siyakında zinaya dair açıklık bulunmadığına göre asıl nüzul sebebi olan hadise ikinci rivayet dolayısıyla bir öldürme olayı olmak üzere daha uygun görünüyor...””



Bizde, hala Dost, Yaren adlarıyla, Araplarda,
İran'da Mir, Araplarda Emir adıyla sevilen
İnsanlardan kurban isteyen göksel boğayı öldürerek
insan ve hayvan kurbanını kaldıran Mitra/Mihr.
Göksel boğayı öldürme suçu işlediğinden, insanlarla yediği
son yemeğinden sonra yer altına/cehenneme gitmeye razı
olan fedakar tanrı Mihr'in taklit'i İsa da kurbanı ve erkeklere
baş örtmeyi kaldırmışsa da Muhammet'in Allah'ı
bu işleri becerememiştir.Kurban, sarı, çarık bir yerlere sıkıştırılmıştır.
Hakim Müsterdek VI-363-İbni Hanbel V.217 hadis kayıtlarında geçtiği belirtilen bir de Yahudi Maiz bin Malik el Eslemi adlı şahıs kendiliğinden peygamber Muhammmet’e gelerek zina işlediğini “dört defa”itiraf etmiş ve kendisini huzura kavuşturmasını söylemiştir.
Peygamber bu samimi itirafın aklı başında yapılıp yapılmadığını, şahsın akli durumunun yerinde olup olmadığını iyice tetkik ettikten sonra bu şahsın recmine hüküm vermiştir.

Taşlama olayı sırasında kaçmaya başlayan Maiz yakalanarak tekrar taşlanmış ve öldürülmüştür.
Bu duruma üzülen Muhammet, “keşke bıraksaydınız belki tövbe eder, Allah ta bağışlardı” demiş.

Adalet evren yaşamının temelidir. Muhammet de olsan gün gelir adalete muhtaç olursun. Muhammet de öyle olmuş ve resmen rezil olmuştur. İşte bu nedenle İslam’a sopayla, kılıçla sokulan Yahudiler ve Ortodoks Hristiyanlar gizlice eski inançlarını içlerinde korumuşlar ve bu gün Tevrat ayetlerini “hadiste var” bahanesiyle kendi kurdukları tarikatlar ve mezheplerle kabul ettirip çatır çatır Müslüman kıyımı yapmaktadırlar. Ve Müslümanlar bunu gönül hoşluğuyla da hazım etmektedirler.

29 Kasım 2016 tarihinde yapılan ektir;


DAMACANA RECİM EDİLMELİ Mİ?

Aşağıdaki haberde, Bursa da bir su dağıtıcısı, aldığı boş damacanaya asansörde tecavüz ederken yakalanmış. Olaya tanık olanlar, içinden su içtikleri damacanaları düşünüp, sağlıkları açısından haklı olarak dava açmışlar.
Mahkeme, sanığa damacana ile evlenme zorunluluğu getirmemiş, şartların oluşmadığından sanığı serbest bırakmış. Bu bile ona ders olmuştur ayrı konu da şimdi işin dini boyutuna gelelim.
Damacana recm edilse ne olur edilmese ne olur. Ama işin özü, damacana kadar masum insanların recm edildikleri bir dünyada olunca bu soruyu sormadan edemedim.

Çünkü, bir çok tecavüz olayında kadın veya çocukların, bebeklerin damacana kadar etkisiz kalmalarına, masum olmalarına rağmen recim edilmeleridir.
Tecavüze uğrayan kadın veya kızları, bebekleri Yahudilern Tevrat ve Talmud hükümlerine göre recm ettikleri bilinir.
Bu İslam dinine de girmiş bir konudur, Kuranda ayetleri olmasa da.
Geçende bu konuyu eleştiren yabancı bir blog yazarının yorumunu okudum.
Diyor ki; "Yahudiler, tecavüz mağdurlarını, TECAVÜZE TAHRİK EDECEK KADAR SEKSİ OLDUKLARINDAN GÜNAHKAR SAYDIKLARI İÇİN RECİM EDİYORLAR."
Gerçekten akıl ile bağdaşır bir suçlama değildir bu.
İran da tecavüze uğrayan kadınlar, çocuklar yalnızca tecavüze uğradıkları için recim ediliyorlar. Bu konuda dünya basınını İran yıllarca meşgul etmiştir.
Oysa, insan nefsi bir damacanaya uyanabiliyorsa, tecavüz mağdurlarına atfedilen suç ne kadar insanidir?
Diyanete ve Yahudi din adamlarına soruyorum. Şimdi, "Damacana, tecavüzü teşvik edebilecek kadar seksi midir? Seksi ise nasıl bir seksiliktir? Bu suçtan recim edilmeli midir?
Veya aklınızı başınıza alıp bu sapık uygulamaları dinlerden çıkaracak mısınız?Dinleri katlanılabilir, insani düzeye çekmeyi düşünecek misiniz?
Bir su damacanası ne kadar seksi olabilir ise bir bebek, işinde gücünde bir kadın da veya otlayan bir hayvan da o kadar seksidir demektir.Şimdi seksi olma suçu işlemiş, recm adayı damacana haberini, okuyabilirsiniz.
http://www.hurriyet.com.tr/damacana...

Herkes aklını başına almalıdır. Aksi halde Sabi ve Süryanilerin kitaplarında yazdıkları gibi “Müslümanlar kıyamete kadar aptallıklarıyla anılacaklar” ifadesinin doğruluğunu 1200 yıldır yaşadığımız gibi kıyamete kadar tekrar eder dururuz.