"Türkiye Türklerindir +40" Bloguna Hoş geldiniz!!!

Ey Türk Milleti!
Birinci vazifen seni İslamcılık ve Türkçülükle benliğinden koparan, Araplaştıran din, devlet, ticarette sana yer vermeyen, seni küçük dereceli askeri görevlere vererek ölüme süren, sana hocalık, başbuğluk eden hainlere giydirdiğin tacı geri almaktır. Bunu yapabilmen için seni uyandıracak her türlü bilgi ve belge mevcuttur. Ya özgürlüğünü kazan ya da öl. Kölelikle atalarının kemiklerini sızlatma. Arap Rumların ırkçı kinci ensest sapık dinlerinden çık. Kurtuluşun başlangıcı burasıdır. Aklen kurtulmadıkça saltanatın da olsa kölesindir unutma. Sen özgür birey olmadıkça kardeşliğin önemi yoktur. Devletin her yüksek kademesine göz dik yerini al. Tırsma. Çabala, savaş ve kazan! Birlikte yaşadığın kavimlerle kardeşlik o zaman daha güzel olacaktır. Alaeddin Yavuz

Tarih boyunca atalarımız günümüzdeki kadar, her türlü bilgiye ulaşabilecek böyle bir çağ yaşamadılar.
Bizler tümünden şanslıyız. Buna dayanarak, blog içerikleri binlerce yıldır doğru bilinenleri sorgulamaktadır.
İster bu bloğda, ister okulda, camide veya başka yerde hiçbir yazılanı, öğretileni “sorgulamadan, araştırmadan” doğru kabul etmeyiniz!
Vatan-Millet davası,hiçbir kurum veya kuruluşa havale edilemez, milletçe sahiplenilmedikçe hiç bir dava milli değildir.
Davasına sahip çıkmayan halk da millet değil sürüdür. Adilyargıç/Keykubat.

Blog yazılarının telif hakları-copyright © “adilyargic; adilyargicc; keykubat.blogspot.com ve keykubat.blogcu.com” rumuzlarıyla yazan Alaeddin Yavuz’a aittir.
Hala okumak istiyorsanız buyurunuz.

Saygılar, sevgiler!

Hakkımda

Fotoğrafım
Balıkesir , Bandırma , Türkiye
KENDİLERİ İÇİN PLAN YAPMAYAN MİLLETLER, BAŞKALARININ KENDİLERİ İÇİN YAPTIKLARI PLANLARA RAZI OLURLAR.Keykubat- ATATÜRK'TEN SONRA ÜLKEMİZDEN TÜRK ve MÜSLÜMAN HALKLAR İÇİN PLAN YAPAN ve EZİLEN HALKLARA ÖNDER OLACAK SİYASET İZLEYEN BİR LİDER ÇIKMAMIŞ, ARDILLARI,ONUN İZLEDİĞİ ANTİ EMPERYALİST SİYASETİ TERK ETMİŞ,DEVLETİ AB-D KUCAĞINA ATMIŞ VE ONLARA BAĞLILIĞI ATATÜRKÇÜLÜK SAYMIŞ,HALKIMIZIN DİNİ VE IRKİ DEĞERLERİNİ AŞAĞILAYARAK TAHRİK ETMİŞ, KADEMELİ OLARAK HALKIMIZI HIRİSTİYANLAŞTIRMAK İÇİN DIŞ GÜÇLERCE GİZLİ-AÇIK DESTEKLENEN SAPIK DİNCİ YAPILANMALARI GÜÇLENDİREREK,İKTİDARA TAŞIMIŞ,IRK,MEZHEP BAĞLAMINDA KARŞILIKLI DÜŞMANLIKLAR YARATMIŞ, ÜLKENİN KAYNAK VE SERMAYESİNİ YABANCILARA PEŞKEŞ ÇEKMİŞ,YUKARIDA SAYILAN AB-D PROJELERİNE GÖRE ASKERİ DARBELERLE KENDİ MİLLETİNİ SİNDİREREK BÖLÜNMENİN YAŞANDIĞI BÖYLE GÜNLERDE BİLE TEPKİSİZ KALMASINI SAĞLAYAN KORKU ORTAMINI HAZIRLAMIŞ,BENZER MUHTELİF İHANETLER İÇİNDE BİR ŞEKİLDE YER ALMIŞLARDIR.İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ GÜNÜN DURUMU BUDUR-Keykubat İNSAN,PRANGA VURULMAKLA,KIRBAÇLANARAK ÇALIŞTIRILMAKLA ESİR OLUR.ESİRLİĞİ YAŞAM BİÇİMİ OLARAK BENİMSERSE KÖLE OLUR. VATANINIZA,DEĞERLERİNİZE,ÖZGÜRLÜĞÜNÜZE SAHİP,HER TÜRLÜ EMPERYALİZME KARŞI ÇIKIN!!! Keykubat

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Translate

Bu Blogda Ara

31 Mayıs 2026 Pazar

HZ IBRAHİM HAKKINDA TEVRAT KURAN EBLA TABLETLERİNDEN TESPİTLER

  HZ. İBRÂHİM HAKKINDA TEVRAT VE KUR'AN'DAN TESPİTLER.

Hz. İbrahim hakkında, Hz Musa'ya verildiğine inanılan Tevrat Yaratılış Kitabı'ndaki bilgiler 11.Bölümden torunu Yakup ve onun mirasçısı ispiyoncu Yusuf ile 12 aileden oluşan Yahudi Aşiretinin doğuşuna kadar tarihi olayları içerir.

Tevrat bilgileri ile Müslümanların Kuran'ındaki bilgiler pek uyuşmaz.

Tevrat'a göre İbrahim'in babası Terah, Kuran'a göre Azer'dir.

Tevrat'a göre İbrahim'in halkı putperesttir, Yahweh, insanlar onu unutmuş, ibadeti terk etmiş oldukları için yeryüzündeki tüm ulusları YOK EDECEK nesil yetiştirmesi için İbrahim'i seçer.




Ur şehrinden çıkarıp, bu günkü kara yoluyla 1230 km Batıda, Ur halkının putperest dinin merkezi olan Kenan (Filistin, Lübnan çevresi'ne göç etmesini ister.

Am o Harran'a gelir. Uzun süre sonra Mısır'a gider. Döndükten sonra da Kudüs Gerar'a gider.



Onunla, özgür ve köle erkeklerin sünneti, yalnızca kendisine ibadet edilmesi esaslarına dayalı anlaşma yapar.

Kuran'a göre İbrahim onlara karşı çıktığı için sayısız işkence çektikten sonra sürülmüştür. Urfa'da da Nemrut'un gazabına uğrar. Sütunlara bağlanan halatlardan sapan yapılır, İbrahim sapanla Cehenne denilen kurban ateşi yakılan dev bir fırının içine atılır ve fırın havuza, yanan odunlar balığa dönüşür.

Tevratta bunların hiç biri yoktur. İbrahim'in kardeşinin birinin de adının Harran olması ailesinin de her ne kadar Ur'lu olsalar da Harran kült merkezini bildikleri ve ibadet, iman konusunda bir sorunları olmadığı Tevrat'ta açıktır. 

Bu farkın nedeni, Kuran Süryani kaynaklarını esas alır, Tevrat ise, bu Tevrat'ın da olduğu 40 kitaplık Katolik İncilini Süryaniler Kâfirlik, Şirk ilan ettiklerinden Süryani metinlerinin Katolik İncilinden çıkarılması yüzündendir.

Hatta Yahudilerin Kutsal kenti Kudüs/Yeruşalim de Yahudilerin kurduğu bir şehir değildir. Yahudiler daha Mısır'da köleyken M.Ö 17.yy ortalarında Hiksoslar tarafından KADEŞ adıyla kurulmuştur.



 Asur tanrısı El'in kızı Aşera'dan doğan 10 ikiz kız ve erkek çocuğa ibadet edilen Asur, Arami/Sabi ve Filistin tanrılarının adlarına namaz, oruç, insan ve hayvan kurbanları, yiyecek, tahıl adakları sunulan bir putperest tapınağıdır.

Ama nasıl oluyorsa, henüz İsmail ve İshak bile doğmamışken Hz İbrahim Kadeş'e gelir ve Gerar kralı Avimelek'e kız kardeşi ve karısı olan Sara'yı satar.


Hz. İbrahim, Irak'tan Hürmüz körfezine dökülen Dicle ve Fırat nehirlerinin birleştiği bölgede M.Ö 3800'lerde kurulmuş, Kalde'lilerin Ay Tanrısı Nannar Sin'e ibadet edilen Ur şehrinde M.Ö 1838'de doğmuştur.






Tanrısının onu seçip göç ettirdiği yer ise günümüz Türkiye'sinde, Ay Tanrısı Sin'in kızı İnanna'nın Babil putperest Sabi dinindeki adı dişi şeytan Er Ruha'dan Roha+Urfa adını alan şehrin ilçesi olan, Şiva'nın Sin adıyla anıldığı Babil Mandacı/Mandean putperest ibadetinin din merkezi Harran şehrine göç ettirmiştir.


İbrahim Harran'a amcası, amca çocukları, babası ve kardeşleri ile geldiğinde 75 yaşlarındadır.







Beer Şiva/Şeba ile Paran Çölleri hakkında biraz bilgi edinelim, nerededir, neresidir bilelim. Hz İbrahim, Mısır dönüşünde Kudüs/Kadeş yakınında Gerar'a gider. Muhtemelen İsmail de İshak ta burada doğdular. Hacer Ana ile İsmail de yakındaki Beer Şeba çölüne terk edildiler.

Çünkü, 3.800 yıl önceki şartlarda yaşandığı iddia edilen Arap masalları  kafaları karıştıracak.



Haritayı büyüterek bakınız. Bu Uyun Musa şehrine gidip sorulsa kesin bu hikâye doğrulanır inancındayım.
Musa'nın koca Kızıldeniz'i Misir'dan Asya'ya yaradığına dair hiç bir delil yok.
Yahudilerin bütün efsaneleri Sina, Ürdün, Lübnan, Filistin, İsrail, Babil arasında başlıyor. O tarihlerde ne Mekke ne de Medine var hiç biri yok.

Kızıldeniz'e yakın altını kırmızı kesik çizgiyle çizdiğim Uyun Musa adlı bir yerleşim yeri var.
Kızıldeniz'e kıyısı olan Sina yarımadası kıyıları da bataklık ve sazlık yerler olduğundan Tevrat Kızıldeniz'e KAMIŞ DENİZİ der.
Papirüs denilen kâğıtlar buradan kesilen sazlardan yapılıyordu.

Hıristiyan araştırmacı George Barbarin de "Büyük Piramidin Sırları" kitabında, Musa'nın denizi yarmadığını, Mısırlı askerlerin Yahudileri Sina'ya götürürken, denizin gel git olayıyla çekilmesiyle ortaya çıkan batakliktaki kesilmiş saz saplarının arasından geçirerek, üstüne düşüp ölsünler diye mızraklarla Yahudileri iterek batağa soktuklarını, buna rağmen sağ çıkan Osarsiph'in Moses/Musa=Sudan geçen adını aldığını iddia eder.

Tevrat ta Kamış denizi, Musa'nın sağ  eli cüzzamlıydı, bu yüzden peçe giydiğini dediğine göre Mısırlı tarihçi Maneto'nun tespitleri bence en akılcı tespitlerdir.

Çünkü Hint-Aryan milletlerinde palavra bitmez.
 






Beer İbranice KUYU demektir. Çöllerde kervanların, yolcuların yararına kazılmış kuyular vardır, herkes yararlanır.
Şeba ise, Sabi adılının çoğulu Sebe'nin İbrani şivesidir. Beer Şeba Sabilerin Kuyusu anlamındadır. Sabi, Sebe de Hintçe Shaiv(b)e=Şeybe= Şiva mümini demektir. Tevrat, Peygamberler, Krallar tarihleri Şiva adıyla doludur. Sabiler Harappa, Yahidiler Dwarka kayıp medeniyetlerine ait kavimler olduklarını iddia ederler. Harappa belgeleri ortaya çıktı doğrulandı ama, Dwarka Hint Okyanusunun dibinde olduğundan simdilik pek bir delil elde edilemedi.




Müslüman Araplar Mekke'yi 1,8 milyar Müslümanın din merkezi olarak korumak için Paran çölünü Mekke'ye getirmişler.
Buyurun;



Hz Musa'nın Mısır'dan getirdiği Yahudi halkı Sina yarımadasına yerleşti. Belki oralarda o zamanki Mısır diliyle Sina ve yakınlarında aynı adla anılan ama bu gün 3.800 yıl sonra başka adla anılan çöl olmadığını kim iddia edebilir?

Aşağıda İslam tarihçileri de o tarihlerde, Mekke diye bir yer olmadığını yazmışlar. 

40 yıl cüzzam ve iyileşmeyen hastalıklılardan arındıktan sonra sağlıklı nesillerin Filistin, Ürdün, Lübnan coğrafyasına girmelerine izin verildi.

İsmail ile Hacer'in sürüldüğü Beer Şeba çölünden ayrılıp Paran çölüne gittiklerinde Yaratılış 21;11'de, İsmail'in "okçu" olduğu ve annesinin ona Mısırlı bir kadın aldığını yazıyor.
Sina çölü zaten Mısır toprağı sayılıyor.
Orada Mısırlı bulmak kolay.
Kimsenin yaşamadığı Mekke çölünde, ki Mekke adı bile yokken Mısırlı ne gezer?

Ayrıca 3.800 yıl önce dünyada ulaşım araçları kağnılar olur, o da yol varsa. Yol yoksa, at, eşek, deve, manda, ineklerden başka ulaşım aracı yok.
Bir deve kervanı günde 30-40 km gidebiliyor. Yukarıdaki İslami sayfa, Paran çölünün "ÜÇ GÜNLÜK mesafede olduğunu " Grek Josepuhs Flavius'a (M.S 36-100) dayandırmış.

Müslümanların iddia ettiği gibi Paran/Faran dağları Mekke'deyse kafalar karışır.
O tarihlerde yani 3800 yıl önce Hicaz bölgesinde Mekke adlı bir yerleşim yeri hiç bir kayıtta geçmiyor. Öyle bir yer yok.
Şimdi haritaya bakalım mesafeyi ölçelim:



Beer Şeba çölü ile Mekke arası çöl akarsu yok, belki kuyu da yok, uçakla 1201km 
Bir kervan akarsuları, çayırları olan yaşanabilir çevrede günde 40 km yol alıyorsa;
1200÷40=30 yani 30 gün çöl yolculuğuna kim dayanır?
Bir de köleci, yağmacı soyguncu, esir tüccarı eşkiyalar var. Bir deve bir kerede 40 ile 50 litre su içer. Üç aylık hayvan, insan için gerekli suyu,,yiyeceği, giyeceği neyle götürdünüz? 

Köle, dul kadın Hacer ve oğlu İsmail bir başka yapay zeka cevabına baktığımızda, Beer Şeba ile Mekke arasının gidiş dönüş 88 gün olduğunu veriyor.
Bu gün otomobille 1789 km 17 saat 30 dakika alıyor. Deve Kervanları da günde 40 km gidiyor.


1789×2= 3578 km gidiş dönüş 
3578÷40=89.45 gün, kısaca 90 gün,  üç ay yolculuk yapıp, kimsenin yaşamadığı çöl ortasına kim gider de tapınak inşa eder.
Buna kim inanır?
Buna dere kumu lazım, bilmem kaç ton yumurta akı lazım, horasan harç yapmak için, bazı toprak çeşitleri gerekli temel kazılacak, işçi, kazma,kürek, inşaat süresi hariç 90 günlük insanların hayvanların çölde su, yiyeceklerini taşıyacak develer, eşekler, kağnılar lazım.

Neyse, nelere inanmıyoruz ki, inanın gitsin. Araplar uydurmaya, biz inanmaya doymuyoruz ki.

Şimdi İslâm Ansiklopedisinin verdiği bilgileri yazılı olarak veriyorum;

...Kâbe sözlükte, “Mekke’deki Beyt-i Haram, dört köşe ev, oda” anlamlarına gelir. 
Mekke kentinde, Mescid-i Haram’ın ortasında yaklaşık 13 m. yüksekliğinde, 12 m. boyunda ve 11 metre genişliğinde taştan yapılmış dört köşe binaya “Kâbe” denilir. 

Bununla “Beytullah (Allah’ın evi)” kastedilir. Ayrıca iki âyette, kutsal ev anlamında “El-Beytü’l-Haram”,[1] iki âyette de eski ev anlamında “El-Beytü’l-Atîk” yer alır.[2] Kâbe ismi ise Kur’an’da sadece iki yerde geçer...
...Kuran-ı Kerîm’de Kâbe’yi yapanın Hz. İbrahim’le oğlu İsmail olduğu bildirilir. Bu, ikinci inşa olmalıdır.[7] Bu iki peygamberin Hicaz bölgesine geçişi şöyle olmuştur. Hz. İbrahim’in peygamberliği Irak ve güney Anadolu yöresinde başlamış, kendisini ilâh ilân eden Nemrud’la (Tevrat'ta Nemrut geçmez) karşılaşmasının ve bu kavmin helâk olmasının ardından Filistin’e geçmiş, tebliğ ve irşad görevini uzun süre orada sürdürmüştür. İlk eşi Sare ile sonradan evlendiği Hacer arasındaki duygusal rekabet ve kıskançlık sonucunda, Hz. Hacer’i başka bir yöreye yerleştirmesi gerekti. 



Hz. İbrahim Hacer’i ve küçük yaştaki oğlu İsmail’i alarak Hicaz’a, şimdiki zemzem kuyusunun bulunduğu yere getirdi. 

Henüz Mekke şehri ve o yörede insan yoktu

Bir kırba su ve bir miktar yiyecekle onları orada bırakmak isteyince; Hz. Hacer bu hicretin Allah’ın emriyle olup olmadığını sordu. Hz. İbrahim, vahiyle bıraktığını söyleyince Hacer; “Öyleyse, Allah kulunu zayi etmez, gidebilirsin” diyerek tevekkül ve teslimiyet göstermişti.

Tevrat'a,eklenen, Krallar ve peygamberler Tarihlerinden oluşan 30 kitapta, Yahudilerin İsmailiyeliler ile savaşları çokça işlenir. 
Onlar da Beer Şiva çölü, Kudüs, Hebron çevresinde yaşarlar, Aşera putlarına ibadet ederlerdi.


Harun peygamber de bu dinin tanrısı Ba'al'ın buzağı heykelini yapan Aşera rahibi, halkı tef çalarak coşturan Musa'yı Nil nehrine bıraktığı yazılan Miriam/Meryem (Allah'ın hizmetçisi-kölesi demek) de Aşera rahibesiydiler.

Ibrahim'den Musa'ya ondan sonra İsa'ya bütün Israil tarihî ayni cografyada geçiyor.

Ama, 3.800 yıl önce Hacer ile İsmail bir başlarına, varlıklarından haberleri olmadığı, 1200 km güneye, çölün ortasına, Hint Brahma, Şiva tanrılarının sembolü olan Kare ve Küp şeklinde Satürn tapınağı inşa etmek için ellerinde koordinatları bile yazmadığı gibi, koordinat nedir bilmeyen Ibrahim, Hacer ve 10'lu yaşlarda çocuk İsmail 30 ile 45  gün aç, susuz yürüyecek, kum çölünün ortasına, meteorit veya volkanik Kara Taşlar, kayalar getirip KARE KÜP şeklinde iki katlı Satürn adına tapınak yapacaklar öyle mi?

Bunu o çağlarda yapmaktansa putperest kalmak daha iyidir.
Sira bu Kara Taş, Kara Küp dinine geldi. 

Böyle sayfa resmi vermemin nedeni benim eleştirdiğim Kuran, Tevrat, İncil ayetlerini, ansiklopedik bilgileri değiştirdiler. Yazılmış kitapları alıp yeniden kafalarına gore yazdılar, eskilerini toplayıp kaybettiler.



















Bu bilgiler ışığında, M.Ö 539'dan 320'ye kadar Pers toprağı,  M.Ö 47'ye kadar Grek toprağı olan Mısır ve Hicaz coğrafyasında Yunan tanrısı Satürn'e, M.Ö 47'de Sezar'ın fethiyle Roma toprağı olan Hicaz'a herhangi bir nedenle sürgün edilmiş karışık milletlerden insanlar yerleştirilmiş olabilir. Yukarıdaki medeniyetlerin hepsi de Hint dinlerinde doğma dinlere ibadet ettiklerinden, ortak tanrı Satürn Tapınağını Muhammet sonrası gönüllü veya emrivaki olarak kurdular.

Ama ben Mekke, Medine'nin, Muhammet sonrası İslâm döneminde kurulduğu inancındayım.

Hz. Muhammet zaten bir din kurmayı, o dinde Arap yarımadası, Suriye, Irak'ı birleştirmeyi başaramadı. 
Bu yüzden Ömer ve Atiki Osman'ın (Ebu bekir) kızları tarafından zehirlenip öldürüldü. İnternette bunları ucretsiz okuyabileceğiniz, satın alabileceğiniz kitaplar çok.

Araplar yine Satürn dini, Mecusilik, Yezidilik dinlerinde Ebu Süfyan tarafından birleştirilip ordusu yok edilmiş, Türklerin ayrılıp devletler kurduğu yıkık İran'ı yağmaladılar.

Sonra kendilerine bu gücü veren Herakles ve Roma tanrılarına ibadet yeri olarak bu Satürn Tapınağını inşaa ettiler..
Yetmedi, Hz.Muhammet, "kıyamete kadar İsa'ya inananlar yeryüzüne hükmedecek" diyen Ali İmran 55.ayeti vahiy aldı üstüne de bunu garantileyen büyülü bir mektup verdi. 
Bu ayıp değildi, geçmiştekiler de Tanrı Krallara boyin eğdiler, okuyun;






3.800 yıl önce, İbrahim, babası, amcası, yeğenleriyle kardeşinin de adı olan "Harran Din Merkezine" geliyor. 
Oradan çekirdek aile ensestinin serbest olduğu, Sabilerle akraba olan Mısır toprağı Kenan'a gidiyor. Beer Şiva kuyusunda mola verip, Mısır'a gidiyor.

Dönüşte Kadeş yakınında Gerar şehrine yerleşiyor.
Yaşamı burada şekilleniyor.

Kökleri zaten Harappa Kuzey Hindistan olan Hz. İbrahim için 
dini, tarihî ve turistik(!) hiç bir geçmişi, değeri olmayan, hiç kimsenin yaşamadığı, akar su olarak, nehir, dere, yayla, otlak çayırı bile olmayan Mekke (Şiva'nın Mekkeşvari adından), ateşperest bir Satürn Tapınağı inşa etmek için 30 gün çöl yolculuğu yapmak deliliktir.

Allah'ın kum torbası olan çöle, uçakla 1200km olan yol giderek volkanik kara ve granit kayaları kamyonla taşımayacağına göre 3.800 yıl önce siz nasıl bir proje çizerdiniz?

Haaa, hacılara kolay;
-Allah'a göre güçlüğü mü var?" deyip kurtulurlar ama, böyle bir olayın nasıl olduğu Kuran'ın saydığı Tevrat, Zebur, İncil'de ve Kuran'da niye yok?
Tevrat Yaratılış ve Çıkış kitaplarında İbrahim, İshak, Yakup, Musa bunlar Allah'a yol gösterip pazarlık eden kurnaz adamlar.
İbrahim, Sara çocuk konusuna hiç inanmazlar, Musa, Yahudileri toptan yok etmeye kalkan Allah'ı çocuk gibi avutup vaz geçirir. Çok insan, Musa'nın Allah oldugunu bile iddia ediyor.

İbrahim, Ur'dan Harran'a geldi ama bir medeniyet var, yaşanabilir topraklarda yolculuk ediyorlar. 30 gün deresiz, nehirsiz, çıngıraklı yılanların, kertenkelelerin cirit attığı bir çölde bilmediği bir mekânda tapınak inşa etmeye Allah bile ikna edemezdi onu.
Kuran efsanesine göre Hacer ile Ismail Mekke'nin olduğu çöle gidip Kabe'yi inşa eder, İsmail tepinir ayağı altından zemzem suyu fışkırır.
Tevrat'a göre, İbeahim, Haceri ve bir su kabını Hacer'in sırtına yükler, Beer Şiva çölüne yollar, kendisi gitmez.
Hacer, su bitince susuzluktan ölürken görmemek için uzaklaşır, tanrı ona ikinci kere seslenip bir kuyu gösterir, o kuyu, Mısır'a giderken Ibrahim ile Sara'nın mola verdiği kuyudur. 

Hacer nereden bilsin? Böylece kuyu işi de mucize olmaktan çıktı.
Gerisinde çocuğu büyütmesine yardım eder ama, Mekke'de değil, Sina Yarımadası yakınında Şiva Kuyusu çölünde.

Yahudi tarihçi Flavius Josephus'un sadece adını yazarak kaynsk gösterip, Paran Çölünün Beer Şiva/Şeba çölünden üç günlük yoldur" tespiti kervan hızına göre 40×3=120 km'dir.

Hesap ettik ki, o üç gün değil 3 aymış. Arapların dili bile üç heceden oluşan kelimelerdir. Bu üç heceyi değiştirerek yeni kelimeler üretirler. Bu dile Arapça denilir. Tarih, coğrafya bilmezler, zaman kipleri bor gün önceki olay ile binlerce yıllık olayları aynı zaman kipiyle anlatırlar.
Suriye ve Mısırlılar hariçtir. 
Bu tespitler 1300 yıl ve öncesinde böyleydi. Bu gün de böyle olanlar çoktur.
HzMuhammet'in yaşamını, İslam öncesi Kabe putlarını yazan İbn-i İshak, Arapların Hz Muhammet'ten 20 yıl sonra TARİH atmayı öğrendiklerini yazar.
Urfalı, Arap olduğundan Arapça tercüman polis arkadaşım bütün tutanakları tarihsiz yazardı. Sonra yeniden yazdırırdı amirlerimiz.
 Bir de Ebla Şehri tabletleri var. Yahudi takvimine göre Hz İbrahim'in doğumundan 400 ile 600 yıl öncesinde Suriye Kenize Araplarının Ébrium, İbrium adlı bir krallar var. Abrama adlı Ismail, İshak, Yakup adlı çocukları da var. Bir de onlara bakalım bitirelim.









Yeru-Sa-lu-um, Yeru Aramice baş tanrının birden fazla adlarından biri, "Sa lu um" da, Slm kökünden Selam, dua, Salim, Islâm gibi adların kökeni ve Aşera'nın ilk ikizi Seher ile Salim'in adlarının da kaynağıdır.
Ben uğraşıp yazdım, yorumu size bıraktım.

Takdir sizindir.
Alaeddin Yavuz 
Emekli Polis Memuru 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.