Sayfalar

6 Temmuz 2015 Pazartesi

RAMAZANDA ERKEN OKUNAN SABAH NAMAZININ VERDİĞİ ENDİŞELER



AKP hükumetinin 03 Kasım 2002’de hükumet oluşundan bu güne kadar geçen 13 yıllık tek parti döneminde, Türk Sünnilerin kıldığı “sabah namazı” vakti Kur’anda açık ayet olmasına rağmen sadece “ramazan ayında değiştirilmiştir.

Tanınmış ilahiyatçılardan Abdülaziz Bayındır’ın da kutuplara kadar giderek yaptığı araştırmalar sonunda AKP hükumeti, bize ramazanda sabah namazını “”1 saat 8 dakika” erkene alarak, bu kadar süre de fazla oruç tutturmaktadır.

Bu doğru mudur?

Namaz ve oruç yalnız Müslümanlara özel bir ibadet olmayıp diğer dinlerde de olan bir ibadettir. Hindularda, Brahmanlarda, Canlar olan Jainistlerde, Budistlerde, Zerdüştlerde, Zervanilerde, Keldanilerde, Manilerde, Sabilerde, Yahudilerde, Gregoryen Ermenilerde, Ortodoks Hristiyanlığın bütün mezheplerinde, Süryanilerde Ortodoks Yahudiler olan Şemsiler ve Yakubilerde, Lev Tahor Yahudilerinde, Kıptilerde, Nasturilerde, Derezilerde ve hatta Grek/Yunan Ortodoks Hristiyanlarında (ruhbanlara), Sibirya şamanlarında, Kızılderililerde namaz ve oruç ibadetleri farklılıklarıyla beraber vardır.

Şeytana  dişil olarak İştar, İnanna, Aşera, Er Ruha, Er Ruda; Afrodit, Anahita, İsis (Aysis) adlarıyla, eril olarak Arman/Ehriman/Erman adlarıyla tapınan Zervanilerde namaz, oruç ibadetleri vardır.
Kökenleri, Sümer, Mısır, Hint, İran dinlerine dayanan en eski dinlerin ibadetlerinde bu gün dahi yapılmaktadır.

Ortodoks Hristiyan olan Süryanilerin ibadetlerinin Sünni Müslüman ibadetinden ayırt edilemeyeceğini Elmalılı Hamdi Yazır Bakara Suresi 62. ayetinde, kendinen önceki İslam ulemalarının da tespitlerini kaynak göstererek yazmıştır.

Bu dinlerin inananlarının çoğu ülkemizde uzak ve yakın geçmişte bir şekilde İslam’a girmişler ve dini yaşantımıza da eski dinlerinin alışkanlıklarını sokmakta mahir davranmışardır. Bu nedenle her Müslümanın dinini sorgulaması için de mecburiyet doğmuştur.

Süryaniler, çıkarlarının elverdiği duruma göre kökenlerini bir İran, iki Yahudi, üç Rum/Grek/Yunan, dört Arami/Sebe kavmine kadar kökenlerini bağlayabilmektedirler. Ancak ibadetlerinin temeli Sabilerden de kökenleri önceye dayanan Irak’lı Keldanilerin (Ay’a Tapınanlar) ibadetlerine uygun görmekteyim.
Putperestlik döneminden kalma heykellerde namaz (Alt)
Günümüz Müslümanlarında namaz. 
Bu "el bağlama Süryanilerde "Haç Oluşturma"dır.

Kendilerini, Yahudiler, Ermeniler, Yezidiler gibi gizleyen bu inanç mensuplarının, başımızda ilahiyatçı, siyasetçi, asker, ekonomist, sanayici, sermayedar olarak, Müslüman kılığında bizi ince ince kendi inançlarına devşirdikleri günlerde bu mecburiyet Müslümanların birinci görevidir. Aksi halde kendileri sonucundan sorumlu olacaklardır. Bu değiştirme ve dönüştürme de yeni değildir. Kökenleri peygamber zamanına kadar ulaşmaktadır.

Şimdi konuyu deşmeye başlayalım;

Müslümanlara namazı bildiren ilk sure İsra Suresi 17:78. ayettir.
Bu sure peygamberin miraca çıkışını ve Müslümanlara Allah’ın emirlerini getirdiği gecedir. Namazın da beş vakit olarak bu olayda emredildiği genel kabul görmektedir.
Taha 20:130’un daha sonra indiği kabul edilmektedir.
Oysa İsra Suresinin iniş sırası “54”, Taha Suresinin ise “49” dur. Buna rağmen tespit sizi aldatmasın, zira Kur’an ayetleri, Yevrat, İncil gibi sırayla metin halinde değil, karışık olarak inmiştir. Vahiy katipleri butun ayetleri kayıt ederken peygambere daima “Bu ayeti hangi sureye ve hangi sıraya koyalım” diye sorduklarına bir çok kaynakta rastlamaktayız.
Şimdi isra suresinin ilgili ayetini ve tefsirini okuyalım;

17:78- Namazı devamlı kıl ve kıldır. Güneşin zevali (batıya kayması) dolayısıyla gece karanlığına kadar ki öğle, ikindi, akşam, yatsı vakitlerini içine alır."
Tefsiri E.H.Yazır;
"Rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber buyurmuştur ki: "Güneşin batıya kayacağı vakitte Cebrail geldi, bana öğle namazını kıldırdı" Sabah Kur'ân'ını da, yani kırâeti özellikle önemli olan sabah namazını da dosdoğru kıl. Muhakkak sabah Kur'ân'ı şahitlendirilmiştir. Ona gece melekleri de gündüz melekleri de hazır ve şahid olur ve bütün kâinat uyanır, insanın gözle görme zevki yükselir."

Kur’an’da sabah namazı ile imsak vakti birdir;

Bakara Suresi 2.

2:187- “”Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlar.“

Tefsiri;

“...Bu "fecirden ibaret" kaydının, sonradan nazil olduğu rivayet edilmiştir. Şöyle ki: Bundan önce bazı kimseler biri beyaz, biri siyah iki iplik alır; bunlar birbirinden seçilinceye kadar imsak yapmazlarmış. Bu hadise üzerine "fecirden ibaret" açıklaması nazil olarak, kastedilen mânâ açıklanmış; beyaz iplik hakikat olmayıp, bilinen bir mecaz olan fecrin başlangıcı olduğu ve şer'î günün buradan başladığı anlaşılmıştır...”

Aynı ayet hakkında bir diğer kaynakta da benzer açıklama yapılmıştır. Hem de beş profesör bir doçent doktordan oluşan altı kişilik heyetçe hazırlanan bir meal kitabında.
Okuyalım;
“”İslamın ilk zamanlarında farz olan ramazan orucunu tutarken,sahur yemeği yoktu.Oruç tutan kimse akşam orucunu açınca, Yatsı namazını kılıp uyuyuncaya kadar yer içerdi. Bundan sonra yemek içmek, kadınlara yaklaşmak haramdı.
Bazı Müslümanlar dayanamayıp kadınlarına yaklaştı, bazıları yorgunlukları sebebiyle iftardan sonra uyudukları için, ertesi gün açlık ve susuzluktan baygınlık geçirdiler. Cenabı Allah müminlere acıdı ve bir olaylık olmak üzere bu ayeti indirdi.
Beyaz iplik ve siyah iplik”  ifadelerinin maksadı “min-el fecr : tan yerinin ağarmasından” ifadesi açıklığa kavuşturmuştur.

Buna göre, orucun başlaması gereken imsak vakti, güneşin doğmasına değil, Fecr’in doğmasına,yani tan yerinin ağarmaya başlamasına bağlıdır. İplik tabir de tanyerinin ağarmasının başlangıcını ifade etmektedir. Aydınlık yayılıp yükselince artık ona  beyaz iplik denilemez.
Aydınlığın başladığı an,sahurun bittiği ve imsakın başladığı, aynı zamanda sabah namazının da girdiği andır. “”Kaynak Kur’an-ı Kerim ve Trükçe Açıklamalı Meali – Hazırlayanlar; Prf.Dr. Hayrettin Karaman-Prf.Dr. Ali Özek-Prf.Dr.İbrahim Kafi Dönmez-Prf.Dr. Mustafa Çağrıcı-Prf.Dr.Sadrettin Gümüş-DoçDr. Ali Turgut. Türkiye Diyanet Vakfı yayınları 86/D İstanbul 2010

Yukarıda verdiğim iki kaynakta da, “sabah namazının ve imsak vaktinin” aynı olduğu, yani “tan yerinin ağarması”  anı olduğu açıktır.
Şu yorumu dikkatle okuyalım;
Aydınlığın başladığı an,sahurun bittiği ve imsakın başladığı, aynı zamanda sabah namazının da girdiği andır.

Durum buysa neden imsak ile sabah namazı arasında bir saatlik bir aralık vardı?
Ve;
AKP hükumeti gelinceye kadar neden sabah namazı ramazanda, Abdülaziz Bayıdır hocanın yaptığı tespitlere göre de “1saat 8 dakika” geç kılınırdı yani, ramazan ayı dışındaki aylardaki olağan zamanında?
Bu konuda bir çok İslami internet sitesinde yaptığım araştırmalarda imsak vaktinin, sabah namazı vakti olduğu, yemenin içmenin kesildiği vakit olduğu belirtiliyor. Hatta bazı sitelerde bunu yaıramayanlara da aptallar deniliyor.
Bu aklı evvellere(!) göre, ben ve Abdülaziz hoca gibiler “aptallar oluyoruz. Oysa Kur’an, açıkça imsak ve sabah namazı vaktinin “min-el fecr=tan yerinin ağarması” olarak belirtirken, ramazandaokunan imsak vakti sabah namazından bir saat sekiz dakika sonra hava aydınlanmaktadır.

Bu olay kafaları karıştırmaktadır.
Neden mi?

Eğer, bazı çakma ilahiyatçıların dedikleri gibi “Müslümanlardan başkası namaz kılmaz” inancınız varsa önce “namaz” kelimesinin kökeninin Hintçe “Namas=Selam=Dua” olduğunu hatırlatırım. Hindular, Brahmanlar, Jainistler (Cancılar) da bilinen altı bin yıldır namaz kılarlar ve bunun kökenlerinin tufan öncesine dayandığını yazarlar.

Araplarda “ Salat” bizdeki “Namaz” kelimesinin karşılığıdır. İranlı Zerdüştler, Mihriler, Zervaniler, Maniler de namaz kılarlar. Türkler de Hintlilerden “Namas”, iranlılardan da “namaz” olarak bu ibadeti almışlar, İslamdan önce de uygularlardı.

Hint Brahmanları, Hinduları sabah, akşam, Jainisler (Cancılar) beş vakit, Zerdüştler beş vakit, İran Sabileri beş vakit, bazı Sabi mezhepleri üç ile beş vakit, Süryaniler (Ortodoks Hrisityanlar) yedi vakit, Kürt ve İran Yezidileri iki vakit, İslam öncesi Emevi Yezidileri, Kureyşliler de Mecusi yani Zerdüştlükten çıkan şeytan Arman/Ehriman’a ibadet edilen Mecusi (cüce şeytan ve cinlere tapınılan) dinindeydiler ve sabah-akşam olmak üzere iki vakit kılarlardı. Peygambere yasaklanan ise “orta namazları denilen “öğle ve ikindiydi.

Mecusiler, Güneş tanrıçası,olarak Allah’In kızı olan El Uzza, bazı Arap kabileleri de El Lat’a tapınırlardı. Öğle ve ikindi vakti, Güneşi’n yeryüzüne hakim olduğundan, bu vakitlerde namaz kılmayı “tanrıçanın gücünden şüphe duymak “olarak gördüklerinden namaz kılmazlar, kılanı da öldürmek dahil her şekilde engellerlerdi.
Bu gün de "namaz kılmayanı, oruç tutmayanı öldürün" diyen sapkın Müslümanlar veya Vehhabi-Ortodoks Yahudi dinleri harmanı yeni Selefiler bunlardan çıkmaktadır.

Bu yüzden amcası Ebu cehil onun için “bir daha namazda yani orta namazlarında görürsem boynunu kıracağım” demiştir.
Muhammet, peygamberlik öncesi kervanlarda çalıştığından, o zamanın turist kafileleri de bu kervanları olduğundan, kendilerine katılan Sabi din adamlarından etkilenip Sabi olmuş, onların “Ahnaf koluna” geçmiş ve günde beş vakit ve artı gece namazı da kılmaktaydı.
Bu yüzden, Kureyşliler ona “sabiyye=dönek” diyorlar, Sabilerin gök cisimlerine tapınmaları yüzünden de onu gördüklerinde “sebat et nücum=Yıldız göründü” diyerek alaya alıyorlardı. (kynk-E.H.Yazır Kuran tefsiri Bakara 62. ayet tefsiri)
Günde yedi vakit namaz kılan Süryaniler ile bazı Sabi mezheplerinde “iki vakit sabah namazı” vardır.
İlki, bu gün imsak vakti olarak ramazanda okunan AKP döneminde başlamış sabah namazı, diğerinde de AKP öncesinde ve ramazan dışındaki sair zamanlarda kılınan sabah namazı vaktidir.
Süryanilerin kendi kiliselerine ait İnternet sitelerinde olsun gerekse onlar hakkında çalışma yapan Zeynep Gül Küçük’ün “Mardin ve Çevresinde Süryaniler” adlı 2008 yılında yayınladığı araştırma çalışmasında Süryani namazlar aşağıdaki gibi sıralanmıştır.

“...Süryanilerde namaz,

Sabah Namazı, Kuşluk Namazı, Öğle Namazı,İkindi Namazı, Akşam Namazı,Yatsı Namazı ve Gece Yarısı Namazı olmak üzere yedi vakittir.
Bu namazlardan dördü ( sabah, öğle, akşam, gece yarısı ) mecburi (farz); üçü (kuşluk, yatsı, ikindi) mecburi değildir(sünnet). Sabah, öğle, ikindi kilisede topluca kılınır. Diğer namazlar kişisel olup, evde veya işyerinde kılınabilir. Kıble doğu’dur, namazlar Pazar ve bayram günleri dışında secdelidir....”
Habeş İncil’ine bağlı Gregoryen Ermeni Hristiyanları da Müslümanlar gibi günde BEŞ VAKİT namaz kılmaktadırlar.
Benim dikkatimi çeken olay, Ramazanda sabah namazının “imsak vakti” bahanesiyle bir saat seki dakika erken okunması ve kılınmasıdır. Bu da Süryanilerin kıldıkları bizim imsak vaktine gelen “teheccüd/gece namazlarının” vakti olmasıdır.
Zira, Süryaniler de bizim gibi oruç tutmaktadırlar “üç aylar” tanımına uygun olarak Şubat, Marti Nisan aylarında “40” gün olan oruçları vardır.ve hatta başka ilave oruçlarla bizden de fazla tutmaktadırlar. Aynı kaynaktan okuyalım;



1.2.2.2. Oruç

Bedensel arzu ve istekleri zayıflatarak, ruhsal yapıyı güçlendirmeyi hedefleyen bir ibadet olan oruç; belirli zamanlarda yeme, içme ve cinsellik gibi istek ve duyguları terk etmek, ruhsal ve zihinsel yapıya ağırlık vermektir. Oruç yeme ve içmeden tamamen uzak durmak şeklinde olabileceği gibi, et ve diğer hayvansal gıdalar gibi belirli yiyecekleri yememek şeklinde de olabilir.

Süryanilerde çeşitli zorluk ve uzunlukta birçok oruç vardır. Bunları şöyle sıralamak mümkündür:
Büyük Oruç: Şubat, Mart, Nisan aylarında tutulan Büyük Oruç kırk gündür.

Elem Haftasının yedi günü eklenir toplam kırk sekiz gün olur . Hafif yemek yemeye cumartesi Pazar bile dikkat edilir. Bu sıkı oruç öğleye kadar sürer. Herhangi bir şey yemek hatta sigara içmek yasaktır.
Havariler Orucu: Haziran başında perhiz olarak üç gün tutulur. 1946 yılına kadar süresi on gün olan bu orucun, 1946 yılında toplanan III. Humus Konsili yalnızca üç gün olmasını kararlaştırmıştır.
Ninova Orucu: İlkbaharda, Şubat ayında tutulan üç günlük oruçtur. Sadece bu oruç, büyük oruç gibi, hem öğleye kadar orucu hem de perhizi ihtiva etmektedir. 
Meryem Ana Orucu: Ağustos ayının onundan on beşine kadar devam eden beş günlük perhizdir. 1946 yılına kadar süresi on beş gün tutulan bu oruç, 1946 yılında toplanan III. Humus Konsili’nde beş güne indirilmiştir.
Noel Orucu: İsa’nın doğuş bayramı orucu olan Noel Orucu, Aralık ayının on beşinden yirmi beşine kadar on gündür. 1946 yılına kadar yirmi beş gün idi. 1946 yılındaki III. Humus Konsili on gün olmasını kararlaştırmıştır.
Bu oruçlardan Büyük Oruç ve Ninova Orucu hem perhiz hem de oruç olarak tutulur, diğerleri sadece perhizdir “

Esenler Otogar Camii minaresi Yunan Hileci tanrısı
Hermes'in sembolü olan "erkeklik organı"nı andırır
şekilde inşa edilmiştir.
Verilen bu bilgiler ışığında, sabah namazının bir saat sekiz dakika erkene alınması dinin dönüştürülmesiyle bağlantılıdır. Çünkü, AKP hükumeti 2002 yılından beri, Hristiyan, Yahudi ve Müslüman ibadethanelerini bir yerde inşa etmekten, Dinler Arası Diyalog, Ilımlı İslam gibi batı kaynakjlaı dini dönüştüren, değiştiren icaraatlarda en önde gitmiştir.
1071’de Alpaslan zamanında camii yapılmış kilise vakıflarının mallarını iade etmiş, cemaati olmayan kiliseleri onarmış hizmete açmış en sonunda Atatürk Orman Çiftliğinde kaçak olarak inşa edilen Ak Saray adlı yeni Başkanlık konutuna da ilk yabancı misafir olarak Vatikan’da Katolik Hristiyanların ruhani önderi Papa Francis çağırılmış, adeta hem saray hem da cumhurbaşkanı papaya alnından öptürerek birlikte vaftiz edilmişlerdir.

Bu kadar az görülen olayların yaşandığı günümüzde bu endişelerin duyulmaması olağandışıdır. Endişelenmek ise olağandır.

Son olarak, AKP hükumetinin resmi kanalı sayılan Ülke Tv’nin, sıradışı konularını tartışan Celal Bayar Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Mehmet Çelik’in ikendi beyanından, Hrisityanlarda namaz vakitleri ve rekatlarını verelim. Bu namazlarda sadece “akşam namazı ALTI rekat olarak Sünnilerin namazından farklıdır;


“Pazar günleri yaptıkları ayinleri bizim mevlüt törenlerimize benzetebiliriz. Onların inancına göre İsa a.’ın öldükten sonraki dirilişini sembolize etmek ve onu ayinle kutlama mantığı vardır Pazar ayinlerinde. Şimdi size tüm Ortodoks manastırlarındaki ibadetten bahsedeyim. Bu ibadeti bugün sadece ruhbanlar yapıyorlar.

Ruslarda, Yunanlılarda, Kıbtilerde, Nasturilerde, Süryanilerde, Sırplarda, Ermenilerde, Bulgarlarda, Maronilerde, Keldanilerde manastırda günde beş vakit farz namaz kılınır. Sabah namazları 4 rekattır ve güneş doğmadan önce kılınır. Öğle namazı 10 rekattır ve güneş zevaldeyken kılınır, akşam namazı 6 rekattır ve güneş battıktan sonra kılınır. Ben Süryani manastırında kaldığım 5 yıl boyunca onların topluca kıldıkları bu namazlara şahitlik ettim.

Hoca da bunu, benim yıllardır Süryaniler, Sabiler başta olmak üzere “Namaz kılan gayrimüslümler” ile ilgili çalışmalarımdan sonra yani 2013 yılında yazmak zorunda kalmıştır.
Benim bu çalışmalarım ortada yokken, bu konuda yazılmış bir tek satır yazıyı bu dini gruplar ile İslam uleması geçinen sayısız imam, prof., şıh, şey, mir, emir, pirden duyma veya öğrenme olanağı yoktu.
Dokuz yıllık çabalarım ile kripto azınlıkların kendilerini ifşa etmelerini sağladım. Ermeniler kendilerini açıkladılar, Sabetayist Yahudiler ve Museviler deşifre edildiler ama kripto Rumlar hala kendilerini saklamaktadırlar.
İbadetleriniz, İslam ile ters düşerse sorumlusu sizsiniz. Sizi değiştirp dönüştürenler değil. Zira dininizi öğrenmeme suçu işliyorsunuz, Allah’ın ilk emri olan “İKRA=OKU” emrini uygulamıyorsunuz.

Takdir sizlerindir.

İşte Profesör Mehmet Çelik'in Hristiyanlarda namazı anlatan videosu;




Alaeddin Yavuz/
Alaeddin Yavuz wordpress
keykubat
/adilyargic
/ adilyargicc

Yazıya kaynakçalar;
1-http://keykubat.blogspot.com.tr/2012/12/suryanileri-kendi-kalemlerinden.html
2-http://keykubat.blogspot.com.tr/2013/11/kripto-ermeniler-kendilerini-ifsa.html#axzz3f3u3wwKQ
3-http://adilyargicc.blogspot.com/2011/05/namaz-tespih-ve-tavafin-budist.html?spref=fb
4-http://adilyargicc.blogspot.com.tr/2014/02/aramilerden-haramilere.html
5-http://keykubat.blogspot.com.tr/2011/02/yezitler-suryaniler-ve-nurcularin.html#axzz3f3u3wwKQ
6-http://adilyargicc.blogspot.com.tr/2012/02/sumerden-islama-cin-ve-seytan-kultu.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.